Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Ahlak
> Güzel Ahlak Sıfatları
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et SiteMap

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 08-01-2007   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 9,917
İtibar
Tecrübe Puanı: 103
Rep Puanı : 3624
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Ampul Bir Başka Açıdan Edep



Bir Başka Açıdan Edep

İslâmiyet'te Edebin Ehemmiyeti Nedir?


Edep, İslâmiyet'te önemli bir esas, tasavvuf mesleğinde de hassasiyetle ele alınan bir husustur Pratikte, şimdiye kadar onu daha ziyade erbab-ı tasavvuf ele almış ve o sahadaki büyük mürşit, mübelliğ, mürebbi ve muallimler ısrarla üzerinde durmuşlardır Kur'ân ruhunun özü ve esası, Sünnet-i sahihanın da ısrarla üzerinde durduğu edep sayesinde, yüzlerce, binlerce Şah-ı Geylânî, Şazelî, Şah-ı Nakşibend, İmam Gazzâlî, Ebû Hanife ve İmam Şafiî gibi edep âbideleri ve üstadları yetişmiştir Bu yıldızları çoğaltmak mümkündür Hele Allah Resûlü'nün terbiye atmosferinde, gökteki yıldızlara denk, yerde de pek çok edep insanı yetişmiştir


Edebi bizde, sadece farz ve vacibin dışında teferruata ait oturup kalkmada, âdâb-ı muaşerette, insanlarla muamelelerimizde, çocukların tavır ve davranışlarıyla alâkalı dar alanlı ele alanlar olmuştur Ama bu, edebi daraltma ve dar bir çerçeve içinde ele alma demektir Haddizatında edep, Efendimiz'in hayatının gayesi ve bütün hayatıyla bize talim buyurduğu hakikatlerin umumudur Bir ehl-i tahkikin de dediği gibi: "Edep, Allah Resûlü'nün vaz'ettiği hudutlara riayet etmek demektir"

Evet, edep, din sahibinin, Allah'tan aldığı şeyleri bize tebliğde tespit buyurdukları hudutlardır Binaenaleyh, Allah Resûlü'nün hayat-ı seniyyesinde gaye edindiği şeylerin hudut ve sınırlarına riayet etmek bütünüyle bir edeptir Meselâ, farzlara dikkat etmek, Allah'a karşı edepli ve saygılı olmanın bir ifadesidir Yine vaciplere titizlikle riayet etmek, Allah'a ve Resûlullah'a karşı saygının göstergesidir Efendimiz'in hayat-ı seniyyesiyle bir yol olarak ortaya koyduğu ve "Sünnet" dediği, –Sünnet Arapça'da tutulup gidilen yol anl----- gelmektedir– ve bizim de onu en nurlu bir yol olarak benimsediğimiz o yolun prensip ve âdâbına riayet etmek, edeptir Bütün bunlara riayet eden edeple serfiraz sayılır Riayet etmeyen de O'nun nurundan, feyzinden ve bereketinden mahrum kalır; kalır ve karanlıklara sukut eder

Allah Resûlü'nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) konuşurken, sözünün muhtevasının derin ve coşturucu olması, o coşturucu mânâ ve muhtevaya çok güzel kalıplar bulması, zarfı mazrufa muvafık kullanması, kendisine mahsus ayrı bir beyan edebidir Arabın en edib ve beliğleri dahi O'nu dinlerken hayranlık duyarlardı Ebû Süfyan'ın hanımı Hind, Efendimiz'in tebliğ buyurduğu Kur'ân ve O'nun sözlerindeki câzibedarlık ve çarpıcılık karşısında pervaneler gibi herkesin, o Söz Sultanına koşuşunu hayretle seyretmiş ve şöyle demişti: Hiçbir şey bilmeyen ve öğrenmeyen ümmî bir insan, etrafını sözleri ve hareketleriyle büyülüyor ve insanlar, kelebeklerin ateşe koştukları gibi O'na koşuyorlar

Evet, bunu anlayamıyorlardı Zira Efendimiz'in mübarek beyanına akseden her şey, feyz-i akdesten gelen esintilerdi Bu esintiler, O'nun ruhuna çarpıyor ve beyanında nurdan kelimeler hâline geliyordu Aynı zamanda O'nda çok engin bir muhteva zenginliği de vardı Bir gün Allah Resûlü, bu muhteva zenginliğini en tatlı, en çarpıcı ve en ölçülü kelimelerle ifade ederken, sözden çok iyi anlayan Hz Ebû Bekir, hayran hayran Efendimiz'in yüzüne bakmış ve "Seni bu seviyede terbiyeye kim ulaştırdı? Seni böylesine kim olgunlaştırdı?" mefhum ve mânâsına gelen "Men eddebeke ya Rasûlallah?" demişti Bu soru karşısında Allah Resûlü fahirlenmemiş, konuyu sağa sola çekmemiş, o sadıklardan sadık sıddık dostu Hz Ebû Bekir'e şöyle cevap vermişti: "Beni Rabbim edeplendirdi; hem en güzel şekilde edeplendirdi" Efendimiz bu sözleriyle, hem kendisine ait güzellikleri inkâr edip nankörlüğe düşmüyor –nankörlük O'ndan serâ-Süreyyâ farkıyla uzaktır– hem de o mazhariyetiyle fahirlenmiyor ve onu Allah'a havale ediyordu Bu, üzerinde durduğumuz konunun bir yanını teşkil etmektedir

Diğer yanına gelince; her mü'min, Efendimiz'in edebinden, O'nun talim buyurduğu edep anlayışından, tabir caizse edep felsefesinden istifade etmekle mükelleftir Burada dikkatlerinizi ayrı bir noktaya istirham edeceğim: O Zât, sadece kulluğu talim etmek için değil, tepeden tırnağa (eskilerin ifadesiyle mine'l-bâb ile'l-mihrâb) bütün bir hayatı talim etmek üzere gelmiştir İşte Allah Resûlü'nün talim etmiş olduğu bu esasları hayata tatbik etmek de bir mânâda edeptir Meselâ, Efendimiz'in insanlara Allah'ı anlatmasını göz önünde bulunduralım Bu, çok dakik bir mevzudur ve pek çok düşünür ve filozof, onca kabiliyetlerine rağmen Zât-ı Ulûhiyet, sıfât ve esmâ hakkında tenasübe riayet edememiş, bir yandan O'nun kudretini itiraf etmekle birlikte, diğer yandan da O'na acz isnat edebilmişlerdir Kadim Yunan ve Roma'dan günümüze kadar pek çok filozof ve düşünürün Zât-ı Ulûhiyet hakkındaki beyanlarına bakıldığında çok ciddî muvazenesizliklere şahit olunmaktadır Efendimiz'e gelince O, bir dağın zirvesinde Allah'tan ders alan bir ümmîdir; muallim i, Ezel ve Ebed Sultanı Allah olan bir ümmî Allah Resûlü, O'nun o mübarek isimlerinden bir tanesini, suyu dudağa götürmek keyfiyetinden alında, insanın ahsen-i takvîme mazhar olmasına bâdi olan mübarek isim ve sıfatlarına kadar her şeyi anlatmasında ve sonra da, "Seni hakkıyla bilemedik ey her şeyden önce bilinen Zât! Sana hakkıyla kulluk yapamadık ey herkesten kulluğa müstahak olan Zât! Sana hakkıyla şükredemedik ey herkesten daha ziyade şükre layık olan Zât!" derken, esmâsından sıfatlarına, sıfatlarından Zât-ı Ulûhiyetine kadar öyle bir Zât-ı Ulûhiyet telakkisi ortaya koyar ki, bu telkin ve terbiyenin arkasındaki farkın; Cenâb-ı Hak olduğu hemen anlaşılır Nitekim Allah, O'nu böyle terbiye etmeseydi, O, Zât-ı Ulûhiyet hakkında bir tek kelime bile söyleyemezdi

Evet, Allah Resûlü, bize sağlam, arızasız ve kusursuz bir Zât-ı Ulûhiyet telakkisi kazandırmıştır İslâm'da pek çok mezhep ortaya çıkmış ve bu mezheplerin arkasında, ne İbn Sinalar, ne Farabîler, ne İbn Miskeveyhler, ne İbn Rüşdler gibi ilim adamları, düşünürler yetişmiştir ama bu devâsâ insanlardan hiçbiri, hatta onların üstadları böylesine arızasız ve kusursuz bir ulûhiyet telakkisi ortaya koyamamışlardır Farabî, ayrı bir noktada kayıp gitmiştir ki, onu İmam Gazzâlî gibi bir Hüccetü'l İslâm, en küçük bir mü'min mertebesinde dahi görmez Çünkü o, Allah ve Resûlü hakkında yanlış telakki ve sapık düşüncelerden kurtulamamıştır O, el-Medînetü'l-Fâdıla'sında Allah Resûlü'ne gelen vahyi, hayalinde kurduğu ve sonra âyâna aksettirip âyânda temessül ettirdiği, sonra dinlediği, yani kendi konuştuğu ve kendi dinlediği şeklinde izah etmektedir ki, bir Müslüman olarak bunu kabul etmek mümkün değildir

Efendimiz'in Zât-ı Ulûhiyet hakkındaki anlayışına, tarz-ı telakkisine gelince o, çok derindir Zaten O, bize bunu talim etmek için gelmiştir İnsan, ışık hızıyla trilyon seneler ötelerdeki mekânları, bir insanın kalbinin atışlarıyla beraber idare eden Allah'ı tasavvur edemez Cenâb-ı Hak öyle bir Zât'tır ki, Allah Resûlü, O'nun sadece emirlerinin infaz mevkii olan Arş hakkında mübarek düşüncelerini beyan ederken, "Bütün kevn ü mekânlar O'nun Arşına nispeten çöle atılmış bir halka gibi kalır" der Bu, ulûhiyet hakikati, keyfiyet ve kemmiyet ötesi bir büyüklük ifade eder demektir Yani meseleyi, bizim keyfî ve kemmî ölçülerimiz içinde ele almamak gerekir Çünkü mevzu, kemmiyetsiz ve keyfiyetsiz bir büyüklük ifade etmektedir Allah budur ve biz O'nu kat'iyen tasavvur edemeyiz

Allah Resûlü, muamelatta da biricik rehberdir O bize alış-verişi de talim etmiştir Günümüzün insanını ticarette ve iktisatta kıskıvrak sıkıştıran, perişan ve derbeder eden problemlere karşı çıkış yollarını gösteren ve ilk talebelerinin şahsında bütün çağlara bir şeyler söyleyen, dün kadar bugünün de müşkillerini halleden bir Üstad-ı Küll'dür Bunların yanında ve belki her şeyin önünde Allah'a karşı nasıl kulluk yapılması gerektiğini de yine O talim etmiştir Esasen bu da bir edeptir Her mü'min, O'nun talim buyurduğu daire içinde şöyle bir duygu ve düşünce içinde olmalıdır:

Yâ Resûlallah! Ben, ancak senin talim buyurduğun şekilde Allah'a kulluk yapabilirim Sen tarif etmeseydin, benim ne yapacağım belli değildi Çünkü senin irşad nurundan istifade edemeyen senden evvel pek çok akıllı kimseler geldi-geçti ama hiçbiri sadre şifa verici bir ulûhiyet ve kulluk anlayışı ortaya koyamadılar Ne ilim adamları, ne filozoflar, ne saf kalbli büyük hanif Hz Ömer'in amcası Zeyd gibi kimseler… Zeyd, henüz cahiliyenin hükümferma olduğu bir dönemde yeğeni Seyyidina Hz Ömer dahil kendi evlâtlarına ve yakınlarına son sözlerini söylerken şu mânâya gelen irşadda bulunuyordu: "Ufukta bir nur görüyorum Onun zuhurunun çok yakın olduğunu sanıyorum Bu nur, bütün kâinatı aydınlatacak ve hepiniz bu aydınlığı göreceksiniz" Daha sonra Zeyd, derin bir inkisar içinde gözlerini sonsuzluğa çevirir ve mealen şöyle der: "Yıldızların seyrinde, zeminin şu tavrında kendisini sezip duyduğum ama adını bilemediğim, her şeyi yarattığına inandığım ama "Sen şusun" diyemediğim Rabbim! Seni bilseydim ve arzuna muttali olsaydım, Sana o yolda sonuna kadar kullukta bulunacaktım"

Evet, biz kulluğu da Aleyhissalâtu vesselâm'dan öğrendik Namazda metafizik gerilime geçme yi O'nun arkasında bulunmakla elde ettik Elde edemeyeceği şeyleri ancak dualarıyla elde eden insan, dua sayesinde öylesine gerilir ve öylesine Allah'tan ister ki, her matlub ona musahhar olur İşte bütün bunları bize öğreten Hz Muhammed'dir (aleyhissalâtü vesselâm) Bunun gibi Allah Resûlü'nün, yatarken sağ elini başının altına koyup yatmasına kadar hayatın her ünitesiyle alâkalı düsturları bizim için birer örnektir O, bize bütün bir hayatı soluklamış ve bu soluklar, nefes nefes O'ndan gelip bizim ruhumuzu sarmış ve inananların sinelerinde mâkes bulmuştur Rabbim, O'nun hayatı ve soluklarıyla canlanma ve dirilmeye bizleri muvaffak kılsın

İşte bu geniş dairede, Efendimiz'in talim buyurduğu her şey edeptir Buna riayet etmemek ise Allah'a, Resûlullah'a, sonra da Kur'ân'a karşı saygısızlık demektir Mü'min, bütün bunlara riayet etmeli ve edep içinde yaşamalıdır Yukarıda da ifade edildiği gibi günümüzde edep; farzı, vacibi ve Efendimiz'in umumî talimini bir tarafa bırakarak, daha ziyade küçük şeylerdeki; meselâ, bıyık kesmenin, saçları taramanın, urba giymenin ve yürümenin edebi gibi meselelere münhasır görülmüş ve bir mânâda her şey daraltılarak dinin ruhuna kastedilmiştir

Son söz olarak, edebin olması gerekli olan tarifini yapıp mevzuu noktalayalım: Edep, O Edep İnsanı'nın temsil buyurduğu ve din-i mübinin emirleriyle temessül edip karşımıza çıkan şeylerin bütünüdür



Fethullah Gülen

 

LeoparGS isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 4 Hafta önce   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Oct 2008
Mesaj: 232
İtibar
Tecrübe Puanı: 3
Rep Puanı : 420
Rep Derecesi :
Kimbilir__ Gerçekten çok hoş.Kimbilir__ Gerçekten çok hoş.Kimbilir__ Gerçekten çok hoş.Kimbilir__ Gerçekten çok hoş.Kimbilir__ Gerçekten çok hoş.
Kimbilir__ RSS Feed
Standart --->: Bir Başka Açıdan Edep



allah senden de hoca efendiden de razı olsun

 

Kimbilir__ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 4 Hafta önce   #3
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 9,917
İtibar
Tecrübe Puanı: 103
Rep Puanı : 3624
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Standart --->: Bir Başka Açıdan Edep



Amin ecmain Kimbilir__ kardeşim teşekkür ederim

 

LeoparGS isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Cevapla
Tags: , , ,

Güzel Ahlak | Bireysel Sorumluluğun Toplum Ahlâkına Yansıması

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Hususi Bir Açıdan İman LeoparGS iman ve önemi 3 2 Hafta önce 15:21 PM
Edep: Edep ile ilgili tavsıler... mumsema Güzel Ahlak Sıfatları 8 3 Hafta önce 09:06 AM
Olmazsa edep, inan olmuşsun merkep..edep yahu ! Hesna Dini, Güzel Yazılar / Makaleler 5 4 Hafta önce 23:40 PM
Akıl Başka Yürek Başka LeoparGS Dini Şiirler 6 4 Hafta önce 21:41 PM
Bir başaka açıdan hafıza güçlendirmenin 8 yolu mansur Kişisel Gelişim 2 12-12-2007 19:09 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya Yudumla TOPlist Saat 05:20 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294