Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Ahlak
> Güzel Ahlak Sıfatları
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et SiteMap

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 03-28-2007   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 92
İtibar
Tecrübe Puanı: 4
Rep Puanı : 3449
Rep Derecesi :
İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.
İnşirah RSS Feed
Standart ADALET



“Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emrediyor Zinayı, fenalıkları ve zulmetmeyi de yasaklıyor Size dinleyip tutasınız diye böylece öğüt veriyor
(Nahl/90)
Hak, kutsal ve saygıdeğerdir Bu yüzden hakkın üstünlüğü kabul edilmeden, onu bütün değerlerin üstünde mütalaa etmeden ve onu bütün kurumların en üst mevkiine yerleştirmeden, hiçbir sistemde adalet olamaz Dolayısıyla adaletin bir neticesi olan huzur ve saadet, nizam ve intizam da tesis edilemez
Alemlerde canlı veya cansız, her mahlukun Yaratıcısı tarafından belirlenmiş bir hakkı, bir miktarı, bir haysiyeti ve bir vazifesi vardır Mahlukatın Yüce Rabbimiz tarafından belirlenmiş olan haklarına tecavüz edildiği an, birlik, huzur ve nizam içerisinde yaşanması imkansız hale gelir Haklar, kuvvetli zorbaların elinde kaldığı gün, adalet artık bozulmuş ve en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün sistemlerde ve alemlerde her ne varsa anarşinin pençesine terk edilmiş demektir
İnsanlığın, bir birlik ve bütünlük oluşturmak üzere kurduğu devlet kavramının aslında ve teferruatında insan ve onun haklarının en mukaddes unsur olması gerekirken, tarih boyunca maalesef çoğu zaman bu böyle olmamış; evrenin en yüce varlığı ve Allah’ın halifesi olan insan, sistemlere köle yapılmıştır Böylece önemli olan, insanın haklarının yüceliği ve devamı değil, sistemlerin hayat ve bekası olmuştur İşte, tarih boyunca ne zaman insanın saygınlığı ve mukaddes oluşu devletin diğer kurumlarına feda edilmişse, zulüm doğmuş ve devlet kurumu çözülmüş ve çökmüştür
Tarihin sinesinden Firavun’lar gelip geçmiş Onlara göre kölelerin hakkı, bir ömür karın tokluğuna piramitlere taş taşımak, zilletle yaşamak olmuştur Sonra, çeşitli toplumlarda asiller ortaya çıkmış Onlar da paryalara, hayvanlara tanınan haklardan daha aşağı haklar tanımıştır Beyazlar, siyahlara hep ikinci sınıf insan ya da hayvan olarak bakmışlar İnsanlar birbirlerine hak ve ayrıcalıklar tanırken, renkler, ırklar ve sosyal sınıflar ölçü ve esas kabul edilmiş Ta ki vahyin adaleti gelinceye, adil ve masum sıfatlı peygamberler insanlığın önderleri oluncaya kadar
Yanlış ölçü zulümdür
Peygamberlerden ve vahiyden habersiz insanlık, tarih boyunca insanlığın haklarını yanlış ölçülere göre tesbit etmiş ve bu tesbitte de her zaman yanılgıya düşmüştür Yazık ki bugün de çoğunlukla aynı başarısızlığa mahkumuz
Hakların tesbit işini mesela dünün kölelerine bıraksak, onlar, zalim efendilerine haklar verirken acaba ne kadar insaflı ve adilâne davranırlar? Ve yine bu işi tarihin meşhur despotlarından Hitler’e bıraksak, bütün insanlığın varlığını Alman ırkına feda etmekten başka bir şey yapar mı? Kadınlar insanlığın haklarını tesbite yetkili kılınsa, acaba erkeklerin durumu ne olur? Gerçekten merak uyandıran bir soru! Erkeklere kadınların haklarını belirletseniz acaba mesele hallolur mu? Kuvvetliye sorarsanız, hak kuvvetlinindir İşi çoğunluk anlayışına bıraksanız, ferdin hakkı yok olup gidecek Hatta toplum kutsallık kazanarak; “Sakın hakkım var deme / Hak yok vazife vardır!” anlayışına fertler feda edilecek
O halde hakların tesbiti için insan üstü bir hakem gerekmez mi? ‘En aciz bir kulun hakkı, en kuvvetli kişi ve kurumlara çiğnetilmemelidir’ prensibini adaletin temeli sayan bir hakem İşte o prensibin hayata nakış nakış işlendiği bir dönemde, Allah’ın Rasulü (AS)’ın sadık halifesi Hz Ebubekir (RA) devlet olma makamında bakınız hakkı nasıl aziz tutuyor:
“Şunu da biliniz ki, bana göre en kuvvetliniz, hakkını zalimlerden alıp kendisine verinceye kadar en zayıf olanınızdır En zayıf olanınız da, gasp ettiği hakkı elinden alıncaya kadar en kuvvetli olanınızdır
İşte bu, temelinde hak ve adalet yatan bir devletin, haklı ama zayıf olan kimsenin yanında yer alarak, haksız zorbayı güçsüz duruma düşürmesi demektir
Adalet yalnız insan için mi?
Şurası çok açıktır ki, evrende her parçacığın, bir diğeri ile çok yönlü münasebetleri ve hakları vardır Varlık işte böyle sıkı ve karmaşık ilişkiler içerisinde yaratılmıştır Bu varlıkların haklarını kusursuz bir şekilde tesbit etmek, vermek ve korumak gerekir ki, bütün varlıklar arasında barış ve muhabbet doğsun
Ama insan, Alemlerin Rabbi’nin kendisine ve kendi dışındaki mahlukata verdiği hakkı pek adil bulmuyor Adeta Allah’a bu mevzuda beceriksizlik isnat ediyor Mahlukatın haklarını kendisi tesbite kalkışıyor Ne var ki bu yöntemle insanlık, binlerce yıllık bilgi ve fikirbirikimine rağmen, Hz Ebubekir Sıddık Efendimiz’in yaklaşımına genel itibarıyla hâlâ yetişebilmiş değildir Oysa insan, Allah’a ve O’nun peygamberlerine teslim olsaydı, bu kadar zaman israf edilmeyecek, bu kadar insan zulme mahkum olmayacak ve bunca bedbahtlık yaşanmayacaktı
İlahi aydınlığı reddederek adalet arayan insan, sorumsuzca yaşamayı, Allah’ın ve mahlukatın hakkını çiğneyerek yaşamayı, dünyasını da ahiretini de zayi etmeyi, sahte eğlence ve zevkten ibaret bir hayatla oyalanmayı, kendisine verilmiş haklar olarak düşünüyor Fakat Yaratıcısı’nın ona sorduğu “insan başıboş bırakılacağını mı zanneder?” sorusu bir yandan hakikati hatırlatırken, diğer yandan da akibeti konusunda uyarıyor
Ama o, bildiğini okur bir tavırla, kurduğu sistemlerin temeline hakkı ve adaleti değil, kendi arzularını koymuştur Bu yüzden oluşturduğu kurumlar insanı ezmiş ve sömürmüş; neticede mülkler, ülkeler, devletler çökmüş ve dağılmıştır Halbuki adaletin tesisi için önce hakların doğru belirlenmesi, sonra da sahibine verilmesi ve korunması gerekirdi
Hak ve adaletin temeli
Bir toplumda haklar doğru tesbit edilir ve buna uyulursa, o toplumda artık insanî ilişkiler dengesi kurulmuş demektir Biz de böyle dengeli ve adil bir cemiyetin inşası için yüce Allah’ın belirlediği hakları bilmek zorundayız Bu hakları iki grupta toplayabiliriz:
Birincisi Allah’ın hakları Önce insan, toplum, bütün insanlık, hep birden O’nun haklarını bilmeli, tanımalı ve hürmet göstermelidir O’nu birlemeli ve O’nu en büyük kabul etmelidir O’na şükredip, O’nun için secdeye kapanmalı ve yalnız O’ndan korkmalı, O’na kulluk etmeli; kısaca, insan, ilâh olmaya kalkışmamalıdır Çünkü böyle bir davranış, kulun kendi hukukunu aşması anl----- gelir Hz İbn-i Abbas (RA) “Adalet, Allah’tan başka bir ilah olmadığına şahitlik etmektir” derken, bizlere adaletin de bir temeli olduğunu anlatmakta Evet, adaletin temeli, herşeyden önce Allah’ın ilâhlık haklarını tanımaktır
İkincisi, mahlukata Allah’ın tanıdığı haklardır Bu konuda da insan, Allah’ın kullarına verdiği hakları tanımalı ve onlara saygı duymalıdır İnsanlar birbirlerinin haklarından ancak rıza ve izinle faydalanmalıdırlar Bu hak mübadelesi de adalete riayet edilerek yapılmalıdır Bu mevzudaki rehberimiz de Allah’ın Kitabı ve Rasulullah’ın Sünneti olmalıdır
Ademoğlu, hem kendi ve hem de kendisine emanet edilmiş mahlukatın haklarını bu iki kaynağın dışında aradığı için tarihi boyunca hep zulumle tanışmıştır Zulüm ise karmaşa ve savaş doğurmuştur Bugün, çağımız insanın hasret duyduğu barış, bu yüzden hâlâ hayaldir
Hak kavramı çok derin manaları çağrıştırmalıdır: Allah’ın hakkı, kulların hakkı, mahlukatın hakkı, sözün hakkı, yediğimiz ekmeğin, içtiğimiz suyun hakkı İnsan, boynunda Allah’ın, anne ve babanın, evlatların; kısaca cümle mahlukatın, hatta evrendeki cansız parçacıkların bile hakkını taşıyarak yaşamakta İşte “bir katrecik kan ve binbir çeşit endişe” diye tarif edilen insan, bu haklara saygı ve hürmetle mükellef Dağların ve göklerin taşımaktan kaçındığı mukaddes yükümüz işte budur Bu hakları ifa ettiğimiz an, insanda Allah’ın “el-Adl” sıfatı tecelli edecektir İşte bu yüzden, Allah’ın veli kullarının sıfatlarından birisi de adaletdir ki, onların önce kendi iç alemlerinde adalet tecelli etmiş; sonra dış aleme, yaşadıkları toplumlara sirayet etmiştir Onlar, konuştukları zaman adaletli söz söyleyerek sözün, yedikleri zaman şükrederek yedikleri için rızkın, nefislerini cennete taşıdıkları için varlıklarının, kuvveti hakka ram ettikleri için kuvvetin hakkını ödeyerek, yeryüzünde Allah’ın adaletini tesis etmişlerdir İşte mülk ve melekutun temeli olan adalet bu adalettir
Alemleri ayakta tutan adaletin vücut bulmuş şekilleri Peygamberler ve onların izinden yürüyen veli kullardır Adaletin kaynağı onlardır Adalet onlardan toplumlara yayılır Onlar gidince, artık mülkün temeli gider ve kıyamet kaçınılmaz olur İçinde bir kamil mürşidin zikri, bir adil velinin yalvarışları olmayan bir mülkü hangi güç yokluktan kurtarabilir? Adalet mülkün temeli, alemlerin de canıdır Cansız beden ceset olur; çürürve dağılır!

 

İnşirah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 3 Hafta önce   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Oct 2008
Mesaj: 2,610
İtibar
Tecrübe Puanı: 27
Rep Puanı : 39
Rep Derecesi :
*hayal* Seçkin bir yolda.
*hayal* RSS Feed
Standart --->: ADALET



Allah razı olsun

 

*hayal* isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags:

En Sağlam Bir Dayanak ve En Sâfî Bir Ubudiyet Olarak "İHLÂS" | Cennet Giysisi: TEVAZU

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Vaaz ve Sohbet Konuları: Adalet mumsema Vaaz ve Sohbet Konuları 3 3 Hafta önce 16:56 PM
Adâlet Yetim A-B 1 06-19-2008 22:56 PM
Adâlet ACİLSERVİS A-B 3 01-29-2008 21:10 PM
Adalet sempatik Dini Hikayeler 0 04-05-2007 18:26 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya Yudumla TOPlist Saat 00:48 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293