![]() |
| | Konu Araçları |
| | #99 |
| | ![]() Canlıların kendilerine ait olmayan yavrulara bakmaları evrimcilerin "doğadaki mücadele" iddialarını tamamen geçersiz kılan bir delildir. Evrimcilerin bir iddiası, hayvanların genlerini bir sonraki nesle aktarmak için yavrularına fedakarca davranışlar gösterdikleridir. Bu nedenle canlıların kendi yavruları dışında, aynı türün diğer bireylerine de yardım etmeleri evrim teorisinin açıklamakta en zorlandığı konulardan biridir. Bunu örneklerle de görebiliriz. Misk öküzlerinde, sürünün herhangi bir saldırıya maruz kalması durumunda yetişkin öküzler yanyana durarak bir daire oluştururlar ve sürüdeki bütün yavruları ortalarına alırlar. Böylelikle yavrular için kesin bir koruma sağlamışolurlar. Aynı şekilde yunuslar da sürü halinde dolaşırlar ve birbirlerini tehlikelere karşı korurlar. Bir yunus doğum yaparken yanında mutlaka anne yunusa yardımcı olan başka yunuslar da bulunur. Afrikalı av köpekleri de sürü halinde yaşayan canlılardandır. Erkekler ve dişiler yavruların bakımı konusunda işbölümü yaparlar. Bir avı öldürdükten sonra sürüdeki yetişkinler yavruların etrafında daire oluştururlar ve ilk olarak yavruların beslenmesine izin verirler. Aynı şekilde arı, karınca gibi canlıların koloni içindeki fedakarca davranışları da Darwin'in "güçlü olan yaşar, zayıf olan ise ezilerek yok olur" tezini geçersiz kılmaktadır. 85. Doğadaki pek çok canlı kendisinden umulmayacak işleri büyük bir başarıyla gerçekleştirir. Bazen vücutlarında bir kimya fabrikası varmışgibi hareket ederler, bazen de en zor koşullara dayanacak çok özel mekanizmalarını kullanırlar. Evrimciler canlılardaki bu gibi tasarım örneklerine nasıl bir açıklama getirmektedirler? Evrimciler canlılardaki kompleks mekanizmalar karşısında suskun kalmaktadır. Teoriyi geçersiz kılan tasarım örneklerinden biri, bombardıman böceğidir. Bombardıman böceği düşmanlarına karşı, arkasındaki bir delikten kaynar sıcaklıkta özel bir kimyasal sıvı fışkırtarak kendisini savunur. Bu kimyasal silah nasıl çalışır? Bu sorudan yola çıkan bilim adamları son derece şaşırtıcı bulgular elde etmişlerdir. Bombardıman böceği, gizli salgı bölmelerinde iki kimyasal maddenin konsantre bir karışımını yapar: Hidrojen peroksit ve hidro-kinon. Bunların karışımı, toplama keseciği denilen saklama odasında birleşir. Bu toplama kesesi, patlama odacığı denilen ikinci bölmeye bağlanır. Bu iki bölme, insan kalbindeki kapakçıklı kas sistemi gibi bir sistemle birbirinden ayrılmıştır. Böcek tehdit edildiğini anladığında, toplama kesesindeki kaslarını kasar. Aynı anda bu odayı, patlama odasından ayıran bağlantı kaslarını serbest bırakır ve aradaki kapak açılır. Bu sayede, salgılanan kimyasal karışım patlama odacığına girer ve patlamayı gerçekleştirecek katalizör enzimleriyle karşılaşır. Bu aşamada hemen patlama odacığının kapağı kapanır. Hidrojen peroksit, su ve oksijene ayrışır. Oksijen, hidrokinon ile tepkimeye girerek daha fazla su oluşturur ve "kinon" denilen tahrişedici kimyasal madde üretilir. Bu reaksiyon sırasında oldukça yüksek bir ısı açığa çıkar. Kimyasal madde bu aşamada kaynama noktasına ulaşır ve bu karışım, böceğin vücudunun arka kısmında ye alan boru şeklindeki özel bir kanalla dışarı püskürtülür. Ve böylece böcek, düşmanını zehirli bir kimyasal madde olan kinon ile haşlar. Böceğin vücudunda gerçekleşen tüm bu zincirleme reaksiyon göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşir. Bu sistemin hiç hatasız işlemesi çok önemlidir. Çünkü sistemdeki herhangi bir aksaklık patlamanın gerçekleşmemesi ve böceğin ya düşmanı tarafından öldürülmesi ya da patlamanın böceğin vücudunun içinde gerçekleşmesi anl----- gelecektir. Kısacası bombardıman böceğinin savunma sisteminin tam olarak işlemesi için bütün parçalarının aynı anda ve eksiksiz bir şekilde var olması gereklidir. Bu da, böceğin yaratılmışolması demektir. 86. Doğadaki canlılar kendi kendilerini tedavi etmeyi nasıl öğrenmiş olabilirler? Bu evrimcilerin iddia ettikleri gibi tesadüfen gelişmişbir özellik olabilir mi? Böyle bir şey elbette ki mümkün değildir. Bunu bir örnekle görelim. Bezuar keçisi, ne zaman bir yılan tarafından ısırılsa, yaşadığı çevrede yetişen sütleğen bitkisi türlerinden birini yiyerek kanına karışan yılan zehirini sütleğen sıvısındaki "öforbon maddesi" sayesinde etkisiz hale getirir. Günlük otlamaları sırasında ise sütleğenlere ağzını bile sürmez. Bu Bezuar keçilerinin sütleğen otlarının kimyasal yapısını ve bu otun yılan zehirine iyi geldiğini bilmeleri demektir. Bu bilgiyi Bezuar keçileri nasıl edinmişlerdir? Keçilerin, kendilerini yılan ısırdığında buldukları tüm otları yiyerek, yani deneme-yanılma metodunu kullanarak hangi otun zehirlenmeyi engelleyeceğini bulmaları elbette ki mümkün değildir. Öyleyse bu keçiler yılan zehirine karşı hangi otun etkili olacağını, yılan ısırdığında nasıl tedavi olacaklarını nereden bilmektedirler? Bu bilgileri onlara öğreten kimdir? Bu soruların tek bir cevabı vardır. Bezuar keçileri, dünyadaki her canlı gibi Allah'ın ilhamı ile hareket etmektedirler. Allah, onlara nasıl davranmaları gerektiğini öğretmiştir. 87. Evrimciler ilkel bir bakteri hücresinin şartların zorlaması sonucunda fotosentez yapmaya başladığını ve evrimleşerek bitkileri oluşturduğunu iddia ederler. Bakterilerin böyle kompleks bir işlemi kendi kendilerine başlatmış olmaları mümkün müdür? Evrimciler, ilk bakterilerin beslenme ihtiyacı dolayısıyla fotosentez yapmaya başladıklarını iddia ederler, ama böyle bir şey mümkün değildir. Çünkü canlıların açlığa dayanma süreleri çeşitlilik gösterse de besin bulamayan her canlının kaçınılmaz sonu ölümdür. Bu iddia doğrultusunda cevaplanması gereken sorular vardır. Aç kalan bir canlı milyonlarca yıl süren bir zaman sürecinde ölmeden nasıl beklemiştir? Üstelik de bu açlık neticesinde bakteriler çok daha gelişmişbir canlıya dönüşerek, fotosentez gibi pek çok aşaması günümüzde çözülememiş, suni olarak bile taklit edilemeyen bir işlemi yapmaya başlamışlardır. Bitkiler bakterilerden evrimleşmişolamazlar. Çünkü bakteri hücresi ile bitki hücresi yapı olarak birbirinden çok farklıdır. Sadece DNA'larının yapısı incelendiğinde bile çok farklı oldukları rahatlıkla görülecektir. Örneğin bitki hücresindeki DNA molekülü çift katlı bir zarla saklanır, bakteri hücresindeki DNA molekülü ise hücre içinde serbest durmaktadır. Bakteri hücresindeki DNA molekülünde az sayıda protein vardır. Ancak bitki hücresindeki DNA molekülü bir uçtan diğer uca kadar proteinlere bağlıdır. Bakteri hücresindeki DNA molekülü tek bir hücreye ait bilgi taşır oysa bitki hücresindeki DNA bitkinin tümüne ait bilgileri taşır. Bakterilerde hiç organel bulunmaz, bitki hücrelerindeyse her biri çok kompleks yapılara sahip birçok organel bulunur. Bu gerçeğin evrimciler de farkındadır. Örneğin ünlü evrimci bilimadamı Prof. Ali Demirsoy aşağıdaki sözleriyle bu durumu açıkça itiraf etmektedir: Karmaşık hücreler hiçbir zaman ilkel hücrelerden evrimsel süreç içerisinde gelişerek meydana gelmemiştir. (Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim, s. 79) 88. Evrimciler su yosunlarının kara bitkilerine dönüştüğünü iddia ederler. Bu iddia ne derece doğrudur? Evrimcilerin bu iddiaları da diğerleri gibi asılsızdır. Evrimcilerin iddialarına göre su yosunları denizlerdeki gel-gitler sonucunda deniz kıyılarına tutunurlar ve bir süre sonra kara bitkilerine dönüşerek kıyılardan içerilere doğru ilerlerler. Acaba evrimcilerin bu hayali varsayımı gerçeğe ne kadar yakındır? Su yosunlarının karaya geçmeleri durumunda yaşamalarını imkansız kılacak çok sayıda etken vardır. Bunlardan en önemlilerine kısaca bir göz atalım: 1-Kuruma Tehlikesi: Suda yaşayan bir bitkinin karada yaşayabilmesi için öncelikle yüzeyinin fazla su kaybından korunması gerekmektedir. Aksi takdirde bitki kuruyacaktır. Kara bitkileri, kurumadan korunmak için özel sistemlerle donatılmışlardır. Bu sistemlerde çok önemli detaylar vardır. Böyle hassas bir sistemin tesadüfen oluşması ihtimal dışıdır, imkansızdır. Eğer böyle bir sistem bitkide yoksa, bitkinin bu sistemin gelişmesini bekleyecek milyonlarca yıl zamanı da yoktur. Böyle bir durumda bitki bir süre sonra kurur ve ölür. Kaldı ki bu çok özel sistemler, milyonlarca ve milyarlarca yıl geçse de tesadüfen oluşamayacak kadar kompleks sistemlerdir. 2-Beslenme: Su bitkileri, ihtiyaçları olan suyu ve mineralleri direkt olarak içinde bulundukları sudan alırlar. Dolayısıyla karaya çıkıp, yaşamaya çalışan bir su yosununun beslenme problemi ortaya çıkacaktır. Bunu halletmeden yaşamını sürdürmesi ise imkansızdır. 3-Üreme: Su yosununun karadaki kısa ömrü sırasında üremek için herhangi bir şansı da olamaz. Çünkü su yosunları her türlü işlerinde olduğu gibi, üreme hücrelerini dağıtma işleminde de suyu kullanırlar. 4-Oksijenin yıkıcı etkisinden korunma: Karaya geçtiği iddia edilen su yosunu oksijeni o ana kadar suda çözünmüşolarak almıştır. Evrimcilerin iddiasına göre karaya geçtiği anda oksijeni daha önce hiç karşılaşmadığı bir biçimde, yani havadan direkt olarak almak zorundadır. Bilindiği gibi normal şartlar altında havadaki oksijenin organik maddeler üzerinde yıkıcı etkisi vardır. Karada yaşayan canlılar, bu etkiden zarar görmemelerini sağlayacak sistemlere sahiptirler. Su yosunu bir su bitkisidir, dolayısıyla oksijenin olumsuz etkilerinden korunmak için gerekli olan enzimlere sahip değildir. Bu yüzden karaya geçtiği anda oksijenin zararlı etkisinden kurtulması mümkün değildir. Böyle bir sistemin oluşmasını beklemesi gibi bir durum da söz konusu değildir. Karaya çıkan bir su yosunu zaman içinde kaçınılmaz olarak kuruyarak yok olacaktır. Görüldüğü gibi bir su yosununun karaya geçme ve karada yaşama gibi bir şansı yoktur. Karaya çıktığı ilk anda, karada yaşayan bir bitki gibi, rahatça yaşayabilmesi için kusursuz işleyen pek çok mekanizmaya sahip olması gereklidir. Sonuçta ortaya çıkan gerçek şudur: Bir su bitkisinin ne kadar süre geçerse geçsin, şartlar ne olursa olsun bir kara bitkisine dönüşmesi imkansızdır. Özetle, canlıların tesadüfler sonucu ortaya çıktıklarını öne süren evrim teorisi, gerçeklere aykırı bir hurafeden ibarettir. Çünkü tüm canlıları Allah yaratmıştır. Dediler ki: "Sen Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın." (Bakara Suresi, 32)
|
| |
| İstediğini Bulamadıysanız Üye Olmadan
BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz. |
| | #100 | |
| | ![]() Alıntı:
senden razı olsun çok önemli ve bilmemiz gereken bilgiler![]()
| |
| |
| | #101 |
| | ![]() Paylaşım için teşekkürler Allah cc razı olsun
|
| |
![]() |
| Tags: anlamak, cabuk, imani |
| Konu Araçları | |
| |