Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
İslam Alimleri Bölümü
> İslam Alimleri Alt başlıklar > Diğer İslam Alimleri
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 05-19-2007   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 10,996
İtibar
Tecrübe Puanı: 113
Rep Puanı : 3961
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Standart Dehlevi



Dehlevi (ö-H1341)





Dehlevİ’nİn Doğumu

Dehlevi’nin soyu baba tarafından Hz Ömer’e, ana tarafından Musa el-Kazım’a (Hz Hüseyin'e) dayanır Dehlevî’nin babası Abdurrahim b Vecihüddin’dir

Şah Veliyyullah Dehlevi H1114 yılının Şevval ayının 14'unde Çarşamba günü dünyaya gelmiştir Dehlevi doğduğu zaman babası 60 yaşındaydı

İmam Dehlevi beş yaşında hocaya gönderildi Yedi yaşından itibaren namaz kılmaya başladı Aynı senede Kur’an-ı Kerim hafızı oldu Farsça kitaplar ve Arapça özet metinleri okudu On yaşında kafiyeyi bitirdi ve Molla Cami’ye başladı On beş yaşında ise medrese tahsilini bitirdi On dört yaşındayken babasına intisab etti Nakşî tarikatına girdi On yedi yaşında babası hastalandı oğluna irşad için icazet verdi ve vefat etti

Dehlevi otuz yaşında hacca gitti Orada iken şu alimlerden de ders almıştır: Muhaddis Vefdullah b Muhammet el-Maliki el-Mağribi, Mekke Müftüsü Tacüddin el-Kali, Allame Seyyid Ömer b Ahmed b Ukeyl,Muhaddis Abdurrahman b Ahmed en-Nahli, Ebu Tahir el-Medeni

Dehlevi hicazdan döndükten sonra eski Delhi’de bulunan babasının medresesinde hadis ilmini tedris etmeye başladı Dehlevi’nin oğlu şeyh Abdülaziz babası hakkında şunları söyler:“Babam gibi güçlü bir hafızaya sahip olan başka bir insan görmedim, duymuş olabilirim ama görmedim Babamın, derin ilmi ve faziletinin yanında vaktini tanzim ve programlarını takip etme konusunda benzeri yoktu İşraktan sonra yerine oturduğunda hiç kıpırdamaz öğlene kadar öyle kalırdı Her ayrı bir ilme ayrı bir talebe yetiştirmiş, o ilmi okumak isteyen talebeleri ona havale ederdi Kendisi ise hakikatleri ve maarifi beyan etmek ve yazmakla meşguldü Hadis-i Şerifleri okuyor ve okutuyordu Çok az hastalanıyordu Çocukluğundan beri temizliği seven ince bir tabiata sahipti

Gulam Ali “Makamad”ta şöyle der: “Şeyhim Mirza Can Canan şöyle diyordu: “Şeyh Veliyyullah Dehlevi, yeni bir tarikat beyan etmiştir İnce sırları ve muğlâk ilimleri ortaya çıkarmak için onun özel bir yöntemi vardır O, rabbani âlimlerdendir Zahir ve batın ilimleri birleştirmiş ve yeni ilimleri ortaya çıkarmıştır Muhakkik sufilerden ona benzer çok az sayıda kişi vardır

Müftü Inayet Ahmet el-Kakori’nin şöyle dediği kaydediliyor: “Veliyyullah Dehlevi tuba ağacı gibidir Kökü onun evinde dallan her müslümanın evindedir Müslümanların hiç bir evi veya bir makamı yoktur ki o ağaçtan bir dal olmasın İnsanların çoğu onun kökünün nerde olduğunu bilmiyor

Seyyid Sıddik Hasan el-Kannuci “el-Hıdda bi Zikri es-Sıhah es-Sitte “ adlı eserde hadis ilmini Hindistan’a getirenler konusunda şöyle der: “Büyük âlim ve muhaddis, döneminin konuşan dili ve hikmet sahibi, muhaddislerin piri şeyh Veliyyullah Dehlevi (H 1176) , değerli çocukları ve torunları Hindistan’da ortaya çıktılar ve halkı irşad ettiler Bu ilme soyundular, bu yola hayatlarını adadılar Gayretlerin sonucunda daha önce Hindistan’da çok zayıf olan hadis ilmi güçlendi ve taptaze olarak geri döndii Böylece onlarla ve onların ilmi ile birçok müslüman menfaat gördii Herkese malum olduğu üzere onların takdire şayan çalışmalarıyla şirkin ve dinde baş göstermiş olan bidatların karanlıkları dağıtıldı Bu değerli aile, sünnet ilmini diğer ilimlere tercih ettiler ve fıkıh ilmini hadis ilmine tabii kıldılar Onların hadisteki bu çalışmalaşrın, rivayet ehlinin arzuladığı ve dirayet ehlinin de istediği düzeyde oldu Yazdıkları kitaplar, fetvalar ve vasiyetler bu gerçeği ortaya koymaktadır Bu hususta şüphesi olanlar sözü geçen yerlere başvursun Hindistan ve halkı var olduğu miiddetçe onlara şüikran borçludur

Müceddidlik Makamı Ve Dehlevi’nin Kendini Müceddid Görmesi

a)Müceddidlik makamının tanımı: İmam Dehlevi müceddidleri tarif ederek ve onlarda bulunması gereken vasıflan açıklayarak şöyle diyor: "İman safhalarından birisi, müceddidlik makamıdır Resulullah şöyle buyuruyor “Allahu Teala benim ümmetimden her bir yüz yılın başında onlara dinlerini tecdid eden bir adamı gönderir

Müceddid, Allah’u Teala'nın kendisine Kur’an ve hadis ilmini verdiği, sonra sekinete, aşka büründürdüğü kişidir O, haramı, vacibi, mekruhu, müstehabbı ve mübahı tespit ederek bildirir Şer’i şerifi uydurma hadislerden ve fasit kıyaslardan arındırır Sonuçta Allah Teala, dinine susamış gönülleri ona çevirir ki ondan ilim alırlar

Kanaatimize göre hadiste geçen yüz yıl hususu sayısal kesinliği ifade eden bir kelime olmayıp, takribi bir şeydir ve bu da Resulullah'in vefat tarihinden başlar hicretten başlamaz Yine bize göre Buhari ve Müslüm gibi eski muhaddisler, müceddidliğe en yakın kişilerdir

Dehlevi başka yerde konuyla ilgili şöyle diyor: “Her bir peygamber için dini bozmak isteyen zararlı akımlara karşı onu arındıran bir müceddid gerek Bu müceddid, sekinet giysisi ile giydirilmiş, muhaddes/mülhem kişidir Bu mülhem kişi, özellikle muhaddis olduğu zaman, eski ictihadlara tabi olmak zorunda değildir Zira şafakın söküşü lambaya ihtiyaç bırakmaz Böyle bir kişi direk olarak vahiy ve Peygamberlerin ilimleriyle muhatabtır

Bu konuda iki hususa dikkat çekmek gerekir:

Birincisi: imam Dehlevi, tecdidle ilgili olan yukarıdaki hadisi mana olarak almış ki bu hadisi Ebu Davud, Hakim ve Beyhaki rivayet etmiştir

Münavi “Feydu'l Kadir” de (2/282) der ki: “Zeynüddin Irâki ve diğerleri bu hadisin senedinin sahih olduğunu söylemişler Bu nedenle Suyuti “el-Camiu’s-Sağir'de sahih olduğuna işaret etmiştir

İkincisi: Dehlevi’nin yukarıdaki sözünden anlaşıldığına göre, kendisi, her bir asırda yukarıda saydığı vasıflara haiz olan kişinin müceddid olduğu görüşünü benimsiyor ki bu birçok ulemanın da benimsediği görüştür

Ancak bazı muhakkiklar, müceddidlerin “nesilden nesile liyakatli kişiler bu dini taşıyacak, onu aşırılığa gidenlerin tahrifatından, yıkmak isteyenlerin sapık görüşlerinden ve cahillerin yanlış tevillerinden arındıracak” hadis-i şerifin işaret ettiği misyonu yüklenen bir grup âlim olduğu görüşünü benimsemişler Bunların her birisi ümmet açısından yerine getirilmesi gereken bir takım hizmetleri, farz-ı kifayeleri, ikame edeceklerdir

Münavi der ki: “Hadiste geçen “Men” lafzı tekil için değil çoğul içindir

İbni Kesir’de bu konuda şöylr der : “Her bir grup bu hadiste kastedilen kişinin kendi imamları olduğunu iddia etmişler Ancak zahir olan şudur ki bu hadis her meşreb ve mezhebten müfessir, muhaddis, fakih, nahv ve luğatçı gibi bir çok alimi kapsıyor İbnu'l-Esirde “Camiu’l-Usul”da aynı şeyi ifade etmiş ve sonra şöyle demiştir: “Müceddid, tüm bu ilimlerde parmakla gösterilen bir kişi olması gerekir

Hafız İbn Hacer “Fetih” de der ki: “Bazı âlimler her bir yüz yılın başında tek bir müceddidin olması gerekmediğine dikkat çekmişlerdir “Daimi olarak ümmetinden bir grup hak üzerine kaim olacaktır” hadisle ilgili Nevevi’nin dediği gibi bu, bir kahraman, savaşta başarılı bir komutan, bir fakih, bir muhaddis, bir müfessir, zahid ve abid gibi çeşitli müminlerden meydana gelen bir grup da olabilir, onların bir tek memlekette toplanmış olmaları mümkün olabildiği gibi değişik memlekketlere dağılmış halde olmaları da mümkündür Ayrıca bir şehirde yaygın olup bazılarında olmamaları da mümkündür (Feyzu'l- Kadir, 1/1152/282)

Dehlevi de kendini müceddid olarak görüyor ve bunu değişik kitaplarda dile getirerek üzerinde duruyor Onun kendisi hakkında böyle bir kanaate ulaşmasının bazı nedenleri vardır ki bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

Allah Teala'nın onu önemli bir işe hazırladığını gösteren, kendisine vermiş olduğu sağlam fıtrat, yüce ahlak, yüksek istidad ,keskin zeka ve yüce himmet ,

Tüm islami ilimlerde özellikle tecdit ve imamlığın temel şartı olan kitap ve sünnet ilimlerinde zirveye ulaşması ve bu hususta liderlik mertebesine yükselmesi,

Allah Teala'nın ona verdiği ledunni ilim ve vehbi marifet

Tecdid ve imamlık makamını kendisine müjdeleyen birçok gaybi işaretler

Dehlevi, bu hususla ilgili “Tefhimat’ta” (2/160) şunları söylüyor: “Allah’u Teala hikmet safhasından sonra bana müceddidlerin hırkasını giydirdi Böylece bana zıt gibi görünen gerçekleri cem etme/birleştirme hususu öğretildi

Övünmek maksadı ile söylemiyorum Allah Teala'nın benim üzerimdeki nimetlerinden birisi şudur: “Allah Teala, beni, bu dönemin temsilcisi ve hekimi, bu kuşağın lideri ve önderi yapmış, benim dilimle tekellüm etmiş ve bana ilhamda bulunmuştur Erenlerin zikirlerinden ve vazifelerinden söz ettiğimde en toparlayıcı sözü söyler ve onların tüm görüşlerini ortaya koyarım” (1/169)

Allah Teala rahmeti, hikmeti, lutfu keremiyle benim şeriata getirdiğim izahatları öyle bir nitelikte yapmış ki onu iyice düşünürlerse tüm mezhebi ihtilaflar eriyip gidecektir (1/111)

Rabbim bana“Ben sana seyru sulukta öyle bir yol verdi ki bu en kısa ve en güvenilir bir yoldur, ta ki bununla dilediğimi senin elinle hidayete erdireyim” diye bildirdi (2/144)

Resulullah(sav) ruh âleminde bu fakire hitap ederek şu işarette bulundu: “Hakkın sendeki muradı şudur ki bu ümmeti merhumenin dağınık olan vaziyetini senin elinle toparlayacak (2/103)

İctihad Hakkındaki Görüşleri

Dehlevi, “el-Musaffa” (S12) adlı kitabın mukaddimesinde şöyle der: "İctihad, her asırda farz-ı kifayedir, içtihattan kastımız imam-ı Şafii’nin ictihadı gibi müstakil bir ictihad değildir Zira imam-ı Şafii, cerh-tadil ve Arapça gibi konularda başkasına muhtaç olmadığı gibi dirayet hususunda da kimseye tabii değildi; ancak kastdımız müntesip ictihaddır ki bu, tafsilatlı delilleriyle şer’i hükümleri bilmek ve müctehidlerin yöntemlerine göre meseleleri tefri ve tertip etmekten ibarettir Bu da büyük imamlardan birisini gösterdiği çizgide de olabilir

Dehlevi’nin Ahkâmı Anlamadaki Metodu

Dehlevi “el-intibah fi Selasili Evliyaillah” (S: 134-135) adlı eserinde der ki: “Bilinsin ki ben ictihad konusunda bağımsız olmayı iddia etmem Sadece ben, gözümü Şeriatın sahibine ittiba etmeye dikmişim Şâri'in maksadını anlamayı, müctehidlerin ve dini rivayet eden muhaddislerin örflerini bilmeyi kendime gaye edinmişim Taklidi bir kenara bırakıp ilk asırlarda olduğu gibi ve bazı mütahhirlerin de yaptığı gibi sadece bir kişinin görüşü ile yetinmiyor ve bu konuda şu iki durumun dışına da çıkmıyorum

-Ekseriyetle imamlann bazı görüşlerini diğerlerine tercih ederek kuvvetli olanı alırım

-Bazı durumlarda mütehhirunun bir takım soğuk ve zorlama görüşlerini ilk dört asra yakıştırmayarak nakledilmiş§ olan bazı görüşlerde donuklaşmayı ve diğerlerinden sarf-ı nazar etmeyi uygun bulmuyorum

Tefhimat’ta da şöyle der: “Biz füruda hususan taharet ve namaz meselelerinde ulemanın özellikle iki büyük fırka olan Şafii ve Hanefilerin üzerinde ittifak ettikleri görüşleri alırız Eğer herhangi bir meselede ittifakları mümkün olmayıp ihtilaf etmişlerse hadisin zâhirinin teyit ettiği görüşü alırız

Şah Veliyullah Dehlevi, H1341 yılında 62 yaşında Hakkın rahmetine kavuştu

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags:

Taberi | Buharalı Seyyid Emir Sultan

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Abdülhakı Dehlevî den sözler İnşirah Şahsa göre güzel sözler 1 10-25-2008 11:47 AM
AbdÜlhaki DehlevÎ İnşirah Diğer İslam Alimleri 1 05-30-2007 15:29 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 08:13 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308