Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Dini, Güzel Yazılar / Makaleler / Şiirler
> Dini, Güzel Yazılar / Makaleler
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et SiteMap

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 06-04-2007   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 9,869
İtibar
Tecrübe Puanı: 102
Rep Puanı : 3605
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Standart Acz, fakr, şefkat (şevk), şükür ve tefekkür yolu



Acz, fakr, şefkat (şevk), şükür ve tefekkür yolu


Dünyayı, ukbayı, kendini ve neticede terk-i terk mesleğinin günümüzde tatbiki bir hayli zorlaşmıştır Benliği pompalana pompalana şişirilmiş insanları, birden böyle ulvî bir zemine çekmek, onlar için muhali teklif manâsına gelir Bu sebepledir ki, dünün bu en geçerli yolu günümüzde mutlaka yenilenmelidir Bu o yolu kabullenmeme manâsına da gelmez Sadece insanımızın o yolda gitmeye ve fiilen o yolu temsile bile tahammülü olmadığını görmek ve sezmek demektir İşte, günümüzde teklif edilen alternatif yolu böyle bir anlayış içinde ele almak gerekir Bu yeni yol: Acz, fakr, şefkat (şevk), şükür ve tefekkür yoludur
Şimdi isterseniz mes’eleyi biraz daha açalım:

Acz, insanın Allah karşısındaki acizliğini idraki, kabulü ve ilan etmesidir Kâinâttaki umumî tasarrufu, çağın ulaştığı ilim ve teknik perspektifinden seyreden insan, neticede kendisinin hiçliğini ve Cenab-ı Hakk’ın havl ve kuvvetini görür, müşahede eder Ancak, bu bir seviyedir, böyle bir bakış seviyesini de insan kendi kendine elde edemez Eğer günümüzde, Risale-i Nur ve benzeri eserler, kâinâtta bütün tasarrufun Allah’a âit olduğu hakikatini, böylesine açık-seçik önümüze sermiş olmasalardı, bizler hiçbir zaman acz-i mutlak şuuruna ulaşamazdık

Evet, şayet bizim önümüze böyle bir ufuk açılmamış olsaydı, ne biz ne de başkaları “Acz-i Mutlak” hakikatini kavrayamaz, dolayısıyla da böyle bir düşünce hep havada kalırdı Halbuki şimdi ulaşılan nokta itibariyle, mutlak acizliğimizi, hem de bütün benliğimizle duyuyor ve kabul ediyoruz

“Fakr-ı mutlak” sermayesi olmamak demektir İnsan kendisine bakan yönüyle bir “hiç”tir İradesi hiçtir, benliği hiçtir; manevî sermayesi ise ona ahirette verileceklere kıyasla hiç ender hiçtir Ama o insana, öyle bir kredi kartı verilmiştir ki, o, kendisine verilen bu kredi kartı ile en zenginlerin bile teşebbüs edemeyeceği yatırımlara teşebbüs eder ve hiç kimsenin yüklenemeyeceği vazife ve sorumlulukları yüklenir

İşte bu şuura ulaşma, insanın fakir olduğunu idrak ve kabullenme ile olur Risaleler, insanı bu idrake ulaştırabilecek ışıktan düsturlarla doludur

Bazen şevk, bazen şefkat olarak anlatılan üçüncü “hatve” esas itibariyle birbiriyle içli-dışlıdır Ancak, buradaki şevki, şen-şakrak olmak, keder, hüzün ve üzüntüyü bir tarafa atmak manâsına anlamak da yanlıştır Zira hüzün, bir peygamber tavrıdır Onun için bazıları O’na (sav) “Hüzün Peygamberi”de demişlerdir ki, bana göre bu çok isabetli bir yaklaşımdır Zira Efendimiz bütün ömrü boyunca kahkaha ile üç defa gülmüştür Evet, hüzün onun mübarek çehresinin ayrılmaz bir derinliğidir Durum böyle olunca “şevk”e yeni bir yorum ve yeni bir yaklaşım getirmek icap eder Şevk, ümitsizliğe düşmeme, paniğe kapılmama ve falso endişesiyle yaşamama demektir Bu manâ iledir ki o, acz ve fakrın ayrı bir buudunu teşkil eder Aksi halde şevki, acz ve fakr ile te’lif etmek imkânsızdır

Şükür, Cenab-ı Hakk’ın verdiği nimetlere mukabele manâsına gelir “Her nimetin şükrü kendi cinsinden olması” esasına binaen şükür, kâinâtta carî fıtrat kanunlarına uygun hareket etmek, olur ki, selim bir akla sahip herkes, hiç yadırgamadan ve garip bulmadan böyle umumî bir caddede yürüyebilir Bu da çağımızın anlayış ufkuna uygun bir tekliftir Bize gelen nimetleri değerlendirmek ve bu nimetleri vereni bulmak şükrü gerektirir

Bediüzzaman Hazretleri “tahdis-i nimet” üzerinde ısrarla durmuştur Onun geliştirdiği sistemde, Allah’ın icraatini sezmenin gereği bütün varidleri ilan etme bir esastır ve bu esas bize hep şükrü hatırlatmaktadır

Tefekkür, aklı işlettirerek çiçek çiçek marifet balı devşirmenin adıdır Bazen insanın bir saatini, senelerce ibadete denk hale getiren tefekkür, bu geniş yolun ayrı bir derinliği ve ayrı bir buududur

Bununla beraber düsturlarda, azami ihlas, azami takva ve hikmete ram olarak hareket etme gibi hususlara da yer verilmiş ve bu mevzuda oldukça ciddi tahşidat yapılmıştır

İster dört hatve (adım)’de anlatılan, isterse üzerinde durulan diğer hususlar, esas itibariyle bir bütün olarak ele alındığında, bu yolun ne kadar geniş ve ihatalı olduğu gerçeği apaçık ortaya çıkacaktır



Fethullah GÜLEN
Risale-i Nur Etrafında >Çağa Uygun Yol

 

LeoparGS isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 09-06-2007   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: May 2007
Nerden: Bruksel
Mesaj: 292
İtibar
Tecrübe Puanı: 4
Rep Puanı : 1763
Rep Derecesi :
suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.suara Mükemmel bir geleceğe sahip.
suara RSS Feed
Standart --->: Acz, fakr, şefkat (şevk), şükür ve tefekkür yolu



hizmeti kuraniyenin 4 hatvesi olan acz ,fakr;sevkat ve tefekkur

hatirlatma ve paylasiminiz icin Allah razi olsun

 

suara isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 01-25-2008   #3
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Nov 2007
Mesaj: 62
İtibar
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 313
Rep Derecesi :
kevser Pürüzler içinde bir mücevher.kevser Pürüzler içinde bir mücevher.kevser Pürüzler içinde bir mücevher.kevser Pürüzler içinde bir mücevher.
kevser RSS Feed
Standart --->: Acz, fakr, şefkat (şevk), şükür ve tefekkür yolu



“Ne fal bakmak, ne de mezarda okunmak için inmemiştir” der ya şair Kur’ân-ı Hakim için Kur’ân-ı Kerîm’de Allahü Teâlâ’nın bizden muradı anlaşılmaya çalışılmalı, ayetlerinden ibret alınmalı, hayata geçirilmelidir zira Bu da sürekli mana alemlerine yeni kapılar açar Asırlar asırları devirip, yer küreyi yaşlandırıp âdeta şakaklarına aklar düşürtse de, Kur’ân-ı Kerîm dipdiri gepgençtir
Kur’ân’dan billur huzmeler süzülür asır be asır Ayetlerin ışıltısı yansır kâh İmam-ı Rabbanî’nin Mektubat’ında, kâh Abdülkadir-i Geylânî’nin Fütûhü’l-Gayb’ında, kâh Mevlâna’nın Manevîsinde Bu âyâtî yansımalar Risale-i Nur olur çıkar karşımıza felâket ve helâket asrının söz sahibinin satırlarında
Cenab-ı Hakka ulaşmanın yollarını aramış insan, yeryüzüne geldiğinden beri Hatemü’l-Enbiyadan bu yana da gerek nefsini değişik merhalelerden geçirerek, gerek lâtifelerine basamaklar atlatarak bir şekilde bu vuslatı yaşamaya çalışmış Asrın insanıysa pek öyle sıkıya, yorgunluğa gelemiyor Teknik işlerin sayılı tuşlarla halledilivermesi kadar kolay halletmek istiyor mana boyutundaki gelişimlerini
Kur’ân-ı Kerîm’in zamanın ötesinde bütün varlık âlemini kuşatan gerçeklerinin karşısında insan da kendine bir pozisyon belirlemek istiyor İlk etapta hakikatlerinin, yaşanabilir olup olmadığı gelse de akla, Hatemü’l-Enbiyanın ahlâkı Kur’ân’dan yansıyan yaşantılar yumağı olarak karşımıza çıkıyor Anlıyoruz ki, Kur’ân’da Allah’ın bize buyurdukları hep hayata yansıtılabilir gerçekler
Peki şu yaşadığımız dönem? Bu koordinatlar, bu zaman dilimi, Kur’ân’a ait gerçekleri yaşamaya ve yaşatmaya uygun mu ya? Ya da böyle bir hâli yaşayan, yaşayabilen var mı? Bu tür soruların zihnimize üşüşüverdiği bir anda cevap Bediüzzaman oluverir zihinlerde
Bediüzzaman Hayatta tek rehberi Kur’ân Ve Kur’ân’ın en büyük mu’cizesi, Hatemü’l-Enbiya
O Allah’ı sevmiş bir kere ve Allah’ı sevmenin Kur’ânî yolunu benimsemiş ömür boyu Yani Habibullaha benzemeyi
Zamanın ruhlara akseden aceleciliğinde fertleri Allah’a ulaştıran kısa, fakat sağlam bir yol bulmuş; acz, fakr, şefkat ve tefekkürden oluşan
Âlemin bilinmezliklerini keşfedebilmesi, yaratıcısını tanıyabilmesi için verilen “ene” cihazını sû-i istimal eden insan tabiri caizse “Küçük dağları da ben”, demeye başlar Sanır ki dünyadaki her şeye gücü yetiyor Akıllı ve güçlüyse işin gerçek yüzünü görüvermesi de zorlaşır ilk etapta İddiaları vardır, kendiyle alâkalı ve varlık âlemine bakan Hele bir de bulunduğu çevrede söz sahibiyse Kısa sürede “Yaşatan ve öldüren benim” demeye de başlayıverir firavun misali Camlardan oluşan bir labirentte, kendisini sonsuz hür zannedip koşmak ister Billur duvarlara burnunun kemiklerini çatırdatırcasına çarptığındaysa aklı başına geliverir Sandığı gibi güçlü bir varlık olmadığını anlar Aczinin sonsuzluğunu, bileğinde kendine ait zannettiği gücünse ancak başkası tarafından verilmiş; azalıp çoğalan, göreceli bir şey olduğunu fark etmesiyle bir arayış başlar Bu farkındalıkla; değil gözüyle, mikroskopla bile göremediği, ancak gelişmiş elektron mikroskobuyla görebileceği, gözle görünemezliğine rağmen bazen en gelişmiş kimyasallarla bile öldürmekten âciz olduğu virüslerle karşı karşıya geldikçe, tabiri caizse bir nevi boyunun ölçüsünü alır Peki büyük varlıklara sözü geçmekte midir ya? Ne gezer Hem makro, hem mikro âlemde sözünün geçmezliği onda aczini daha da hissettirir
İşte bu noktada insan kendinden daha kudretli birine sığınma ihtiyacıyla yüz yüzedir
Bakar ki hem yakın, hem uzak çevresinde ne varsa kendisi gibi âciz varlıklar O da kudreti sonsuz olan Allah’a yönelir
Aczin idraki ve ubudiyet arasındaki bağlantı da doğru orantılı Kulluğun sırrını aczle anlayan insan, hem kendisi başka varlıklara kul olmazken kendinden güçsüzlere de kulu gibi davranmaz
Elindeki her bir şeyin hep de sonradan verildiğini, aslında elindekinin “kalp” para olduğunu anlar Her şeyi başkasındansa nasıl böbürlenebilir ki
Bir gözüne Karun’un serveti paha biçilse, içimizden veren çıkar mı? Yüzlerce Karun’un serveti saklı bedenimizde Bedeline hiçbir serveti kabul edemediğimiz
Elde olmayanın ihtiyaçta olduğu, bunların sayısınınsa okunabilen rakamları aştığı bir hengâmda, medet bulabilmek için etrafına bakınan insan; çevresinde kendisi gibi her türlü ihtiyacı başkası tarafından verilenlerden başkasını bulamaz İlgili olduğu, sevdiği ve onlara gelen sıkıntılardan üzüldüğü ancak gerçekten etkileyemediği evrenle yüz yüzedir Bu da onu her şeyin asıl sahibine yöneltir Varlık âleminin Allah’ın mülkü olduğunu algılamasıyla ruhen de rahatlar
Allah’a ulaştıran bu kısa yolda fakr; fakir olmak değil, her şeyin sahibinin Malikü’l-Mülk olduğunun idrakidir Bu idrakle de olayların altında ezilmekten daha kolay kurtulur Artık her bir lâtifesi “Mevlâ görelim neyler neylerse güzel eyler” der; olayların yıldırıcı baskısından kurtulur
Her şey Onunsa eline geçenler de Onundur Sonucuna razı olduğu bir çalışmadır artık onunkisi, sonu kanaat olan
İstemeler, dileyişler de, elde olana şükredişler de Onadır
“Allah sana nasıl iyilik ettiyse sen de öyle iyilik et!” der ya ayette Karşılıksız iyiliği hayata aksettirmektir şefkat
Şefkatin ve merhametin “Dön gardaşım” diye sese yansımasıyla meyhaneye giden yol Kâbe’ye yönelir Suçlama yoktur o seste, aşağılama, baskı, kendini üstün görme yoktur
Şefkat, affedebilmektir Zulmün yırtıcı pençelerini karanlık bir çehre gibi hapishane duvarlarında aksettiren başsavcıya, sırf küçük masum çocuğu zarar görmesin diye beddua edememektir; dava arkadaşı, amcası Hz Hamza’nın ciğerini söken Vahşi, Müslüman olunca onu affeden Rahmet peygamberinin yolunda
Şefkat gül yetiştirir gibi sabırlı olmaktır Çalıların bir ayda bile yetişeceğini, o etrafa mis gibi kokular saçan bülbülün maşuku gülün bir yılda ancak yetişeceğini fark etmektir “Bahçemin bir an önce gülistana dönmesini istiyorum” deyip, yaprakları çekiştirmenin bedeliyse açılamadan solan goncaların ölgün yüzüyle karşı karşıya kalmaktır Gülistan çaba ister Ayrık otlarını toplamayı, zararlı böcekleri temizlemeyi, belki sabah uykusundan mahrum kalıp fideleri sulamayı, bazen de dikkatsizliğimizden elimize batıveren dikenlerden gülü sorumlu tutmamayı gerektirir
Kümesinizin sevimli civcivlerle dolmasını istiyorsunuz 21 gün Uygun ısı ortamı Kırılmamış yumurtalar Aceleniz var O sevimli simalarla bir an önce karşılaşmak istiyorsunuz Bir yerlerinden kırmaya başlıyorsunuz yumurta kabuklarını Sonuç hüsran Ne yenilebilen ne de can bulan; sadece çöpe giden yumurta bozukları Hâlbuki o yumurtaların ihtiyacı olan şefkatle ısıtılmak ve dışarıdan kırıcı darbeler almamaktı Zaten civciv zamanı gelince yeterli sertlikteki bir şiddetle hızla kabuğunu içeriden çatlatıp dışarı çıkacaktı
Düşünür de mi nefes alırsınız? Fıtrî midir sizin için? Ya da anne “Hadi bebeğime sevgimi bir yansıtayım mı der? Yoksa sadece sever mi yavrucuğunu? Nefes alır gibi pürüzsüz, annenin karşılıksızlığı kadar fıtrî bir içtenliktir, yüreğinde âlem-i İslâmın yangınını bir evlâdın yanması gibi görüp engelleri hiçe sayarak alevlere doğru koşmak İmanın gücü nispetinde bünyede kökleşen bir şefkat
Bütün varlık âleminin bizzat Allah tarafından yaratıldığını fark eden, imanı güçlenen fert ne kendinden üsttekilere kendini ezdirir, ne de zavallıları ezer Ezmek hep pazu gücüyle olmaz, erdemle de olur Kendimizi erdem savaşçısı görüp, karşımızdakileri günahlarından dolayı yakılacak günahkârlar güruhu gibi görme yanılgısı Tıpkı Ortaçağ Avrupa ruhanîlerinin kan kusturarak sosyal patlamalara sebep olması gibi bir yanılgı Karşısındakilere şefkatle yaklaşan, onların “insan” olduğunu nisyandan gelen, günah işleyebilen varlıklar olduğunu fark eder Günah işleyebilirlik ihtimalimiz olmasaydı Allahü Teâlâ’nın bizi yaratmasına da ne gerek vardı ki O’na hatasız ibadet eden melekleri vardı ya Hokus pokus şapkadan hakikî mü’min çıkmayacağını bilip belki de yüzlerce kez Ebu Cehil’in evinin yolunu aşındırmaktır işte şefkat
Kur’ân-ı Kerîm’de hep düşünmeye atıf vardır ayet be ayet “Düşünmezler mi?”, “Akletmezler mi?’’ “Biz düşünsünler diye
Düşünebilmek, bizi diğer canlılardan ayıran bir özelliğimiz olmakla da kalmıyor; doğru düşünme metotlarını kullanan fert Allah’a da yaklaşıyor; imanı güçleniyor İmanı güçlendikçe tefekkür ufku daha da genişliyor Tefekkür ufku daha da genişledikçe imanı daha da kuvvetleniyor Böylece bir birlerini güçlendirerek ilerliyorlar
Tefekkürle her an Cenab-ı Hakkın huzurunda olduğunun farkındalığını yaşayan fert, başkalarının teveccühlerine tenezzül edemez Dalkavuklara iş vermediği âleminde kemalâta daha hızlı ilerler Yaptığı her işini Allah rızası için yapanın çevresindekilerden karşılık beklentisi de kaybolur
Her yerde Allah’ın isimlerinin tecellilerini okumakla haşir neşir olmak, karakter üzerinde de olumlu etkiler yapar İmanı güçlendikçe de olaylar onu yıldıramadığı gibi bilakis, müzikteki nağmelerin değişmesindeki ritim etkisini yapar
Acz, fakr, şefkat, tefekkür potasında yeniden şekillenen fert, kâinatı daha geniş bir perspektiften algılamaya başlar Bu algılayışın yansımaları anlatılır Risale-i Nur’un satırlarında

 

kevser isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 01-25-2008   #4
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 9,869
İtibar
Tecrübe Puanı: 102
Rep Puanı : 3605
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Standart --->: Acz, fakr, şefkat (şevk), şükür ve tefekkür yolu



Allah razı olsun suara ve Kevser
ayrıca eklediğin yazı içinde teşekkür ederim Kevser kardeşim

 

LeoparGS isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 01-25-2008   #5
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Nov 2007
Mesaj: 62
İtibar
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 313
Rep Derecesi :
kevser Pürüzler içinde bir mücevher.kevser Pürüzler içinde bir mücevher.kevser Pürüzler içinde bir mücevher.kevser Pürüzler içinde bir mücevher.
kevser RSS Feed
Standart --->: Acz, fakr, şefkat (şevk), şükür ve tefekkür yolu



Alıntı:
LeoparGS´isimli üyeden Alıntı
Allah razı olsun suara ve Kevser
ayrıca eklediğin yazı içinde teşekkür ederim Kevser kardeşim

amin,ecmain inşAllah

 

kevser isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , , , , , ,

Gözler Kalbin Aynasıdır. Ya Kalp Neyin Aynasıdır | Tüketirken Tükenmek!!!

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Şükür: Şükür Nedir? mumsema S-T 3 2 Hafta önce 01:10 AM
ŞÜkÜr De Ayri Bİr ŞÜkÜr İster rana Yaşanmış Öyküler & Nükteler 3 04-29-2008 20:21 PM
Zuhd ve Fakr ile ilgili hadisler suara Hadisler Bölümü 1 03-03-2008 23:07 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya Yudumla TOPlist Saat 23:22 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291