|
| | #1 |
| | ![]() Cihad Hakkındaki Pırlanta Serisi RİSALE-İ NURUN CİHAD VAZİFESİ Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim! Bu zamanın ve gelecek asırların Müslümanları ve bizler, Kur'an-ı Azîmüşşân'ın tefsiri olan öyle bir rehbere muhtacız ki; tahkikî îman dersleriyle, îman mertebelerinde terakki ve teâli ettirsin Hem korkak değil, bilakis Risale-i Nur talebeleri gibi cesur ve kahraman ve fa'al ve amel-i sâlih sahibi, mütedeyyin, müttaki ve bununla beraber, şahsî rahatlık ve menfaatlarını îman ve İslâmiyet'in kurtuluşu uğrunda fedâ eden, fedâî ve mücahid Müslümanlar yetiştirsin, neme lâzımcılıktan kurtarsın Hem taarruz ve işkenceler ve ölüm ihtimalleri karşısında, tahkikî îmân kuvvetinden gelen bir cesaretle, Kur'an ve İslâmiyet cephesinden asla çekilmeyen, "Ölürsem şehidim, kalırsam Kur'anın hizmetkârıyım" diyen ve yılgınlık haline düşmeyen sâdık ve ihlaslı, yalnız Allah rızâsı için hizmet eden, Nur talebeleri gibi İslâmiyet hâdimleri yetiştirsin, böyle muazzez Müslümanlar meydana getirsin![]() Evet bu asra öyle bir Kur'an tefsiri lâzım ve elzemdir ki; Risale-i Nur gibi akıl, fikir ve mantığı çalıştırsın, ruh ve kalb ve vicdanı tenvir etsin Müslümanları, beşeri uyandırsın; intibah versin, gafletten kurtarsın Sırat-ı Müstakim olan Kur'an yolunu göstersin Sünnet-i Seniyeye ve İslâmiyetin şeâirine muhalif olarak yaptırılan ve yapılan şeyleri fark ettirip, sünnet-i Peygamberîye (Aleyhissalâtü Vesselâm) ittibaı ders versin ve ihya etmek cehdini uyandırsın![]() İşte Risale-i Nur'un böyle hâsiyetleri hâvi bir Kur'an tefsiri olduğu, otuz seneden beri meydandadır ve ehl-i hakikatın tasdikiyle sabittir Hem amansız din düşmanlarının plânlarıyla mahkemelere sürüklenen Risale-i Nur talebelerinin müdafaaları; ve bu talebelerin İslâmiyete hizmetleri esnasında, gizli İslâmiyet düşmanı, insafsız, cebbar zâlimlerin entrikalarıyla maruz kaldıkları işkencelerden yılmamak, şahıslarını düşünmeden, yâni şahsî refahlarını İslâmın refah ve saadeti için fedâ ederek, sıddıkıyetle sebat etmeleri ve eşedd-i zulme mukavemet etmeleri âşikâr bir delil teşkil etmektedir![]() Sözler, Konferans
|
| |
| | #2 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() CİHAD FARZ-I AYIN OLMUŞTUR Şehid velidir Cihad farz-ı kifaye iken farz-ı ayn olmuştur Belki muzaaf bir farz-ı ayn hükmüne geçmiştir Hac ve zekat gibi, cihadda da niyetin tasarrufu azdır Hattâ adem-i niyet dahi asıl nokta-i nazarından niyet hükmündedir Demek zıdd-ı niyet, yakînen tebeyyün etmezse, cihad şehadet-i hakikiyeyi intac eder Zira vücub tezauf etse, taayyün eder İhtiyarı tazammun eden niyetin te'siri azalır Şu günahkâr millette, birdenbire onbinler evliya inkişaf ve tezahür etse, az bir mükâfat değildir![]() Hutbe-i Şamiye
|
| |
| | #3 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() BEDİÜZZAMAN(K S) CİHADLA ALAKLI BAZI GÖRÜŞLERİŞefkat-i insaniye, merhamet-i Rabbaniyenin bir cilvesi olduğundan, elbette rahmetin derecesinden aşmamak ve Rahmeten li’l-Âlemîn Zâtın (ASM) mertebe-i şefkatinden taşmamak gerektir Eğer aşsa ve taşsa, o şefkat, elbette merhamet ve şefkat değildir; belki dalâlete ve ilhada sirayet eden bir maraz-ı ruhî ve bir sekam-ı kalbîdirMeselâ, kâfir ve münafıkların Cehennemde yanmalarını ve azap ve cihad gibi hadiseleri kendi şefkatine sığıştırmamak ve tevile sapmak, Kur’ân’ın ve edyân-ı semâviyenin bir kısm-ı azîmini inkâr ve tekzip olduğu gibi, bir zulm-ü azîm ve gayet derecede bir merhametsizliktir Çünkü mâsum hayvanları parçalayan canavarlara himayetkârâne şefkat etmek, o biçare hayvanlara şedit bir gadr ve vahşi bir vicdansızlıktır Ve binler Müslümanların hayat-ı ebediyelerini mahveden ve yüzer ehl-i imanın su-i âkıbetine ve müthiş günahlara sevk eden adamlara şefkatkârâne taraftar olmak ve merhametkârâne cezadan kurtulmalarına dua etmek, elbette o mazlum ehl-i imana dehşetli bir merhametsizlik ve şenî bir gadirdir Risale-i Nur’da kat’iyetle ispat edilmiş ki, küfür ve dalâlet, kâinata büyük bir tahkir ve mevcudata bir zulm-ü azîmdir ve rahmetin ref’ine ve âfâtın nüzulüne vesiledir Hattâ, deniz dibinde balıklar, cânilerden şekva ederler ki, "İstirahatimizin selbine sebep oldular" diye rivâyet-i sahiha vardırO halde kâfirin azap çekmesine acıyıp şefkat eden adam, şefkata lâyık hadsiz mâsumlara acımıyor ve şefkat etmeyip ve hadsiz merhametsizlik ediyor demektir Yalnız bu var ki, müstehaklara âfât geldiği zaman mâsumlar da yanarlar; onlara acımamak olmuyor Fakat, cânilerin cezalarından zarar gören mazlumların hakkında gizli bir merhamet var (Kastamonu Lahikası) İşte bütün bunlardan anlaşılıyor ki; cihad ve cizye yalnız insanları değil, kainatı dahi küfrün belasından kurtarıyor Hem yine anlaşılıyor ki; cihad ve cizye her ne kadar sureten menfi bir mesele olarak gözükse de, aslında müsbet bir hakikatin ünvanıdır Fakat maalesef Üstadın dediği gibi, bazan zıd zıddını tazammun edermiş Şu anda da, bağyden (terörden) medeniyeti muhafaza eden cihad için haşa terör denmektedir Üstad Hazretleri bu hususu şöyle ifade etmiştir: Görüldüğü gibi Üstad Bediüzzaman, cihad-ı maddîyi şiddetle müdafaa etmiş, hatta asrımızda olduğu gibi o zaman da cihadın medeniyete muhalif olduğunu iddia edenlerin bu sözlerini reddetmiş, aksine cihadın, hakiki medeniyetin lazımı olduğunu şu sözleriyle beyan ve isbat etmiştir: Sual: Hal-i hazırdaki medeniyet, dinî cihada müsaade etmediği ve fetva vermediği halde İslamiyet ile bu medeniyet-i hazıra arasında tatbikat nasıl olur? Cevab: Vakta ki medeniyet, müdafaa için gayr-ı meşru vasıtaları bile meşru kılıp cevazına fetva verdiği halde nasıl bütün şeriatların tesbit ve emr ettikleri cihada müsaade ve teşvik etmeyecek? Dünyada rezalet bulundukça faziletin ona karşı cihad etmesi zaruridir Muhakkak cihad ebedidir!!!Sonra bizim mevki ve mekanımız ki bize çok geniş olup başkaları gibi dar değildir- tedafü mevkiidir, tecavüz değil Ve dinimizin esası da buna işaret eder Çünki bizi müdafaa mevkiinde durduruyor Çünki kelimesi işaret ediyor ki bizim en evvel vazifemiz davettir Sonra onlara karşı cihadla müdafaa yaparız (Arabi Hutbe-i Şamiye/ Teşhis-ul illet) Üstad Bediüzzaman burada da, bütün şeriatların cihadı tesbit ve emrettiklerini bildirmektedir O halde, başta Kuran ve Resul-i Ekrem (A S M ) olarak, bütün semavi kitabların ve peygamberlerin emir ve tatbik ettikleri bir cihad hakikatini hangi kuvvet yeryüzünden kaldırabilir? Demek cihad ebedidirHem yine buradan anlaşılıyor ki cihad, her ne kadar sureten tecavüz gibi gözükse de, hakikatte tedafüdür, yani müdafaadır Çünkü cihad, medeniyet ve fazileti rezalete karşı müdafaa etmekte ve kafirlerden cizye alıp onları zelil ederek, onların rezaletlerine mani olmaktadır Hem yeryüzünü fitne ve fesaddan ve şu asrın tabiriyle terör denilen bağiyden muhafaza etmektedir O halde cihad hakiki medeniyet ve faziletin bir lazımıdır Şu ayet-i kerimeler de bu hususu beyan etmektedir:Yine Üstad Bediüzzaman Hazretleri, şeriat-ı teklifiye cihadı emrettiği gibi, adetullah denilen şeriat-ı fıtriye ve tekviniyenin dahi cihadı emrettiğini şöyle ifade etmiştir: İlmin i’tası, manen ameli emrediyor; zekânın i’tası, ilmi emrediyor; istidadın bulunması, zekâyı; aklın verilmesi, marifetullahı; kudretin verilmesi, çalışmayı; cesaretin verilmesi, cihadı manen ve tekvinen emrediyor (İşarat-ul İcaz) Üstadın bu sözünün manası şudur ki; Bir alimin tasvir ettiği gibi; nasıl sobadaki ateş, dumanının çıkması için bir menfez bulamazsa, içerideki insanları boğar ve zehirler, öyle de;Cenab-ı Hakkın insanın içinde dercettiği ve yaktığı cesaret ateşine, fıtrî ve müsbet bir mecra verilmezse, yani hariçteki kafirlere karşı cihad yolunda sarf edilmezse, o vakit dahilde kullanılır Bu ise dahilî fitnelere, ihtilaflara ve gıybet gibi her türlü menfî tahribata sebebiyet verir![]() Keza Üstad müteaddit eserlerinde cihadın hikmet ve maksadını ve büyük hayırlar ihtiva ettiğini beyan etmiştir Şöyle ki:Bir hükûmet, mücahede ettikçe cesareti artar, terkettiği zaman cesareti azalır ve binnetice cesaret de, hükûmet de söner, mahvolur ![]() (İşaratül icaz-164) Hayr-ı kesîr için, şerr-i kalil kabul edilir Eğer şerr-i kalil olmamak için, hayr-ı kesîri intac eden bir şer terkedilse; o vakit şerr-i kesîr irtikâb edilmiş olur Meselâ: Cihada asker sevketmekte elbette bazı cüz’î ve maddî ve bedenî zarar ve şer olur Fakat o cihadda hayr-ı kesîr var ki, İslâm küffarın istilasından kurtulur Eğer o şerr-i kalil için cihad terkedilse, o vakit hayr-ı kesîr gittikten sonra şerr-i kesîr gelir O ayn-ı zulümdür Hem meselâ: Gangren olmuş ve kesilmesi lâzım gelen bir parmağın kesilmesi hayırdır, iyidir; halbuki zahiren bir şerdir Parmak kesilmezse, el kesilir; şerr-i kesîr olur![]() (12 Mektub)Malûmdur ki, şerr-i kalil için hayr-ı kesîr terkedilmez Terkedilirse, şerr-i kesîr olur Zekat ve cihadda olduğu gibi![]() (İşarat-ul İcaz) Risale-i Nurun çok yerlerinde Hazret-i Üstad, cihad-ı maddînin farziyetini, Resul-i Ekrem (A S M ) ve ümmetinin cihad ile vazifedar olduğunu beyan etmiştir Şöyle ki:İncil’de, İsa’dan sonra gelen ve İncil’in birkaç âyetinde "Âlem Reisi" ünvanıyla müjde verdiği Nebinin tarifine dair: İşte şu âyet ( gösteriyor ki ( ayeti : "Sahib-üs seyf ve cihada memur bir peygamber gelecektir " Kadîb-i Hadîd, kılınç demektir Hem ümmeti de onun gibi sahib-üs seyf, yani cihada memur olacağını, Sure-i Feth’in âhirinde :âyeti, İncil’in şu âyeti gibi, başka âyetlerine işaret edip, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm sahib-üs seyf ve cihada memur olduğunu İncil ile beraber ilân ediyor ![]() (19 Mektub)Hem İncil’de, Esma-i Nebevîden "Sahib-ül Kadîbi ve-l Herave" yani "seyf ve asâ sahibi " Evet sahib-üs seyf enbiyalar içinde en büyüğü; ümmetiyle cihada memur, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’dır![]() (19 Mektub)Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhde ile kendini, yek-vücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felâketi; âlem-i İslâmın saadet ve hürriyet-i müstakbelesiyle telafi edilecektir Zira şu musibet, maye-i hayatımız olan uhuvvet-i İslâmiyenin inkişafını hârikulâde ta’cil etti![]() (Hakikat Çekirdekleri 52 Vecize)Ben de o noksan fehmimle eski Harb-i Umumî’de fariza-i cihadda avcı hattında ne kadar fırsat buldumsa kalbime tulû’ eden nükteleri yazıyordum Derelerde, dağlarda hücum ederken kaydederdim![]() (Emirdağ Lahikası-90) Hem zâlime karşı miskinliği esas tutan Hıristiyanlık, nihayat tecellüd, cebbarlıkta; ve zâlime karşı cihad, izzet-i nefsi esas tutan İslâmiyet-eyvah!-nihayet miskinlikte karar kıldı ![]() (Sünuhat) Meşhurdur ki: Bir zaman İslâm kahramanlarından ve Cengiz’in ordusunu müteaddid defa mağlub eden Celaleddin-i Harzemşah harbe giderken, vüzerası ve etbaı ona demişler: "Sen muzaffer olacaksın, Cenab-ı Hak seni galib edecek " O demiş: "Ben Allah’ın emriyle, cihad yolunda hareket etmeye vazifedarım, Cenab-ı Hakk’ın vazifesine karışmam; muzaffer etmek veya mağlub etmek onun vazifesidir " İşte o zât bu sırr-ı teslimiyeti anlamasıyla, hârika bir surette çok defa muzaffer olmuştur![]() (17 Lema, 13 Nota)Hem baş tarafda cihadın kısımlarında anlatıldığı üzere, Üstad Hazretleri de dahildeki cihad ile hariçteki cihadın ayrı ayrı olduğunu, maddi kılıcın ancak hariçteki kafirlere karşı çekilebileceğini, dahilde ise Kuranın parlak nuru ile ve kati ve mukni delillerini göstererek mücahede edilmesi gerektiğini ve dahilde asayişi muhafazanın bir üss-ül esas olduğunu belirtmiştir İşte bu noktanın iyice kavranması gerekmektedir Hariçteki cihadın hükümlerini dahilde tatbik etmek ve asayişi bozarak masumların zarar görmesine meydan vermek nasıl büyük bir hata ise; dahildeki mücahedenin ahkamını, hariçteki kafirlerle mücahedede tatbik etmek ve maddi cihadın muktezasını ibtal etmeğe çalışmak, ondan daha büyük bir hatadır Zira böyle bir iltibasla maddi cihadı inkar etmek; hem Kuran-ı Azimuşşanın ve Resul-i Ekremin (A S M ) Sünnet-i Seniyyesinin ve hem de Üstadın dediği gibi bütün edyan-ı semaviyenin bir kısm-ı azamını inkar etmek ve sahabe-i kiramın gittiği ve Üstad Bediüzzaman gibi bütün ehl-i sünnet ulemasının tesbit ettiği ve bilfiil takib ettikleri Cadde-i Kübra-i Kuraniyeyi terk etmek demektir Üstad Hazretleri şeriatı gayet iyi bildiği ve şeriatın ahkamına son derece riayet ettiği için, 1 Cihan Harbinde talebeleriyle beraber şehadet arzusuyla ve İla-i Kelimetullah için maddeten cihad etmiş ve farz-ı kifaye olan cihadı ümmet namına deruhde eden Devlet-i Osmaniye ile kahraman ordusunu medhedip teşvik etmiştir Amma dahildeki mücahedesinde ise, siyaseti terk ederek daima asayişi muhafaza etmiş ve Kuranın manevi icazından tereşşuh eden Risale-i Nur ile, mücahede-i maneviyesini ahir ömrüne kadar sürdürmüş ve talebelerine de hep bu hususu ders vermiştir Bu sebeble Üstadın dahildeki manevi cihad ve asayişi muhafaza ile alakalı beyanatını, hariçteki küffara karşı olan maddi cihada tatbik etmek, yukarıda da zikredilen Şeriat-ı Garranın esasatına muhalif olduğu gibi, Üstadın bizzat kendi ifadelerine ve tarihçe-i hayatına da muhalifdir Şimdi bu noktada Üstadın bu hususu izah eden bazı ifadelerini buraya dercediyoruz:İslâmiyet, selm ve müsalemettir; dâhilde niza ve husumet istemez ![]() (Lemeat-719) Evet mesleğimizde kuvvet var Fakat bu kuvvet, asayişi muhafaza etmek içindir ![]() ![]() düsturu ile ki: "Bir cani yüzünden; onun kardeşi, hanedanı, çoluk-çocuğu mes’ul olamaz " İşte bunun içindir ki, bütün hayatımda bütün kuvvetimle asayişi muhafazaya çalışmışım Bu kuvvet dâhile karşı değil, ancak haricî tecavüze karşı istimal edilebilir Mezkûr âyetin düsturu ile vazifemiz, dâhildeki asayişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir Onun içindir ki, âlem-i İslâm’da asayişi ihlâl edici dâhilî muharebat ancak binde bir olmuştur O da, aradaki bir içtihad farkından ileri gelmiştir Ve cihad-ı maneviyenin en büyük şartı da; vazife-i İlahiyeye karışmamaktır ki, "Bizim vazifemiz hizmettir, netice Cenab-ı Hakk’a aittir; biz vazifemizi yapmakla mecbur ve mükellefiz "Ben de Celaleddin-i Harzemşah gibi, "Benim vazifem hizmet-i imaniyedir; muvaffak etmek veya etmemek Cenab-ı Hakk’ın vazifesidir " deyip ihlas ile hareket etmeyi Kur’andan ders almışım![]() Haricî tecavüze karşı kuvvetle mukabele edilir Çünki düşmanın malı, çoluk-çocuğu ganîmet hükmüne geçer Dâhilde ise öyle değildir Dâhildeki hareket müsbet bir şekilde manevî tahribata karşı manevî, ihlas sırrı ile hareket etmektir Hariçteki cihad başka, dâhildeki cihad başkadır Şimdi milyonlar hakikî talebeleri Cenab-ı Hak bana vermiş Biz bütün kuvvetimizle dâhilde ancak asayişi muhafaza için müsbet hareket edeceğiz Bu zamanda dâhil ve hariçteki cihad-ı maneviyedeki fark, pek azîmdir![]() (Emirdağ Lahikası-2, S-241) Bu zamanda ehl-i İslâmın en mühim tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir dalaletle kalblerin bozulması ve imanın zedelenmesidir Bunun çare-i yegânesi: Nurdur, nur göstermektir ki, kalbler ıslah olsun, imanlar kurtulsun Eğer siyaset topuzuyla hareket edilse, galebe çalınsa, o kâfirler münafık derecesine iner Münafık, kâfirden daha fenadır Demek, topuz böyle bir zamanda kalbi ıslah etmez O vakit küfür kalbe girer, saklanır; nifaka inkılab eder Hem nur, hem topuz![]() ikisini, bu zamanda benim gibi bir âciz yapamaz Onun için bütün kuvvetimle nura sarılmağa mecbur olduğumdan, siyaset topuzu ne şekilde olursa olsun bakmamak lâzım geliyor Amma maddî cihadın muktezası ise; o vazife şimdilik bizde değildir Evet ehline göre kâfirin veya mürtedin tecavüzatına sed çekmek için topuz lâzımdır Fakat iki elimiz var Eğer yüz elimiz de olsa, ancak nura kâfi gelir Topuzu tutacak elimiz yok!![]() ![]() (16 Lema)
|
| |
![]() |
| Tags: cihad, hakkindaki, pirlanta, serisi |
| Konu Araçları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | son Mesaj |
| pırlanta araba | İnşirah | Genel Resimler | 4 | 11-20-2008 22:40 PM |
| Karen'de parlayan pırlanta .... | ACİLSERVİS | Diğer İslam Alimleri | 1 | 10-30-2008 13:02 PM |
| Pırlanta Serisi | elif07 | Sohbet & Muhabbet | 1 | 07-13-2008 00:51 AM |
| Pırlanta sayfaları... | Amine | Oyun | 1 | 01-27-2008 22:52 PM |
| Cihad Hakkındaki Ayetler | İnşirah | Kur'an Arapça & Türkçe meal | 2 | 11-19-2007 08:24 AM |