Mumsema islam Arsivi

Geri git   Mumsema islam Arsivi > Aile > İslamda Aile Başlıkları > İslamda Aile

Forum Alev


Anne ve Babaya İhsan Üzere Olmak ile ilgili Benzer Konular
1440 Kez Görüntülendi

Süt anne ve süt babaya zekat verilir mi?
Anne-babaya saygi peygamber ahlâkidir
Anne-Babaya Hizmet
Anne ve Babaya Âsi Olmak
Anne-Babaya İsyan Büyük Günahlardandır
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 09-03-2008   #1
 
Standart Anne ve Babaya İhsan Üzere Olmak


Anne ve Babaya İhsan Üzere Olmak Mumsema İslam Arşivi Anne ve Babaya İhsan Üzere Olmak
Allah-u Zülcelal ayeti kerimede şöyle buyurmuştur; “Biz insanlara, anne ve babalarına ihsanda bulunmayı tavsiye ettik (Ahkaf; 15) Enes bin Malik (ra) anlatıyor: Alkame isminde bir ashab'ı kiram hastalandı Hastalığı ağırlaşınca hanımı Rasulullah (SAV) Efendimize haber göndererek:-Kocam sekarata düştü, dediPeygamber Efendimiz (SAV) Hz Bilal (Radıyallahu Anh), Hz Ali (Radıyallahu Anh) ve Hz Selman (Radıyallahu Anh)'a:
Anne ve Babaya İhsan Üzere Olmak -Gidin Alkame'nin durumuna bakın, buyurdu
Onlar Alkame'nin evine gittiler Alkame sekerat halinde idi Ona "La ilahe illallah" kelime-i tevhidini telkin ettiler Fakat Alkame söyleyemedi Bunun üze-rine Hz Bilal (Radıyallahu Anh)'i Peygamber Efendimiz (SAV)’e gönderdiler
Peygamber Efendimiz (SAV): -Alkame'nin babası ve anası var mı? diye sordu -Babası vefat etti, fakat bir ihtiyar anası var dedilerPeygamber Efendimiz (SAV) Hz Bilal (ra)'e: -Ya Bilal! Alkame'nin annesinin yanına git ve şöyle de: Eğer gelebilirsen Peygamber Efendimiz (SAV) seni yanına istiyor Eğer gelemez isen, o senin yanına gelmek istiyor Kadın: -Ben Peygamber Efendimiz (SAV)’in yanına gelirim, diyerek, huzura geldi, selam verdi oturdu Peygamber Efendimiz (SAV) kadına: -Bana doğruyu söyle, Alkame'nin hali nedir? diye sordu Kadın, Alkame'nin salih amellerini saydı
Peygamber Efendimiz (SAV): -Oğlunla senin aran nasıldı? diye sordu Kadın: -Yâ Rasullallah! Ben ondan razı değilim Çünkü o karısının sözünü tutup benim sözümü tutmuyordu, dedi
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (SAV): -Annesinin gazabı onun kelime-i tevhid getirmesine engel oluyor, dedi ve Hz Bilal (Radıyallahu Anh)’e dönerek: -Ya Bilal! Odun toplayın ve ateş yakın, Alkame'yi ben yakacağım, dedi Kadın: -Ya Rasulallah! Onu benim gözlerimin önünde mi yakacaksın? Ben buna nasıl dayanırım! dedi
Peygamber Efendimiz (SAV):
-Ya Kadın! Allah'ın ateşi daha şiddetlidir Eğer oğlunun rahat etmesini istiyorsan, ona haklarını helal et ve ondan razı ol, dedi Bunun üzerine kadın:
-Ya Rasulallah! Sen şahid ol; ben bütün haklarımı Alkame'ye helal ettim ve ondan razı oldum
Peygamber Efendimiz:
-Ya Bilal gidin Alkame'ye bakın, buyurdu
Baktılar ki Alkame Kelime-i Tevhid getiriyor
Alkame'yi defnettikten sonra Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyurdu; -Yâ Bilal! Kim ki karısının sözünü annesinin sözünden üstün tutarsa, Allah ona gazap eder (Taberani, Ahmed b Hanbel)
Anne Baba hakkında bir çok hadis-i şerif ve kıssalar vardır Biz bu kadarından ibret alabilirsek ne mutlu
Anne ve babaya karşı olan hukukumuzu yerine getirmeli, eğer onlar yanımızda iseler, hizmetlerinde bulunmalı, ölmüş iseler, onların arkasından, daima, hayır, hasenat yapıp sadaka vererek ve fatiha okuyup sevabını hediye ederek, onlara karşı olan hukukumuzu yerine getirmeliyiz
Ey Nefsim!
Sende bu anlatınlardan üzerine düşen payı al Ana baba hakkının ne kadar kıymetli olduğunu anla Zaten günahların ve hataların içerisinde yü-zerken birde ana-baba hakkını çiğneyip onlar yüzünden perişan olmak ister misin Sende son nefesinde ana hakkı yüzünden çırpınmak ister misin?
Benim günahlarım bana yeter zaten, birde ana baba hakkını nasıl kaldırabilirim; yarın hesap günü onların hakkını nasıl ödeyebilirim diyorsan, ana babana itaat et onlara hizmet et
Unutma ana baba- nın bizden razı olması ahiretimiz için çok önemlidir

 

SABRİ KONTEK isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-03-2008   #2
 
Standart Anne ve Babaya İhsan Üzere Olmak


Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Biz insana, ana ve babasına iyilikte bulunmayı tavsiye ettik Özellikle anasına tavsiye ederiz ki, o kat kat eziyete katlanarak ona hamile kalmış, emzirmesi de iki sene sürmüştür Bunun üzerine, Bana, ana-babana şükret" (Lokman; 14)
Bu ayet-i kerimeye göre, kim Allah-u Zülcelal'e şükreder de, anne ve babasına karşı gelirse, o kimsenin Allah-u Zülcelal'e karşı yapmış olduğu şükür geçerli değildir
Bunun delili olarak, Enes bin Malik radıyallahu anh şöyle demiştir:"Hz Peygamber (SAV) 'in yanında büyük günahlardan söz edilince, Hz Peygamber (SAV) şöyle buyurdu:
"Allah'a şirk koşmak, anaya ve babaya karşı gelmektir" (Buhari, Müslim, Tirmizi)
Anne hakkı baba hakkından daha önemlidir Anneye hürmet ve hizmet, babadan önce gelir Nitekim Muaviye İbn-i Hayde el-Kuşeyrî radıyallahu anh şöyle nakletmiştir:
"Hz Peygamber (SAV)'e: "Ey Allah'ın Resulü, kime iyilik yapayım?" diye sordum Bana: "Annene!" diye cevap verdi "Sonra kime?" diye tekrar ettim "Annene!" dedi "Sonra kime?" dedim "Annene!" dedi "Sonra kime?" dedim, bu dördüncüde: "Babana, sonra da tedrici yakınlarına!" diye cevap verdi" (Ebu Davud, Tirmizi)
Anlatıldığına göre, Bayezid-i Bestami küçükken soğuk bir kış gecesinde, annesi ile yatsı namazını kılıp yatmıştı Gece yarısına doğru annesi uyandı Çok susamıştı Oğluna seslendi: "Oğlum, bir bardak su verir misin?" Hemen yatağından fırlayan, küçük Bayezid, su testisine baktı Fakat içinde su yoktu Annesine: "Anneciğim, testide su yok ben hemen doldurup geleyim" dedi
Koşarak dışarı çıktı Her yer buz ile kaplıydı Zorlukla testiyi doldurup geri döndü Fakat, geri dönene kadar annesi tekrar uyumuştu Annesini uyandırmaya kıyamadı Elinde su dolu bardak ile, annesinin baş ucunda beklemeye başladı
Hava çok soğuk olduğu için, bir müddet sonra soğuktan titremeye başladı Elleri de buzdan testiye yapışmıştı Buna rağmen, bardağı bırakıp yatmadı Annesinin uyandığında: "Hani su!" diyerek üzüleceğinden korkuyordu Annesini üzmemek için, her türlü sıkıntıya katlanmaya razı idi
Elinde su bardağı saatlerce ayakta annesinin uyanmasını bekledi Nihayet, annesi: "Su! Su!" diye mırıldanmaya başladı Hemen: "Buyur anneciğim, suyun hazır!" dedi Annesi daha ilk sözünde suyun hazır olmasını anlayamadı Oğluna sordu: "Oğlum ne çabuk getirdin?" Bayezid şöyle dedi: "Anneciğim, daha önce uyandığında, su istemiştin O zaman su olmadığı için, testiyi doldurmaya gittim Geldiğimde senin daldığını gördüm Uyanmanı bekledim" Oğlunun bu kadar, sadakatli olduğuna çok sevinen annesi sevinçten ağladı Allah-u Zülcelal kendisine böyle bir oğul ihsan ettiği için şükretti: "Ya Rabbi! Ben oğlumdan razıyım, sen de razı ol" dedi
Annesinin duası sebebiyle, Bayezid-i Bestami, Evliyalıkta yüksek derecelere kavuştu Allahu Zülcelal'in dostlarından oldu Hatta kendisine: "Bu derecelere nasıl kavuştunuz?" diye sorduklarında, Bayezid-i Bestami: "Annemin rızasını almakla!" demiştir
Bir kimse, ana-babasının sağlığına ve ihtiyarlık zamanlarına yetişipte onlara iyilikte bulunmazsa, kendisini cehenneme müstahak etmiş olur Nitekim, Enes bin Malik radıyallahu anh'dan şöyle rivayet edilmiştir:"Alkame adında bir genç vardı Şiddetli bir hastalığa tutuldu ve yatağa düştü Onun hanımı Hz Peygamber (SAV)'e gelerek:
"Ya Resulallah! Kocam son nefesini vermek üzeredir" dedi Hz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Hz Bilal, Hz Ali, Selman-ı Farisi ve Ammar'a:"Gidin, Alkame'nin durumunun nasıl olduğuna bakın!" buyurdu Bu sahabeler gelip, Alkame'ye:"Ya Alkame! Şehadet getir" dediler Alkame, bir türlü şehadet getiremeyince, Hz Bilal radıyallahu anh gelip durumu, Hz Peygamber (SAV) e haber verdi
Bunun üzerine Hz Peygamber (SAV): "Ana-babası hayatta mı?" diye sordu Hz Bilal radıyallahu anh: "Babası öldü yaşlı bir annesi var" dedi Hz Peygamber (SAV): "Ya Bilal! Alkame'nin annesine git, benim selamımı söyle Gelebilirse yanıma gelsin Gelemezse ben onun yanına geleyim" buyurdu Hz Bilal, kadının yanına gelip, durumu anlatınca; kadın: "Onun huzuruna gitmek bana düşer" diyerek, bastonunu aldı ve Hz Peygamber (SAV)' in huzuruna geldi Hz Peygamber (SAV): "Alkame'nin durumu nedir" diye sordu Kadın dedi ki: "Ya Resulallah! Alkame, çok namaz kılan, sadaka veren biridir Ama ben ona dargınım Çünkü hanımını bana tercih ediyor" O zaman Hz Peygamber (SAV) buyurdu ki: "Annesi Alkame'ye darıldığı için şehadet getiremiyor Ya Bilal! Git biraz odun hazırla Gelip onu yakacağım" Bunu duyan kadın dedi ki:
"Ya Resullulah! Oğlumu mu yakacaksın? Hem de benim gözümün önünde Ben buna dayanamam"
Hz Peygamber (SAV): "Allah'ın azabı çok şiddetli ve süreklidir Eğer Allah'ın onu bağışlamasını istiyorsan, ona hakkını helal et Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, ona dargın durduğun sürece, namazının ve sadakasının ona bir faydası olmaz" Bunun üzerine kadın dedi ki: "Ya Resulallah! Allah-u Zülcelal'i, seni ve beni buraya getireni şahit tutuyorum ki, ben Alkame'den razı oldum" Hz Peygamber (SAV), Hz Bilal'e: "Ya Bilal! Git, Alkame'nin durumuna bak!" buyurdu Hz Bilal radıyallahu anh, Alkame'nin evine gelince, şehadet getirdiğini ve vefat ettiğini gördü Durumu Hz Peygamber (SAV)'e bildirdiler Yıkanıp kefenlenmesini emretti ve bizzat kendisi namazını kıldı ve kabrin başına gelip şöyle buyurdu:"Ey muhacir ve ensar topluluğu! Her kim hanımını, anasından üstün tutarsa, ona Allah'ın laneti vardır Onun ne farz ne de nafile ibadeti makbul olmaz" (RNasihin)
Onun için Ebu Derda radıyallahu anh şöyle demiştir: "Bir adam bana gelerek: "Benim bir hanımım var Annem onu boşamamı istiyor Ne yapayım?" diye sordu Ben de ona Hz Peygamber (SAV)'in şu hadis-i şerifini söyledim: "Ana-baba, cennet kapılarının ortasıdır İster o kapıyı kaybet, istersen muhafaza et" (Tirmizi)
Musa aleyhisselam, Allahu Zülcelal'den dokuz defa nasihat istedi Hepsinde de Allah-u Zülcelal, ana-babaya itaat etmesini isteyerek şöyle buyurdu: "Ana-babasına iyilik edenleri, dünyada sevdiklerim arasına alırım Kabirde onlara arkadaş olur, mahşerde merhamet ederim Sıratı geçirir, cennette onlarla vasıtasız konuşurum Ana-babasına âsî olan, Peygamberler gibi çok amel etse, amelini kabul etmeyip, onu cehenneme atarım Ana-babasına itaat edeni de, bana karşı kusurlu olsa da, affederim"
İşte ana-baba hakkı böyledir Onun için onların hakkını almak, gönüllerini hoş tutmak ve daima onlara iyilikle muamele edip rızalarını kazanmak için gayret göstermek lazımdır Nitekim Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara "öf!" bile deme ve onları azarlama İkisine de tatlı ve güzel söz söyle İkisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir Ve şöyle de: "Ey Rabbim! Onların beni küçükten terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et" (İsra; 23-24)
Demek ki evlat, hem ana-baba sağken onların haklarını gözetmeli, hem de öldükten sonra onların affedilmeleri için dua edip, kabirlerini ziyaret etmelidir Anlatıldığına göre Malik bin Dinar bir yıl hacca gitti Haccını tamamladığı gece rüyasında şöyle bir ses işitti:"Ey Malik! Hacca gidenlerden Muhammed oğlu Abdurrahman affedilmedi" Malik bin Dinar sabahleyin çevresinde Muhammed oğlu Abdurrahman'ı aramaya başladı Sordukları kimse ona:"Aradığın kimse Kur'an ehlidir Her yıl hacca gelir" dediler Araya araya onu bir köşede Kur'an okurken buldu Abdurrahman onu görünce bir ah çekip bayıldı Daha sonra şöyle dedi: "Beni rüyanda gördün Bana Allah-u Zülcelal'in beni affetmediğini söylemeye geldin değil mi?"
Malik bin Dinar bu duruma çok şaşırdı Ona hayret edip sordu: "Sen salihlerden birine benziyorsun Çok merak ettim Acaba Allah-u Zülcelal seni neden affetmiyor Ne günah işledin?" Bu soruya karşılık Abdurrahman şöyle anlattı: "Bir ramazan ayının ilk gecesi idi İçki içip sarhoş olmuştum Bu sırada babam beni aramış ve bir yerde yatar bulmuş Beni çekince bende sarhoşluktan ona vurup gözünü çıkarmışım O da bana beddua etmiş Ertesi gün ayılınca neler yaptığımı büyük bir üzüntü ile öğrendim Bütün içki küplerini yok ettim Kölelerimi azat ettim Yaptıklarıma pişman olup doğru yola girdim Her yıl böyle hacca gelir dua ederim Fakat, her seferinde sizin gibi birisi rüyasında: "Allah seni affetmedi!" diye söyler"
Abdurrahman bunları anlatırken tekrar ağlamaya başladı Onun bu haline Malik bin Dinar çok acıdı, babasını sorup yerini öğrenerek onun yanına gitti Babası Malik bin Dinar'ı görünce şöyle dedi: "Hoş geldin ya Malik! Buyrun bir istediğiniz varsa hemen yerine getireyim" Malik bin Dinar şöyle dedi: "Farzet ki kıyamet kopmuş, oğlun Abdurrahman'ı tutup cehenneme götürüyorlar Onu bu halde görsen üzülmez misin?" Bunu duyan babası ağlamaya başladı Daha sonra kendine gelip dedi ki:
"Sen şahit ol ki, oğlumun kusurunu affettim ve ona hakkımı helal ettim"
Daha sonra Malik bin Dinar, ondan izin alarak oğlunun yanına gidip müjdeyi verdi ve babasının onu görmeye geleceğini söyledi Bunu duyan Abdurrahman ağlayarak tekrar bayıldı Bu sırada babası geldi Malik bin Dinar'a şöyle rica etti: "Oğlumu affettim Diğer aleme yakın zamanda göçeceğini zannediyorum Şahadet getirip ruhunu teslim etsin" Malik bin Dinar şahadeti telkin etmeye başladı Fakat Abdurrahman cevap vermiyordu Nihayet gözlerini açıp karşısında babasını görünce ona yalvaran bir sesle dedi ki: "Babacığım ne olur, gel sen de benim gözümü çıkar ki, kıyamete kalmasın!"
Babası şöyle dedi: "Ey Gözümün nuru! Ben suçunu bağışladım Senden razı oldum" Bu sırada Abdurrahman iki defa şahadet getirdi Malik bin Dinar ona: "Halin nasıldır?" diye sordu O da şu şekilde cevap verdi: "Baygın halde iken başucumda elinde topuz olan bir melek durup bana: "Baban senden razı değil Ben topuzla senin başına vuracağım" dedi Az sonra başka bir melek gelip yeşil bir mendille gözlerimin yaşını sildi ve dedi ki: "Şahadet getir! Baban ve Allah-u Zülcelal senden razı oldu"
Abdurrahman bunları söyler söylemez vefat etti
Hasan-ı Basri Kabe'yi ziyaret ve tavaf ederken arkasında bir zenbil ile tavaf eden bir zâta dedi ki: "Arkadaş, arkandaki yükü koyup öyle tavaf etsen daha iyi olmaz mı?"
O zat cevaben dedi ki: "Arkamdaki yük değil, babamdır Bunu Şam'dan yedi defa buraya getirip tavaf eyledim Çünkü, bana dînimi, imanımı bu öğretti Beni islam ahlakı ile yetiştirdi"
Bunları dinleyen Hasan-ı Basri şöyle dedi: "Kıyamete kadar böylece arkanda getirip tavaf eylesen, bir defa kalbini kırmakla bu yaptığın hizmet boşa gider ve yine bir defa gönlünü yapsan, bu kadar hizmete mukabil olur" Esbehani, birçok hadis hafızlarının önünde, Ebu'l-Abbas el-Asam'ın, Avam bin Havşeb'den naklen, kendisine şöyle bir rivayette bulunduğunu kaydeder: "Ben Nişabur'da kabristana yakın bir evde misafir bulunuyordum Oturduğum yerden kabristanı görüyordum Birgün ikindiden sonra, mezarlığa bakarken, bir mezarın yarılıp içinden bir adamın başını çıkardığını gördüm
Bu kimse üç kez, eşek gibi anırdıktan sonra, mezar tekrar üzerine kapandı, oraya yakın bir evin önünde yaşlı bir kadının, yün taradığını ve büktüğünü görüyordum Kadının biri bana: "Şu yün ören ihtiyar kadını görüyor musun?" diye sordu Ben de: "Evet görüyorum, kimdir, nesi var?" diye sordum Kadın bana: "İşte şu mezarın içinde bulunanın annesidir" dedi Kadına: "Peki bunların durumu nedir?" dediğimde, kadın: "Bu mezarda bulunan kimse gece gündüz içki içer, anası ona: "Ey evladım, Allah'tan kork, ne vakte kadar bu içkiyi içeceksin?" dediğinde: "Sen bir eşek gibi anırdığın vakit ben bu içkiyi bırakırım" diye cevap verirdi Bir gün ikindiden sonra öldü ve oraya gömüldü İşte görüp duyduğun gibi, her gün ikindiden sonra mezar yarılarak açılır, başını çıkararak üç kez eşek gibi anırır tekrar mezar üzerine kapanır" diye anlatmıştı
Allah-u Zülcelal, ana ve baba hakkını yerine getirmeyi kendi emir ve nehiyleriyle yanyana getirmiştir Sanki anne ve babanın hakkını yerine getirmek, Allah'ın hakkını yerine getirmek gibidir
Onun için imkan dahilinde anne ve babamız bizim dinimize zarar vermeyecek şekilde emrettiklerinde onların istediği gibi yapmak lazımdır Dinimize zarar verecek şeyler emrettiklerinde (hırsızlık yap, namaz kılma gibi…) o zaman onlara itaat edilmez Onlara iyilik yapmak, bahusus ihtiyar olduklarında hizmetlerinde bulunmak lazımdır Eğer Kur'an ve hadislerde, bu ana-baba hakkında hüküm olmasaydı dahi, aklen onlara iyilik yapmak icap ettiği anlaşılırdı İnsan küçük çocuğuna nasıl zahmet çekiyor, bakıyorsa onlar da bize küçükken böyle bakmışlardı
Bundan da anlaşılıyor ki, onlara bakmak farzdır Kur'an ve hadis de bize bunu emrettiği için onlara daima iyilik yapmalıdır İnsan bunu yaparken de; Allah ve Resulü emrediyor diye niyet etmelidir ki sevap kazansın Ana-baba öldükten sonra, onların kabirlerini ziyaret etmeli, hayatta iken dostluk yaptığı kişileri ve onların çocuklarını ziyaret edip iyilikte bulunmalıdır Salih bir zata: "Acaba ana-baba öldükten sonra, onların rızalarını kazanmak mümkün olur mu?" diye sorulmuş, o da şöyle cevap vermiştir:
"Evet, üç şekilde onların rızalarını kazanabilirsiniz: "Salih bir kimse olmaya gayret edin Çünkü ana-babaya çocuklarının iyi olması kadar sevimli gelen birşey yoktur Daima Allah-u Zülcelal'den onlar için mağfiret talebinde bulunun ve çokça sadaka verin Ana-babanızın dostlarını ve yakınlarını ziyaret edin Çünkü Hz Peygamber (SAV) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "İyiliklerin en güzeli, insanın baba dostu ile dostluğunu devam ettirmesidir" (Müslim)
Anne ve babanın evlatları üzerinde hakları olduğu gibi, evlatların da ana-baba üzerinde hakları vardır
Çocuğun baba üzerindeki hakları şunlardır:
1-) Çocuk doğduğu zaman, ona güzel bir isim vermek
2-) Ona Kur'an ve Allah-u Zülcelal'in emir ve nehiylerini öğretmek
3-) Zamanı geldiğinde evlendirmektir
Rivayet edilmiştir ki:
Bir adam, Hz Ömer radıyallahu anh'e gelerek oğlunu şikayet etti ve: "Ya Ömer! Oğlum bana vurdu" dedi Hz Ömer radıyallahu anh çocuğa: "Niçin böyle yapıyorsun? Babanın senin üzerinde hakkı vardır" dedi Çocuk: "Ya Ömer! Çocuğun da baba üzerinde hakkı yok mu?" diye sordu Hz Ömer radıyallahu anh: "Vardır Babanın görevi çocuğuna güzel bir isim vermek, Kur'an öğretmek ve iyi bir kadınla evlendirmektir" dedi Bunun üzerine çocuk: "Babam bana güzel bir isim vermedi; benim ismim Caal'dir Bana bir kelime bile Kur'an öğretmedi ve beni evlendirmedi" dedi Bunun üzerine, Hz Ömer radıyallahu anh şöyle dedi: "Sen babanın hakkını çiğnemeden, baban senin hakkını çiğnemiş!"
Hz Ömer radıyallahu anh'ın sözlerinden anlaşılıyor ki, baba çocuğuna öncelikle, Kur'an öğretmekle, çocuğunu İslam ahlakı ile yetiştirmek için elinden gelen gayreti göstermelidir
İslam dini, baba ana hakkında çocuklar hakkında, en güzel hukuku ve terbiyeyi tavsiye etmiştir Buraya kadar olan söylenilenleri düşünürsek, insan bu adaplar ve tavsiyelerle amel yaptığı zaman, kalbi, ruhu, sırrı temizlenir, Allah'ın şefkati ve merhameti ile dolar İnsan bu ayet ve hadislerdeki emirlere ve tavsiyelere dikkat ederek ve tatbik edip, adaplara uyduğu zaman, o kişi için hem dünya hem de ahiret cennet olur
Bu adablar samimiyetle tatbik edilip hayatımıza uygulandığında, bütün insanlar huzura kavuşur Bu adaplara her insan uyarsa, insanlar arasında huzur meydana gelir ve bütün insanlar için, dünya da, ahiret de cennet olur
Eğer insan, geride salih bir evlat bırakarak ölür de, ona Kur'an okumayı ve gerekli diğer bilgileri öğretmiş bulunursa, evladının kazanacağı sevap kadar sevap kazanır Evladın sevabında da bu yüzden bir eksilme olmaz Buna karşılık, evladına Kur'an öğretmediği gibi ona kötülüğün yollarını öğreten baba da oğlunun gireceği günahlar yüzünden, aynen vebal altına girer Buna karşılık oğlunun vebalinden de birşey eksilmez
Allah-u Zülcelal kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin

 

SABRİ KONTEK isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 11-03-2008   #3
 
Standart --->: Anne ve Babaya İhsan Üzere Olmak


Kur’an’da, ana-babaya iyilik ve saygı hakkında 13 ayet zikredilmiştir Altı yerde “İhsan” ve “Hasen” kelimeleriyle onlara iyilik etmeği emretmektedir (1)
Biz burada örnek olarak sadece bir ayeti zikredeceğiz Allah Teala İsra suresinin 23 ve 24 ayetlerinde şöyle buyuruyor:
“Senin Rabbin, O’ndan (Allah’tan) başkasına kulluk etmenizi ve anne-babaya iyilik etmeği emretti Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, onlara: “Öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle Onlara merhametle alçak gönüllülük kanadını ger ve de ki: “Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse sen de onlara öylece merhamet et
Görüldüğü gibi Allah Teala mezkur ayette; anne ve babaya, “Öf” bile demeyin buyurmaktadır Yani onları incitecek en küçük söz ve hareketten bile kaçının buyuruyor Öf sözcüğü, rahatsızlığı ifade eden en küçük ve hafif bir tabirdir
İmam Sadık(as) bu ayetle ilgili şöyle buyurmuştur:
“Eğer Allah Teala, (anne-babayı incitmek hususunda) öf kelimesinden daha küçük bir şeyin olduğunu bilmiş olsaydı, mutlaka ondan da nehy ederdi; öf, anne-babaya karşı gelme ve onları incitmenin en küçük ve hafif olanıdır İnsanın anne-babasına keskin bir şekilde bakması da akk-ı valideynden (onları incitmekten)dir” (2)
Bu rivayetten, anne-babaya saygısızlık yapmamanın ve onlara karşı ne kadar yumuşak ve şefkatli davranmanın gerekliliği iyice ortaya çıkmış oluyor
Anne-babaya ihtiram etmenin ne kadar geniş manalı olduğu şu hadisten de iyice anlaşılmaktadır:
Bir adam Resulullah (saa)’ten babanın oğlun üzerindeki hakkı nedir? diye sorduğunda Resulullah (saa) cevaben şöyle buyurdular:
“Babanın oğlun üzerindeki hakkı; onu ismiyle çağırmaması, onun önünde yürümemesi, ondan önce oturmaması ve ona (babasına) sövülmesine sebep olmamasıdır” (3)
Sözün kısası şu ki anne-babaya imkan dahilinde olan her çeşit iyilik ve ihtiramı yapmak ve onları inciten her çeşit söz ve hareketten kaçınmak, kaçınılmaz dini ve vicdani bir vazifedir
Elbette eğer anne-baba evlatlarına Allah’ın emrettiği şeylere karşı bir söz söylerlerse, o zaman onlara o hususta itaat etmek farz değildir
Hadis ve Rivayetler Açısından Anne-Babaya İyilik ve Saygı
Anne-babaya iyilik ve ihtiram etme konusunda Peygamber (saa) ve Ehl-i Beyt İmamlarından pek çok hadisler nakledilmiştir Biz burada on dört masumdan nakledilen yüzlerce hadisten sadece on dört tanesini, kendimize hidayet meşalesi olması ve onları kılavuz edinmek için naklediyoruz:
1- İmam Sadık (as)’ın öğrencilerinden birisi İmam (as)’a; “En iyi iş hangi iştir?”diye sorduğunda İmam (as); “Namazı vaktinde kılmak, ana-babaya iyilik etmek ve Allah yolunda cihat etmektir” (4) buyurdular
2- Ammar bin Yahya şöyle diyor:
İmam Sadık (as)’a arz ettim ki, oğlum İsmail bana iyilik ediyor (yardımda bulunup bana nisbet iyi davranıyor) İmam (as) bu sözüme karşılık şöyle buyurdular: “Oğlun İsmail’i seviyordum, şimdi (sana iyi davrandığı için) onu daha çok seviyorum
İmam (as) sonra şöyle buyurdular:
Peygamber (saa)’in süt kız kardeşi O Hazretin yanına geldi, Hz Peygamber onu görünce hoşnut ve mesrur oldu, sonra abasını onun için yere sererek onu o elbisenin üzerinde oturttu Daha sonra ona yönelip güler yüzle sıcak bir şekilde onunla konuşuyordu Nihayet o kalkıp gitti Daha sonra süt kardeşi geldi Resulullah (saa) onun da sıcakça hal ve hatırını sordu, ama (süt kız kardeşine) takındığı tavrı ona karşı takınmadı (ona gösterdiği ilgiyi süt kardeşine göstermedi) Bir adam, bu farklı davranışın sebebini Hazretten sordu Resulullah cevaben şöyle buyurdular: “Çünkü o kız kardeş, ana ve babasına bu kardeşine nispeten daha iyi davranıyordu” (5)
3- Resulullah (saa) ana-babayı razı etmek ve onları öfkelendirmekle ilgili şöyle buyurmuştur:
“Kim valideynini (ana-babasını) razı ederse şüphesiz Allah’ı razı etmiştir; kim de onları öfkelendirirse şüphesiz Allah’ı öfkelendirmiştir” (6)
4- Resulullah (saa) anne- babanın yüzüne şefkatle bakanın sevabı hususunda şöyle buyurmuştur:
“Kim ana-babasının yüzüne şefkat ve merhametle bakarsa, Allah Teala onun için makbul olan bir haccın sevabını yazar” (7)
5- Ana-babaya iyilik ve ihsan etmek, onlar öldükten sonra da gereklidir Bu hususta bir çok rivayet vardır Biz onlardan sadece bir tanesini naklediyoruz:
İmam Sadık (as) şöyle buyurmuştur:
“Bazı insanlar baba-anası hayatta iken onlara iyilik ediyor; ama onlar öldüklerinde onların borçlarını ödemiyor ve onlar için Allah’tan mağfiret dilemiyor İşte bundan dolayı Allah Teala onu, akk’ul- valideyn (ana-babasına asi bir kimse) olarak sayıyor Ama bazen bazı insanlar, ana-babası hayatta iken onlara karşı sert ve asidir Ama onlar öldüklerinde, onların borçlarını ödüyor ve onlar için mağfiret diliyor Allah Teala böyle bir adamı ana-babasına iyilik yapan bir kimse olarak yazıyor” (8)
6- Resulullah (saa) ana-babaya iyilik etmenin faydasına değinerek şöyle buyurmuştur:
“Ana-babaya iyilik etmek ömrü çoğaltır, yalan konuşmak rızkı azaltır, dua ise kaza-kaderi geri çevirir” (9)
7- Yine Resulullah (saa), ana-babaya hizmet ederek cenneti kazanamayan kimseler hakkında üç defa tekrarlayarak şöyle buyurmuştur:
“Ana-babasından biri veya onların her ikisi onun yanında yaşlanmış çağına ulaşmış olup da (onlara hizmet ederek ) cennete giremeyen kimsenin burnu toprağa sürülsün (hor ve hakir olsun)”(10)
8- İmam Cafer Sadık (as) ana-babasını döven kimse hakkında şöyle buyurmuştur:
“Ana- babasını döven kimse, Allah’ın rahmetinden uzaktır, Allah’ın rahmetinden uzaktır; ana- babasına asi olan kimse Allah’ın rahmetinden uzaktır, Allah’ın rahmetinden uzaktır!” (11)
9- Resulullah (saa) bir hadiste şöyle buyurmuştur:
“Üç şeyde hiç kimse için ruhsat yoktur: Ana-babaya, ister Müslüman olsun ister kafir, iyilik etmek; ahde, ister Müslüman olsun ister kafir vefa etmek; emaneti, ister Müslüman olsun ister kafir, sahibine geri çevirmek” (12)
10- İmam Sadık (as) ana-babasına kızgın bir şekilde bakan kimse hakkında şöyle buyurmuştur: “Kim ana-babasına, ona zulmettikleri halde kızgın bir şekilde bakarsa, Allah Teala onun namazını kabul etmez” (13)

 

ßaran isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 30-10-2008   #4
mum
 
Standart --->: Anne ve Babaya İhsan Üzere Olmak


Konu "dini programlar" dan, "İslamda Aile" bölümüne taşındı ve birleştirildi

 

mum isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 30-10-2008   #5
 
Standart --->: Anne ve Babaya İhsan Üzere Olmak


Allah razı olsun

 

BouGie isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Bir Terbiyeci Olarak Anne ve Sorumlulukları | Evlilik Yemini!!!

Konu Araçları


Anne ve Babaya İhsan Üzere Olmak ile ilgili Benzer Konular
1440 Kez Görüntülendi

Süt anne ve süt babaya zekat verilir mi?
Anne-babaya saygi peygamber ahlâkidir
Anne-Babaya Hizmet
Anne ve Babaya Âsi Olmak
Anne-Babaya İsyan Büyük Günahlardandır

Powered by vBulletin® Version 3.6.11 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forumacil | Forumalev | Dantel | Rüyatadı | Mumine | Örgü | Netalemi | Google | Şiirler | Örgüler | Kalite | indir | validator.w3 |

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385