Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Dini, Güzel Yazılar / Makaleler / Şiirler
> Dini, Güzel Yazılar / Makaleler
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 02-04-2008   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 11,019
İtibar
Tecrübe Puanı: 114
Rep Puanı : 3961
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Ampul Yağmurla Gelen



Yağmurla Gelen


Öteden beri, ‘rahmet’ denince yağmur; ‘yağmur’ denince de rahmet akla gelir O, bazen bir okyanusun ortasına iner sağanak sağanak, bazen bir dağ başına iner sessiz ve ağlayarak, bazen de çölllere düşer çoraklaşmış toprakları ürperterek

Sinesindeki rahmeti hangi çöl ortasından aldığını ve bu mukaddes yük uğruna hangi semada kaldığını kim bilir? Kim bilir kaç derece ateşte pişti sinesi de, doldurdu azığını alelacele? Öyle ya bekleyenleri var Meleklerin refakatinde inmesini gözleyenleri var Düşünmesini bilenlere bu yollar, hikmet nakışlı bir kanaviçe

Yağmurun insandaki izdüşümü gözyaşından başka nedir? Ağlayarak rahmet kapısı çalınır, ağlayarak elin yetişmediği istenir Ağlayarak acziyet aşılır Ağlayarak Yusuflar çağrılır Ağlayarak kanlı gömlek koklanır Ağlayarak af kapısı aralanır

Yağmurun zâhirî sebeplerinden biri güneş olduğu gibi, ağlamanın da güneşi yanık kalbdir Kalbi yanmayanların, yağmuru yağmayacak demektir Ağlamayanlar ise, anlaşılamayacaktır Kalb yanarsa, gözler kayıtsız kalmayacak ve kahkaha mekân bulamayacaktır Dertliler, gittikleri yerlere sinelerindekileri taşıyacak ve oralarda gözyaşlarıyla yeni doğuşlara vesile olacaklardır Kalb yangınının adı bazen azim, gayret, himmet; bazen de ızdırap, çile ve derttir Hâl, kalbin durumuna doğrudan bir işarettir, onu olduğu gibi ele verir

* * *
Ülkemizde, rahmet ayı olarak bilinen nisan, yağmurlarından dolayı mı, Âlemlere Rahmet Olan’a (sas) beşik olduğu için mi bu isimle özdeşleşmiştir, bilinmez

Rahmet ayının geçen sene Avrupa’nın uç noktasındaki seyahati biraz dokunaklıdır Yağmur için, zaman ve mekân farklı olsa da, netice hep aynıdır Zaman, rahmet ayı Mekân, İngiltere’nin başkenti Londra Bağrı yanık nice Hak dostu düşmüş yollara Ellerindeki kalemlik misâli ilginç kutunun üzerinde, Cennet kapısı üstünde ismi yazılı Zât’ın (sas) mührü Silindir şeklindeki kutunun üzeri gül yapraklarıyla dolu ve kutu, eline her alanı garip bir şekilde kendi iklimine çekmekte İçinde mütevazı bir davetiye Zaman olarak nisanı, mekân olarak da Dostlar Evi’ni (FriendsHouse) işaret etmekte Kendi inancından farklı başka bir semavî kitabın adını yüceltmeye uğraşanlara yârenlik eden bu mekân, o zamana dek böylelerine mihmandarlık yapmış mıdır bilinmez; ama bu davet, şüphesiz onun için de oldukça heyecan verici

Londra sokaklarını arşınlayan Peygamber âşıkları Hani dedik ya kalbin yanması diye İşte bu dağılış bir yangının verâsı Bu telâş yanmışlığın nişanı Bu kararlı adımlar adanmışlığın adı Bu münacat yüklü tavırlar bir karıncanın safını belirleme ânı İbrahim’i (as) bağrına almış ateş karşısındaki kuşun kesin kararı Evet, bu azim, bu gayret ve bu himmetin elbet olacaktır bir karşılığı Bu inançla çalınır kapılar Bu gâye ile aşındırılır yollar Bu kararlılıkla çarpar kalbler ve o hafta tam beş bin hânede yer bulur Muahmmedî (sas) lafız Londra’da Yer edinir kendisine o lâhutî kokusuyla evlerin en müstesna yerlerinde Kiminin ilgisini çeker bu davet Kiminin kitaplığında yerini alır Kimi içindeki davetiyeye nazar eder belki de, ama gerçek şu ki; o gayretlerin neticesi, binden fazla insanın o gün bir tek gâye için dolduruşudur Londra’nın o görkemli salonunu Evet, o gün binin üzerinde yanık sine, binin üzerinde yaşlı dîde Nebi’nin (sas) hatırına dolduracaktır Dostlar Evi’ni Aynen işaret buyurduğu gibi tâ asırlar ötesinden: “Kale kapıları açılacak arkasına kadar benim adımı duyunca, süngüler kalkacak, kaleler yol olacak…” Hakikaten de Londra en görkemli yerlerinden birinde misafir etmektedir Kâinatın Efendisi’ni (sas) Bu olsa olsa, bu hadîsin günümüze bakan tezahürlerinden biridir

* * *
Londra sokaklarında olanlardan habersiz şekilde dertli sineler, yol almaya devam ederler Bunlardan ikisi karar almışlardır kendi aralarında: atlamayacaklardır hiçbir kapıyı ve her eve sokacaklardır ellerindeki mukaddes davetiyeyi Bu niyetle çalarlar her bir kapıyı ve yaparlar çağrılarını Mütebbessim bir çehre ile yaparlar gerekli olanı Dedikleri gibi, atlamazlar hiçbir hâneyi Aynen karar aldıkları gibi Kimisinden o anda alırlar tepkilerini, kimisinden ise sonradan gelecektir davetin neticesi Kimi için bu davet bir mekân beraberliği mânâsını taşırken, kimi gönül için de Âhiret beraberliğine vesile olan bir tanışmanın başlangıcı olacaktır Küçücük davetiye belki de bazı sinelerin yamaçlarında bir kartopu gibi yuvarlanmaya başlamıştır bile; çığa ne zaman inkılâb edeceğini kestirmek o esnada imkânsızdır Neyse, onlar tohumlarını atarlar toprağa; bakalım kaçı boy verip de selâma duracak, kaçı sinesinde nice başağı barındıracaktır

* * *
Vakit davetiyenin üzerindeki zamanı işaret etmiş, salon bir bayram havasıyla dolmuş, donatılmış Davetin sahipleri kapılarda yerlerini almış ve beklemeye koyulmuşlardır misafirlerini Acaba kaç sine “Evet!” diyecekti bu samimi dâvete? Kaç çorak kalbe daha düşecekti rahmet damlaları? Kaç sinede zulmet, yerini nura terk edecek; kaç göz, bulutlar misâli yağmura duracaktı? Heyecanlı bir bekleyiş Telâşlı bir hazırlık Titiz bir hazırlanış Haklı bir arayış Yanık bir yakarış İlginç ve tatlı bir tuhaflık Saatin her bir tıkı ayrı bir ritm Zaman mefhumu mânâ kayması yaşamakta âdeta Vakit yaklaştıkça dakikalar bile hızlanmakta

* * *
Program başlar ve akışı aynen hesaplandığı gibi uygulanır Salon farklı bir atmosfer yaşar, bu bellidir Nefes alıp verme şekli bile değişenler fark edilir Dâvetliler arasında ağlayanlar vardır; hıçkırıkları onları ele verir Ağlamaları, yanık sinelerinden işaretlerdir Dolmuş bulutlara doğum emridir Londra’nın en ücra sokaklarından devşirilen buharın, nasibi olan istidatlı ve susamış kalblerde ma’kes bulmasıdır

Bir şeyler olmaktadır, herkes bunun farkındadır Ama hiç kimsenin olanlardan haberi yoktur O ânı sadece yaşayanlar bilebilir Ancak onlara hâl, zahirî hâliyle değil, Hak katındaki tecellisiyle izlettirilecek, Âlem-i misâl birkaç sîneye ayân olacaktır Bu tatlı hisler bir mesajla kendini açığa vurur; programın izleyicileri arasında Âlemlere Rahmet Olan Efendimiz (sas) de mevcuttur Telefondan telefona geçen bu mesaj, nazarları sahneden alır ve salonun her köşesinde sahibini dolaştırır Evet, yanlış yazmamaktadır, Efendiler Efendisi de (sas) oradadır Şaşıracak ne var bunda? Adabına uygun çağrılır da O (sas) icabet etmez mi, davete hayır der mi, beni ananlarla beraber olurum, selâm verenin selâmını duyar ve de alırım derken, O’nun (sas) adına arşınlanan yollar, buna şahitlik eden bulutlar, başların üzerinde dönen kuşlar bunu O’na (sas) ulaştırmaz mı? Bunların her birisi tarihteki binlerce şahidi ile sâbitti; ama bu geliş başka güzelliklere de gebe gibiydi

* * *
Program biter, herkes tatlı bir hissedişle salondan ayrılırken orta yaşlı bir adam programı organize edenlerin yanına gelir Kendisi bir psikoterapisttir Vazifesi insanları hayata bağlamak olan bu adamın adı John’dur Vazifesinin aksi bir hayat yaşar John Yani hayata pamuk ipliği ile bağlıdır İçindeki inançsızlık boşluğu onu alır her gün bir vadide dolaştırır, âdeta hayattan tatmin olmayan, içindeki boşluk her geçen gün büyüyen ve bu sebeple her gün kendisini öldürmeyi bile düşünen biridir artık Ve bir akşam eline kalemini alır ve masasına oturur Vakit nisandır, uyanışa ve rahmete gebe ayın adı Oysa John için bu ayın mânâsı o an için belli ki çok daha farklı

Bir mektup yazmaya karar vermiştir Bu mektup belki de John’un son satırları, şuurlu anlarının son hatırası olacaktı John’un kaleminden şu satırlar düşer önündeki yaprağa: “Ey Allah, var mısın, yok musun emin değilim; eğer varsan lütfen bana cevap ver Çünkü ben kendimi öldürmeye karar verdim!” Evet, bu satırları bitirmiş, niyetini kalemle de ortaya koymuştur Şakası yoktur bu dertli sinenin Kalbi, kaynayan kazan gibidir Kalemi kâğıdın üzerine bırakır ve eline daha önceden hazırladığı suyunu alır Avucunda sıktığı hapları ağzına götürüp kararlılığını ortaya koyacaktır ki, kapı çalınır Kapıdaki kim bilir hangi çöllerden veya göllerden dolmuş yüklü sineler, içlerini boşaltıp yüklerini ihtiyaç sahibi sahillere ve vadilere bırakacaklardır; bu her hâllerinden bellidir Bu maksatla bu kapıyı da çalmışlardır John kapıyı açtığında bu kararlı ve de ciddi çehrelerle göz göze gelir

Uzattıkları kutunun içinde, az evvel seslendiği Zât’ın (cc) ismi vardır Bunu seslenişine bir cevap olarak algılayan John sabırla bu günü beklemiştir Ve karşılaştığı manzara karşısında da gözyaşlarına boğularak, “Evet Sen (cc) varsın!” diyerek Hakk’a yol bulmuştur Bu şölen o gün sadece John ile de sınırlı kalmamıştır; çünkü John’dan başka iki insan daha Dostlar Evi’nde hidayete ermiştir Demek ki Fahr-i Kâinat da (sas) bu yüzden oraya geçerken uğramış, sarışın ümmetini, dertli kardeşlerini tebrik etmiş, John’a “Hoş geldin!” demiş, kardeşlerinin de yorgunluklarını gidermiştir O gün yol arşınlayanların her biri: “İyi ki gitmişim, iyi ki üşenmemişim!” demiştir

* * *
Rahmet yağmuru, yağmur rahmeti hatırlatır Bunun insandaki iz düşümü ise, dertli sineler gözü yaşlı yiğitlerdir Sinesi yanık olanların yağmurları elbette yağacaktır Ama bilinmez ki hangi vadiye veya okyanusun sinesine

Birol Aydoğan

 

LeoparGS isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 06-01-2008   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesaj: 642
İtibar
Tecrübe Puanı: 7
Rep Puanı : 194
Rep Derecesi :
irem naz ... hakkında olaganüstü bir havası var.irem naz ... hakkında olaganüstü bir havası var.
irem naz RSS Feed
Standart --->: Yağmurla Gelen



Ey Allah, var mısın, yok musun emin değilim; eğer varsan lütfen bana cevap ver Çünkü ben kendimi öldürmeye karar verdim!” Evet, bu satırları bitirmiş, niyetini kalemle de ortaya koymuştur Şakası yoktur bu dertli sinenin Kalbi, kaynayan kazan gibidir Kalemi kâğıdın üzerine bırakır ve eline daha önceden hazırladığı suyunu alır Avucunda sıktığı hapları ağzına götürüp kararlılığını ortaya koyacaktır ki, kapı çalınır Kapıdaki kim bilir hangi çöllerden veya göllerden dolmuş yüklü sineler, içlerini boşaltıp yüklerini ihtiyaç sahibi sahillere ve vadilere bırakacaklardır; bu her hâllerinden bellidir Bu maksatla bu kapıyı da çalmışlardır John kapıyı açtığında bu kararlı ve de ciddi çehrelerle göz göze gelir

Uzattıkları kutunun içinde, az evvel seslendiği Zât’ın (cc) ismi vardır Bunu seslenişine bir cevap olarak algılayan John sabırla bu günü beklemiştir Ve karşılaştığı manzara karşısında da gözyaşlarına boğularak, “Evet Sen (cc) varsın!” diyerek Hakk’a yol bulmuştur Allah razı olsun kardeş iki defa okudum emeğine sağlık inşallah binlerce tohum yeşerir

 

irem naz isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: ,

arı sabrı - Derdi bal olanın, sabrı dağ olmalı | hayatın zorlukları ve tecrübeleri

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Sen Baharın yağmurla getirdiği özlemdin içimdeki.... gökkuşağı Dini, Güzel Yazılar / Makaleler 1 11-20-2008 01:59 AM
Çok Geç Gelen Huzur mumsema Dini Şiirler 2 07-18-2008 00:24 AM
Onunla gelen! Mustafa Cilasun Sine-i sürurumdan kopan yapraklar [M.Cilasun] 9 03-03-2008 08:31 AM
Gelen Kim? musab ebubekir Sahabelerin Hayatından Öyküler 2 12-30-2007 11:18 AM
Geç Gelen Kurtarıcı rana Dini Hikayeler 1 07-09-2007 18:42 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 23:45 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308