Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Dini, Güzel Yazılar / Makaleler / Şiirler
> Dini, Güzel Yazılar / Makaleler
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et SiteMap

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 09-01-2007   #1
Bilgiler
Özel Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 2,119
İtibar
Tecrübe Puanı: 22
Rep Puanı : 948
Rep Derecesi :
seyit Farkına varılacak bir görkemseyit Farkına varılacak bir görkemseyit Farkına varılacak bir görkemseyit Farkına varılacak bir görkemseyit Farkına varılacak bir görkemseyit Farkına varılacak bir görkemseyit Farkına varılacak bir görkemseyit Farkına varılacak bir görkem
seyit RSS Feed
Standart Yüz aç adamın huzurunda



Yüz aç adamın huzurunda
Metin Karabaşoğlu

YİRMİALTI YIL ÖNCE, onbeş yaşında bir genç olarak yaz mevsimini Risale-i Nur’u baştan sona okuyarak geçirmiştim Risale’yi, ilk kez okuyordum O ilk okumamdan, onbeş yaşında bir gencin alabileceği kadarını aldım; alamadıklarımı alma çabam ise hâlâ devam ediyor
Risale’yi bu ilk okumam esnasında, uzun bahislerin içerisinden, birer vecize gibi, kısa ama özlü cümleler devşirip kaydettiğimi hatırlıyorum Yazıp tekrar tekrar okuyarak hafızama kaydettiğim bu cümlelerden biri, Lem’alar’da, İktisat Risalesi’nde geçen, “Yüz aç adamın huzurunda, kemal-i lezzet ile fazla yenilmez” cümlesi idi Sonraları, “Hakikat Çekirdekleri”nde, aynı mânâya işaret eden başka bir sözü de keşfedecektim: “Eskiden ekser İslâm aç değildi; tereffühe ihtiyar vardı Şimdi açtır, telezzüze ihtiyar yoktur
İlk cümle, o ilkgençlik yıllarımda bir hayat düsturu olarak zihnime ve vicdanıma nakşolduğu gibi, zaman içinde keşfettiğim ikinci cümle de zihnime yerleştiğinde, elindeki nimetle başkalarını imrendirme gibi pest ahlâklar lillâhilhamd semtime yaklaşmayacak; dahası, ‘lüküs hayat’a, ‘telezzüz’ ve ‘tereffüh’e karşı iç dünyamda bir direnç oluşacaktı Zaten, yine Bediüzzaman, ‘bu fakr-u zaruret zamanında, aç ve muhtaç olanların elemlerinden’ ehl-i vicdanın ‘rikkat-i cinsiye vasıtasıyla’ duyacağı hüzün ve elemden söz edip, bu teellümün o nimetlerden gelen lezzeti ‘acılaştırdığı’na da dikkat çekmiyor muydu?
Gelin görün ki, 80’ler, 90’lar ve 2000’ler derken, gözlerim, birbiri ardısıra gelen dünyevîleşme dalgalarının, aynen Bediüzzaman’ın 1930’larda gözlemlediği üzere, ‘dünyayı dine tercih rejimi’ dahilinde, ehl-i İslâm’ın dahi ‘hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı uhreviyeye bilerek ve severek tercih edişi’ne şahit oldu
Bu süreç, el’an devam ediyor Rakamların gösterdiği üzere bu ülkede ve bir bütün olarak dünyada gelir adaletsizliği artar, zenginler ile fakirler arasındaki uçurum genişlerken, ehl-i din içerisinde de belli ilişkilerin rantını devşirerek zenginleşen bir zümre zuhur ediyor Öte yandan, hemen belirtelim, elbette böylesi şaibeli ilişkiler yoluyla değil, helalinden kazanan, helalinden kazanarak zenginleşen insanlar da yok değil; ve onların kazancı için bize ancak ‘helal olsun’ demek düşüyor
Ancak, orada dahi, kazancın helalliği kadar önemli bir husus, haram kazanç yasaklandığı gibi, helâl kazancın israfla harcanmasının yasaklandığı gerçeği kısmen ihmale uğruyor Gitgide, zenginleşen ehl-i din aileler arasında, hem ehl-i dünyaya karşı, hem kendi içlerinde bir rekabet halet-i ruhiyesi, bir ‘kendini gösterme’ merakı boy gösteriyor Açık yüreklilikle söyleyelim: Nice ehl-i din var ki, ehl-i dünya ile ve iman kardeşleriyle, aldıkları evin fiyatı, aldığı arabanın markası ve modeli, giydiği elbisenin markası ve fiyatı, gittiği lokantanın ‘karizması’ üzerinden yarışıyor
Ve bütün bunlar olurken, bu diyarda, nice insanın açlık sınırında yaşadığı; nice ailenin bütün efradı çalışırken dahi zorlukla geçindiği; büyükşehirlerin varoşlarında ve de giderek yoksullaşan kırsal kesimde Bediüzzaman’ın “Şimdi ekser İslâm açtır” gözlemine ve ‘yüz aç adam’ teşbihine denk düşen manzaraların azalmayıp arttığı gerçeği gözardı ediliyor Daha dün İstanbul’un göbeğinde gördüğüm üzere, çöp tenekesinden çıkardığı kirli ekmeği açlığın zoruyla yiyen insanların yaşadığı bir diyarda, İslâmî hassasiyeti öne çıkan bir yazar İslâmî hassasiyeti bilinen başbakanın davetinde yedikleri yirmi küsur yemeği anlatıyor Ülkedeki yoksulluk ve yoksunluğun boyutlarını gözler önüne seren kimi programlar, ağızların suyunu akıtarak izleyenleri dünyaya, daha fazla tüketmeye sevkeden ‘reklam araları’ vererek yayınlanıyor Ana sayfasında fakirlerin durumuna dikkat çeken bir haber yayınlayan dinî çizgide bir gazetenin, başka bir sayfasını dört kişilik bir ailenin yüzbin lira ödemeden çıkması imkânsız lüks bir lokantanın tanıtımına ve yemeklerinin tarifine ayırdığını; ve bunu bir kere değil, sürekli yaptığını görüyoruz
Velhasıl, yoksulluğun yaygın olduğu, açların dahi bulunduğu şu diyarda, ‘bu fakr-u zaruret zamanında, aç ve muhtaç olanların elemlerinden ehl-i vicdana rikkat-i cinsiye vasıtasıyla gelen teellüm’ün ‘lezzeti acılaştıran’ sadâsı duyulmuyor ortalıkta
Neden böyle oldu sahi? Nasıl oldu da, ehl-i din içinden dahi niceleri, ‘yüz aç adamın huzurunda kemal-i lezzetle fazla yer’ hale gelebildi? Vicdanlar mı karardı, kalbler mi katılaştı? Yoksa, “Ekser İslâm açtır” gerçeğinin artık geçersiz olduğunu mu düşünüyor birileri? Yoksa?
Oysa, bir Bediüzzaman gerçeği var bu zamanda mü’minâne hayatın bir nümune-i imtisali olarak
Haydi diyelim ki Bediüzzaman’ı ‘bir nümune-i imtisal’ olarak görmeyenler var ehl-i din içerisinde; ya rahmet peygamberi kudsî nebinin hayatına ve Asr-ı Saadet hatırasına ne demeli? Ya “Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz” emrinin yanısıra, “İsraf edenler, şeytanların kardeşleridir” de buyuran (bkz İsrâ sûresi, 17:27) Kur’ân’ın apaçık beyanına ne demeli?
Dün, Şeyh Sâdi’nin Gülistan’ını okuyordum Şu cümleler özellikle rikkatimi ve dikkatimi celbetti:
Yusuf Peygamber, Mısır’ın kuraklık yıllarında, açları unutmamak için, doyunca yemezdi Üzümün tadını dul kadın bilir, meyve sahibi değil Nimetin içinde rahat yaşayan, açın hali nedir, nasıl bilecek?

 

seyit isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-05-2007   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 9,871
İtibar
Tecrübe Puanı: 102
Rep Puanı : 3605
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Ampul Yüz aç adamın huzurunda



Yüz aç adamın huzurunda




YİRMİALTI YIL ÖNCE, onbeş yaşında bir genç olarak yaz mevsimini Risale-i Nur’u baştan sona okuyarak geçirmiştim. Risale’yi, ilk kez okuyordum. O ilk okumamdan, onbeş yaşında bir gencin alabileceği kadarını aldım; alamadıklarımı alma çabam ise hâlâ devam ediyor.
Risale’yi bu ilk okumam esnasında, uzun bahislerin içerisinden, birer vecize gibi, kısa ama özlü cümleler devşirip kaydettiğimi hatırlıyorum. Yazıp tekrar tekrar okuyarak hafızama kaydettiğim bu cümlelerden biri, Lem’alar’da, İktisat Risalesi’nde geçen, “Yüz aç adamın huzurunda, kemal-i lezzet ile fazla yenilmez” cümlesi idi. Sonraları, “Hakikat Çekirdekleri”nde, aynı mânâya işaret eden başka bir sözü de keşfedecektim: “Eskiden ekser İslâm aç değildi; tereffühe ihtiyar vardı. Şimdi açtır, telezzüze ihtiyar yoktur.

İlk cümle, o ilkgençlik yıllarımda bir hayat düsturu olarak zihnime ve vicdanıma nakşolduğu gibi, zaman içinde keşfettiğim ikinci cümle de zihnime yerleştiğinde, elindeki nimetle başkalarını imrendirme gibi pest ahlâklar lillâhilhamd semtime yaklaşmayacak; dahası, ‘lüküs hayat’a, ‘telezzüz’ ve ‘tereffüh’e karşı iç dünyamda bir direnç oluşacaktı. Zaten, yine Bediüzzaman, ‘bu fakr-u zaruret zamanında, aç ve muhtaç olanların elemlerinden’ ehl-i vicdanın ‘rikkat-i cinsiye vasıtasıyla’ duyacağı hüzün ve elemden söz edip, bu teellümün o nimetlerden gelen lezzeti ‘acılaştırdığı’na da dikkat çekmiyor muydu?

Gelin görün ki, 80’ler, 90’lar ve 2000’ler derken, gözlerim, birbiri ardısıra gelen dünyevîleşme dalgalarının, aynen Bediüzzaman’ın 1930’larda gözlemlediği üzere, ‘dünyayı dine tercih rejimi’ dahilinde, ehl-i İslâm’ın dahi ‘hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı uhreviyeye bilerek ve severek tercih edişi’ne şahit oldu.

Bu süreç, el’an devam ediyor. Rakamların gösterdiği üzere bu ülkede ve bir bütün olarak dünyada gelir adaletsizliği artar, zenginler ile fakirler arasındaki uçurum genişlerken, ehl-i din içerisinde de belli ilişkilerin rantını devşirerek zenginleşen bir zümre zuhur ediyor. Öte yandan, hemen belirtelim, elbette böylesi şaibeli ilişkiler yoluyla değil, helalinden kazanan, helalinden kazanarak zenginleşen insanlar da yok değil; ve onların kazancı için bize ancak ‘helal olsun’ demek düşüyor.

Ancak, orada dahi, kazancın helalliği kadar önemli bir husus, haram kazanç yasaklandığı gibi, helâl kazancın israfla harcanmasının yasaklandığı gerçeği kısmen ihmale uğruyor. Gitgide, zenginleşen ehl-i din aileler arasında, hem ehl-i dünyaya karşı, hem kendi içlerinde bir rekabet halet-i ruhiyesi, bir ‘kendini gösterme’ merakı boy gösteriyor. Açık yüreklilikle söyleyelim: Nice ehl-i din var ki, ehl-i dünya ile ve iman kardeşleriyle, aldıkları evin fiyatı, aldığı arabanın markası ve modeli, giydiği elbisenin markası ve fiyatı, gittiği lokantanın ‘karizması’ üzerinden yarışıyor.
Ve bütün bunlar olurken, bu diyarda, nice insanın açlık sınırında yaşadığı; nice ailenin bütün efradı çalışırken dahi zorlukla geçindiği; büyükşehirlerin varoşlarında ve de giderek yoksullaşan kırsal kesimde Bediüzzaman’ın “Şimdi ekser İslâm açtır” gözlemine ve ‘yüz aç adam’ teşbihine denk düşen manzaraların azalmayıp arttığı gerçeği gözardı ediliyor. Daha dün İstanbul’un göbeğinde gördüğüm üzere, çöp tenekesinden çıkardığı kirli ekmeği açlığın zoruyla yiyen insanların yaşadığı bir diyarda, İslâmî hassasiyeti öne çıkan bir yazar İslâmî hassasiyeti bilinen başbakanın davetinde yedikleri yirmi küsur yemeği anlatıyor. Ülkedeki yoksulluk ve yoksunluğun boyutlarını gözler önüne seren kimi programlar, ağızların suyunu akıtarak izleyenleri dünyaya, daha fazla tüketmeye sevkeden ‘reklam araları’ vererek yayınlanıyor. Ana sayfasında fakirlerin durumuna dikkat çeken bir haber yayınlayan dinî çizgide bir gazetenin, başka bir sayfasını dört kişilik bir ailenin yüzbin lira ödemeden çıkması imkânsız lüks bir lokantanın tanıtımına ve yemeklerinin tarifine ayırdığını; ve bunu bir kere değil, sürekli yaptığını görüyoruz.
Velhasıl, yoksulluğun yaygın olduğu, açların dahi bulunduğu şu diyarda, ‘bu fakr-u zaruret zamanında, aç ve muhtaç olanların elemlerinden ehl-i vicdana rikkat-i cinsiye vasıtasıyla gelen teellüm’ün ‘lezzeti acılaştıran’ sadâsı duyulmuyor ortalıkta.
Neden böyle oldu sahi? Nasıl oldu da, ehl-i din içinden dahi niceleri, ‘yüz aç adamın huzurunda kemal-i lezzetle fazla yer’ hale gelebildi? Vicdanlar mı karardı, kalbler mi katılaştı? Yoksa, “Ekser İslâm açtır” gerçeğinin artık geçersiz olduğunu mu düşünüyor birileri?

Yoksa?

Oysa, bir Bediüzzaman gerçeği var bu zamanda mü’minâne hayatın bir nümune-i imtisali olarak.

Haydi diyelim ki Bediüzzaman’ı ‘bir nümune-i imtisal’ olarak görmeyenler var ehl-i din içerisinde; ya rahmet peygamberi kudsî nebinin hayatına ve Asr-ı Saadet hatırasına ne demeli? Ya “Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz” emrinin yanısıra, “İsraf edenler, şeytanların kardeşleridir” de buyuran (bkz. İsrâ sûresi, 17:27) Kur’ân’ın apaçık beyanına ne demeli?

Dün, Şeyh Sâdi’nin Gülistan’ını okuyordum. Şu cümleler özellikle rikkatimi ve dikkatimi celbetti:



Yusuf Peygamber, Mısır’ın kuraklık yıllarında, açları unutmamak için, doyunca yemezdi. Üzümün tadını dul kadın bilir, meyve sahibi değil. Nimetin içinde rahat yaşayan, açın hali nedir, nasıl bilecek?

Metin Karabaşoğlu

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-05-2007   #3
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: May 2007
Nerden: AFRiKADAN
Mesaj: 1,280
İtibar
Tecrübe Puanı: 13
Rep Puanı : 331
Rep Derecesi :
MeZaR Pürüzler içinde bir mücevher.MeZaR Pürüzler içinde bir mücevher.MeZaR Pürüzler içinde bir mücevher.MeZaR Pürüzler içinde bir mücevher.
MeZaR RSS Feed
Standart --->: Yüz aç adamın huzurunda



Yusuf Peygamber, Mısır’ın kuraklık yıllarında, açları unutmamak için, doyunca yemezdi Üzümün tadını dul kadın bilir, meyve sahibi değil Nimetin içinde rahat yaşayan, açın hali nedir, nasıl bilecek?
emegine saglik

 

MeZaR isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , ,

gerici(!) bir yazardan... | Evine kapan ve ağla...

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
O'nun Huzurunda İnşirah Namazda kalp huzuru (huşu') 1 06-20-2008 00:54 AM
Bir ezanin huzurunda titremekte yüregim, elif07 Dua ile ilgili yazılar/Tavsiyeler 9 03-24-2008 11:13 AM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya Yudumla TOPlist Saat 01:20 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291