Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
İslam Alimleri Bölümü
> İslam Alimleri Alt başlıklar > Diğer İslam Alimleri
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 04-03-2007   #1
Bilgiler
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Mesaj: 1,020
İtibar
Tecrübe Puanı: 11
Rep Puanı : 957
Rep Derecesi :
ACİLSERVİS Farkına varılacak bir görkemACİLSERVİS Farkına varılacak bir görkemACİLSERVİS Farkına varılacak bir görkemACİLSERVİS Farkına varılacak bir görkemACİLSERVİS Farkına varılacak bir görkemACİLSERVİS Farkına varılacak bir görkemACİLSERVİS Farkına varılacak bir görkemACİLSERVİS Farkına varılacak bir görkem
ACİLSERVİS RSS Feed
Standart Karen'de parlayan pırlanta ....



Karen'de parlayan pırlanta

Efendimiz'in (Sallallahü aleyhi ve sellem) bilinen iki hırkası vardır Bunlardan biri Kaside-i Bürde'nin yazarı büyük şair Kaab bin Züheyr'e verilir ki, Topkapı Sarayı'nı ziynetlendirir Diğeri de Kareli Üveys'e gönderilir Hasılı bu iki kutlu miras da İstanbulumuz'a nasip olur Belki de ona bu yüzden İslambol derler Kimbilir? Peki siz Karen adında bir yer duydunuz mu? Yalanı yok ya, ben duymamıştım Ta ki Veysel Karani hakkında bir şeyler okuyana kadar

Karen, Yemen taraflarında adı bilinmedik bir beldedir Etrafı kum dağları ile çevrilidir, kuraktır, çoraktır Ortalıkta birkaç kuyu vardır, üç beş ağaç Sonra hepsi birbirine benzeyen toprak damlı evler Sadece develerin ve bedevilerin yaşayabildiği bu kavurucu coğrafyanın sakinleri kervan ağırlamakla geçinirler Bir şey ekip biçmezler, hayvanlarını ise Üveys isimli bir çobana emanet ederler

Üveys garip biridir Dünyadadır, ama ne dünyalığı vardır, ne de dünyalık gibi bir kaygısı Güttüğü develer için ücret istemez Verenden alır, vermeyene sormaz bile Adı üzerine çobandır işte, fakirdir Ama iş cömertliğe geldi mi onunla yarışmak kimsenin harcı değildir Paylaşacak çok şeyi yoktur, ama hayırda daima başı çeker

Üveys, bizim bildiğimiz ismi ile Veysel Karani Hazretleri mütevazı yaşar Ama halinden memnundur Sessiz, dostları arasında yalansız, dolansız bir hayat sürer Issız vadilerde, kaya kovuklarında ibadet eder İnsanlar ona hep divane gözüyle bakarlar, ama aldıran kim?

ANASININ KÖLESİ

Mübareğin çok yaşlı bir annesi vardır Hem kör, hem de kötürümdür Veysel Karani onun eli ayağı, gözü kulağıdır Yedirir, içirir, yıkar, paklar Kadıncağıza bebek gibi bakar Ne derse, ama ne derse yapar En olmayacak arzularını bile ikiletmez Bir yüz ifadesinden bin mânâ çıkarır ve hepsini de getirir yerine Tabiri caizse, anasına kölelik eder

Veysel Karani Hazretleri haram bilmez, yalan söylemez Hoş, sahrada bir başına dolanan böylesi bir insanın günaha girme şansı da azdır ya O, gün boyu zikreder, af diler Ümmet-i Muhammede dua eder Ama en bilinen özelliği Allah ve Resulüne duyduğu tarifsiz aşktır Veysel Karani'nin tek arzusu vardır Yüzü suyu hürmetine kainatın yaratıldığı Server'i görebilmek Efendimizi düşündükçe burnunun direği sızlar, yüreği bir hoş olur Yumruk iriliğinde bir şeyler gelir, oturur boğazına Hani o, anlaşılamayan ve anlatılamayan şeyler

Ve gün gelir muhabbet ve Muhammed kelimeleri yüreğinde buluşur, dışarı taşar Efendimizin hasreti kor olur, ciğerini yakar Onu bir kez, ama bir kez görebilse, bir solukluk olsun sohbetinde bulunabilse ve adına sahabe denilen kutlu kadroya katılabilse

Annesi itiraz etmese de, bu yolculuğa razı değildir Omuzlarını kaldırıp boynunu büker Mahzun bir üslupla 'İstiyorsan git!' der, 'Git bakalım, beni kime emanet edeceksen?' Doğrusu onu bırakabileceği kimse yoktur Bu yaşlı kadına incitmeden kim bakabilir ki? Onun nazını kim çeker sonra?

HASRETİNİ YÜREĞİNE GÖMER

Üveys hasretini yüreğine gömer Bir daha bu konuda tek kelime etmez Ama o günden sonra daha fazla ağlar, daha fazla yalvarır Aşkını kayalara, kumlara, anlatır Kuşlarla, develerle dilleşir, serin seher yeliyle selâmlar yollar Haremeyn'e Ve ufuklar perde perde açılır, dağlar çekilir aradan Artık o günboyu ibadet eder, sürüyü melekler bekler Hayvanlar mı? İnanın muma döner

Evet Üveys, Allah Resulünün muhteşem sohbetine (madde planında) erişemez, ama mânâ aleminde çok şeye kavuşur Efendimizle aralarında imrenilecek bir dostluk başlar Hoş onlar için mesafelerin ne önemi vardır Öyle ya alan uygun, veren olgun olduktan sonra 'feyz' nehir olur akar

Serveri Kainat zaman zaman mübarek yüzlerini Karen taraflarına döndürür ve 'Yemen cihetinden rahmet rüzgarları esiyor' buyururlar, 'İhsan ve iyilikte Tabiinin en iyisi Üveys-i Karni'dir!'

MÜJDELER

Yine Efendimiz buyururlar ki: 'Ümmetimden bir kimse vardır ki, Kıyamet günü Rabia ve Mudar kabilelerinin koyunlarının kılları adedince insana şefaat edecektir' (ki bu iki kabile sürülerinin çokluğu ile tanınırlar)
Eshab-ı kiram sorar:
- Ya Resullallah kimdir bu nasipli?
- Allahın kullarından biri
- Peki adı nedir?
- Üveys!
- Ya memleketi?
- Karen!
- O sizi gördü mü?
Efendimiz mânâlı mânâlı gülümser, 'Baş gözü ile hayır!' derler Sahabeden 'Hayret!' diyenler olur, 'Size böylesine aşık olan biri nasıl oluyor da koşmuyor huzurunuza?' Efendimiz izah eder: - Onun gelmemesi de bana olan bağlılığındandır İhtiyar bir annesi vardır İman etmiştir Ancak gözleri görmez, hareket edemez Üveys gündüzleri deve çobanlığı yapar, kazandığını annesine harcar'
Hazret-i Ebubekir sorar:
- Ya Resulallah biz onu görür müyüz?
Efendimiz mübarek kafalarını 'ne yazık ki hayır' manasında sallar, 'Sen göremezsin' buyururlar, ama Hazret-i Ömer ve Hazret-i Ali'ye dönüp müjdeyi verirler: 'Onu, siz göreceksiniz!' Sonra bir bir vasıflarını tarif ederler ki, bu işaretlerden biri avucunun içindeki gümüşi beyazlıktır

'Aşık için zaman geçmez' derler, ama aradan yıllar geçer Hani o dakikaları asırlaşan yıllar Efendimiz hayatlarının son soluklarını aldıkları demlerde mübarek hırkalarını çıkarır ve 'Bunu Üveys-i Karni'ye verin!' buyururlar

Resullullah'ın (Sallallahü aleyhi ve sellem) dar-ı bekaya göçmelerinin ardından Hazreti Ömer ve Hazreti Ali yollara düşer, Veysel Karani'nin izini bulurlar Ahali böylesine şerefli iki kimsenin böylesine köhne bir yeri ziyaretine mânâ veremez Hele 'Üveys'i arıyoruz!' cümlesine çok şaşırırlar 'O divanenin tekidir' derler, 'İnsanlardan kaçar Kimseyle konuşmaz, kimseye karışmaz Ağladıklarımıza güler, güldüklerimize ağlar Neşe nedir bilmez Aradığınız sakın başka biri olmasın!'
Hazret-i Ömer dikkatle dinler, 'Bilakis!' der, 'Aradığımız o olmalı!'

Karenliler iki şanlı sahabenin önüne düşer, onları Arne Vadisi'ne getirirler Veysel Karani'yi namaz kılarken görürler Develer akıllı uslu dolanmakta, çobanlarını üzecek hareketlerden sakınmaktadırlar Namazı biten Üveys misafirlerine döner 'Hoşgeldiniz!' der Hazret-i Ömer önce müsafaha eder, sonra gülümseyerek sorar 'Kimsin sen?'
- Abdullah! (Allah'ın kulu)
- Evet hepimiz Abdullah'ız, ama seni ne diye tanırlar?
- Üveys derler
- Sağ elini açar mısın?
Açar Efendimiz'in belirttiği işaret ayan beyan ortadadır Büyük sahabe 'Ben Hattapoğlu Ömer'im' der, 'Arkadaşım Ali bin Ebu Talip!'
Vadiyi kısa ama mânâlı bir sessizlik kaplar Sükutu yine Hazreti Ömer bozar: - Efendimiz sana selâm ettiler ve mübarek hırkalarını gönderip buyurdular ki 'Alıp giysin, ümmetime dua etsin!'

BEN GÜNAHKARIN BİRİYİM

Veysel Karani ağlamaklıdır Şaşkınlıktan titreyen bir sesle 'Ya Ömer' der, 'Ben aciz ve günahkar bir kulum Sizin aradığınız başka Üveys olmasın?'
Hazret-i Ömer 'Hayır sensin!' buyurur 'Zira Efendimiz çizgi çizgi eşkalini verdi ve sen tamı t----- uyuyorsun buna'
O büyük mücahide, o koca Ömer'e itiraz ne mümkün Hele müjdenin böylesini getiriyorsa

Üveys-i Karani mübârek hırkayı hasretle koklar, (ki ziyaret edenler iyi bilirler, Efendimizin gül teniyle ıtırlanan Hırka-i Şerif aradan geçen asırlara rağmen tarif edilemeyecek kadar güzel kokar) sonra yüzüne gözüne sürerek bir kuytuya çekilir Mübarek alnını toprağa koyar ve ağlayarak yalvarır 'Ya Rabbi !' der 'Bu ne nimettir Yüzü suyu hurmetine kâinatı yarattığın Server benim gibi bir acizi hatırlıyor ve mübarek hırkalarını Ömer ve Ali gibi iki güzide sultanla bu günahkâra yolluyor Senden bir tek dileğim var: Ümmet-i Muhammedi affeyle N'olur Bu hırkanın hakkı için!'

Gaibden bir ses gelir 'Şu kadarını sana bağışladım Haydi giy hırkayı!'
- Hepsini ya Rabbi! Hepsini
- Şunları, şunları, şunları da bağışladım
- Diğerlerinin hali n'olacak Ya Rabbi? N'olur, hırkanın ve hırkanın sahibinin hatırına

HIŞŞT BAKSANA GİDİYORLAR

Tam bu sırada Karenlinin biri gelir ve o muhteşem huzuru bozar 'Misafirlerin dönmeye niyetliler' diye ikaz eder güya, 'Onlara diyeceğin bir şey yok mu?'
Veysel Karani 'Ahh!' der, 'Ahh bu hali bozmayacaktın işte İnanın az kalmıştı Bütün ümmeti Muhammed affedilmedikçe giymeyecektim hırkayı'

Aradan günler geçer Karenliler şaşkın, hatta pişmandırlar Öyle ya, elinin altında Üveys gibi bir cevher olsun da, sen onun kıymetini bilme Ama bu kez mübareği hurmet ve ilgiyle bunaltırlar Huzurunda el pençe divan durur, ısrarla nasihat isterler Hele bazıları aşikare keramet bekler Veysel Karani gibi mütevazı biri, ilginin böylesinden sıkılır İşte tam o günlerde biricik annesi vefat eder ve onu Karen'e bağlayan hiçbir şey kalmaz İşte şimdi yollara düşebilir

Mübâreğin ilk hedefi elbette Haremeyndir Önce hacceder, sonra Medine'ye gider Ancak o münevver şehrin hüzünlü yüzünü görür ve Resullulah'ın yaşamadığı Peygamber beldesinde duramaz Çeker çarığını, yürür uzaklara Bir ara Basra'da eyleşir, bir ara Kufe'ye yerleşir Yine eskisi gibi deve güder Aç kalır, açıkta kalır Horlanır, aşağılanır Garip bu ya milletin gücü hep ona yeter Hatta ufacık veledler bile sataşır, taş yağdırırlar Büyük veli, çığlık çığlığa saldıran afacanlara gülümser 'N'olur ayaklarımı kanatacak kadar büyükleri atmayın' der, 'Abdestim bozulmasın e mi?' Zira o güne kadar bir kez olsun abdestsiz basmamıştır zemine

MELEKLERİN İBADETİ

Veysel Karani Hazretleri bazen sehere kadar secdede, bazen sabahlara kadar rükûda kalır 'Bırakın üç kere Sûbhane rabbiyel âla demeyi, ben bir keresini bile beceremiyorum' diye yakınır Eh onun özlediği ibadet meleklerinkinden farksız olmalıdır 'Namazda huşu öyle olmalıdır ki' der: 'Bağrına bıçak sokulsa duyulmaya'

Biri sorar: 'Nasılsın?' Cevap manidardır: 'Akşama çıkacağını bilmeyen biri nasıl olursa!' Sevenleri ısrarla nasihat isterler O gülümser:
- Allahü teâlâyı bilir misiniz?
- Evet biliriz
- Öyleyse başka şeyleri bilmeseniz de olur
- Aman efendim bir nasihat daha
- Allahü teâlâ sizi bilir mi?
- Elbette bilir
- Öyleyse başkaları bilmese de olur
Mübarek, Allahü teâlâdan çok korkar ve buyururlar ki: İnanın Allahü teâlâ'yı tanıyana gizli kalmaz

Veysel Karani hazretleri hayatını kendi ifadesiyle şöyle hülâsa eder 'Yüksekliği tevazuda buldum, liderliği nasihatte Nesebi takvada buldum, şerefi kanaatte Rahatlığı zühdde buldum, zenginliği tevekkülde'

Bizde ne takva, ne zühd, ne de tevvekkül Eh bir şey bulamıyoruz tabii Allahü teâlâ o büyüklerin yüzü suyu hürmetine sonumuzu hayreyliye

Veysel Karani Hazretlerinin kutlu hırkası elden ele geçer ve Van civarında hüküm süren İrisan Beyleri'ne gelir Hicri 1028 yılında 2 Osman Han'a hediye edilen nurlu emanet İstanbul'da heyecanla karşılanır Asitane halkı ona 'Hırka-ı Şerif' der, ramazanlarda ziyaret ederler Buğulu gözlerle ilmeklerine dalar, Efendimizi hatırlarlar

Gel zaman git zaman büyük izdihamlar yaşanır Hırkanın saklandığı ve sergilendiği küçük bina kalabalığı kaldırmaz olur Abdülmecid Han bu mübarek hırkanın şerefine, Fatih'te koca bir mahalleyi istimlak eder ve biblo güzelliğinde bir cami yaptırır Bu uğurda şahsi servetini fedadan çekinmez Belki de şu ferah mabedi böylesine sevimli kılan, temelindeki ihlâstır, kimbilir?

ASIRLIK GELENEK

Ve asırlık gelenek yaşar Hırka-i şerif, gözü yaşlı aşıkların ziyaretgahı olur Medine'ye, Mescid-i Nebi'ye ulaşamayanlar hasretlerini burada dindirmeye çalışırlar Cami çalışanları şirin mescidi güllerle bezerler, ki tasavvufta gül O'na işarettir Efendimiz'e!

Hele Ramazan günleri civar coğrafya Hırka-i Şerif'e akar Müminler kar demez, kış demez ziyarete koşarlar Anadolu'nun dört bir yanından gelen aşıklar yaşlı gözlerle yüce Serverin kutlu mirasına bakarlar

Allahü teâlâ bizleri yalan dünyayı Veysel Karani gibi görenlerden ve Resulü Ekrem'in (Sallallahü aleyhi ve sellem) şefaatine erenlerden eylesin!



Kaynak:
Huzura Doğru

 

ACİLSERVİS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 10-30-2008   #2
Bilgiler
Süper Moderator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Apr 2007
Mesaj: 4,237
İtibar
Tecrübe Puanı: 44
Rep Puanı : 1978
Rep Derecesi :
sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.sahra Mükemmel bir geleceğe sahip.
sahra RSS Feed
Standart --->: Karen'de parlayan pırlanta ....



Maşallah ne güzel insan ne güzel müslüman Veysel Karani hazretleriGörmeden iman etmenin en güzel örneğiAllah razı olsun paylaşım için

 

sahra isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , ,

Muhammed Hamidullah | Şehid Komutan İbn'ul HATTAB

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
pırlanta araba İnşirah Genel Resimler 4 11-20-2008 22:40 PM
Parlayan Yıldız Hz. Mehdi metin Diğer İslam Alimleri 1 11-10-2008 02:41 AM
Pırlanta Serisi elif07 Sohbet & Muhabbet 1 07-13-2008 00:51 AM
kıbleye dönünce parlayan seccade yolcu Namazla ilgili yazılar 2 08-06-2007 17:26 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 07:59 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308