![]() |
| | Konu Araçları |
| | #1 |
| | ![]() Modern hayat Allah'tan uzaklaştıkça anlamdan da uzaklaşmaktadır Anlamsız bir hayat yük, anlamsız bir insan hiç, anlamsız bir dünya canlı cenazelerin meskun olduğu bir mezardır![]() "Alemlerin Rabbi Allah" mustafa islamoğlu Vahyin inşa ettiği hayatın merkezinde Allah vardır Merkezinde Allah'ın olduğu bir hayatın iki kanadı vardır: TEVHİD ve adalet![]() ![]() Tevhid kanadı insan-Hâlık ilişkisini, adalet kanadı insan-mahluk ilişkisini temsil eder İnsan ancak bu iki kanat sağlam olursa, sonsuz saadet menziline doğru uçabilir Bu iki kanatla uçarsa, gerçek özgürlüğe kavuşabilir O özgürlük insanı nefsinin isteklerine boyun eğdiren değil, nefsinin köleliğinden kurtarıp Allah'a kul kılan sahici, kalıcı ve değer üretici özgürlüktür Bu iki kanattan biri ya da ikisi kırıksa, o insan teki veya toplumu, yaralı bir kuş gibi çırpınmaktan, hayatı hem kendisine hem başkalarına zindan etmekten kurtulamaz![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
| |
| İstediğini Bulamadıysanız Üye Olmadan
BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz. |
| | #2 |
| | ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Allah ismi "elif" ile başlar, "he" ile biter![]() Yani dilde başlar, ciğerde biter ![]() Hû ve he'nin yalın hali olan h, ta ciğerden çıkan bir sestir Aslında, sesten öte bir nefestir Nefes, canlılığın alameti, yani ayetidir H, sıradan bir nefes değildir Nefes alan varlıklar içinde, insanı enfes ve eşref kılan bir nefestir Nasıl ki nefes almamak maddî ölüm alametiyse, O'nsuz kalmak da manevî ölüm alametidir Ceset nefessiz kaldırsa ölür; ruh O'nsuz kalırsa ölür Her nefes sahibi, aldığı nefes adedince O'nu tesbih eder O'nun varlığını ve BİRliği inkar edenleri, başta kendi aldıkları nefes yalanlar "Ben![]() ben![]() ben![]() " diyerek kendi nefislerini ilahlaştıranları, "O![]() O![]() O![]() " diyen nefesleri tekzib eder İşte bu nedenle "tükenmeyen nefesten", yani "çıkmayan candan ümit kesilmez" O'na sırt çeviren her nefis, bir gün gelir, aldığı nefesin farkına varabilir, O'na yüzünü dönebilir![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
| |
| | #3 |
| | ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Nasıl ki maddi beden, ciğer aracılığıyla aldığı havayı kan aracılığıyla iletilen bir havaya dönüştürüyor, bu, göze fer, beyne enerji, ele ve ayağa güç, dile ve dudağa söz ve ses olarak yansıyorsa; manevi beden de, aldığı manevi havayı manevi kalp aracılığıyla tüm manevi organlara bir nur olarak dağıtır Bu nur, gözde BASİRETe, gönülde MUHABBETe, akleden kalpte HİKMETe, şuurda FERASETe, hafızada ZİKRe, müdrikede İDRAKe dönüşür![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
| |
| | #4 |
| | ![]() ![]() ![]() Allah, mutlak hakikattir Varlığı hakikat olan birşey, farzı muhal, yokluğu mantıkî olarak ispatlansa bile, yok olmaz Tersi de geçerlidir Olmayan birşey, varlığı mantıkî olarak ispatlansa bile var olmaz Yok sayan varı yok edemez, sadece yok saymış, dolayısıyla "inkar" etmiş olur Var sayan da yoku var edemez, sadece varsaymış, dolayısıyla saçmalamış olur![]() ![]() ![]()
|
| |
| | #5 |
| | ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Mekke toplumu kahir ekseriyetle Allah inancına sahipti Kendilerini, gökleri ve yeri Allah'ın yarattığına, yağmuru Allah'ın yağdırdığına, güneş ve ay üzerinde Allah'ın tasarruf ettiğine inanıyorlardı (29/61-63 ; 31/25 ; 39/38)Onları müşrik yapan inkarları değil, Allah tasavvurlarındaki yamukluktu Allah'a inanıyorlar, fakat inandıkları Allah'ın "uzak" olduğunu düşünüyorlardı Bu düşünce, kendilerini O'na yaklaştıracak aracı arayışına itti İşte bu arayış sonucunda melekler ve cinler gibi görünmeyen varlıkların, Allah katında kendileri lehine aracılık yapacağı düşüncesine saptılar Onları Allah'ın kızları veya haremi olarak tasavvur ediyorlardı Putlarını yaptıkları melekleri memnun ederlerse, onlar da Allah katnda kendilerini kayıracaktı![]() Kur'an'ın defaatle yerden yere vurduğu Cahiliyye insanının şefaat anlayışının oturduğu çerçeve buydu (39/3 ; 10/18) Allah tasavvurundaki bu sapma, putçuluğu getirdi Putlara, Allah'a yakın olduğuna inandıkları meleklerin yeryüzündeki simgesi olarak tapıyorlardı Üç büyük puta(Lat, Menat, Uzza) bu yüzden dişil isimler koymuşlardı (53/19-22) Cahiliyye toplumu, putlara tapınış amaçlarını şöyle açıklıyordu:"Bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye ![]() ![]() " (39/3) ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
| |
| | #6 |
| | ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Allah tasavvurundaki her tür beşerî sapmanın temelinde, "uzak Allah tasavvuru" yattığı için, Kur'an "kuluna şah damarından daha yakın" bir Allah tasavvuru inşa etmeyi amaçladı Mümince bir hayatın merkezine duayı yerleştirdi Duayı, bir günün eklem noktaları olan beş vakitte eda edilen bir ibadete dönüştürdü Çünkü duaya yapılan her vurgu, Allah-insan ilişkisinin doğrudan ve aracısız tabiatına yapılan bir vurgu anlamına geliyordu Duada kul Allah'la diyaloğa giriyor, şah damarından yakın olana "Allah'ım!" diye sesleniyor, yalvarıyor, yakarıyordu Allah Rasulü, "uzak Allah tasavvuru"nun yol açtığı sapmaya karşı namazı bir kalkan olarak okuyordu "Namaz müminin miracıdır" hadisi, işte bu okumanın bir sonucuydu Mirac, kulun Allah'a manevi olarak yaklaşmasını ifade ediyordu Allah kuluna zaten yakındı Sorun, kulun Allah'a yakın olup olmadığıydı Bu ise, namazla hergün beş kez hatırlatılıyordu Allah'ın kendisine şah damarından daha yakın olduğunu bu yoğunlukta hisseden birinin, şirk tuzağına karşı ne kadar uyanık ve teyakkuz halinde olduğunu söylemeye bile gerek yok![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
| |
| | #7 |
| | ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Allah, yeryüzü misafirhanesinin şerefli konuğu olarak yaratıp ağırladığı insanın tasavvurunu, aklını ve şahsiyetini vahiyle inşa eder Fıtrat altyapısına uygun bir üstyapı, ancak o fıtratı verenin eliyle kurulabilir İşte vahiy, sözkonusu üstyapının kurucu öznesidir İnsan, kul olmak için yaratılmıştır Kulluk insanın kaderidir Bu fıtratında vardır Eğer doğru kapıya kul olmazsa, kul olacağı yanlış kapıları arar Eğer bir Allah'a kul olmazsa, öz elleriyle binlerce tanrı icat edip, onların önünde şerefini beş paralık edebilir Hiçbir şeye tapmadığını söyleyenler, kendilerine esaslı bir put bulmuşlardır: Ayartıcı benlik ve içgüdüler![]() ![]() Bunda bir gariplik yoktur Dediğimiz gibi, insan kul olacağı gerçek kapıya sırt döndüğünde, ne eder eder, kendisine sahte bir tanrı peydahlar Mutlak ateizm, işte bunun için bir hayaldir ve imkansızdır![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
| |
![]() |
| Tags: allahquot, islamoglu, mustafa, quotalemlerin, rabbi |
| Konu Araçları | |
| |