|
| | #1 |
| | ![]() GÖRGÜ KURALLARI </B> AKSIRMAK AZGIN MİSAFİR DAVETE İCABET FAKİRİ ZİYARET TOPLUM VE GÖRGÜ KURALLARI GÖRGÜNÜN TEMELİ İFFETLİ OLMAK İYİLİĞE TEŞEKKÜR KÖTÜLÜKTEN KORUNMAK İÇİN MÜSTEHCEN KONUŞMAK HEDİYELEŞMENİN ÖNEMİ LATİFE YAPMAK, NEŞELİ OLMAK KALBİ YUMUŞATMAK İÇİN HERKESİ ZİYARET UYGUN MU MİSAFİRE ÇEŞİTLİ YEMEKLER VERMEK MİSAFİRE EV AYIRMAK MİSAFİRİN GÖREVLERİ MİSAFİRE İKRAM GEREKİR MİSAFİRE YÜKSÜNEREK HİZMET ETMEK SABAH KALKARKEN ŞÜKÜR UYKU ADABIGörgü kuralları; toplumların inanç, eğitim, ekonomik güç, teknolojik seviye, örf ve âdetlerine göre farklılıklar gösterir Dünyadaki toplumların görgü kuralları, değişik olabildiği gibi, zamanın geçmesi ve teknolojik ilerlemeler de bazı görgü kurallarını kaldırıp, yerlerine yenilerinin konulmasına sebep olur Görgüden maksat; bir toplumdaki insanların birbiriyle münasebetlerinde olgun, medenî davranışlar içinde bulunarak, fert ve toplumun huzurunu, rahatını temin eder Ayrıca bunlar, çok sık karşılaşılan günlük işlerde bir nizam ve intizamın hâkim olmasını sağlar Böylece toplum, belli bir rahatlığa kavuşur Türkler, Müslüman olmadan önceki hayatlarında görgüye çok önem vermişlerdir Obalardan meydana gelen göçebe Türk boyları, beşeri münasebetlerini organize eden seviyeli ve ciddi görgü kuralları geliştirmişlerdir Diğer bir adı töre olan bu davranışlar, örf ve âdetler olarak toplumda uyulan kurallardır Uymayanlar çeşitli cezalara çarptırılırdı Müslüman olduktan sonra, eski inanışlarının yanı sıra, görgülerinden dinimize uygun olmayan tarafları da bırakarak uygun olan davranış şekilleri almışlar, uygun olanlarını ise dinin verdiği aşk ve şevkle iyice pekiştirmişlerdir Bu bakımdan milletimiz arasında yakın zamana kadar bu kurallar, âdeta yazılı olmayan birer kanun hüviyetini muhafaza etmiştir Böylece seviyeli, huzurlu ve sistemli bir toplum hayatı yaşanmıştır Bugün milletimizin çocuklarına büyük bir ihtimamla öğrettiği görgü kurallarının çoğu, asırlar öncesinden gelmektedir Bunlar kısaca şöyledir: Türk âilesinde evin reisi babadır Âile fertleri babanın verdiği kararlara uyar ve onun arzu ve isteklerini yerine getirir Anne, âilenin en saygıya lâyık varlığıdır Evin iç düzeni ondan sorulur Çocuklar, her zaman şefkat ile bakılır, iyi yetişmeleri için itina edilir Dede ve ninelerin de beraber olduğu âilelerde, onların söz hakkı ve kararları daha önce gelir Görgünün esasını büyüklere saygı ve itâat, küçüklere şefkat ve merhamet teşkil eder Bu bakımdan her görgü kuralı bu temele göre şekillenmiştir Evde küçükler büyüklerin yanında daima edepli bulunur Yanlarına izin alarak girer ve çıkarlar, kendilerine söyleneni dikkatle dinlerler Büyüklerin sözüne izin almadan karışmazlar ve sözü lüzumsuz yere uzatmazlar Kendilerine hitap edildiğinde, “Buyurun efendim” diye karşilik verirler Ana babanin yatak odalarina, kapiyi vurup izin almadan girmezler Kardeşler, birbirine bagli ve saygilidir Abi, abla şefkatle doludur, kendilerini küçükler karşisinda mesul hissederler Küçükler de büyük kardeşlerine hürmet gösterir, onlarin isteklerini yerine getirirler Onlarin sözlerini dikkatle dinleyip peki efendim, baş üstüne diyerek cevap verirler Birbirinin eşya ve oyuncaklarini izinsiz kullanmazlar Kendilerinde olanlardan birbirine ikram ederler Kimseyi rahatsiz etmez, gürültü çikarmazlar Misafirlige gitmeden önce ev sahibine haber verilir Kararlaştirilan gün ve saatte gidilir Evine girerken, kapinin zilini çalarak veya seslenerek, izin istenir! Izin üç defa olur Ilkinde ses verilmezse, bir dakika kadar sonra, ikinci defa da ses çikmazsa, üçüncü defa zile basmali, yine ses yoksa, 4 rekat namaz kilacak kadar bekledikten sonra gitmelidir! Kapi aralanirsa, aradigini sormadan önce, kendini tanitmalidir Evde ev sahibinin gösterdigi yere oturulur Eşyâlar, tablolar, kütüphanedeki kitaplar izinsiz kullanilmaz Ne ikram ederse, severek kabul edilir Ev sahibinin o günkü hâline göre, üzüntü veya sevincine ortak olunur Onun hoşlandigi konulardan konuşulur Çok fazla oturulmaz Evin içinin döşenişi, eşyalarin yeri ve durumu tenkit edilmez Giderken izin istenir, teşekkür edilir, duâ etmesi istenir ve bize de buyurun denilir![]() Şimdi bu konu başlıklarını incelyelim ![]() ![]() ![]()
|
| |
| | #2 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Aksırmak hakkında </U> Sual: Aksırana ne demelidir? Cevap: Selam verenin selamını almak farz olduğu gibi, aksırana da "Yerhamükellah" demek Hanefide "Farz"dır Bu farz-ı ayn değil, farz-ı kifayedir Yabancı kadınlara selam vermek ve aksırmalarına duâ etmek caiz değildir Bir toplantıda, bir kimse aksırıp "Elhamdülillah" dese, orada bulunan biri, "Yerhamükellah" demezse, hepsi günah işlemiş olur Biri derse diğerlerinin de söylemesi gerekmez Söylemeleri ise iyi olur Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Selamı ve teşmiti yayın!) [İbni Asakir] [Teşmit; aksırıp da, "Elhamdülillah" diyene, "Yerhamükellah" demek, hayır ve bereketle duâ etmek demektir ] Aksırınca Elhamdülillah veya Elhamdülillahi Rabbil-âlemin veya Elhamdülillahi ala külli hâl demeli, bunu duyan müslüman da, Yerhamükellah demelidir! Daha sonra aksıran Yehdina ve yehdikümullah demelidir! Orada bulunan başka biri de aynı duâyı söyleyebilir (R Muhtar) Aksırma ile ilgili birkaç hadis-i şerif meali: (Aksırmak Allahtan, esnemek şeytandandır ) [Tirmizî] (Müslümanın müslüman üzerindeki beş hakkından biri aksırıp Elhamdülillah diyene, Yerhamükellah diye teşmit etmektir ) [Buharî] (Aksırıp elhamdülillah diyene yehdikümullahü ve yuslihu baleküm de) [E Davüd] (Aksırınca Elhamdülillah diyen, 70 türlü belâdan korunur ) [İ Neccar] (Peşpeşe üç defa aksıran müminin imanı kalbinde sabittir ) [Tirmizî] (Aksıran hamdetmemişse, hatırlatmak için Elhamdülillah de! Çünkü aksıranın hamdetmesi her derde devadır ) [Deylemî] (Duâ ederken aksırmak, duânın kabulüne işarettir ) [Taberânî] (Aksırınca "Elhamdülillah" diyen gözağrısı görmez ) [Taberânî] (Aksıranı teşmit etmek, diş ve kulak ağrısından korur ) [Şira] (Aksırandan önce, "Elhamdülillah" diyen yan ağrısı görmez ) [Taberânî] (Konuşurken aksırmak, adaletli bir şahittir ) [R Muhtar] [Konuşanın doğru söylediği anlaşılır ] Nezle ve Aksırma Sual: Nezle olan, üçten fazla aksırsa, her aksırışta Elhamdülillah dese caiz olur mu? Cevap: Caizdir Böyle nezle olan kimseye (Elhamdülillah) derse bir defa (Yerhamükellah) denir Bundan sonra Elhamdülillah dese de, yerhamükellah demek gerekmez Dense de mahzuru olmaz Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Aksıranı 3 defaya kadar teşmit et Daha sonra ister et, ister etme!) [Tirmizî] (Arkadaşın aksırınca üç defaya kadar teşmit et, daha fazla aksırırsa nezle olmuş demektir ) [Ebu Dâvud] Esnemek ve Aksırmak Sual: Çok kuvvetli aksırıyor ve anormal şekilde esniyorum Mahzuru var mıdır? Cevap: Uykusuzluk veya asabiyetten ileri gelenler hariç, esnemek iyi sayılmaz Esnerken ağzı, dudağı ısırarak kapamak mümkün olmazsa, sol elin dışı ile kapatmalıdır! Aksırırken de, çok ses çıkmaması için ağzı kapamaya çalışmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Kuvvetli aksırmak ve esnemek şeytandandır ) [İbni Sünni] (Esnerken ağzını kapat!) [Müslim] (Genirirken, aksırırken yükselen sesten şeytan hoşlanır ) [Beyhekî] Helada Aksırmak Sual: Helada iken aksıran Elhamdülillah der mi? Cevap: İçinden söyler veya heladan çıkınca "Elhamdülillah" der (Halebi)
|
| |
| | #3 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Davete İcabet Sual: Ziyafetlere, davetlere, mesela düğün yemeğine gitmek vacip mi, sünnet mi? Davet edilince, gitmemek günah mıdır? Cevap: (Buharî)deki hadis-i şerifte, (Davete icabet etmiyen, Allah ve Resulüne isyan etmiştir ) buyuruluyor Âlimler bu hadis-i şerifi açıklamış, her çeşit davete icabet etmenin vacip değil, sünnet olduğunu bildirmişlerdir (Menahic-ül-ibad) Düğün yemeğine çağırılınca gitmek de sünnettir Bazı âlimler vacip demişlerdir Yalnız, günah işlenmiyorsa gitmek sünnettir Şartlardan biri noksan olan ziyafete gitmek sünnet değildir Mesela, yemek riya ve şöhret için değilse, helal maldan hazırlanmışsa, içki, çalgı ve benzeri günah olan şeyler yoksa, zengin-fakır ayrımı yapılmadan herkes davet edilmişse, böyle davete, sünnet olduğunu düşünerek gitmeli, karın doyurmayı ve başka şeyleri düşünmemelidir Süfyan-ı Sevri hazretleri buyuruyor ki: (Allah rızası için niyet etmeden yemeğe davet edene, bir günah yazılır Böyle niyet etmeden gidene de, iki günah yazılır)
|
| |
| | #4 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Toplum ve Görgü Kuralları Sual: Toplum yaşayişinda görgü kurali olarak nelere dikkat etmeliyiz? Cevap: Müslüman, edepli, görgülü, nazik, kibar, güler yüzlü olmali, efendim demeden konuşmamalidir! Edep; güzel terbiye, iyi davraniş, güzel ahlâk, haya, nezaket, zarafet demektir Edep, hiçbir hirsizin çalamadigi güzel bir ziynettir edep, insanla hayvani ayiran farktir Hazret-i Ömer, (Edep, ilimden önce gelir) buyurdu Ibni Mübarek hazretleri ise, (Her ilmi bilen bir âlimin, edebinde noksanlik varsa, onunla görüşmemek kayip sayilmaz Fakat edepli biri ile görüşemezsem üzülürüm) buyurdu Edepli kimselerin görgülerinden bazilari şöyledir: Sokakta: Sokaga tükürmek, çöp atmak, geliş geçişe mâni olmak, tiksindirici çirkin şeyler birakmak, görgüsüzlüktür Ihtiyar, kadin ve hastalara her zaman öncelik verilir Ihtiyaçlari varsa yardimci olunur Yürürken: Pek yavaş veya pek hizli ve büyüklenerek yürümemelidir! Kur’an-ı kerimde, (Böbürlenerek yürüme) buyuruldu Yolda, büyük bir zat veya bir âlim ile beraber giden kimse, onun önünden ve solundan değil, sağından yürür Taşıma araçlarında: İnip binerken itişmek, sıra olan yerlerde sırasını beklememek çirkin davranıştır Gençler; yaşlılara ve hastalara yer verir Peygamber efendimiz, (Büyüklerini saymayan bizden değildir) buyuruyor Günümüzde bazı gençler, yer vermemek için uyur numarası yapıyor, volkmen dinliyor Ecdada layık torunlar olmaya çalışmalıyız Alışverişte: İzin almadan satıcının malına dokunulmaz Malın görünüşünü, kalitesini bozacak şekilde ellenilmez ve bakılmaz Fiyat konusunda fazla ısrar edilmez Alınsa da alınmasa da teşekkür edilir Satıcı müşterisinin memnun olacağı hal ve harekette bulunur Malını almayanlara kızmaz, darılmaz, aleyhlerine olacak bir sözü arkalarından da söylemez Alışverişte her iki taraf birbirlerini aldatmaktan uzak durur Toplu yerlerde: Düğün, cenaze ve bayramda daha hassas, nazik ve kibar olunur Yere ve zamana göre uygun tavır takınılır Cenazede, cenaze sahiplerinin üzüntüsünü paylaşılır, maddî ve mânevî üzerine düşen yardım yapılır, tesellî edici söz ve davranışlarda bulunulur Yakınlarını kaybedenlere daha yakın davranılır Düğün ve bayramlarda her zamankinden daha fazla güler yüzlü, neşeli, nazik, ikram edici olmak, büyüklere ve küçüklere uygun hediyeler vermek, gönüllerini ve duâlarını almak, görgülerimiz arasındadır Görgüde, eliyle ve diliyle başkalarını incitmemek esastır Komşulukta: İyi geçim, karşılıklı yardımlaşma, dert ve sevinçlerine iştirâk, her karşılaştıklarında selâmlaşma, hal hatır sorma, birbirinden isteklerini imkan ölçüsünde temin etme önemli görgü kurallarındandır Gürültü, çöp, pislik, rahatsız edici koku ve benzeri şeylerle komşuları rahatsız etmek hiç hoş karşılanmaz Komşu kadın ve çocuklarına ayrı bir îtinâ, hürmet ve şefkat gösterilir Misafirlikte: Misafire ikram etmelidir! Peygamber efendimiz, (Allaha ve kıyamete inanan, misafirine ikram etsin) buyurdu Misafire ikram, ona karşı güler yüzlü ve tatlı dilli olmaktır Yemek için külfete girmemeli, hazırda ne varsa, onu ikram etmeli Peygamber efendimiz, (Misafir için külfete girmeyin, misafir bundan rahatsız olur Misafirini üzen Allahı üzmüş olur) buyurdu Hz Ali, (Dostların kötüsü, senin için külfete giren, seni özür dilemeye mecbur bırakandır) buyuruyor Misafirden hizmet beklememeli! Peygamber efendimiz, (Misafirden hizmet beklemek, aklın noksanlığına alamettir) buyurdu Bir arkadaş anlattı: (Bir haftadır evimizde misafir kalan samimi arkadaşıma, “Bizim hanım, bir iş için dışarı çıkmıştı Ben namaz kılana kadar sizin hanım, sofrayı hazırlarsa, çok makbule geçer” dedim Daha sonra, bu sözüme çok gücendiklerini öğrendim Bu acı tecrübe misafirden hizmet beklemenin doğru olmadığını göstermektedir ) Misafir, ev sahibinin gösterdiği yere oturmalı, ona itiraz etmemelidir Peygamber efendimiz, (Bir arkadaşın yanına gidince, oradan ayrılana kadar, o arkadaş senin emîrindir) buyurmaktadır Hasta ziyaretinde: Ziyarete yeni elbise ile değil, her gün giydiği elbise ile gitmelidir! Giderken meyve veya çiçek gibi bir hediye götürmek iyi olur Hastaya bakmayıp, sağa sola veya önüne bakmak uygun olmadığı gibi, devamlı olarak hastanın yüzüne bakmak da uygun değildir Hastanın yanında asık suratlı durmamalı, güzel şeylerden bahsetmeli, iyileşmesi için duâ etmelidir! Okulda: İlme son derece büyük önem veren Müslüman, ilim yuvası olan okullardaki görgü üstünde de titizlikle durmuşlardır Çok kıymetli bir varlık olan öğretmenin sözleri dikkatle dinlenir ve bir şey istediğinde, “Peki efendim” gibi sözlerle cevap verilir Talebeler arasında birbirine saygısızlık yapılmaz Kaba hareket yapılmaz Tahta, sıra, harita gibi ders âletleri tahrip edilmez Kimsenin bedenî ve rûhî kusurlarıyla alay edilmez, küçük görülmez, tahkir edilmez Ders içinde ve dışında öğretmenle konuşmada saygılı hareket edilir Dinimizde öğretmen (hoca) hakkı, ana baba hakkından önce gelir Telefonda: Telefon eden, karşı taraf ahizeyi kaldırınca, önce kendini tanıtmalıdır! Osman Ünlü hoca, beni evden arayınca, her seferinde, ahizeyi kaldırır kaldırmaz, daha bizim, (Buyurun efendim) dememizi beklemeden, (Ben Osman Ünlü’yüm) der, maksadını kısaca anlatır, konuşmayı uzatmaz Bunun için, telefon eden, önce kendini tanıtmalı, kısa ve öz konuşmalı, dakikalarca sohbet etmemeli ve efendimsiz konuşmamalıdır! Her yerde, her zaman, hep nazik ve kibar olmalıdır Argo ve nahoş konuşmamalıdır Bazı santrallerde, şunu bağlar mısınız diye sorunca, Peki efendim denmiyor, “Ayrılmayın” deniyor Telefon eden niçin ayrılsın ki? Bir de, hı hı diyorlar Tanımadık bir insana karşı bu uygun değildir Telefon santrallerinde çalışan görevliler, bu yönden de bilgilendirilmelidir Konuşurken: Konuşanın sözünü kesmek nezaketsizliktir Hadis-i şerifte, (Arkadaşı konuşurken susmak mürüvvettendir ) buyuruldu Mürüvvet; insanlık, yiğitlik, iyilik cömertlik faydalı olmak gibi manalara gelir ki, hallerin en güzeline riayet etmek demektir Mektup yazarken: Mektup, kısa ve öz olmalı, maksadı iyi anlatmalı Büyüklere, ilim sahiplerine, mektup yazarken daha edepli olmalıdır İmam-ı Rabbanî hazretleri, hocasına gönderdiği mektuplar çok sade idi Talebelerine veya suâl soranlara yazdığı mektuplarda, hamdli, salevatlı yazardı Eve girerken: Evimize Besmele ile ve İhlas suresini okuyarak girmeliyiz! Sağ ayakla içeriye girip, selam vermeliyiz! Her işe Besmele ile başlamaya alışmalıdır! Birinin evine girerken, izin istemek gerekir Kapının zilini çalarak veya seslenerek, izin istemelidir! İzin üç defa olur Birincisinde ses verilmezse, bir dakika kadar sonra, ikinci defa da ses çıkmazsa, üçüncü defa zile basmalı, yine ses yoksa, dört rekat namaz kılacak kadar bekledikten sonra gitmelidir! Kapı aralanırsa, aradığını sormadan önce, kendini tanıtmalıdır! Fatih’te oturan Abdullah bey, Ahmet bey isimli bir arkadaşa, (Akşam bize gel, sana bir şey verecegiz) der Ahmet bey, akşam olunca, Abdullah beyin evinin zilini çalar Içeriden, buyurun diye bir ses gelir (Abdullah bey evde mi) der Üsküdar’a, Kâmil beylere gittiği söylenir O da, Üsküdar’a gider Abdullah bey, Ahmet beyi görünce, (Sen bizim eve gidince, kendini tanıtmadın mı) der O da, hayır der (Kendini tanıtsaydın sana bir paket vereceklerdi) der Ahmet bey, kapının zilini çalınca, kendini tanıtma edebini bilmediği için, tekrar Fatih’e gitmek zorunda kalır![]()
|
| |
| | #5 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() İffetli olmak Sual: İnsana en büyük zarar, kötü arkadaştan gelir Kötü arkadaşlarla düşüp kalkan, kılavuzu karga olan nasıl her zaman temiz olabilir? Cevap: İyi insanlarla beraber olan kimse, bir müddet onlar gibi iyi iş yapmasa bile, onların yanında kötülük edemez Hadis-i şerifte, (İnsanın dini arkadaşının dini gibidir ) buyuruluyor (Tirmizî) Şu hâlde yapılacak iş, arkadaşlık edilen kimselere dikkat etmek ve kötü arkadaşlardan uzak durmaktır Namuslu, iffetli yaşamak isteyene cenab-ı Hakkın bunu nasip edeceği din kitaplarında yazılıdır Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: (İffet talep edeni, Allahü teâlâ iffetli kılar ) [Hakim] İffetli olan, aile efradının da iffetli olmasını ister Onları da kötülükten korur Kendisi kötü olursa, birgün çoluk çocuğu da Allah saklasın kötü yollara düşebilir Çocuklarının iffetsiz olmasını hangi ana-baba isteyebilir? Çocuklara iyi örnek olmak gerekir Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (İffetli olursanız, kadınlarınız da iffetli olur Ana-babanıza ihsan ederseniz, çocuklarınız da size ihsan eder!) [Taberânî] (Kötülükten korunmak için, nikahlı yaşamak ve iffetli olmak gerekir ) [İbni Asakir]
|
| |
| | #6 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Kötülükten Korunmak İçin Kur'an-ı kerimde de namaz kılanın her kötülükten korunacağı bildiriliyor Herkes ne ekerse onu biçer Rüzgar eken, fırtına biçebilir İyilik eden de iyilik biçer Hem Allahü teâlâ çok merhametlidir Bir tohuma, bire on ve daha fazla mahsul verir İyilik yönünden bir adım atana çok şeyler ihsan eder Günahlarına pişman olup özür dileyenin günahlarını affeder Yeter ki insan hatasını bilip özür veya af dilemesini bilsin! "Ben artık mahvoldum, Allah beni affetmez" diye düşünmek çok yanlış ve çok tehlikelidir Gayrı meşru işler, dünyada insan için yüzkarasıdır Ahırette ise, azabı çok şiddetlidir "Ben ölmem" veya "Cehennem ateşi bana zarar vermez " diyen varsa, dilediği kötülüğü işlesin! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Dünya için, dünyada kalacağın kadar çalış! Ahıret için, orada sonsuz kalacağına göre çalış! Allahü teâlâya, muhtac olduğun kadar itaat et! Cehenneme dayanabileceğin kadar günah işle!) [Eyyühel veled] Öleceğine inanan ve öldükten sonra başına gelecekleri düşünen, nasıl kötülük işleyebilir
|
| |
| | #7 |
| Devamlı Üye ![]() | ![]() Hediyeleşmenin önemi Sual: Fakirin verdiği hediyeyi, zenginin kabul etmesi uygun olur mu? CEVAP: Hediyeleşmenin dinimizdeki yeri büyüktür Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Bir arkadaşınızı seviyorsanız, sevdiğinizi ona bildiriniz!) [Hakim] Sevgiyi, hediye ile bildirmek, dili ile bildirmekten daha kolay ve daha mühimdir Bir arkadaşa (Seni seviyorum) demek zor olabilir veya yanlış anlaşılabilir Şimdi bazı gayri meşru işler yaptırmak için hediye adı altında rüşvet veriliyor Hediye verenin böyle bir art niyeti olmadığı biliniyorsa, verilen hediyeyi geri çevirmek uygun değildir Aişe validemiz, kendisi muhtaç bir kadının hediyesini kabul etmeyince Peygamber efendimiz (O kadın muhtaç olsa da hediyesini kabul etmeliydin O hediyeyi alıp karşılığında daha fazla birşey vermeliydin!) buyurdu Sahabeden bir zat, verilen hediyeyi kabul etmeyince, Resulullah efendimiz, sebebini suâl etti O zat da, (Ya Resulallah, birinden birşey alan kimsede hayır olmadığını bildirdiğiniz için almadım) dedi Peygamber efendimiz buyurdu ki: (O istemek suretiyle alınan şeylere mahsustur Fakat siz istemediğiniz hâlde, size verileni alınız!) [İ Malik] Şu hâlde verilen hediyeyi sebepsiz geri çevirmemelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Davete icabet edin, hediyeyi reddetmeyin!) [Buharî] (Bir kimse, istemediği, peşine düşmediği hâlde kendisine bir hediye verilirse, kabul etsin! Çünkü o, Allahü teâlânın kendisine gönderdiği bir rızıktır ) [Hakim] (Hediye, Allahın gönderdiği güzel bir rızıktır Hediyeyi kabul edin ve karşılığında daha güzelini verin!) [H Tirmizi] (Hediyeyi reddeden, Allahın verdiğini reddetmiş olur ) [Ramuz] Hediyeleşmek aradaki dostluğu, sevgiyi artırır Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Hediye gönül alır, hoşnutluk verir, düşmanlığı giderir ) [B Arifin)] (Müsafeha edin, müsafeha kini, kırgınlığı giderir Hediyeleşin, çünkü hediye, sevgiyi artırır, düşmanlığı giderir ) [İbni Asakir] (Hediyeleşin, çünkü hediye, aradaki muhabbeti artırır ) [Beyhekî] (Hediyeleşin, çünkü hediye, dostluğu artırır, kini, düşmanlığı giderir ) [Taberânî] Verilen hediyeye karşılık bir hediye vermeye çalışmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Hediye verene, siz de hediye verin! Eğer verecek birşey bulamazsanız, onun için duâ edin ki hediye karşılıksız kalmasın!) [Nesâî] (Kime bir iyilik yapılırsa, o iyiliği ansın! İyiliği anmak şükür olur İyiliği gizliyen nankörlük etmiş olur ) [Ebu Dâvud] (İnsanlara teşekkür etmiyen, Allaha şükretmemiş olur ) [Tirmizî] Hediye, muhakkak bir mal vermekle olmaz Selam vermek, gönül alıcı bir söz söylemek, duyduğu faydalı bir şeyi anlatmak da hediye olur Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Mümini sevindireni Allahü teâlâ sevindirir ) [İbni Mübarek] (Bir arkadaşın hidayetinin artmasına vesile olacak veya onu tehlikeden kurtaracak bir söz söylemekten daha iyi hediye olmaz ) [Ebu Yala] (Hediyenin, ihsanın en faziletlisi, hikmetli bir sözü öğrenip başkasına öğretmektir ki, bu da halis bir niyetle bir sene ibâdet etmekten daha sevabdır ) [İbni Asakir]
|
| |
![]() |
| Tags: gorgu, kurallari |
| Konu Araçları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | son Mesaj |
| ÖĞretmenlİĞİn Altin Kurallari | mumsema | İslamda Eğitim | 1 | 3 Hafta önce 01:51 AM |
| Vaaz ve Sohbet Konuları: Görgü Kuralları | mumsema | Vaaz ve Sohbet Konuları | 3 | 10-26-2008 17:07 PM |
| Adab-i Muaşeret=Görgü Kurallari=Güzel Ahlak | mumsema | Güzel Ahlak Sıfatları | 2 | 06-22-2008 21:21 PM |
| Gençler İçin Görgü Kurallari | fevziay | Güzel Ahlak Sıfatları | 5 | 03-20-2008 23:08 PM |
| Müslüman Çocugun Edebi - GÖRGÜ KURALLARI | mum | Çocuklara Dini Bilgiler | 3 | 04-18-2007 22:20 PM |