Mumsema islam Arsivi

Geri git   Mumsema islam Arsivi > İman Bölümü > İman Bölümü > iman ve önemi

Forum Alev


Din, İman, İslam ile ilgili geniş bilgiler ile ilgili Benzer Konular
1827 Kez Görüntülendi

emsile bina maksut ile ilgili geniş bir konu arıyorum
yaratılış ile ilgili bilgiler
AKİKA ile ilgili bilgiler
namaz ile ilgili bilgiler
İslâm Ülkeleri Hakkında Bazı Genel Bilgiler
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 24-11-2007   #1
 
Standart Din, İman, İslam ile ilgili geniş bilgiler


Din, İman, İslam ile ilgili geniş bilgiler Mumsema İslam Arşivi Din, İman, İslam ile ilgili geniş bilgiler
DİN

Din Neye Denir
Din: Allah'ın, insanlara Peygamberleri aracılığı ile gönderdiği bir sistemdir Bu sistem, akıl sahiplerini kendi istekleri ile dünyada huzur ve saadete, âhirette sonsuz mutluluğa ulaştırır
Dinin Gayesi
Din, bize yaratılışımızın amacını, Allah'a karşı yükümlü olduğumuz görevleri öğretir İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı tanıtır ve iyiye ulaşmanın yollarını gösterir
Din insanı ruhen yükseltir, ahlâken olgunlaştırır, fertlerin birbirlerinin haklarına saygılı olmalarını ister ve uyulması gereken hak ve görevleri belirler
Kısaca; dinin gayesi, insanı hem dünya hayatında, hem de ahirette mutluluğa kavuşturmaktır Bize düşen görev, dinin gösterdiği nurlu yolda yürüyerek bu mutluluğa ulaşmaktır
İslâm Dini ve Diğer Dinler
İlk insan olan Hz Adem (as) aynı zamanda ilk peygamberdir İnsanlığın ilk dini de Hak din'dir Hz Adem'den Peygamberimiz Hz Muhammed'e kadar gelen bütün peygamberler insanlara Allah'ın birliği inancını tebliğ etmişler ve Allah'a nasıl ibadet edileceğini öğretmişlerdir
Ancak son peygamber Hz Muhammed'den önceki peygamberlerin tebliğ ettiği iman esasları ve dinî hükümler zamanla bozulmuş ve insanlar karanlıklar içinde kalmıştı İnsanlığı düştüğü bu durumdan aydınlığa çıkaracak bir kurtarıcıya ihtiyaç vardı
Bunun üzerine Yüce Allah, son Peygamber Hz Muhammed (sas) aracılığı ile bütün insanlara son ve en mükemmel din olan İslâm'ı göndermiştir
Bu gerçek Yüce Allah tarafından Kur'an-ı Kerim'de şöyle bildirilmiştir:
"Allah katında din, şüphesiz İslâmdır" (1)
İslam'ın dışındaki dinler, Allah katında makbul değildir Bunların insanlara bir yararı olmayacaktır Bu konu Kur'an-ı Kerim'de şöyle açıklanmıştır:
"Kim İslâm'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecektir O, ahirette de zarara uğrayanlardandır" (2)
İslâm Dini, Allah tarafından gönderildiği gibi hiçbir değişikliğe uğramadan ve bozulmadan günümüze kadar gelmiştir Bundan sonra da bu özelliğini koruyacaktır İslâm, Allah katında makbul olan tek dindir
Bazı insanlar tarafından ortaya konulan dinler de vardır, ancak bu dinler, batıl ve geçersizdir Çünkü bunlar, Allah tarafından gönderilmemiş, insanlar tarafından uydurulmuştur
İslâm Dini'nin Özellikleri
1) Hz Muhammed tarafından tebliğ edilen İslâm, son dindir Ondan başka din gelmeyecek, hükümleri kıyamete kadar devam edecektir
2) İslâm evrensel bir dindir Önceki peygamberlerin tebliğ ettikleri dinler, belirli milletlere geldiği halde İslâm dini, bütün dünya milletlerine gönderilmiştir
3) İslâm dini'nin hükümleri insanların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde mükemmeldir Bu sebeple başka bir dine ihtiyaç kalmamıştır
4) İslâm dini, kendinden önce Allah tarafından gönderilen peygamberleri ve ilâhi kitapları tasdik eder Ancak o kitapların hükümlerini yürürlükten kaldırmıştır Çünkü onlar, belirli milletlere sınırlı zamanlar için gönderilmişti İslâm Dini ise bütün milletlere gönderilen ve kıyamete kadar değişmeden devam edecek olan Din'dir
İMAN
İman Ne Demektir
İman'ın sözlük anlamı, herhangi bir şeye inanmak demektir
Dini terim olarak iman: «Peygamberimiz Hz Muhammed (sas)'in Allah tarafından getirdiği şeylerin doğru olduğuna kalb ile inanmak ve bu inacı dil ile söylemektir»
Allah'ın varlığına ve birliğine, Hz Muhammed (sas)'in Allah'ın peygamberi olduğuna kalbi ile inanan ve bu inancını dili ile söyleyen kimseye «Mü'min» denir
Kelime–i Tevhid

Okunuşu: "Lâ ilâhe İllellâh, Muhammedün Rasûlüllah"
Anlamı: "Allah'tan başka tanrı yoktur Hazreti Muhammed (sas) Allah'ın Peygamberidir"
Kelime-i Şehadet

Okunuşu: "Eşhedu en lâ ilâhe illellâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasûlüh"
Anlamı: "Ben şahitlik ederim ki, Allah'tan başka Tanrı yoktur Yine şahitlik ederim ki Hazreti Muhammed (sas)
Allah'ın kulu ve Peygamberidir"
İman esasları, topluca ve özet olarak hem Kelime-i Tevhid, hem de Kelime-i Şehadette ifade edilmiştir Çünkü Hz Muhammed (sas)'in Peygamber olduğuna inanmak, O'nun Allah tarafından getirip haber verdiği her şeyin doğru ve gerçek olduğuna inanmayı gerektirir Bu sebeple bir insan, Kelime-i Tevhid veya Kelime-i Şehadetten birini dili ile söyler, kalbi ile de inanırsa İslâm Dini'ne girmiş olur
Ancak, müslümanın bu kadarla yetinmeyip, İman esaslarını ayrıntıları ile öğrenmesi ve hepsine ayrı ayrı inanması gerekir

İMAN ESASLARI
İman'ın Esasları Nelerdir
Ayrıntılı olarak inanılması gereken iman esasları altıdır Bunlara iman'ın şartları da denir
İman'ın Şartları
1– Allah'a,
2– Allah'ın Meleklerine,
3– Allah'ın Kitaplarına,
4– Allah'ın Peygamberlerine,
5– Ahiret Gününe,
6– Kadere; İster iyi, ister kötü olsun, evrendeki her şeyin ve her olayın Allah'ın bilmesi, dilemesi ve yaratmasıyla meydana geldiğine,
İnanmaktır
ALLAH'A İMAN
Allah'a Niçin ve Nasıl İnanırız
İmanın altı şartından birincisi Allah'a inanmaktır Akıl sahibi olan ve erginlik çağına gelen her insanın ilk ve en önemli görevi, Allah'ın varlığına ve birliğine inanmaktır
Çevremize baktığımız zaman, hiçbir şeyin kendiliğinden olmadığını görürüz Güzel bir sanat eseri, bunu yapan bir sanatkârının bulunduğunu gösterir Meselâ; kullandığımız saati yapan bir sanatkâr, oturduğumuz binayı yapan bir usta yok mudur? Şüphesiz ki vardır Bunların kendiliğinden meydana geldiğini akıl kabul eder mi? Elbette etmez
Öyle ise; çok ince bir plâna göre kurulan ve mükemmel bir düzen içinde işleyen uçsuz bucaksız kâinatı ve en güzel sanat eseri olan insanı da bir yaratan vardır İşte bu yaratıcı, sonsuz güç ve kudret sahibi olan "Allah"tır Evren, Allah'ın varlığını; evrende görülen ahenk ve mükemmel düzen de Allah'ın birliğini göstermektedir
O halde, ilk görevimiz, bizi yaratan ve yaşatan Allah'a inanmak, O'na gönülden bağlanmaktır
Allah'a Şöyle İnanırız
Allah vardır ve birdir Ondan başka tanrı yoktur
Varlığının başlangıcı ve sonu yoktur O, her zaman vardı, sonsuza kadar da var olacaktır
Allah varlıklardan hiçbirine benzemez O'nun eşi ve benzeri yoktur Varlığı kendindendir Hiçbir şeye muhtaç değildir Her şey O'na muhtaçtır
Allah diridir, her şeyi bilir, her şeyi işitir ve her şeyi görür Kalbimizden geçenleri de bilmektedir
Allah irade sahibidir, diler ve dilediğini yapar Onun kudreti sonsuzdur, her şeye gücü yeter
Allah yaratıcıdır, dilediğini yoktan var eder, dilediğini de yok eder Evrende ne varsa hepsini O yaratmıştır
Allah harflere ve sese gerek olmadan söyler Sözünü Peygamberlerine duyurmuş, emir ve yasaklarını bildirmiştir Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim Allah'ın sözüdür
Allah, merhameti sonsuz, bağışlaması bol Yüce bir varlıktır Bize hayat veren, sayılamıyacak kadar nimetler bahşeden O'dur
O, bizi yarattıktan sonra da yalnız bırakmamış, peygamberler göndererek dünyada ve ahirette mutlu olmanın nurlu yolunu göstermiştir
Allah'a böyle doğru olarak inanan ve ona gönülden bağlanan insan, varlıklar arasındaki şerefli yerini almış, gerçek değerini kazanmış olur Bu inanç, insanın kalbini her türlü kötü düşüncelerden temizler, iyi düşünce ve güzel huylarla süsler
İnsan, hiç kimsenin görmediği yerlerde bile ahlâka aykırı davranışlardan sakınır Çünkü, Allah'ın her şeyi gördüğüne ve bildiğine inanır Allah'a iman, her türlü iyiliğin kaynağıdır
Tevhid İnancı
İslâmın temeli, tevhid inacıdır Tevhid, Allah'ın birliği demektir
Kur'an-ı Kerim'de bu konu şöyle açıklanmıştır:
«Sizin Tanrınız, tek bir Tanrıdır Ondan başka tanrı yoktur» (3)
Evet Allah birdir, O'ndan başka tanrı yoktur O, eşi, benzeri ve ortağı olmayan tek varlıktır Doğmamış ve doğurmamıştır
Gördüğümüz ve göremediğimiz bütün varlıkları yaratan, yoktan var eden Allah'tır O, yaratıcı olarak da tek'dir O'ndan başka yaratıcı yoktur Allah, hiçbir kusur ve eksikliği bulunmayan, en üstün niteliklere sahip olan çok Yüce bir varlıktır İbadet yalnız O'na yapılır O'ndan başkasına ibadet edilmez Tevhid (Allah'ın birliği) inancı ihlâs sûresinde şöyle açıklanmıştır:
«Deki o Allah birdir
Allah Sameddir (Kimseye muhtaç değildir, her şey O'na muhtaçtır)
O, doğurmamış ve doğurulmamıştır
Hiçbir şey O'na denk değildir» (4)
Allah'ın birliği inancı, kalbleri aynı amaç etrafında birleştiren, müslümanlar arasında birlik ve beraberliği sağlayan önemli bir güçtür
Allah Sevgisi
Allah, bize görmek için gözler, işitmek için kulaklar, konuşan dil, çeşitli işler yapabilen eller ve yürüyen ayaklar vermiş; bizi akıl ve zekâ ile donatarak, varlıklar arasında çok üstün bir durumda yaratmıştır
Sağlık ve mutluluk içinde yaşayabilmemiz için yeryüzünü çeşitli nimetlerle donatmış, teneffüs ettiğimiz havadan içtiğimiz suya kadar her türlü ihtiyacımız karşılanmıştır
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"Allah'ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz" (5)
İnsan, kendisine iyilik edenleri sever Öyle ise, en çok sevmemiz gereken varlık, Allah'tır Çünkü O'nun bize olan iyilikleri sayılamayacak kadar çoktur Biz de Allah'ımızı çok sevmeliyiz Sevgi, sadece sözle olmaz İnsan, sevdiğine saygı gösterir, sevdiğinin hoşlanmayacağı bir şeyi yapmaz Allah sevgisi, O'nun mübarek adını saygı ile anmak, bize emrettiği ibadet görevlerini seve-seve yapmak ve yasak ettiği şeylerden sakınmakla olur
Böyle yaparsak, Allah da bizi sever ve dünyadaki nimetlerden çok daha fazlasını bize ahirette verir
Bir insan için en büyük mutluluk, Allah'ın sevdiği kişilerden olmaktır
Gerçek İman Sahibi Bir Genç
Hazreti Ömer, halifeliği zamanında sütçülerin süte su katmasını yasaklamış ve bu emrini her tarafa duyurmuştu Şehrin asayişini kontrol etmek için bir gece Medine'de dolaşırken yoruldu ve biraz dinlenmek üzere bir evin duvarına yaslandı Evin içinde anne ile kızı arasında geçen şu konuşmayı duydu:
Anne:
– Haydi kızım: kalk da sütlere biraz su katıver
Kız:
– Halifenin sütlere su katılmasını yasakladığını bilmiyor musun?
Anne:
– Evet biliyorum
Kız:
– Öyle ise Halifenin yasakladığı işi nasıl yapabilirim?
Anne:
– Kalk da su koy şu sütlere, Ömer seni nereden görecek?
Kız:
– Ömer görmez ama Rabbim görür Vallahi ben O'nun göreceği yerde yapmadığım bir işi görmediği yerde de yapmam
Hazreti Ömer, bu konuşmaları dinledikten sonra evine döndü İyi bir din terbiyesi görmüş bu yüksek ahlâklı fakir kızı oğlu Âsım ile evlendirdi (6)
İşte Allah inancının insanın davranışlarındaki olumlu etkisi

MELEKLERE İMAN
Melekler Nasıl Birer Varlıktır
İmanın şartlarından ikincisi meleklere inanmaktır Melekler, nurdan yaratılmış varlıklardır Onlar yemezler, içmezler, erkeklik ve dişilikleri yoktur
Melekler, Allah'ın sevgili kullarıdır Allah'ın emirlerini kusursuz yerine getirirler, hiç günah işlemezler
Yüce Allah, varlıkları çeşitli şekillerde yaratmıştır Bunlardan kimisi bizim görebileceğimiz, kimisi de göremiyeceğimiz şekildedir İnsan, bazı varlıkları göremiyor Çünkü, insanın gözü her şeyi görebilecek durumda yaratılmamıştır, görme yeteneği sınırlıdır
Meselâ; çok küçük bir cismi göremediğimiz gibi; havayı, rüzgârı, rûhumuzu ve aklımızı da göremiyoruz Telden geçen elektrik akımı da görülmüyor Halbuki göremediğimiz bu şeylerin var olduğunu biliyoruz İşte melekler de var olduğu halde görülmeyen varlıklardır
Melekler nurdan yaratılmış lâtif varlıklar oldukları için biz onları göremiyoruz Fakat meleklerin varlığına inanıyoruz, çünkü meleklerin varlığını Allah Teâla Kur'an-ı Kerim'de haber vermiş, Peygamber Efendimiz de melekleri hem görmüş, hem de bize bildirmiştir Yüce Allah'ın ve sevgili Peygamberimizin bildirdiği her şey doğrudur Bu sebeple biz, meleklerin varlığına kesin olarak iman ediyoruz
Melekler: yerde, göklerde, çevremizde ve her yerde bulunurlar Sayılarını ancak Allah bilir Her birine Allah'ın verdiği görevler vardır
Bazıları devamlı olarak Allah'a ibadet eder Bazıları da kâinatın tertip ve düzeni ile vazifelidirler İnsanların gücünün erişemiyeceği büyük işler yaparlar İnsanlara iyiliği telkin eden, kötülüklerden koruyan, sıkıntılı zamanlarda müminlerin yardımına gönderilen melekler de vardır Yüce Allah, meleklerin varlığı ile sonsuz kudretini göstermiştir
Büyük Melekler ve Görevleri
1) Cebrâil: Meleklerin en büyüğüdür Görevi: Allah ile peygamberler arasında elçilik yapmak, Allah'ın kitaplarını peygamberlere getirmektir Kitabımız Kur'an-ı Kerim'i Allah'tan Peygamberimize getiren Cebrâil'dir
2) Mikâil: Tabiat olaylarının idaresi ile görevlidir (Yağmur yağması, rüzgâr esmesi, ekinlerin bitmesi vs gibi)
3) İsrâfil: Kıyametin kopması ve insanların öldükten sonra tekrar dirilmeleri ile görevlidir
4) Azrâil: Ömrü sona eren insanların canlarını almakla görevlidir
Bu dört büyük melekten başka, diğer meleklerden bazıları da şunlardır:
Kirâmen Kâtibin: Her insanın biri sağında, diğeri solunda iki melek bulunur Bunlara Kirâmen Katibin denir Sağındaki melek, insanın yaptığı iyi işleri, solundaki ise kötü işleri yazar Böylece her insana ait iyiliklerin ve kötülüklerin yazıldığı "Amel defteri" meydana gelir
Münker ve Nekir: Bunlar, öldükten sonra kabirde insanlara soru sormakla görevli meleklerdir
Rıdvan: Cennetteki meleklerin başkanıdır
Mâlik: Cehennemde görevli olan meleklerin başkanıdır
Meleklere İnanmanın Fayda ve Tesirleri
Her zaman ve her yerde bizimle beraber olan, bizden hiç ayrılmayan melekler bulunduğuna inanan bir müslüman, gizli yerlerde "Beni kimse görmüyor, istediğimi yaparım" diyemez, fenalık yapamaz Çünkü nerede olursa olsun meleklerin kendisini gözetlediğini, iyilik ve kötülüklerinin yazıldığını bilir Böylece meleklere olan imanımız bizi kötülük yapmaktan alıkor
Bunlardan başka bizi kötülüklerden koruyan, iyilik yapmaya yönlendiren melekler de vardır Dünyada iyilik ve güzelliğin misali melek; fenalık ve çirkinliğin kötü örneği de şeytandır Melek, insanı iyiliğe, şeytan da kötülüğe çağırır
Meleklere inanmak, ahlâki davranışlarımızı olumlu olarak etkiler, kötülüklerden sakınmamızı ve ahlâkımızın güzelleşmesini sağlar
Peygamberimiz (sas) şöyle buyuruyor:
"Hem şeytan, hem de melek, insanın kalbine bazı şeyler getirirler Şeytanın işi kötülüğe çağırmak, haktan uzaklaştırmaktır Meleğin işi hakka, iyiliğe çağırmak ve kötülükten uzaklaştırmaktır
Kim içinde iyiliğe çağıran bir ses duyarsa bilsin ki o, meleğin sesidir Hemen ona uysun ve Allah'a şükretsin
Kim de içinde kötülüğe çağıran bir ses duyarsa bilsin ki o, şeytanın sesidir Ondan uzaklaşsın ve Allah'a sığınsın" (7)

KİTAPLARA İMAN
Allah Tarafından Gönderilen Kitaplar
İmanın altı şartından üçüncüsü, Allah'ın kitaplarına inanmaktır Yüce Allah, kullarına peygamberleri aracılığıyla kitaplar göndermiştir Bu kitaplarda, Allah'ın emirleri ve yasakları bildirilmiş, kulların yapması gereken görevler öğretilmiş, dünya ve ahirette mutlu olmanın yolları gösterilmiştir
Biz müslümanlar, peygamberlere gönderilen kitapların hepsine inanıyoruz Ancak, Kur'an-ı Kerim'den başka diğer ilâhi kitapların sonradan bozulduğunu ve değiştirildiğini de biliyoruz Kur'an-ı Kerim ise, Peygamberimize indirildiği gibi titizlikle korunmuş ve hiç bir değişikliğe uğramamıştır
Allah tarafından peygamberlere gönderilen kitaplardan bazıları birkaç sayfadan meydana gelen küçük kitaplardır
Peygamberlere Gönderilen Sahifeler:
1) 10 sahife, Âdem Aleyhisselâm'a,
2) 50 sahife, Şit Aleyhisselâm'a,
3) 30 sahife, İdris Aleyhisselâm'a,
4) 10 sahife, İbrahim Aleyhisselâm'a,
gönderilmiştir Bunların toplamı 100 sahifedir
Peygamberlere Gönderilen Dört Büyük Kitap:
1) Tevrat, Musa Aleyhisselâm'a,
2) Zebur, Dâvut Aleyhisselâm'a,
3) İncil, İsâ Aleyhisselâm'a,
4) Kur'an-ı Kerim, bizim peygamberimiz Hz Muhammed Aleyhisselâm'a, gönderilmiştir
Kur'an-ı Kerim'in Özellikleri
En son ve en büyük peygamber Hz Muhammed (sas)'e Allah tarafından gönderilen Kur'an-ı Kerim müslümanlığın kutsal kitabıdır
Kur'an-ı Kerim'i diğer ilâhi kitaplardan ayıran ve üstün kılan birçok özellikler vardır
Bu özelliklerin başlıcaları şunlardır:
a) Kur'an-ı Kerim Peygamberimize indiği gibi hiç bir değişikliğe uğramadan bize kadar gelmiştir Kıyamete kadar da bozulmadan devam edecektir
Öteki kutsal kitaplardan bazıları tamamen kaybolmuş, bazıları da birçok değişikliklere uğrayarak bozulmuş ve hiçbiri Allah'tan gönderildiği gibi muhafaza edilememiştir
Kur'an-ı Kerim'i koruyacağını Yüce Allah, şu ayetle teminat altına almıştır:
"Kur'an-ı sana Biz indirdik, onun koruyucusu da Biziz" (8)
Gerçekten de Allah, kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'i günümüze kadar korudu, kıyamete kadar da koruyacaktır
b) Kur'an-ı Kerim toplu olarak değil, zaman ve olaylara göre ayetler ve sûreler halinde parça parça inmiştir Bu durum, onun kolayca ezberlenmesini ve anlaşılmasını sağlamıştır
c) Kur'an-ı Kerim son ilahî kitaptır Ondan sonra başka kitap gelmeyecektir Kur'an'ın hükümleri kıyamete kadar geçerli olacak, değişmiyecektir Önceki kitaplar ise belirli bir zaman için gönderilmişti
d) Kur'an-ı Kerim, bütün insanlığa gönderilen bir kitaptır Her asrın ihtiyaçlarını karşılayacak hakikat ve hikmetlerle doludur
Kur'an-ı Kerim'in Nâzil Oluşu ve Vahiy Gerçeği
Peygamberimiz Hz Muhammed (sas), kendisine peygamberlik görevi verilmeden önce bir süre Mekke yakınındaki Hira dağında bir mağaraya çekilir, Allah'ın büyüklüğünü düşünmekle meşgul olurdu
610 yılının Ramazan ayında bir Pazartesi gecesi yine Hira'daki mağaraya çekilmiş, gönlü ve bütün varlığı ile Allah'a yönelmişti İşte bu sırada meleklerin en büyüğü olan Cebrâil (as), Allah'ın emriyle peygamberimize gelerek "Oku!" dedi ve bu emri üç defa tekrarladı Sevgili Peygamberimiz, "Ne okuyayım?" deyince Cebrâil (as), Kur'an-ı Kerim'den beş âyeti tebliğ etti Böylece ilk vahiy geldi ve Kur'an-ı Kerim nâzil olmaya başladı
Kur'an-ı Kerim, peygamberimize vahiy yoluyla gelmiştir Vahiy: Allah tarafından doğrudan doğruya veya elçi vasıtasıyla Peygamberlere bildirilen ve kesinlik ifade eden bilgidir Vahyin çeşitleri vardır Allah bu vahiy yollarından biri ile sözünü peygamberlerine duyurmuştur
Bu yollardan biri de Yüce Allah'ın, sözünü bir melek aracılığı ile peygamberlerine duyurmasıdır
Allah'ın sözünü peygambere bildiren melek; bazen kendi suretinde gelirdi Bazen de bir insan şeklinde gelir, orada bulunanlar kendisini görür, sesini işitirlerdi Bazı zamanlarda da melek vahyi peygambere bildirir, fakat kendisi görünmezdi
Kur'an-ı Kerim, Peygamber Efendimize Cebrail adlı melek aracılığı ile indirilmiştir
İlk vahiy geldiği zaman Peygamberimiz (sas) kırk yaşında idi
Kur'an'ın inmeye başlamasıyla Hz Muhammed (sas)'in Peygamberlik görevi başlamış oldu Kur'an-ı Kerim, bazen ayet-ayet, bazen de sûreler hâlinde parça-parça inerek 23 senede tamamlandı
Kur'an-ı Kerim'in Yazılması ve Mushaf Hâline Getirilmesi
Kur'an âyetleri geldikçe Peygamberimiz (sas), vahiy kâtiplerini çağırır, âyetleri hangi surenin, neresine yazılacağını gösterirdi Vahiy kâtipleri de gösterildiği gibi yazarlardı Nâzil olan ayetleri Ashab-ı Kiram okur ve birçoğu da ezberlerdi Böylece Kur'an-ı Kerim, Peygamberimizden günümüze dek hem yazılarak, hem de ezberlenerek muhafaza edilmiştir
Peygamberimizin sağlığında âyetler inmeye devam ettiği için Kur'an'ın yazıldığı sahifeler mushaf hâline getirilememişti Kur'an, vahyin sona ermesiyle tamam oldu
Peygamberimiz (sas) in vefatından sonra Halife olan Hz Ebu Bekir, ashabın ileri gelenlerinden bir komisyon kurdu Bu komisyon, ayrı ayrı sahifelerde bulunan Kur'an sure ve ayetlerini bir araya topladı, hafızların ezberledikleri Kur'an ile karşılaştırarak, yazıp Mushaf haline getirdi
Kur'an sahifelerinin bir araya toplanarak kitap hâline getirilmiş şekline "Mushaf" denir
Böylece Kur'an-ı Kerim, Allah'tan Peygamberimize vahyedildiği gibi muhafaza edimiş, hiç bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiştir Kıyamete kadar da böyle devam edecektir
Kur'an-ı Kerim'e Karşı Görevlerimiz
1) Her müslüman, Kur'an-ı Kerim'in Allah'ın sözü olduğunu bilmeli ve tecvid kurallarına uygun olarak Kur'an'ı yanlışsız okumalıdır
2) Kur'an-ı Kerim'i abdestli olarak eline alıp "Eûzü-besmele" ile okumaya başlamalıdır Kur'an'ı okurken mümkünse kıbleye karşı dönmeli ve son derece edepli, saygılı olmalı ve anlamını öğrenmeye çalışmalıdır
3) Kur'an-ı Kerim, temiz yerlerde okunmalı; başka işlerle meşgul olup, dinlemeyen kimselerin yanında ve pis yerlerde okunmamalıdır
4) Kur'an-ı Kerim, yüksek ve temiz yerlerde bulundurulmalı, hürmetsizlik sayılacak yerlere konulmamalıdır
5) Kur'an'ın yap dediklerini yapmalı, yapma dediklerinden sakınmalı, Kur'an'ın ahlâk ilkelerine uygun hareket etmelidir
Kur'an Okumanın Fazileti Hakkında Peygamberimizin Mübarek Sözleri:
"Sizin en hayırlınız, Kur'an-ı öğrenen ve öğretendir"
"Kim Allah'ın kitabı Kur'an'dan bir harf okursa onun için bir sevap vardır Her sevabın karşılığı da on kat verilecektir"
"Kim Allah'ın kitabı Kur'andan bir ayet dinlerse, ona kat-kat sevap verilir Kim de Allah'ın kitabından bir ayet okursa kıyamet gününde kendisine nur olur"
"Kur'an okuyunuz Çünkü o, kıyamet günü okuyanlara şefaat edecektir"
"Kim Kur'an-ı Kerim'i okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü onun anne ve babasına öyle bir taç giydirilir ki, onun aydınlığı dünyada evlere vuran güneş ışığından daha parlaktır Artık siz bununla amel edenin sevabını hesap edin" (9)

PEYGAMBERLERE İMAN
Peygamber Kime Denir
İmanın altı şartından dördüncüsü, peygamberlere inanmaktır Peygamber, Allah ile insanlar arasında elçi olarak görevlendirilen kişidir Allah, bu göreve lâyık olan en iyi kullarını seçer
Peygamberlere Olan İhtiyaç
Peygamberler insanlara yol gösterici olarak gönderilmiştir İnsanların böyle yol göstericilere ihtiyacı vardır
Çünkü: insanlar kendi akılları ile Allah'ın varlığını anlayabilirlerse de O'nun yüksek sıfatlarını kavrayamazlar Allah'a nasıl ibadet edileceğini, Ahiret hayatını ve burada kimlere mükâfat verileceğini, kimlerin ceza göreceğini, dünya ve ahiret mutluluğunun nasıl kazanılacağını bilemezler
İşte, bu gerçekleri insanlara öğretmek, dünya ve ahirette mutlu olmanın yollarını göstermek için Yüce Allah Peygamberlerini görevlendirmiştir
Peygamberlerin Özellikleri
Peygamberler, hertürlü ahlâk güzelliğine sahip örnek insanlardır Onlarda bulunması gereken bazı özellikler şunlardır:
1– Sıdk: Doğruluk demektir Peygamberler son derece doğru insanlardır Asla yalan söylemezler Oldu dedikleri
olmuştur, olacak dedikleri zamanı gelince mutlaka olacaktır
2– Emânet: Güvenilir olmak demektir Peygamberler her hususta güvenilir kimselerdir, emanete asla hıyanet etmezler
3– Fetânet: Akıllı ve uyanık olmak demektir Peygamberler akıllı, uyanık ve yüksek zekâ sahibidirler
4– İsmet: Günah işlememek demektir Peygamberler gizli ve açık hiçbir şekilde günah işlemezler
5– Tebliğ: Bildirmek demektir Peygamberler Allah'tan aldıkları dinî hükümleri olduğu gibi hiçbir değişiklik olmadan insanlara bildirmişlerdir
Peygamberlerin Görevleri
Peygamberler en doğru bir şekilde insanlara Allah'ı tanıtmışlar, inanç esaslarını, ibadet şekillerini öğretmişlerdir Dinî hükümleri ve güzel ahlâk ilkelerini açıklamışlar, kendileri de söylediklerini yaparak insanlara örnek olmuşlardır
Peygamberler, Allah'ın emirlerini yapanları cennetle müjdelemişler, yapmayanların ise cehennem azabı ile cezalandırılacaklarını haber vermişlerdir
Kur'an-ı Kerim'de Adları Geçen Peygamberler
İlk peygamber HzÂdem (as), son peygamber bizim peygamberimiz Hz Muhammed (sas)'dir Bu ikisinin arasında birçok peygamber gelmiştir Peygamberlerden yirmibeş tanesinin ismi Kur'an-ı Kerim'de geçmektedir Ancak peygamberlerin sayısı çok daha fazladır Biz, Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen peygamberler ile birlikte sayılarını ancak
Allah'ın bildiği diğer peygamberlere de hiçbir ayırım yapmadan inanırız
Kur'an-ı Kerim'de adları geçen peygamberler şunlardır:
1– Âdem, 2- İdris, 3-Nuh, 4-Hûd, 5-Sâlih, 6-Lût, 7- İbrahim, 8- İsmail, 9- İshak, 10- Yâkub, 11- Yûsuf, 12- Şuayb, 13- Hârun, 14-Mûsa, 15- Dâvud, 16- Süleyman, 17- Eyyûb, 18- Zülkifl, 19- Yûnus, 20- İlyas, 21- Elyesa, 22-Zekeriyya, 23- Yahya, 24- İsa, 25- Muhammed (sas)
Hz Muhammed (sas)'in Son Peygamber Oluşu
Peygamberlerin en büyüğü ve sonuncusu, bizim peygamberimiz Hz Muhammed (sas)'dir
Allah Teâ'lâ şöyle buyuruyor:
"O, Allah'ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur"(10)
Onun tebliğ ettiği İslâm dini, son din'dir Allah tarafından getirdiği Kur'an-ı Kerim, bütün insanlığa seslenen Allah'ın son kitabıdır
Hz Muhammed (sas)'in gelmesiyle peygamberlik kapısı kapanmıştır O, yeryüzündeki bütün milletlerin peygamberidir Bu gerçek Kur'an-ı Kerim'de şöyle bildirilmektedir:
"Ey Muhammed! De ki: Ey İnsanlar! Doğrusu ben Allah'ın hepiniz için gönderdiği Peygamberiyim"(11)
Önceki peygamberler belirli topluluklara gönderilmişti Onlar bir evin içini aydınlatan kandillere benziyordu Bütün insanlığa gönderilen bizim peygamberimiz ise, dünyayı aydınlatan güneş gibidir Güneş doğduktan sonra artık kandillere ihtiyaç kalmamıştır
Mucize Neye Denir
Mucize: Peygamberlerin, peygamber olduklarını ispat etmek için Allah'ın yardımı ile gösterdikleri olağanüstü olaylardır Mucizeler, Peygamberliğin birer belgesidir Peygamberlik dâvasına uygun olarak meydana gelir Diğer insanlar, böyle olağanüstü olayları yapamaz, mucize gösteremez, çünkü buna güçleri yetmez
Mucize göstermek peygamberlere mahsustur Allah'ın izni ve kudreti ile meydana gelir
Bütün peygamberler, peygamber olduklarının birer ilahî belgesi olarak mucize göstermişler, kendilerine inanmayanları âciz bırakarak susturmuşlardır
Kerâmet Neye Denir
Kerâmet: Allah'ın yardımı ile veli kulları tarafından meydana getirilen olağanüstü olaylardır Böyle olağanüstü olaylar, Allah'ın veli kulları için birer keramet, tâbi oldukları peygamber için birer mûcize sayılır
Peygamberimizin Mucizeleri
Peygamberimiz Hz Muhammed (sas), Allah tarafından peygamber olarak gönderildiğini ispat etmek amacıyla birçok mucize göstermiştir
Parmaklarından su akması ve bu su ile yüzlerce kişinin abdest alması, (11/a) birkaç kişiye yetecek kadar az bir yemekten binlerce kişinin doyması, (12) İsra ve Mirac olayı gibi Peygamberimizin pek çok mucizesi vardır
Peygamberimizin en büyük ve daimi mucizesi Kur'an-ı Kerim'dir Ruhları okşayan, gönüllere huzur veren okunuşu, sayısız hikmetlerle dolu yüksek anlamı, insanlığın mutluluğu için getirdiği ölmez prensipler ve bütün çağlara ışık tutan ilmî gerçekleri ile Kur'an-ı Kerim eşsiz bir mucizedir

AHİRET GÜNÜNE İMAN
Ahiret Günü Ne Demektir
İmanın şartlarından beşincisi "Âhiret Gününe İnanmaktır" İnsanların ve diğer canlıların bir sonu olduğu gibi, üzerinde yaşadığımız dünyanın ve bütün evrenin de bir gün sonu gelecektir Allah'ın takdir ettiği zaman gelince görevli melek İsrafil, "Sûr" denilen bir şeye üfürecek ve bundan çıkacak çok müthiş bir sesin tesiri ile (Allah'ın diledikleri dışında) bütün canlılar ölecek, yer ve göklerin düzeni bozularak kâinat yeni bir şekil alacaktır
Kıyamet denilen bu olaydan bir süre geçtikten sonra Allah'ın emriyle İsrafil, Sûr'a ikinci defa üfürecek ve bütün canlılar yeniden dirilerek "Mahşer" denilen toplanma yerine çağrılacaktır Burada herkes Allah'ın huzuruna çıkarılacak ve dünyada yaptıklarından sorguya çekilecektir
İnsan, dünyada ne ekmiş ise ahirette onu biçecek, İlâhî adalet yerini bulacak ve hiç kimse haksızlığa uğratılmayacaktır
Ölüm
Her insanın dünyada yaşayacağı belirli bir süre vardır Bu süre bitince insan ölür İnsan, beden ve rûhun birleşmesinden meydana gelen bir varlıktır Bedenimize canlılık ve hareket veren ruhtur Allah'ın takdir ettiği zaman gelince ruh bedenden ayrılır Ruhun bedenden ayrılması olayına "ölüm" denir Ölüm, her insan için takdir edilmiştir Bundan
kurtuluş yoktur
Bu gerçek Kur'an-ı Kerim'de şöyle bildiriliyor:
"Her canlı ölümü tadacaktır" (12/a)
"Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir" (13)
Ölüm, yok olmak demek değildir Geçici olan dünya hayatından sonsuz olan ahiret hayatına geçiştir Allah'a karşı görevini yapanlar için ölüm, daha yüksek hayata kavuşmak için açılan bir kapıdır
Kabir
İnsanın ölümünden, kıyamet günü yeniden dirilmesine kadar geçecek olan zamana "kabir hayatı"; bu zaman içinde bulunacağı yere de "kabir" denir İnsan ölünce bedeni çürür, toprağa karışır, fakat bedenden ayrılan rûhu ölmez İnsan kabire konulunca Münker ve Nekir adındaki melekler tarafından sorguya çekilir Sorulara doğru cevap verenler için kabir, bir istirahat yeri; cevap veremeyenler için ise azâp yeri olacaktır
Peygamberimiz (sas) Efendimiz kabrin durumunu şöyle açıklıyor:
"Kabir (kişinin dünyadaki iş ve davranışlarına göre) ya cennet bahçelerinden bir bahçe, yahut cehennem çukurlarından bir çukurdur" (14)
Kıyamet
Daha önce de belirttiğimiz gibi, Allah'ın takdir ettiği zaman gelince, dört büyük melekten biri olan İsrafil'in "Sûr" denilen bir şeye üfürmesi ile çok korkunç bir ses meydana gelecek, bu sesin etkisi ile bütün canlılar ölecek, kâinatta önemli değişiklikler olacaktır
Kâinatın bugünkü düzeni bozulacak, yer ve gökler başka şekil alacaktır
İşte bu büyük olaya "kıyamet" denilmektedir Kıyametin ne zaman kopacağını yalnız Allah bilir
Hesap, Mükâfat, Ceza, Cennet, Cehennem
Yapılan iyiliğe verilen karşılık "mükâfat"; işlenen kötülüğün karşılığı da "ceza"dır
İnsanlar bu dünyaya imtihan edilmek üzere gönderilmiş, yapmakla yükümlü oldukları görevler kendilerine bildirilmiştir
Allah'ın emirlerini yerine getiren, yasak ettiği şeylerden sakınan ve insanlara iyilik yapanlar imtihanı kazanmış olacak ve karşılığında kendilerine büyük mükâfat verilecektir Herkes dünyada yaptığının karşılığını ahirette eksiksiz olarak görecektir
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"Kıyamet günü doğru teraziler kurarız: hiç bir kimse, hiç bir haksızlığa uğratılmaz" (15)
"Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür" (16)
Cennet mü'minler için hazırlanmış mükâfat yeridir
Cennette, bu dünyada gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç bir insanın hayalinden geçmeyen nimetler vardır
Cennet, insanın kalbinden geçen ve hoşuna giden her şeyi devamlı olarak bulacağı eşsiz güzeliklerle dolu bir yerdir
Orada her şey insanın gönlüne göredir, neyi arzu ederse anında yanında hazır olacaktır
Cennette, hastalık, korku ve üzüntü yoktur Orada insan hep genç yaşta kalacak, ihtiyarlamayacaktır Cennette hayat sonsuzdur Ölüm yoktur Oraya giren bir daha çıkmayacak, zevk ve safa içinde sonsuza kadar devam edecektir
Kur'an-ı Kerim'de bu konuda şöyle buyuruluyor:
"İman edip iyi, yararlı işler yapan kimseler cennetlik olanlardır; onlar orada ebedî kalacaklardır" (17)
"Orada onlar için diledikleri her şey var ve yanımızda fazlası da var" (18)
Allah'a karşı görevlerini yapmayan, haramlardan sakınmayan ve insanlara kötülük edenler bu davranışlarının karşılığı olarak cehennemde cezalandırılacaktır
Cehennem, iman etmeyenler ile inandığı halde günah işleyenlerin ahirette ateşle cezalandırılacakları yerdir
İnandığı halde, Allah'ın emirlerine uygun hareket etmeyen, dini görevlerini yerine getirmeyenler, belirli bir süre cehennemde kalıp cezalarını çektikten sonra çıkacak ve cennete gireceklerdir Kâfirler ve münafıklar ise ebedî olarak cehennemde kalacaklardır
Kur'an-ı Kerim'de kâfir ve münafıkların durumu şöyle bildiriliyor:
"İnkâr eden kimseler ve ayetlerimizi yalan sayanlar cehennemlik olanlardır Onlar orada temelli kalacaklardır" (19)
"Doğrusu münafıklar cehennemin en alt tabakasındadırlar Onlara yardımcı bulamayacaksın" (20)
Ahiret Gününe İnanmanın Faydaları
Âhiret gününe inanmak insana sorumluluk duygusu kazandırır Sorumluluk duygusu taşıyan bir insan davranışlarına dikkat eder
Âhirete inanmak demek; öldükten sonra tekrar dirileceğimize ve dünyada yaptığımız işlerden Allah'ın huzurunda hesap vereceğimize, iyilik yapanların mükâfat göreceklerine, kötülük işleyenlerin cezalandırılacaklarına inanmak demektir Bu inanç insanı kötülük yapmaktan sakındırır, iyiliğe ve doğruluğa yönelterek ahlâk ve fazilet sahibi yapar Bu inanca sahip insanlardan meydana gelen bir toplumda hiç kimse başkasına zarar vermez, herkes birbirinin hakkına saygı gösterir, elinden geldiğince iyilik yapar Bu davranışlar kişiler arasında karşılıklı olarak sevgi ve güven duygularını geliştirir
Âhirete inancı olmayanlar, ölüm anında gerçekleri görecek ve Allah'ın emirlerini yapmak için dünya hayatına geri dönmek isteyeceklerdir Ancak iş işten geçmiş olduğu için bu istek kabul edilmeyecektir Bu durum Kur'an-ı Kerim'de şöyle haber veriliyor:
"Onlardan birine ölüm gelince: Rabbim! Beni geri çevir Belki yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim, der" (21)
Âhiret gününe inanmak insanı teselli eder, üzüntüsünü azaltır
Şöyle ki:
Dünyada nice iyi insanlar, iyiliklerinin karşılığını görmeden; haksızlığa uğrayanlar hakkını almadan; nice zâlimler de cezasını çekmeden ölüp gitmektedirler Haklı ile haksızın, iyi ile kötünün ayrılacağı ve herkesin yaptığının tam olarak karşılığını bulacağı gün, ahiret günüdür
Âhiret gününde ilâhi adalet yerini bulacak; iyilik yapanlara iyiliklerinin müfkâfatı bol bol verilecek; haksızlığa uğrayanlar eksiksiz olarak haklarını alacak; zalimlerin yaptığı yanında kalmayacak, hak ettikleri cezayı bulacaklardır İşte bu inanç, insana huzur verir, üzüntülerini azaltır
Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
"Kıyamet gününde insan dört şeyden sorguya çekilmedikçe Allah'ın huzurundan ayrılamaz:
– Ömrünü nerede geçirdiğinden,
– Vücudunu nerede yıprattığından,
– Malını nereden kazanıp nereye harcadığından,
– Bildiği ile ne amel ettiğinden" (22)
Yeniden diriliş ile başlayan ve sonsuza kadar devam edecek olan zamana "Ahiret Günü" denir İşte, bütün insanların öldükten sonra yeniden dirilmesine ve ondan sonra devam edecek olan sonsuz hayata inanmak, imanın en önemli esaslarından biridir
KADERE İMAN
Kader ve Kaza Ne Demektir
İmanın şartlarından altıncısı, kader ve kazaya, ister iyi, ister kötü, her şeyin Allah'ın bilmesi, dilemesi ve yaratmasıyla olduğuna inanmaktır
Kâinatta, olacak şeylerin zamanını, yerini, özelliklerini ve nasıl olacaklarını, henüz onlar olmadan Allah'ın ezelde bilmesi ve takdir etmesine kader denir
Allah'ın ezelde takdir ettiği şeyleri zamanı gelince bu takdire uygun olarak yaratmasına kaza denir
Kaderi bir plâna benzetirsek, Kaza da plâna uygun olarak o şeyin yapılmasıdır Kâinatta meydana gelen her şey, Allah'ın bilmesi, dilemesi ve yaratması iledir O'ndan başka yaratıcı yoktur
Kader ve Kazaya iman etmek, her şeyin Allah tarafından belirlenmesine ve zamanı gelince belirlendiği gibi yine Allah tarafından yaratılmasına inanmak demektir
İnsanın Sorumluluğu
İnsanın işleri iki kısımdır:
Birincisi, kendi isteği dışında olan işlerdir Bir hastalıktan dolayı elinin titremesi, kalbinin çalışması, boyunun kısa veya uzun olması gibi Bunlar doğrudan doğruya Allah'ın dilemesi ve yaratması ile meydana geldiğinden insan bu işlerden sorumlu değildir
İkincisi, insanın isteğine bağlı olarak meydana gelen işlerdir İnsanın oturup kalkması,yürümesi, elleri ve diğer organları ile yaptığı işler kendi isteğine göre Allah'ın yaratması ile meydana geldiğinden insan bu işlerden sorumludur
Her şeyi takdir eden ve yaratan Allah'tır Ancak, tasarladığı herhangi bir işi yapıp yapmamakta Allah insana bir irade, yani seçme hürriyeti vermiştir İnsan bu irade ile iyilik etmeyi seçer, gücünü de bunu yapmak için kullanırsa Allah, iyiliği yaratır Eğer insan kötülük yapmayı seçer, gücünü de bunu yapmak için kullanırsa Allah kötülüğü yaratır
Görülüyor ki, insan neyi yapmak isterse Allah onu yaratır "Hayır ve şer Allah'tandır Yâni iyilik ve kötülük Allah'ın yaratması iledir" sözünün anlamı budur
İnsanın yaptığı işlerden sorumlu tutulmasının sebebi, işte bu seçme hürriyetine sahip olması ve gücünü tercih ettiği şeyi yapmak için kullanmasıdır Bunun içindir ki her insan iradesi ile yaptığı işlerden sorumludur Hayır işlemiş ise, mükâfatını, kötülük yapmışsa cezasını görecektir
Kadere İnanmanın Faydaları
İnsan kendi isteği ile yaptığı işlerden sorumlu tutulacağını bildiği için seçme hürriyetini iyi işlere kullanır Cezayı gerektiren işlerden sakınır Böylece kader inancı, kişiye sorumluluk duygusu kazandırır
Kadere inanan bir kimse çalışmalarında başarılı olamadığı veya bir felâketle karşılaştığı durumlarda karamsarlığa düşmez, morali bozulmaz Çünkü, Allah'ın her işinde bir gaye ve hikmet olduğunu, insanın sınırlı güce sahip bir varlık olarak yaratıldığını, gücünün yetmeyeceği işlerden sorumlu olmayacağını bilir ve Allah'ın takdirine boyun eğer, ona sığınır Bu inanç, insana rahatlık verir, üzüntüsünü giderir
Kader inancı bize, kâinatta her şeyin bir plân dahilinde ve bir gayeye yönelik olarak varedildiğini, her şeyin bir sebebi olduğunu öğretir
Bu inançla insan hayatta başarıya ulaşmanın yollarını ve sebeplerini araştırarak üzerine düşen görevleri yerine getirmeye çalışır
İslâm'da Tevekkül Anlayışı ve Çalışmanın Önemi
Tevekkül, yapacağımız herhangi bir iş için bütün gücümüzle çalışıp elimizden geleni yaptıktan sonra, sonucu Allah'tan beklemektir
Bunu bir misal ile açıklayalım:
Tarlasından iyi bir ürün almak isteyen bir çiftçi; önce tarlayı güzelce sürüp tohumu eker, gübresini atar, gerekirse sulamasını da yapar Ekinin zararlılardan korunması için her türlü tedbiri de aldıktan sonra gerisini Allah'a bırakır, O'na güvenir Çünkü çiftçi, elinden geleni yapmıştır Artık ekinin büyümesi ve ürün vermesi için Allah'a güvenecek, sonucu O'ndan bekleyecektir Gerçek tevekkül budur
Yoksa hiç çalışmadan bir işin oluvermesini istemek, kendinin yapması gereken şeyleri Allah'tan beklemek, tevekkül değildir Müslümana yakışmayan yanlış bir düşüncedir
Devesini dışarda bağlamayıp salıveren ve Allah'a tevekkül ettim diyen bir kişiye Peygamberimiz (sas) Efendimiz şöyle buyurdu: "Önce deveni bağla, sonra tevekkül et" (23) Peygamberimizin bu sözünden anlaşılıyor ki müslüman önce elinden geleni yapacak, sonra Allah'a tevekkül edecektir
Namaz kılmak, oruç tutmak nasıl dinî bir görev ise, geçimini sağlamak için çalışıp kazanmak da ibadet değeri taşıyan bir görevdir
Yüce Allah:
"Namaz kılınınca yeryüzüne dağılın ve Allah'ın fazlından nasibinizi arayın" (24) buyurmuştur
Sevgili Peygamberimiz de:
Helâl kazanç aramanın farz olduğunu bildirmiştir (25) Hz Ömer şöyle demiştir: "Hiç biriniz rızkını aramaktan vazgeçip Allah'ım bana rızık ver demesin, biliyorsunuz ki, gökten ne altın yağar ne de gümüş" (26)
Görülüyor ki, çalışmak dinimizin emri, müslümanın görevidir Bir işi başarmak için önce elimizden geleni yapacağız, bütün gücümüzle çalışacağız Sonra bizi başarıya ulaştırmasını Allah'tan bekleyeceğiz, O'na güveneceğiz
Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de "Hakikaten insan için çalıştığından başkası yoktur" (27) buyurarak çalışmanın önemini bildirmiştir
Peygamberimiz de: "Kişinin yediği en hayırlı yemek, elinin emeği ile kazandığı yemektir Allah'ın Peygamberi Davut (as)'da elinin emeği ile geçinirdi" (28) buyurmuştur
Dinimiz, çalışmaya büyük önem vermiş, helâl kazanç sağlamak için çalışmayı ibadet olarak değerlendirmiştir
Çalışan insan hayırlı insandır Çünkü, insan çalışmakla hem kendisine, hem ailesine, hem de milletine yararlı olur
Peygamber Efendimiz: "İnsanların hayırlısı, insanlara yararlı olandır" (29) buyurarak bu gerçeği açıklamıştır
Müslüman hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışmalı, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için hazırlık yapmalıdır
Peygamberimiz, daima çalışmayı tavsiye etmiş "İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır" (30) buyurarak müslümanların her gün daha ileri gitmesini istemiştir
Sevgili Peygamberimiz şu mübarek sözü ile bize dünya ve ahirette mutlu olmanın yollarını göstermiştir Buyuruyor ki:
"Sizin hayırlınız; dünyası için ahiretini terketmeyen, ahireti için de dünyasını terketmeyip her ikisi için çalışan ve insanlara yük olmayandır" (31)
O halde müslüman hem dünya, hem de ahiret için çalışacak, her gün daha ileri gidecektir Dinimizin emri budur
Dipnotlar:
(1) Al-i İmran sûresi, 19
(2)
Al-i İmran sûresi, 85
(3)
Bakara sûresi, 163
(4)
İhlas sûresi, 1-4
(5)
İbrahim sûresi, 34
(6)
İbnü'l- Cevzi Sîretu Ömer b Abdi'l-Aziz, s 5
(7)
Câmiu's-Sâğir "İnne" Maddesi
(8)
Hicr sûresi, 9
(9)
et-Terğib ve't-Terhib c II, s 342 vd
(10)
Ahzab sûresi, 40
(11)
A'raf sûresi, 158
(11/a)
Aliyyü'l-Kari, Şerhu'ş-Şifa, c II, s 339
(12)
Buharî, Gazvetü'l-Hendek
(12/a)
Al-i İmran sûresi, 185
(13)
Nisâ sûresi, 78
(14)
Keşfu'l-Hafa, c II, s 90
(15)
Enbiya sûresi, 47
(16)
Zilzal sûresi, 7-8
(17)
Bakara sûresi, 82
(18)
Kaf sûresi, 35
(19)
Bakara sûresi, 39
(20)
Nisa sûresi, 145
(21)
Mu'minûn sûresi, 100
(22)
et-Terğib ve't-Terhib c II, s125
(23)
Keşfu'l-Hafa, c I, s 144
(24)
Cuma sûresi, 10
(25) Keşfu'l-Hafa c III, s 46
(26)
Şerhu Ayni'l-İlm, c II, s 182
(27)
Necm sûresi, 39
(28)
Riyazü's-Salihin, cI, s 569
(29)
250 Hadis, s 121
(30)
Keşfu'l-Hafa, c II, s 233
(31)
Keşfu'l-Hafa, c I, s 393

alıntı

 

@hmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 27-01-2008   #2
 
Standart --->: Din, İman, İslam ile ilgili geniş bilgiler


güzel bir paylasim Allah cc razi olsun
dinimizin temel bilgilerini ara sira imanimizin kuvvetlenmesi icin okumakda fayda var

 

rana isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24-06-2008   #3
 
Standart --->: Din, İman, İslam ile ilgili geniş bilgiler


Allah cc Razı Olsun

 

ßaran isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 29-09-2008   #4
 
Standart --->: Din, İman, İslam ile ilgili geniş bilgiler


Allah cc razı olsun faydalı bilgiler

 

şaf_ak isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 13-10-2008   #5
 
Standart --->: Din, İman, İslam ile ilgili geniş bilgiler


Allah Razı Olsun Faydalanmak Elbette Gerek

 

cennetulbaki isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 17-11-2008   #6
 
Standart --->: Din, İman, İslam ile ilgili geniş bilgiler


allah razı olsun ellerine sağlık

 

gEnChBoYs isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 04-05-2009   #7
 
Standart --->: Din, İman, İslam ile ilgili geniş bilgiler


Önceki peygamberler belirli topluluklara gönderilmişti Onlar bir evin içini aydınlatan kandillere benziyordu Bütün insanlığa gönderilen bizim peygamberimiz ise, dünyayı aydınlatan güneş gibidir Güneş doğduktan sonra artık kandillere ihtiyaç kalmamıştır

Allah cc razı olsun

 

Sedanur isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: bilgiler, din, genis, ile, ilgili, iman, islam

Bir İman Hakikati Olan Fotosentez Olayı | İşte müslüman

Konu Araçları


Din, İman, İslam ile ilgili geniş bilgiler ile ilgili Benzer Konular
1827 Kez Görüntülendi

emsile bina maksut ile ilgili geniş bir konu arıyorum
yaratılış ile ilgili bilgiler
AKİKA ile ilgili bilgiler
namaz ile ilgili bilgiler
İslâm Ülkeleri Hakkında Bazı Genel Bilgiler

Powered by vBulletin® Version 3.6.11 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forumacil | Forumalev | Dantel | Rüyatadı | Mumine | Örgü | Netalemi | Google | Şiirler | validator.w3 |

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369