Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Dini, Güzel Yazılar / Makaleler / Şiirler
> Dini, Güzel Yazılar / Makaleler
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et SiteMap

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 08-22-2007   #1
Bilgiler
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: Türkiye
Mesaj: 12,946
İtibar
Tecrübe Puanı: 138
Rep Puanı : 8076
Rep Derecesi :
mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.
mumsema RSS Feed
Standart Kardeşliğin Adı Var






Kardeşliğin Adı Var


İslam bir bütündür Bu bütüne teslim olanların da kendi aralarında bir bütünlük içinde olmaları gerekmektedir Çünkü bu dinin Sahibi böyle istiyor:

“Gerçekten sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir Ben de sizin Rabbinizim, öyleyse bana kulluk ediniz” (Enbiya-92)

Tek Rab…Tek ümmet…

Ancak tek tek değil, topluca kulluk ediniz…

Kuşkusuz kollektif bir kulluk için önce kardeş olmak gerekiyor…Kardeşlikten kopuk bir kulluk düşünülemez ve sürdürülemez…Tevhidi bilincin yaşamda yankı bulması da ancak müminlerin birlikteliği ile mümkündür Çünkü; kardeşlik bağı arızî değil, asli bir bağdır…Bu bağ “Hablullah-ALLAH’ın ipi” üzerinden gerçekleşen bir bağdır…Koparamazsınız…

Şayet iman etmiş iseniz, kardeşlik müessesesinden istifa edemezsiniz…

Kardeşlik aktini fesh edemezsiniz…Çünkü bu sözleşme ihtiyari değil zaruridir…

Kardeşlik birlikteliğinin talakı yok ki! Boşanamazsınızda…

Bu durumda kaderimizi kardeşlerimizin kaderi ile bütünleyerek; irademizi kardeşimizin iradesi ile bileyerek; özgürlüğümüzün ancak kardeşlerimizin özgürlüğü ile tamamlanacağını bilerek, İslami sorumluluklarımızı sürdürebileceğimizi görüyoruz…

Zira; uhuvvet, kuvvettir…Vahdet, rahmettir…

İslam kardeşliği bir hayat nizamı ve yaşam modelidir… Mekke de “Daru’l-Erkam”a baktığımızda;”Medine kardeşliği”ni incelediğimizde bunu göreceğiz…Bu projenin sahibi Hz Muhammed (sav) dir…”Ficar Günleri”nden gelen Mekkelilerle, “Buas Günleri”nden gelen Medineliler “Bünyan-ı mersus (kurşunla kaynatılmış duvar)” misali bir “kardeşlik duvarı” ördülerBu duvarın harcında velayet,vesayet, merhamet, muhabbet, ünsiyet, ülfet, şefkat ve vahdet vardı…Şirkin, nifakı, ifsadın saldırı komplo ve tuzaklarını bu duvar ile kırdılar…

Medine de 120 yıllık bir savaştan sonra Evs ve Hazrec bu bilinçle “kardeş” oldular…Bu birlikteliği kendileri için tehlikeli gören Yahudi Şemmas b Kays gibilerinin fitnelerini “ALLAH’ın ipi” ne sarılarak boşa çıkardılar…

Çünkü Kuran böyle emretmişti:

“Hep birlikte ALLAH’ın ipine sımsıkı sarılın ve sakın tefrikaya düşmeyinALLAH’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmiştiO’nun bu nimeti sayesinde kardeş olmuştunuz Siz bir ateş çukurunun kenarında iken sizi oradan O kurtarmıştıHidayete eresiniz diye ALLAH size ayetlerini böyle açıklar”(Ali İmran-103)

ALLAH’ın müminlere ihsanı kardeşlik nimeti…İslam toplumunun omurgası; kardeşlik…Nefret tohumlarını çürütecek…Şefkat ve merhamet yüklü bir kardeşlik…

Kurtuluşun adresi: Hablullah ve Habibullah…Kardeşlik bağını güçlendirmek için ALLAH’ın ipine tutunmak ve ALLAH Rasulü’nün örnek ve önder kişiliğinde buluşmak mecburiyeti altındayız…

Gerçek böyle iken; kardeşlik nimetini tepmek, küfran-ı nimet olmaz mı? Kardeşleri yok saymak nankörlük değilse nedir? Kardeşlerine karşı mağrur, müstağni, mütekebbir bir tutum ALLAH’ın hışmını çekmez mi? Müminler arası velayetin işlemediği durumda iş nereye varır?

Kardeşliğin zorunlu kıldığı sahiplenme, dayanışma ve yardımlaşma durduğu zaman, bunun nasıl bir felaketin habercisi olduğunu Kur’an bize bildiriyor ;

“Kafirler birbirlerinin velileridir Eğer siz bunu yapmazsanız( birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde büyük bir fitne ve büyük bir bozgunculuk(fesat) olur”(Enfal-73)

Günümüz dünyasında İslam coğrafyasının farklı bölgelerinde bu fitne ve fesadın farklı tezahürlerine tanıklık etmiyor muyuz?

Bağdat’ta yaşanan Şii-Sünni çatışmasını nasıl yorumlayacağız? Kanı akıtılan da, akıtan da aynı kıbleye dönüyorsa bunu nasıl izah edeceğiz? Çeken de çektiren de…Sürünen de, süründüren de…Vuran da, vurulan da…Ezen de, ezilen de…Aynı peygamberin ümmeti olmakla övünüyorlarsa…Ne yapmak lazım?

Yıkılan kardeşlik duvarının altında bir gün bizde kalabiliriz…Şayet bu kıyıma, yıkıma ilgisiz kalırsak…Sarsılan ümmet binasını, çatırdayan kardeşlik duvarını güçlendirmede gecikir isek bu bizim felaketimiz olmaz mı?

Müslümanlar arası kavganın galibinin olamayacağını biliyoruz Bu iç kanama ile şeytan ve şeytani güçlerin elinin güçlendiğini görmemek için basiretin kör olması gerekiyor…

Bu tablonun arka-planına indiğimiz de sonucun emperyalist zorbaların tuzaklarıyla nasıl örtüştüğünü göreceğiz…

Washington’da Ortadoğu formu yöneticisi Daniel Pipes niyetini gizlemiyor:

“Sorun militan İslam, çözüm ılımlı İslam

Batılın/Batının başını ağrıtan, uykularını kaçıran bir İslam var…Peki, Batı ne yapmak istiyor? İslam’ı İslam’la vurmaya çalışıyor…İşgal ve istila ile yapamadığını Müslüman’ı Müslüman’a kırdırtma politikası ile elde etmenin hesabında…

ABD’nin Siyonist güdümlü politikalarının mimarlarından Zbigniew Brzezinsky niyetini gizlemiyor, daha açık konuşuyor:

“Bundan sonra savaş Müslümanlarla diğerlerinin savaşı değil, Müslümanlarla Müslümanların savaşı olacaktır

Bu söz bir öngörü değil, bir stratejidir…ABD-İsrail-İngiltere şer ittifakının İslam topraklarında ektiği fitne tohumları uç vermeye başladı bile…Etnik, mezhebi, coğrafi, tarihi ayrılıklar kaşınıyor…Fitne kıvılcımları tutuşturuldu, bu yangın tüm ümmeti tehdit ediyor…Türk-Kürt…Arap-Acem…Şii-Sünni…Selefi-Sufî…Kavgalar büyüyor…Faşizanlaşan, fanatikleşen taraflardan feraset bekleyebilir miyiz? Irkçı, dilci, renkçi, derici, uluscu, bölgeci, sınıfçı kutuplaşmalar beraberinde bağnazlığı, bağyi ve belayı getiriyor…İslam kardeşliğinin menşei, menbaı, mesnedi unutuluyor…Tevhid ve takva bilincinden uzaklaşan kitleler, kana ve kafatasına dayalı bir kardeşlik savrulması yaşıyorlar…Kardeşlik asabiyete, aşırılıklara ve atalete kurban gidiyor…

Seküler bir zeminde, müteal olandan uzaklaştıkça kardeşlik dikiş tutmuyor, kişilikler oturmuyor…Liberal bir mantalite ile gelişen süreçte; hiçbir disipline gelmeyen, kayıt-kural tanımayan, ortak sorumluluk almayan, “bireyci” anlayışlar benimseniyor…

Ümmetin yaşadığı kan kaybının nedenlerine baktığımızda şunları görüyoruz…

Bireyselleşme…

Müslümanlarla birlikte olmanın sıkıntılarına katlanmadan, yalnızlığın rahat ve rehavetini tercih etme anlayışı hızla yaygınlaşıyor…Sonuçta yalnızlaşan zamanla yabancılaşan, “Bireysel Müslümanlık” kabul görüyor…Ümmet, vahdet, cemaat, kardeşlik nostaljik bir takıntı olarak görülüyor…

Bencilleşme…

”Benlik zindanı”nı aşamamış, “ben merkezci” bir açmazın girdabında insanlarımızın zayiatı gün geçtikçe büyüyor…

Dünyevileşme…

Yaşam ufku dünya ile sınırlı, hesapçı, hazırcı, hazcı, şimdici, dünyacı insanların gündemine ortak hedefleri, dertleri davaları koyabilmek oldukça zor…

İşte bu gibi nedenler kardeşliğin önemini, ödevini, hükmünü, erdemini unutturuyor…Sosyal ilişkilerde bencil ve taassupça tavırlarBüyütülen basit ihtilaflar…İnsaf ve adaletten uzak davranışlar…Sürekli bir gerilim…Kısır döngüler…İç çekişmeler…Kişisel hesaplaşmalar…Rahmet ve merhametten mahrumiyete dönüşüyor…Sonuç; ya içe kapanma, ya karamsarlık, ya da kopuş ve kaçış oluyor…

Ümmet yorgun düştü…Toplumsal bir yorgunluk…Küfürle mücadele bizi yormadı…Biz birbirimizi yorduk…Sorun burada…Halbuki, yorgunluğu atmalı, yarınlara dönük yaşamalıyız…

Bugün neden bir kardeşlik rüzgarı estiremiyoruz? Söylemlerimiz heyecan vermiyor…Çağrılarımız yankı bulmuyor…Niçin mi?

“ALLAH’a ve Rasülü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider Sabredin Şüphesiz ALLAH sabredenlerle beraberdir”(Enfal-46)

Artık mugalata, münakaşa, münazara, mübareze zamanı değil; diyalog günlerimiz olmalıdır…Birbirimizi dinlemek ve anlamak için…Ortak konuşma zeminlerimiz gelişmelidir…Sorunlarımızı seviyeli bir dille, soğukkanlılıkla tartışabildiğimiz platformlarımız oluşmalıdır…Kapalı kapılar ardında bunca yıl bekledikten sonra , kapımızı Müslümanlara açmakta daha fazla gecikmemeliyiz…Kendi özelimizde yapısal çalışmalarımız, diğer Müslümanlarla kardeşleşmemize engel oluşturuyorsa, grup asabiyetine düşmüşüz demektir…Kardeşlik tasavvurumuz lokal sınırları aşan bir çaptadır…Faaliyet alanları, araçları, teknikleri, tarzları farklı olsa da müştereklerden hareketle kuşatıcı, yapıcı, tamamlayıcı bir dil ve yöntem yakalayabiliriz…Sorumluluklarımızı organik bir zeminde yürütürken, sorunlarımızı diyalog ortamlarında çözebiliriz…

Bunun içinde, öncelikle böylesi bir diyalog sürecine ikna olmalıyız ve önemsemeliyiz… Nasıl bir kabulle yola çıkarsak çıkalım, ister imani bir gereklilik olarak alınsın, ister siyasi bir zaruret olarak görülsün, mutlaka böylesi bir sürecin işlemesi gerekiyor… Bu süreçte diyalog da öncelikler belirlenmeli ve en önemlisi diyalogun “hukuku” ve “ahlakı” ortaya konulmalıdır Adalet ve ahlakın oturmadığı ortamlardan hayırlı sonuçlar beklememiz boş bir avuntudur…
Diyalog yolu ile en azından Müslümanların doğrudan birbirini tanıma, anlama fırsatı doğacaktır Dolaylı, önyargılı bilgilenme ve değerlendirmelerin önüne geçilecektir

“Kişiye yalan haber olarak her duyduğunu söylemesi yeter” uyarısı, şu iletişim çağında bizlere neler hatırlatıyor? Eksik, yanlı, yanlış, bilgi ve bulgularla bir yargıç edasıyla yargıladıklarımızla nasıl bir yol ayrımına geldiğimiz gözler önünde… İtici, kırıcı, yıpratıcı, bir dil, bizim dilimiz olabilir mi?

“ALLAH’tan bir rahmet sayesinde onlara yumuşak davrandın Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi… (Ali İmran-159)”

Kendi dışındakileri “Fırkayı dalle” gören fırkacı, fırsatçı, çıkarcı, sığ anlayış kısa vadede prim yapıyor gibi gözükse de, bu mantık iflah etmez bir mantıktır…

Bu konuda rabbani kriter bize çok net sınırlar çiziyor:

“Muhammed ALLAH’ın Rasulüdür Ve onunla birlikte olanlar kafirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler… (Fetih-29)”

(Onlar) müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise güçlü ve onurludurlar…” (Maide 54)

Müminlerin kardeşliğini kabullendikten sonra nasıl bir hukuk omuzlarımıza biniyor

“Canımı kudret elinde tutan ALLAH’a yemin ederim ki, bir kul kendisi için istediği hayırları kardeşi içinde istemedikçe iman etmiş sayılmaz…” buyuruyor, ALLAH’ın Rasulü…

Kendisi için ağlayan Müslüman, kardeşi içinde ağlamadıkça imanı ile çelişmekten nasıl kurtulur?…

Yeryüzünde akan kan bizim kanımız…Yıkılan haneler bize ait…Bu kan ve hüzün karşısında imanımız nasıl bir tepki veriyor? Kardeşlerimizin ölümü yüreklerimizi ne kadar acıtıyor? Yüreklerimizde mi bir sorun var? İmanımızda mı bir aksaklık var?

“İman etmedikçe cennete giremezsiziniz Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş sayılmazsınız” nebevi uyarısı kimin için?

Birbirini “öteki”leştirerek, iterek; öteler ötesine nasıl yürüyeceğiz?

Yaşadığımız dünyada Müslümanlarla ilgili çok farklı fotoğraf kareleri önümüzde duruyor Kimi kareler yüzümüzü ağartırken, kimilerinden dolayı içimiz kan ağlıyor…

Lübnan’da Şii ve Sünni Müslümanların birlikte aynı camide Cuma namazı kılmaları yüreğimize su serpti…Bu resme hasret kalmıştık…Bu tablo Bush’u çıldırtan bir tabloydu…

Ancak, acı ama gerçek…Bir fotoğraf daha var…Bağdat’ta çekilen resim…Kardeş katliamı…Sünni’ninde, Şii’ninde kanı bizim kanımız değil mi? Şiilerinde, Sünnilerinde gittikleri camilerin kıbleleri Kâbe değil mi? Peki, bu kan neden? İzahı yok?! İşte bu resim Brzezinsky’i sevindiren ve haklı çıkaran bir karedir…
Bu durumda yaşananlardan bizim payımıza düşen nedir? Kendi uhdemize düşen sorumluluğu hatırlayabiliyor muyuz?

Kardeşler arası sorunları “ıslah etmek” gibi bir mecburiyetimiz yok mudur?

Hatta dahası var, Peygamber (sav)in dilinden kardeşlik sorumluluğunun nerelere kadar uzandığını görelim…Efendimiz(sav) :

“İster zalim olsun, ister mazlum olsun, mümin kardeşinize yardım ediniz”buyurdu Ashabdan biri:

“Ya Rasulallah, mazlum olan kimseye yardım ederim, fakat zalime nasıl yardım edebilirim?”dedi Rasul-i Ekrem (sav):

“Zalimi zulmünden alıkorsun, işte bu ona yardımdır”(Buhari)

Bu çerçevede ne yapmamız gerekiyor?

Önce duyarlılık…
Sonra sorumları çözmek için diyalog…

İletişim; ilgi duymaktır…

Gündemine almak ve dert edinmektir…

Ehli Kitab’a ilgi duyduğu kadar, Ehli Kıble’ye ilgi duymayan diyalogcularımızın bu konuda iyi düşünmeleri gerekiyor…
Kardeşliğin Adı Var

İslam bir bütündür Bu bütüne teslim olanların da kendi aralarında bir bütünlük içinde olmaları gerekmektedir Çünkü bu dinin Sahibi böyle istiyor:

“Gerçekten sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir Ben de sizin Rabbinizim, öyleyse bana kulluk ediniz” (Enbiya-92)

Tek Rab…Tek ümmet…

Ancak tek tek değil, topluca kulluk ediniz…

Kuşkusuz kollektif bir kulluk için önce kardeş olmak gerekiyor…Kardeşlikten kopuk bir kulluk düşünülemez ve sürdürülemez…Tevhidi bilincin yaşamda yankı bulması da ancak müminlerin birlikteliği ile mümkündür Çünkü; kardeşlik bağı arızî değil, asli bir bağdır…Bu bağ “Hablullah-ALLAH’ın ipi” üzerinden gerçekleşen bir bağdır…Koparamazsınız…

Şayet iman etmiş iseniz, kardeşlik müessesesinden istifa edemezsiniz…

Kardeşlik aktini fesh edemezsiniz…Çünkü bu sözleşme ihtiyari değil zaruridir…

Kardeşlik birlikteliğinin talakı yok ki! Boşanamazsınızda…

Bu durumda kaderimizi kardeşlerimizin kaderi ile bütünleyerek; irademizi kardeşimizin iradesi ile bileyerek; özgürlüğümüzün ancak kardeşlerimizin özgürlüğü ile tamamlanacağını bilerek, İslami sorumluluklarımızı sürdürebileceğimizi görüyoruz…

Zira; uhuvvet, kuvvettir…Vahdet, rahmettir…

İslam kardeşliği bir hayat nizamı ve yaşam modelidir… Mekke de “Daru’l-Erkam”a baktığımızda;”Medine kardeşliği”ni incelediğimizde bunu göreceğiz…Bu projenin sahibi Hz Muhammed (sav) dir…”Ficar Günleri”nden gelen Mekkelilerle, “Buas Günleri”nden gelen Medineliler “Bünyan-ı mersus (kurşunla kaynatılmış duvar)” misali bir “kardeşlik duvarı” ördülerBu duvarın harcında velayet,vesayet, merhamet, muhabbet, ünsiyet, ülfet, şefkat ve vahdet vardı…Şirkin, nifakı, ifsadın saldırı komplo ve tuzaklarını bu duvar ile kırdılar…

Medine de 120 yıllık bir savaştan sonra Evs ve Hazrec bu bilinçle “kardeş” oldular…Bu birlikteliği kendileri için tehlikeli gören Yahudi Şemmas b Kays gibilerinin fitnelerini “ALLAH’ın ipi” ne sarılarak boşa çıkardılar…

Çünkü Kuran böyle emretmişti:

Hep birlikte ALLAH’ın ipine sımsıkı sarılın ve sakın tefrikaya düşmeyinALLAH’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmiştiO’nun bu nimeti sayesinde kardeş olmuştunuz Siz bir ateş çukurunun kenarında iken sizi oradan O kurtarmıştıHidayete eresiniz diye ALLAH size ayetlerini böyle açıklar”(Ali İmran-103)

ALLAH’ın müminlere ihsanı kardeşlik nimeti…İslam toplumunun omurgası; kardeşlik…Nefret tohumlarını çürütecek…Şefkat ve merhamet yüklü bir kardeşlik…

Kurtuluşun adresi: Hablullah ve Habibullah…Kardeşlik bağını güçlendirmek için ALLAH’ın ipine tutunmak ve ALLAH Rasulü’nün örnek ve önder kişiliğinde buluşmak mecburiyeti altındayız…

Gerçek böyle iken; kardeşlik nimetini tepmek, küfran-ı nimet olmaz mı? Kardeşleri yok saymak nankörlük değilse nedir? Kardeşlerine karşı mağrur, müstağni, mütekebbir bir tutum ALLAH’ın hışmını çekmez mi? Müminler arası velayetin işlemediği durumda iş nereye varır?

Kardeşliğin zorunlu kıldığı sahiplenme, dayanışma ve yardımlaşma durduğu zaman, bunun nasıl bir felaketin habercisi olduğunu Kur’an bize bildiriyor ;

“Kafirler birbirlerinin velileridir Eğer siz bunu yapmazsanız( birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde büyük bir fitne ve büyük bir bozgunculuk(fesat) olur”(Enfal-73)

Günümüz dünyasında İslam coğrafyasının farklı bölgelerinde bu fitne ve fesadın farklı tezahürlerine tanıklık etmiyor muyuz?

Bağdat’ta yaşanan Şii-Sünni çatışmasını nasıl yorumlayacağız? Kanı akıtılan da, akıtan da aynı kıbleye dönüyorsa bunu nasıl izah edeceğiz? Çeken de çektiren de…Sürünen de, süründüren de…Vuran da, vurulan da…Ezen de, ezilen de…Aynı peygamberin ümmeti olmakla övünüyorlarsa…Ne yapmak lazım?

Yıkılan kardeşlik duvarının altında bir gün bizde kalabiliriz…Şayet bu kıyıma, yıkıma ilgisiz kalırsak…Sarsılan ümmet binasını, çatırdayan kardeşlik duvarını güçlendirmede gecikir isek bu bizim felaketimiz olmaz mı?

Müslümanlar arası kavganın galibinin olamayacağını biliyoruz Bu iç kanama ile şeytan ve şeytani güçlerin elinin güçlendiğini görmemek için basiretin kör olması gerekiyor…

Bu tablonun arka-planına indiğimiz de sonucun emperyalist zorbaların tuzaklarıyla nasıl örtüştüğünü göreceğiz…

Washington’da Ortadoğu formu yöneticisi Daniel Pipes niyetini gizlemiyor:

“Sorun militan İslam, çözüm ılımlı İslam

Batılın/Batının başını ağrıtan, uykularını kaçıran bir İslam var…Peki, Batı ne yapmak istiyor? İslam’ı İslam’la vurmaya çalışıyor…İşgal ve istila ile yapamadığını Müslüman’ı Müslüman’a kırdırtma politikası ile elde etmenin hesabında…

ABD’nin Siyonist güdümlü politikalarının mimarlarından Zbigniew Brzezinsky niyetini gizlemiyor, daha açık konuşuyor:

“Bundan sonra savaş Müslümanlarla diğerlerinin savaşı değil, Müslümanlarla Müslümanların savaşı olacaktır

Bu söz bir öngörü değil, bir stratejidir…ABD-İsrail-İngiltere şer ittifakının İslam topraklarında ektiği fitne tohumları uç vermeye başladı bile…Etnik, mezhebi, coğrafi, tarihi ayrılıklar kaşınıyor…Fitne kıvılcımları tutuşturuldu, bu yangın tüm ümmeti tehdit ediyor…Türk-Kürt…Arap-Acem…Şii-Sünni…Selefi-Sufî…Kavgalar büyüyor…Faşizanlaşan, fanatikleşen taraflardan feraset bekleyebilir miyiz? Irkçı, dilci, renkçi, derici, uluscu, bölgeci, sınıfçı kutuplaşmalar beraberinde bağnazlığı, bağyi ve belayı getiriyor…İslam kardeşliğinin menşei, menbaı, mesnedi unutuluyor…Tevhid ve takva bilincinden uzaklaşan kitleler, kana ve kafatasına dayalı bir kardeşlik savrulması yaşıyorlar…Kardeşlik asabiyete, aşırılıklara ve atalete kurban gidiyor…

Seküler bir zeminde, müteal olandan uzaklaştıkça kardeşlik dikiş tutmuyor, kişilikler oturmuyor…Liberal bir mantalite ile gelişen süreçte; hiçbir disipline gelmeyen, kayıt-kural tanımayan, ortak sorumluluk almayan, “bireyci” anlayışlar benimseniyor…

Ümmetin yaşadığı kan kaybının nedenlerine baktığımızda şunları görüyoruz…

Bireyselleşme…

Müslümanlarla birlikte olmanın sıkıntılarına katlanmadan, yalnızlığın rahat ve rehavetini tercih etme anlayışı hızla yaygınlaşıyor…Sonuçta yalnızlaşan zamanla yabancılaşan, “Bireysel Müslümanlık” kabul görüyor…Ümmet, vahdet, cemaat, kardeşlik nostaljik bir takıntı olarak görülüyor…

Bencilleşme…

”Benlik zindanı”nı aşamamış, “ben merkezci” bir açmazın girdabında insanlarımızın zayiatı gün geçtikçe büyüyor…

Dünyevileşme…

Yaşam ufku dünya ile sınırlı, hesapçı, hazırcı, hazcı, şimdici, dünyacı insanların gündemine ortak hedefleri, dertleri davaları koyabilmek oldukça zor…

İşte bu gibi nedenler kardeşliğin önemini, ödevini, hükmünü, erdemini unutturuyor…Sosyal ilişkilerde bencil ve taassupça tavırlarBüyütülen basit ihtilaflar…İnsaf ve adaletten uzak davranışlar…Sürekli bir gerilim…Kısır döngüler…İç çekişmeler…Kişisel hesaplaşmalar…Rahmet ve merhametten mahrumiyete dönüşüyor…Sonuç; ya içe kapanma, ya karamsarlık, ya da kopuş ve kaçış oluyor…

Ümmet yorgun düştü…Toplumsal bir yorgunluk…Küfürle mücadele bizi yormadı…Biz birbirimizi yorduk…Sorun burada…Halbuki, yorgunluğu atmalı, yarınlara dönük yaşamalıyız…

Bugün neden bir kardeşlik rüzgarı estiremiyoruz? Söylemlerimiz heyecan vermiyor…Çağrılarımız yankı bulmuyor…Niçin mi?

“ALLAH’a ve Rasülü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider Sabredin Şüphesiz ALLAH sabredenlerle beraberdir(Enfal-46)

Artık mugalata, münakaşa, münazara, mübareze zamanı değil; diyalog günlerimiz olmalıdır…Birbirimizi dinlemek ve anlamak için…Ortak konuşma zeminlerimiz gelişmelidir…Sorunlarımızı seviyeli bir dille, soğukkanlılıkla tartışabildiğimiz platformlarımız oluşmalıdır…Kapalı kapılar ardında bunca yıl bekledikten sonra , kapımızı Müslümanlara açmakta daha fazla gecikmemeliyiz…Kendi özelimizde yapısal çalışmalarımız, diğer Müslümanlarla kardeşleşmemize engel oluşturuyorsa, grup asabiyetine düşmüşüz demektir…Kardeşlik tasavvurumuz lokal sınırları aşan bir çaptadır…Faaliyet alanları, araçları, teknikleri, tarzları farklı olsa da müştereklerden hareketle kuşatıcı, yapıcı, tamamlayıcı bir dil ve yöntem yakalayabiliriz…Sorumluluklarımızı organik bir zeminde yürütürken, sorunlarımızı diyalog ortamlarında çözebiliriz…

Bunun içinde, öncelikle böylesi bir diyalog sürecine ikna olmalıyız ve önemsemeliyiz… Nasıl bir kabulle yola çıkarsak çıkalım, ister imani bir gereklilik olarak alınsın, ister siyasi bir zaruret olarak görülsün, mutlaka böylesi bir sürecin işlemesi gerekiyor… Bu süreçte diyalog da öncelikler belirlenmeli ve en önemlisi diyalogun “hukuku” ve “ahlakı” ortaya konulmalıdır Adalet ve ahlakın oturmadığı ortamlardan hayırlı sonuçlar beklememiz boş bir avuntudur…
Diyalog yolu ile en azından Müslümanların doğrudan birbirini tanıma, anlama fırsatı doğacaktır Dolaylı, önyargılı bilgilenme ve değerlendirmelerin önüne geçilecektir

“Kişiye yalan haber olarak her duyduğunu söylemesi yeteruyarısı, şu iletişim çağında bizlere neler hatırlatıyor? Eksik, yanlı, yanlış, bilgi ve bulgularla bir yargıç edasıyla yargıladıklarımızla nasıl bir yol ayrımına geldiğimiz gözler önünde… İtici, kırıcı, yıpratıcı, bir dil, bizim dilimiz olabilir mi?

“ALLAH’tan bir rahmet sayesinde onlara yumuşak davrandın Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi… (Ali İmran-159)”

Kendi dışındakileri “Fırkayı dalle” gören fırkacı, fırsatçı, çıkarcı, sığ anlayış kısa vadede prim yapıyor gibi gözükse de, bu mantık iflah etmez bir mantıktır…

Bu konuda rabbani kriter bize çok net sınırlar çiziyor:

“Muhammed ALLAH’ın Rasulüdür Ve onunla birlikte olanlar kafirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler… (Fetih-29)”

(Onlar) müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise güçlü ve onurludurlar…” (Maide 54)

Müminlerin kardeşliğini kabullendikten sonra nasıl bir hukuk omuzlarımıza biniyor

“Canımı kudret elinde tutan ALLAH’a yemin ederim ki, bir kul kendisi için istediği hayırları kardeşi içinde istemedikçe iman etmiş sayılmaz…” buyuruyor, ALLAH’ın Rasulü…

Kendisi için ağlayan Müslüman, kardeşi içinde ağlamadıkça imanı ile çelişmekten nasıl kurtulur?…

Yeryüzünde akan kan bizim kanımız…Yıkılan haneler bize ait…Bu kan ve hüzün karşısında imanımız nasıl bir tepki veriyor? Kardeşlerimizin ölümü yüreklerimizi ne kadar acıtıyor? Yüreklerimizde mi bir sorun var? İmanımızda mı bir aksaklık var?

“İman etmedikçe cennete giremezsiziniz Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş sayılmazsınız” nebevi uyarısı kimin için?

Birbirini “öteki”leştirerek, iterek; öteler ötesine nasıl yürüyeceğiz?

Yaşadığımız dünyada Müslümanlarla ilgili çok farklı fotoğraf kareleri önümüzde duruyor Kimi kareler yüzümüzü ağartırken, kimilerinden dolayı içimiz kan ağlıyor…

Lübnan’da Şii ve Sünni Müslümanların birlikte aynı camide Cuma namazı kılmaları yüreğimize su serpti…Bu resme hasret kalmıştık…Bu tablo Bush’u çıldırtan bir tabloydu…

Ancak, acı ama gerçek…Bir fotoğraf daha var…Bağdat’ta çekilen resim…Kardeş katliamı…Sünni’ninde, Şii’ninde kanı bizim kanımız değil mi? Şiilerinde, Sünnilerinde gittikleri camilerin kıbleleri Kâbe değil mi? Peki, bu kan neden? İzahı yok?! İşte bu resim Brzezinsky’i sevindiren ve haklı çıkaran bir karedir…
Bu durumda yaşananlardan bizim payımıza düşen nedir? Kendi uhdemize düşen sorumluluğu hatırlayabiliyor muyuz?

Kardeşler arası sorunları “ıslah etmek” gibi bir mecburiyetimiz yok mudur?

Hatta dahası var, Peygamber (sav)in dilinden kardeşlik sorumluluğunun nerelere kadar uzandığını görelim…Efendimiz(sav) :

“İster zalim olsun, ister mazlum olsun, mümin kardeşinize yardım edinizbuyurdu Ashabdan biri:

“Ya Rasulallah, mazlum olan kimseye yardım ederim, fakat zalime nasıl yardım edebilirim?”dedi Rasul-i Ekrem (sav):

“Zalimi zulmünden alıkorsun, işte bu ona yardımdır(Buhari)

Bu çerçevede ne yapmamız gerekiyor?

Önce duyarlılık…
Sonra sorumları çözmek için diyalog…

İletişim; ilgi duymaktır…

Gündemine almak ve dert edinmektir…

Ehli Kitab’a ilgi duyduğu kadar, Ehli Kıble’ye ilgi duymayan diyalogcularımızın bu konuda iyi düşünmeleri gerekiyor…

Kardeşlik hakları ihlalleri devam ediyorsa başka ne yapabiliriz?
Islah operasyonları…

Unutulan farz; “iyiliği emretmek, kötülükten yasaklamak” görevi…Daha da olmuyorsa, haksızlıkta direten tarafa karşı adalet üzere bir karşı çıkış…Taki zulüm izale oluncaya kadar mücadeleye devam…

Çünkü kardeşlik vazgeçilmezimizdir…Mahza rahmettir…

Kardeşliğe yükleyeceğimiz ruh ile sıcak ve samimi bir iklimi yakalayabiliriz…İşte o sıra, zor zamanlarda kardeşlerimizi yanı başımızda bulmamız mümkün olacaktır…Ayaklarımızın tökezlediği bir anda ellerimizden tutuverdiklerini, tam da ateş dolu bir uçurumun en kenarında iken bizi kucaklayıp çektiklerine şahit olacağız…

Bundan böyle monolog değil, diyalog diyoruz…

Birde fırkayı naciye, kimin fırkayı nariyeden olduğunun tartışmasını Hesap Görücü’nün hesap gününe bırakalım…

Çağrımız; sırat-ı müstakime…

Uzun söze ne hacet!

Kardeşlik hakları ihlalleri devam ediyorsa başka ne yapabiliriz?
Islah operasyonları…

Unutulan farz; “iyiliği emretmek, kötülükten yasaklamak” görevi…Daha da olmuyorsa, haksızlıkta direten tarafa karşı adalet üzere bir karşı çıkış…Taki zulüm izale oluncaya kadar mücadeleye devam…

Çünkü kardeşlik vazgeçilmezimizdir…Mahza rahmettir…

Kardeşliğe yükleyeceğimiz ruh ile sıcak ve samimi bir iklimi yakalayabiliriz…İşte o sıra, zor zamanlarda kardeşlerimizi yanı başımızda bulmamız mümkün olacaktır…Ayaklarımızın tökezlediği bir anda ellerimizden tutuverdiklerini, tam da ateş dolu bir uçurumun en kenarında iken bizi kucaklayıp çektiklerine şahit olacağız…

Bundan böyle monolog değil, diyalog diyoruz…

Birde fırkayı naciye, kimin fırkayı nariyeden olduğunun tartışmasını Hesap Görücü’nün hesap gününe bırakalım…

Çağrımız; sırat-ı müstakime…

Uzun söze ne hacet!

 

mumsema isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 08-22-2007   #2
Bilgiler
Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nerden: Almanya
Mesaj: 9,113
İtibar
Tecrübe Puanı: 96
Rep Puanı : 4303
Rep Derecesi :
rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.rana Çok ünlü.
rana RSS Feed
Standart --->: Kardeşliğin Adı Var



paylasim icin Allah razi olsun, gercekden cok güzel bir yazi, niyetimiz Allah'ın rızasıdır ve kardeşlik anlamını nezaman kazanırsa o zaman birlikten kuvvet doğar ve Allah'ın yardımını görürüz insAllahRabbim sonumuzu hayir eylesin

 

rana isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 09-21-2007   #3
Bilgiler
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: Türkiye
Mesaj: 12,946
İtibar
Tecrübe Puanı: 138
Rep Puanı : 8076
Rep Derecesi :
mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.mumsema Çok ünlü.
mumsema RSS Feed
Standart --->: Kardeşliğin Adı Var



Alıntı:
AZRA´isimli üyeden Alıntı
paylasim icin Allah razi olsun, gercekden cok güzel bir yazi, niyetimiz Allah'ın rızasıdır ve kardeşlik anlamını nezaman kazanırsa o zaman birlikten kuvvet doğar ve Allah'ın yardımını görürüz insAllahRabbim sonumuzu hayir eylesin
Allah cumlemizden razı olsun yazı biraz uzun ama okunmaya değer

 

mumsema isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 09-21-2007   #4
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesaj: 121
İtibar
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı : 18
Rep Derecesi :
eymen Seçkin bir yolda.
eymen RSS Feed
Standart --->: Kardeşliğin Adı Var



Evet gerçekten uzun ama çok güzel bir paylaşımdıALLAH razı olsun mumsema abi

 

eymen isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 10-07-2007   #5
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Sep 2007
Mesaj: 165
İtibar
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı : 127
Rep Derecesi :
MALİK Yakında ünlü olacaktır.MALİK Yakında ünlü olacaktır.
MALİK RSS Feed
Standart --->: Kardeşliğin Adı Var



Alıntı:
eymen´isimli üyeden Alıntı
Evet gerçekten uzun ama çok güzel bir paylaşımdıALLAH razı olsun mumsema abi
aynen katılıyorum

 

MALİK isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 10-07-2007   #6
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nerden: mersin
Mesaj: 66
İtibar
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 15
Rep Derecesi :
ARAYIŞ Seçkin bir yolda.
ARAYIŞ RSS Feed
Standart --->: Kardeşliğin Adı Var



güzel paylaşımınız için allah razı olsun

 

ARAYIŞ isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 01-11-2008   #7
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: May 2007
Mesaj: 1,934
İtibar
Tecrübe Puanı: 20
Rep Puanı : 164
Rep Derecesi :
esesim ... hakkında olaganüstü bir havası var.esesim ... hakkında olaganüstü bir havası var.
esesim RSS Feed
Standart --->: Kardeşliğin Adı Var



çok güzel bir paylaşımdı hocam RABBİM razı olsun inşaallah

 

esesim isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , ,

Nefis Tezkiyesinin İyi Yolu | Eşsiz Kudret

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Ülfet ve Kardeşliğin Fazileti, Şartları, Dereceleri ve mumsema Güzel Ahlak Sıfatları 4 10-25-2008 18:00 PM
Kardeşliğin Adı Var malik eşter Sohbet & Muhabbet 1 09-06-2007 15:09 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya Yudumla TOPlist Saat 22:36 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291