Mumsema islam Arsivi

Geri git   Mumsema islam Arsivi > Edebiyat Bölümü > Edebiyat Bölümü > Gezi

Forum Alev


Gezi Yazısı Türünün Türk Edebiyatında Gezi Yazısı Nedir ile ilgili Benzer Konular
3726 Kez Görüntülendi

Gezi yazısı Nedir
Konya - Gezi Yazısı
Kızılcahamam - Gezi Yazısı
Kapadokya-Gezi Yazısı
Gezi Yazısı Türünün Özellikleri
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 02-08-2008   #1
 
Standart Gezi Yazısı Türünün Türk Edebiyatında Gezi Yazısı Nedir


Gezi Yazısı Türünün Türk Edebiyatında Gezi Yazısı Nedir Mumsema İslam Arşivi Gezi Yazısı Türünün Türk Edebiyatında Gezi Yazısı Nedir
Türk Edebiyatında Gezi Yazısı Nedir

türk edebiyatında Gezi Yazıları

Bugünkü bilgilerimize göre türkçe yazılan ilk gezi kitabı, tanınmış denizcilerimizden Seydi Ali Reis’in Miratül-Memalik adlı eseridir Eser Portekizlilere karşı savaşırken Hint denizinde fırtınaya yakalanıp Gücerat’ta karaya çıkan Seydi Ali Reis’in Hindistan, Afganistan, Buhara ve Maveraünnehir yoluyla Edirne’ye dönüşü sırasında başından geçen serüvenleri kapsar

Ünlü bilginlerimizden Kâtip Çelebi’nin Cihannüma adlı eseri de gezi yazılarında rastlanan birtakım özellikleri içermektedir Kâtip Çelebi, Osmanlı ülkesinin birçok yerini dolaşmış ve eserinde gördüğü bu yerlerle ilgili ayrıntılı bilgiler vermiştir

edebiyatımızda gezi türünde ilk büyük ve önemli eserin yazarı Evliya Çelebi’dir Tarih-i seyyah adını taşıyan on ciltlik eserinde Evliya Çelebi, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde ve dışında gezip gördüğü yerleri anlatır Bu yerler arasında Bursa, İzmir, Trabzon gibi şehirlerimiz yanında Avusturya, Hicaz, Mısır, Habeşistan ve Dağıstan gibi yabancı ülkeler de bulunmaktadır Evliya Çelebi’nin gezi kitabından XVII Yy toplumumuzun zengin kültür özelliklerini öğrenmek mümkündür anlatımdaki sadelik, içtenlik ve söyleşi havası da eser için ayrı bir üstünlük sayılır

XVII yy’da Hac yolculuklarını anlatan bir takım gezi kitapları ile birlikte Avrupa ve Yakın Doğu ülkelerine gönderilen elçilerimizi yazdıkları ’sefaretname’leri de birer gezi eseri sayabiliriz Bu eserler arasında gezi türünün özelliklerini en belirgin biçimde taşıyanı Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin Fransa Sefaretnamesi’dir Yazar bu eserinde Lale Devri’nde Fransa’da elçilik yaparken gördüklerini tatlı bir dille anlatmıştır

edebiyatımızda gezi türünden yazıLara ilginin arttığını daha çok XIX yy’da görüyoruz Bir takım denizcilerimizin, ülke dışındaki Müslümanların eğitilmesi için görevlendirilmiş din adamlarımızın ve gezginlerimizin görevle ve ya kendi istekleri ile gezip gördükleri yerleri anlatan eserlerini burada anmak gerekir Bu eserlerde Orta Asya, Uzak Doğu, Afrika, Güney Amerika üzerinde ilginç gözlem ve izlenimlere dayalı bilgiler sergilenmiş bulunmaktadır





tanzimat’tan Sonraki Gelişmeler

XIX yy’nin sonlarında yayımlanan ve gerçek bir gezi yazısı niteliği taşıyan eser Ahmet Mithat Efendi’nin Avrupa’da Bir Cevelan adlı kitabı olmuştur Yazar bu eserinde İstanbul’dan Stockholm’e kadar yaptığı tren yolculuğuna ve dönüşünde uğradığı birçok Avrupa kentlerine ilişkin gözlem ve izlenimlerini anlatır Ali bey’in Seyahat Jurnali adlı kitabı da bu yüzyılın önemli gezi eserleri arasında sayılır

1908′den sonra gezi türünden eserlerin sayısında önemli bir gelişme görülmektedir Bunda okur sayısının artışı yanında yabancı gezi kitaplarının türkçeye çevrilmesinin etkisi büyük olmuştur Bu dönemin tanınmış şair ve yazarlarından Cenap Şehabettin’in Hicaz yolculuğunu anlatan Hac Yolunda Suriye ve Irak’tan söz eden Afak-ı Irak ve bir Avrupa gezisinde gördüklerini yansıtan Avrupa Mektupları adlı eserlerini türkçe gezi türünün başarılı örnekleri arasında gösterebiliriz

Cumhuriyet Döneminde ve Günümüzde Gezi Yazıları

Cumhuriyet döneminde edebiyatımızda gezi türünde nicelik ve nitelik yönünden büyük bir ilerleme sağlanmıştır Bu dönemin tanınmış gezi yazarları arasında önce Falih Rıfkı Atay’ı anmamız gerekir Atay’ın Denizaşırı, Taymıs Kıyıları, Bizim akdeniz, Tuna Kıyıları, Hind, Yolcu Defteri, Gezerek Gördüklerim ele alınan konular ile gerek gözlem gerekse anlatım ustalığı bakımından ilginç ve değerli eserlerdir

Cumhuriyet döneminde gezi türünde eser veren diğer yazarlar arasında İstanbul’dan Londra’ya Şileple Yolculuk ve Akdenizde Bir Yaz Gezintisi adlı kitaplarıyla Saik Sabri Duran’ı, finlandiya adlı kitabıyla Şükufe nihal’i, Bir Vagon Penceresinden ve Ankara-Bükreş adlı kitaplarıyla Sadri Ertem’i, Tuna’dan Batıya ve anadolu Notları adlı iki ciltlik kitabıyla Reşat Nuri Güntekin’i, anadolu Manzaraları adlı kitabıyla hikmet Birand’ı, Gezi Günlüğü ve Avusturya Günlüğü adlı kitaplarıyla Burhan Arpad’ı sayabiliriz

Son yıllarda gezi edebiyatımız yeni eserlerde daha da zenginleşmiştir Yabancı ülkelerle kültürel ilişkilerin artması ve bireysel gezi imkanlarının çoğalması sonucu olarak bu türde eser yazanları sayısında da bir artış görülmektedir

Günümüz yazarları arasında gezi yazı ve kitaparıyla ün yapmış olanlar arasında Mavi Yolculuk ve Mavi anadolu isimli eserleriyle Azra Erhat’ı, Düşsem Yollara Yollara adlı eseriyle Haldun Taner’i, Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan adlı eseriyle Melih Cevdet Anday’ı, Sam Amcanın Evinde ve Bir Garip Ada adlı eserleriyle Badii Faik Akın’ı, Canım anadolu adlı eseriyle Bedri Rahmi Eyüboğlu’nu, Şu Bizim Rumeli adlı eseriyle Yılmaz Çetiner’i ve almanya Beyleri İle Portekiz’in Bahçeleri adlı eseriyle Nevzat Üstün’ü sayabiliriz






Kırıkkale’ye Giderken
Ankara kalesi, telsiz direkleri ve bir tünel… Yarım dakika karanlık Ankara geride kaldı Bu yol, bütün bozkırı geçer, Karadeniz’e dek ulaşır
İsmet Paşa yıllardır fikir döktü, ray döşedi şimdi ben, bu ray üstünden fikir taşıyan kültür savaşının zırhlı trenine yetişmek için kilometrelerin sekişini sayıyorum Tren yolunda… Gezici eğitim sergisi Kırıkkale istasyonunda…



Tren yolunda dediğim zaman dudaklarımızda yabansı bir kıvrıntı seziyor gibiyim Sezmeye de gerek yok gerçekten:
“Tren yolunda da laf mı a canım” diyebilirsiniz



Eğer siz, bir zamanlar Yahşıhan’a dek böyle gidip gelen eski tren bozuntusunu anımsarsınız hiç de böyle düşünmezsiniz
Hele benim gibi Yahşıhan yolunda tuhaflıklara tanık olmuşsanız…



Size, istasyonların kimi bodurumsu, kimi kavaklar gibi birbirlerinin sırtından sırıtan uzun dallı ağaçlarından, çeşmelerinden, bayrak direklerinden, makaslarından, telgraf direklerine tünemiş güvercinlerinden, yol kenarında doygun doygun treni seyreden öküzlerden, özgür ve neşeli sıpalardan söz edeceğimize bizim orta anadolu’ya kültür ve yeninin aşkını taşıyan trene rast gelinceye dek bugünkü güzel trenin yerindeki o eski tren ve ray bozuntusundan söz edeyim, her halde canınız sıkılmaz



Yıl 1921, İnönü ile Sakarya savaşının araları… Ankara’dan Kayseri’ye doğru bir akın var
Kağnı, kağnı, kağnı Yollardan, dağlardan, taşlardan gıcırtıdan geçilmiyor



Mumyalanmış bir eşeğe benzeyen cılız, sanki tenekeden yapılma bir lokomotif, ince, uzun hörgücünü kaldırmış, bitkin develeri anımsatan vagonlar da bunların arasında Kayseri yolunu tutuyor
Her nedense o zaman burada işleyen dekovilde, sudan geçmeyen hayvanın inadına benzer bir inat vardı Zaman zaman tutarağı tutardı bakarsınız, tıpış t ıpış giderken birdenbire zınk yerinde sayar Bir ses duyulur:



“Lokomotifin suyu tükendi Allah’ını seven su getirsin!…”
Kovalarla, ibriklerle, testilerle bir sürü Halk su aramaya çıkar, su bulunmayan bir yerde ise herkes mataralarındaki, testilerindeki, teneke ya da toprak ibriklerindeki suları lokomotife boşaltırlar Mübarek, yürümeye başlar Ama yürüyüş de ne yürüyüş!…
Trenin üstünde pinekleyen ihtiyarlar, kimi zaman şöyle konuşurlardı:
“Tren giderken indim, aptes bozdum, elimi yudum, trene bindim
“Abdest tazeledim, yine geldim, yetiştim
Yokuş bir yere gelindi mi bir ses yükselirdi:
“Allah’ını seven vagonları ardından itsin!”



Yüzlerce adam trenden iner, trenin durduğunu gören köylüler de gelir Helesa yelesa ile treni yürütürlerdi Trenin kömürü tükenip yöreden çalı çırpı topladığımızı da ben bilirim
Bunları söylerken sadece bir anıyı anlatıyorum Dün süngüsünü tüfeğine çaputla bağlayıp düşmana saldıran bir ulusun o günü böyle geçerdi
Şimdi İsmet Paşa’nın döşediği raylar üstünde fikir gibi hızlı, düzenli ve rahat trenle Kırıkkale’ye yaklaşıyoruz



Makinenin, tekniğin dokunduğu yer, çölün ortasında bile olsa yepyeni bir uygarlığı f ışkırtıveriyor Kırıkkale işte böyle bozkırın ortasında baca, fabrika, asfalt, geometri, boyalı ev, sağlam tavan, iş gömleği giyen alın terli insan demektir Kırıkkale bana, kopmuş bir film parçasının sarı bakkal kâğıdına yapıştırılması etkisini yaptı Kırıkkale, başlı başına minnacık bir fabrika yuvasıdır Sağı solu, önü arkası bozkırdır



İstasyon kalabalık… Siyahlar giyinmiş öğretmenler, iş gömlekli işçiler, ustalar, mühendisler, bereli kadınlar, irili ufaklı çocuklar vagonların çevresinde toplanıyorlar…



[Sadri Etem (Ertem) “Kırıkkale’ye Giderken”,türk Dili Dergisi, Gezi Özel Sayısı, 1 Mart 1973]


 

ßaran isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 29-10-2008   #2
 
Standart --->: Gezi Yazısı Türünün Türk Edebiyatında Gezi Yazısı Nedir


Allah razı olsun

 

BouGie isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 06-12-2008   #3
 
Standart --->: Gezi Yazısı Türünün Türk Edebiyatında Gezi Yazısı Nedir


Amin Ecmain BouGie

 

ßaran isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 06-03-2009   #4
 
Standart --->: Gezi Yazısı Türünün Türk Edebiyatında Gezi Yazısı Nedir


paylaşım için sağol

 

@YŞE isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 27-03-2009   #5
mum
 
Standart --->: Gezi Yazısı Türünün Türk Edebiyatında Gezi Yazısı Nedir


Baran teşekkürler konu ve kaynaklar için

 

mum isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 01-04-2009   #6
 
Standart --->: Gezi Yazısı Türünün Türk Edebiyatında Gezi Yazısı Nedir


Amin Cümlemizden

 

ßaran isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: edebiyatinda, gezi, nedir, turk, turunun, yazisi

Gezi Yazılarının Çeşitleri Nedir | Gezi Yazısı Türünün Özellikleri

Konu Araçları


Gezi Yazısı Türünün Türk Edebiyatında Gezi Yazısı Nedir ile ilgili Benzer Konular
3726 Kez Görüntülendi

Gezi yazısı Nedir
Konya - Gezi Yazısı
Kızılcahamam - Gezi Yazısı
Kapadokya-Gezi Yazısı
Gezi Yazısı Türünün Özellikleri

Powered by vBulletin® Version 3.6.11 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forumacil | Forumalev | Dantel | Rüyatadı | Mumine | Örgü | Netalemi | Google | Şiirler | validator.w3 |

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369