Mumsema islam Arsivi

Geri git   Mumsema islam Arsivi > İman Bölümü > İman Bölümü > İman etmeyenlere cevaplar

Forum Alev


Bir Mantık Küpünün Karşısında Eriyen Ateist Düşünce ile ilgili Benzer Konular
221 Kez Görüntülendi

Ilim Ve Mantık Karşısında Misyonerler
eriyen MuM
Mantık !!
Nazarında eriyen bir nefestim!
Evde Kalan Kızlar Erkekler ve Eriyen Pamuk Helva
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 17-03-2009   #1
 
Ünlem Bir Mantık Küpünün Karşısında Eriyen Ateist Düşünce


Bir Mantık Küpünün Karşısında Eriyen Ateist Düşünce Mumsema İslam Arşivi Bir Mantık Küpünün Karşısında Eriyen Ateist Düşünce
Bir Mantık Küpünün Karşısında Eriyen Ateist Düşünce




Mehmed Kırkıncı Hocaefendi anlatıyor: 1971 yılında, C.H.P. genel sekreteri Bülent Ecevit, Türk-İş Kongresine kendisini temsilen katılmak üzere Namık Saygı’yı Erzurum’da yapılacak olan kongreye göndermişti. Bu genç eczacılık fakültesinde öğrenciymiş.

Namık Saygı, Erzurum’a gelince kredi yurtlarında kalan hemşehrisi Nazif Demir’i görmek istemiş. Namık Bey yurda gittiği sırada Nazif, arkadaşı Hamza Kara ile ikindi namazını kılıyorlarmış. Namık Bey onları bu halde görünce birden sinirlenmiş ve feveran etmeye başlamış:

Millet açlıktan kıvranırken, peynir ekmek bulamazken, siz burada ne ile uğraşıyorsunuz! Namaz kılacak zaman mı? Hangi asırda yaşıyoruz. Bu milleti sevmek böyle mi olur?” demiş.

Nazif şaşırıp kalmış. Ne diyeceğini bilememiş. Sonra, “Sen bir fikir adamısın, hemen böyle feveran etme. İstersen gel seni bir din alimine götüreyim. Bunları onunla tartış.” demiş. Namık Bey kendinden emin bir şekilde hemen kabul etmiş ve beni ziyaret etmeye karar vermişler.

Onlar geldiklerinde biz de ikindi namazını kılmış, oturuyorduk. İçeriye önce Hamza, arkasından Namık Bey ve en son Nazif girdi. Nazif, Hamza ile Namık Bey’i yukarı odaya gönderdikten sonra yanımıza geldi.

“Hocam bu adam benim hemşehrim Namık Saygı’dır. Eczacılık fakültesinde okuyor. Buraya Türk-İş kongresine katılmak için Ecevit göndermiş. Tam bir Marksist’tir. Fakat öyle alelade bir militan değil, tam bir fikir adamıdır.” dedi ve başına gelenleri anlattı.

Ben de yanımda bulunan Alaaddin ve Celaleddin Beyleri onların yanına gönderdim. Biraz sonra da ben yanlarına çıktım. Önce kim olduğunu ve ne iş yaptığını sordum. Eczacıyım deyince, “Yahu sen nerelerdeydin? Senelerdir bir eczacı arayıp duruyordum. Şimdi sen kendi ayağınla buraya geldin. Ben seni gökte ararken yerde buldum. Benim büyük bir derdim vardı. Onun çaresini arıyordum. Bu derdime bir çare bul.” dedim.

Namık Bey sözlerimi tam bir şaşkınlıkla dinliyor, diğer arkadaşlar da sözün nereye varacağını merak ediyorlardı. Sözlerimi şöyle sürdürdüm:

“Yakında benim annem vefat etti. Ben de bir gün öleceğim. Ben daha dün yoktum, yarın da ölüp yok olacağım. Ben nereden geldim? Bu dünyadaki vazifem ne? Daha sonra nereye gideceğim? Bunları düşündükçe gözüme uyku girmiyor. Çok rahatsız oluyorum. Benim bu derdime bir çare bulabilir misiniz?”

Namık Bey neye uğradığını şaşırmış bir halde beni dinliyordu.

Devam ettim:

“Şimdi bunları bırakalım da, şu ekonomiye bakalım. Diyelim ki siz ekonomiyi düzelttiniz. İnsanların hepsi büyük zenginler oldular. Hatta o kadar zengin oldular ki, yedikleri bir lokmanın değeri üç altın kıymetinde. Hepsi saray gibi evlerde yaşıyorlar. Atlas çarşaflarda, ipek yorganlarda uyuyorlar. Bu şekilde fevkalade besleniyorlar.

Peki ülkemizde insanlar ne kadar yaşıyorlar?” diye sordum.

“60 veya 65 yıl yaşarlar.” dedi. Ben, “Olmaz!” dedim, “Bu şekilde beslenmeye 65 yıl ömür yeter mi? Yetmez! Şöyle en az 130 yıl yaşasınlar.

Peki bu insanlar ortalama kaç kilo geliyorlar?” diye sordum. Şaşkın bir şekilde “Ortalama 65 kilo civarı” dedi. Ben yine itiraz ettim, “Olmaz! Böyle beslenen insanlar hiç 65 kilo olur mu? Gel o da 130 kilo olsun. Ama o kadar yaşasalar bile bu ömür sonsuza kadar sürmez. 130 yaşına kadar yaşadıktan sonra ne yapacağız. Yapacak başka şeyimiz kalmıyor, bir gün Namık Bey’in hanımı yatak odasına giriyor ve Namık Bey’in kalp krizinden öldüğünü görüyor. Başlıyor bunu ne yapalım diye düşünmeye. Ben de hoca olduğum için bana geliyor. Ben, ona Namık Bey’i anne-babasına götürün diyorum. Fakat onlar da kabul etmiyorlar. ‘Ölü adam ne işimize yarar, birazdan kokmaya da başlar.’ diyorlar. Tekrar bana geliyor, o zaman muhtara götürmesini söylüyorum. Fakat anne babasının kabul etmediğini muhtar hiç kabul etmiyor. Ben de, ‘O halde başka çare kalmadı, götürüp bir hendeğe gömelim’ diyorum. Biz de onu bir hendeğe gömüyoruz.

Anne babasının kabul etmediği Namık Bey’i hendekte öyle güzel karşılıyorlar ki! O geldi diye bayram yapıyorlar. Bu bayram yapanlar kim biliyor musun? Mezarlık fareleri. ‘Her lokması üç altın olan yiyeceklerle beslenmiş bir adam geldi, hem de tam 130 kilo.’ diye seviniyorlar.”

Sohbeti şöyle devam ettirdim:

“Bu gün dünyanın her tarafında görünen huzursuzluklar, menfîhareket ve isyanlar hep imansızlığın doğurduğu neticelerdir. Zira bu isyanların ana kaynağı yalnız mide değil ki bir lokma ekmekle ihtiyacı def olsun. Aç kalan ruhtur, akıldır, kalptir. Beşerdeki bu huzursuzluk ve ihtilâller hep manevî açlığın neticesidir. Cismanî ihtiyaçlar dünyevi, fani ve mahduttur. Ruhî ihtiyaçlar ise ebedîdir. İnsanın manevî ihtiyaçları maddî ihtiyaçlarından çok daha önemlidir.

İnsan denilen bu ulvî mahluku sadece bağırsaklarını beslemeye mahkum etmek, onun aklını kesip de midesine yedirmek gibidir. İnsana gerçek huzuru yaşatan manevi değerlerdir. Manevî değerlerin temeli ise imandır, fazilettir, ibadettir.”

Bu şekilde akşam namazına kadar konuştum. Hiç ağzını açmadan beni dinledi. Sanki dili tutulmuştu. Arada sorduğum suallerime bile zorla cevap veriyordu.

Akşam ezanı okununca ben:

“Ezan okundu. Sen bize müsaade et akşam namazını kılalım.” dedim. Tam biz kalkarken bir de baktım, çoraplarını çıkartıyor.”

“Ben de sizinle beraber namaz kılacağım” dedi. Gerçekten de bizimle birlikte akşam namazını kıldı. Namazdan sonra Ayet-ül Kübra’yı okuttum ve izah ettim. Yatsı namazına kadar da ders sürdü. Pür dikkat dinledi. Daha sonra Erzurum’dan ayrılacağı zaman arkadaşlar onu uğurlamaya gittiler. Erzurum’dan gözleri yaşlarla dolu olarak ayrıldı.

Bir müddet sonra bize bir mektup yazmıştı. Mektup o kadar içtenlikle ve güzel yazılmıştı ki, mektubu okuyan herkesin gözleri yaşardı. Mektubun şu kısmı aklımda kaldı, “O gün söyledikleriniz hâlâ kulaklarımda çınlayıp duruyorlar!”


Kaynak:
Hayatım Hatıralarım-Mehmed Kırkıncı- Zafer Yayınları- İst-2007

cevaplar.org
http://www.cevaplar.org/index.php?khide=visible&sec=17&sec1=61&yazi_id=675 8

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: ateist, bir, dusunce, eriyen, karsisinda, kupunun, mantik

Şirkin sebebi cehatettir | Ahirete inanmayan kimseye ne diyebiliriz?

Konu Araçları


Bir Mantık Küpünün Karşısında Eriyen Ateist Düşünce ile ilgili Benzer Konular
221 Kez Görüntülendi

Ilim Ve Mantık Karşısında Misyonerler
eriyen MuM
Mantık !!
Nazarında eriyen bir nefestim!
Evde Kalan Kızlar Erkekler ve Eriyen Pamuk Helva

Powered by vBulletin® Version 3.6.11 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forumacil | Forumalev | Dantel | Rüyatadı | Mumine | Örgü | Netalemi | Google | Şiirler | validator.w3 |

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369