Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
İslam Alimleri Bölümü
> İslam Alimleri Alt başlıklar > Diğer İslam Alimleri
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 10-18-2007   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 10,052
İtibar
Tecrübe Puanı: 104
Rep Puanı : 3504
Rep Derecesi :
İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.
İnşirah RSS Feed
Standart İmam Suyuti’nin Hayatı



Nesebi:


Abdurrahman b Ebi Bekr b Muhammed b Sabık el-Hudayri el-Esyuti Lakabı Celaluddin, künyesi Ebu’l-Fadl’dır Nibeti el-Hudayri ve el-Esyuti şeklindedir El-Esyuti şeklindeki nisbeti babası ve dedelerinin Kahire’ye gelmeden önce doğup yaşadıkları şehir Asyut’a nisbetledir


Doğumu:


Suyuti, Kahire’de 849/1445 yılı receb ayının başında doğdu Küçüklüğünden itabaren eğitimi ile babası ilgilendi Kur’an-ı Kerim’i, Tahrim suresine kadar hıfzetti Hıfzını henüz tamamlamadan beş yaşlarında babasını kaybetti


İmam Suyuti, Husnu’l Muhadara adlı kitabında[1] kendisini tanıtır ve şöyle der:
Abdurrahman b Kemal Ebibekir b Muhammed b Sabıkiddin b el-Fahr Osman b Nasıriddin Muhammed b Seyfiddin Hıdır b Necmiddin Ebi’s-Salah Eyyub b Nasırıddin Muhammed b eş-Şeyh Humamiddin el-Hudayri el-Esuyuti
Büyük dedem Humamuddin hakikat ehli, tarikat şeyhi bir zattı Ondan sonraki dedelerim ise ileri gelen ve idari mekanizmalarda bulunan insanlardı Büyük dedelerimden biri yaşadığı şehirde kadılık, diğer biri de muhtesiblik yaptı[2] Birisi de Emir Şeyhun ile yakın dostluğu olan bir tüccardı Bu dedem Asyut’ta bir medrese inşa ettirmiş ve buna çeşitli vakıflar bağışlamıştı Dedelerimden biri de çok zengin bir zat idi Fakat büyüklerim içinde babamdan başka, hakkıyla ilme hizmet eden birini bilmiyorum
Hudayri şeklindeki nisbetimize gelince; bildiğim kadarıyla bu, Bağdat’ta bir mahalle olan Hudayriye’ye nisbetlesöylenmiştir
Kendisine güvendiğim bir zattan duyduğuma göre, rahmetli babam şöyle demiş: “Büyük dedem arap değildiveya doğulu biriydi” Fakat zahir olan Hudayri nibetinin yukarıda ismi geçen BAğdat’taki mahalleye nisbet olduğudur
849/1445 yılı recep ayı başında, pazar gecesi akşamdan sonra doğmuşum Babam hayattayken Hüseyni kabristanlığı çevresindeki evliyaullahın büyüklerinden olan Şeyh Muhammed Meczub’a götürüldüm Bana hayır duada bulundu
Yetim olarak büyüdüm Sekiz yaşıma gelmeden Kur’an’a hıfzeim Sonra bazı hocalardan Umde’yi, Minhacu’l-Fıkh ve’l-Usul’u, İbnu Malik’in Elfiyye’sini ezberledim 864/1460 yılı aşlarından itibaren de diğer ilimlerle iştigal etmeye başladım Fıkıh ve nahiv bilgilerini bazı hocalarımdan aldım Zamanının büyük miras alimi allame şeyh Şihabuddin eş-Şarmesahi’den feraiz bilgilerini öğrendim 100 yaşının üzerinde olduğu söyleniyordu Yine de doğrusunu Allah bilir (cc) Ona Mecmu’a olan şerhini kıraat ettim 866/1462 yılı başlarında da yine hadisi bulamadım Gözümden kaçmıştır deyip bir ikinci kez, bir üçüncü kez daha baktım fakat hadisi bu eserde bir türlü bulamadım Hadise İbnu Kani’in Me’cumu’s Sahabe’sinde rastladım Hocama gelip durumu bildirdim Benden bunu duymasıyla yetinerek kendi nüshasını aldı İbnu Mace ifadesinin üzerine iptal çizgisi çekti ve haşiyede onun yerine İbnu Kani ibaresini ekledi Hocamın sırf benim sözümle kitabında değişikliğe gitmesi benim gözümde büyük bir olaydı Bunu hocamın kalbimdeki büyüklüğüne, benim nefsimin de acziyetine bağladım ve sordum:
-Sabrediverseydiniz! Belki eski kanatinize dönersiniz? Şöyle cevap verdi:
-Hayır Ben “İbnu Mace rivayet etmiştir” derken Burhan Halebi’nin sözüne uymuştum
Vefat edinceye dek hocamdan ayrılmadım
Hocamın alleme, alimlerin alimi Muhyiddin Kafiyeci’nin yanında da ondört yıl bulundum Ondan tefsir, usul, arapça, meani ve başka ilimler aldım Sonunda bana geniş çaplı bir icazet yazdı
Şeyh Seyfuddin el-Hanefi’nin yanında da Keşşaf, Tevhid ve ona olan haşiyesi, Telhisu’l Miftah ve Azud derslerine katıldım
Eer yazmaya ise 866/1462 yılında başladım (İptal için) suyla yıkadıklarım ve yarıda bıraktıklarım hariç, eserlerim bugüne dek 300 kitaba ulaştı
Hamd olsun, Şam, Hicaz, Yemen, Hind ve Tekrur (Sudan) bölgelerine yolculuklarda bulundum
Haccettiğim zaman zemzem suyunu bazı niyetlerle içtim Bu niyetlerimden ikisi şu idi: Fıkıhta Şeyh Seracuddin el-Bulkini’nin seviyesine ulaşayım Hadiste de İbnu Hacer’in mertebesinevarayım
871/1466 yılı başlarından itibaren de fetva vermeye başladım 872/1467 yılı başlarında da hadis imla meclisi tertip arapça eğitimi vermem için icazet aldım
İşte bu yıl ilk telifim olan Şerhu’l İstiaze ve’l Besmele’yi kaleme aldım Hocamız Şeyhulislam Alemuddin el-Bulkini’ye eseri incelettim Esere bir de takriz yazdı Vefat edinceye kadar fıkıh ilminde ondan istifade ettim
Daha sonra oğlunun yanında bulundum Babasının eseri olan Tedrib’i başından “vekalet” bahsine kadar ona kıraat ettim Havi-i Sağir’i başından “adet” kısmına dek, Minhac’ı başından “zekat” bahsine dek, Tenbih’i başından “zekat” bahsinin yakınlarına dek, Ravza’dan “babu’l kada”nın bir kısmını, Zerkeşi’nin Tekmiletü Şerhi’l Minhac’ından “ihyau’l mevat” bahsinden “vesaya” kısmına kadar veya ona yakın bir yere kadar olan kısmı kendisinden dinledim 876/1471 yılında ders ve fetva vermem hususunda bana icazet verdi ve hoca olarak ders verirken dersimde de hazır bulundu
878/1473 yılında vefat edince Şeyhulilam Şerefuddin el-Münavi’nin yanına gittim Minhac’ın bir kısmını ona kıraat ettim Katılamadığım birkaç meclis hariç bu kitabı Taksim’de ondan dinledim Şerhu’l-Behce ve ona olan kendi haşiyesi ile Beydavi Tefsiri’nden bazı kısımları ders olarak ondan dinledim
Hadis ve arapça için de hocamız imam allame Takıyuddin eş-Şibli el-Hanefi’nin yanına gittim Dört yıl onun eğitiminde bulundum Arapça ile ilgili eserlerim olan İbnu Malik’in Elfiyye’sine olan şerhime ve Cemu’l Cevami’e takriz yazdı Pekçok kez beni gerek eliyle (işaret ederek) ve gerekse diliyle ifade ederek ilimde ne kadar olduğumu başkalarına gösterdiler Bİr hadisle ilgili olarak ta benim görüşüme İsra4ya dair hadisini İbnu Mace’nin rivayet ettiğini belirtmişti Ben bu hadisin senedini de bulmak istedim İbnu Mace’yi bulunduğu yeri tesbit iin açtım fakat bulamadım; kitabı tekrar baştan sona gözden geçirdim
Yedi ilimde derin bilgiye mazhar oldum: Tefsir, hadis, fıkıh, nahv, meani, beyan, bedii Bunlarda yetişmem arapların ve ediblerin usulünce idi Yoksaarap olmayanların ve felsefecilerin metodları üzere değildi kanaatıma göre mütalaa ettiğim bazı nakil ilimleri ile fıkıh hariç bu yedi ilimde, bırakın başkalarını hocalarım daha benim kadar geniş bilgiye sahib değildi Fıkha gelince, aynı şeyi bu ilim için de söyleyemiyorum Çünkü hocam bu ilimde daha ileri ve daha çok dirayet sahibi idi
Bu yedi ilim dalından daha az seviyede usul-ü fıkh, cedel, tasrif’de de mütaalalarım oldu Bunlardan daha az seviyede de kompozisyon, risale yazma ve feraiz eğitimim oldu Daha az seviyede de bir hocadan olmaksızın kıraat bilgisi öğrendim Bunlardan daha az olarak ta tıb bilgisi tahsil ettim
Matematiğe gelince; bu ilim bana en zor gelen ve kafama girmeyen şeydir Matematikle ilgili bir meseleye baktığımda sanki bir ağı taşıyormuşum gibi gelir Fakat Allah’a (cc) hamdolsun şimdi bende ictihad etmekle ilgili alet ilimleri tamam olmuştur Bunları Allah’ın (cc) nimetini anmak için zikrediyorum Yoksa övünmek için veya övünerek kazanılacak bir dünyalığı elde etmek için anlatmıyorum Çünkü kervangöçtü, yaşlılık başladı ve ömrün en güzel demleri geride kaldı
İstesem herhangi meseleyle ilgli, bu hussuta sarfedilen sözleri, nakli ve kıyasi delilleri, bu görüşleri ikmal eden hususları, bunların hilafına olan delillele bu delillerin cevaplarını, bu meseledeki mezhepler arasındaki farklılıkları birbirleriyle muvazeneli şekilde bir eserle ortaya koyabilirim Bu elbette benim kudretimden olacak bir hadisi değildir Ancak Allah’ın (cc) lütfundandır Kuvvet ve güc Allah’a (cc) aittir O ne dilerse olur Kuvvet ancak O’na aittir
Talebeliğimin ilk yıllarında mantık ilmiyle ilgili bir şeyler okudum Daha sonra Allah (cc) kalbime ondan hoşlanmama duygusunu yerletirdi Hem İbnu’s Salah’ın da mantığın haram olduğuna dair fetvasını da duyunca[3] bu ilmi bıraktım Allah da (cc) onun yerine bane ne şerefli ilim olan hadis ilmini nasib etti
Sema ve icazet suretiyle rivayet aldığım hocalarıma gelince bunlar pek çoktur Onları Mucem’de biraraya getirdim Sayıları yüzelli civarındadır Daha önemlisiyle yani dirayetle ilgili limleri kıraat ettiğimden dolayı hadis dinlemeye fazla vakit ayıramadım
İmam Suyuti daha sona uzun uzadıya eserlerinin isimlerini zikreder Biz bu kitapları Husnu’l Maksad fi Ameli’l Mevlid adlı eserdeki etüdde zikrettik


[1] Husnu’l Muhadara, (thk Muhammed Ebu’l Fadl İbrahim), 1/335-339 Muhakkıkin bu alıntısı, kitabın içinde olduğu gibi buradada pek çok matbaa hatasıyla doludur Ayrıca atlanan bazı yerler de vardır Biz bunları Husnu’l Muharada’dan tamamladık

[2] Muhtesib: Zabıta amiri

[3] İbnu’s Salah mantıkla ilgili olarak şöyle der: “Mantığa gelince, felefece giriş mahiyetindedir (Felsefe şer olduğundan) şerre giriş de şer hükmündedir Onu öğretmek ve öğrenmek Şari’in mübah kıldığı konulardan değildir Sahabeden, tabiundan, müctehid imamlardan, selef-i salihindenve kendilerine uyulan din imamlarından, önderlerden ve üyük zevattan hiçbir kimse bu ilmi mübah görmemiştir Allah (cc) tüm müminleri mantık’ın çirkinlik ve habasetinden korumuş vepisliklerinden temizlemiştir” (Feteva İbni’s Salahthk Abdul mu’ti Emin Kal’aci, s71)

 

İnşirah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 10-18-2007   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 10,052
İtibar
Tecrübe Puanı: 104
Rep Puanı : 3504
Rep Derecesi :
İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.
İnşirah RSS Feed
Standart --->: İmam Suyuti’nin Hayatı



Alimlerin Suyuti’ye Övgüleri


İbnu’l-’İmad el-Hanbeli’nin övgüsü:
“-Hadisleri senediyle rivayet eden, muhakkik, müdakik, kıymatle ve faydalı eserler sahibi İlahi kudrete inanan bir insan için ciddi bir şekilde yazılıp hazırlanan eserlerinin çokluğu keramet olarak yeter[1]
İmama Şevkani’nin övgüsü:
“-Kur’an ve sünnet hususunda büyük bir imam İctihada yönelik ilimleri tam olarak kat be kat kuşatmış, bunlardan ortaya çıkan ilimleri de bilen bir insan”[2]
Yine onun için şöyle der:
“-Tüm ilimlerde zirveye çıktı, akranlarını geçti ve adı yayılıp şöhreti duyuldu Hadiste el-Camiu’s Sağir ve el-Cami’l Kebir gibi eserler, tefsirde ed-Dürrü’l Mensur, el-İtkan fi Ulumi’l Kur’an gibi eserer yazdı Her daldaki eserleri makbuldür Kendisi tüm bölgelerde güneş gibi olmuştur”[3]


[1] Şezeratu’z Zeheb: 8/51

[2] İrşadu’l Fuhul s254

[3] El-Bedru’t Tali’, s 328-329



İmam Suyuti’nin Vefatı


Pekçok eserine baktığımızda, gerçekten kendimizi, yaptığı işi ciddi ve iyiyapan çeşitli ilim dallarına sahip olan, hıfz ve ilim yönüyle yükse tepelerden bir zirvenin önünde buluruz
911/1505, Cumadul ula ayının ondokuzu, cuma gecesi temiz ruhunu sahibine teslim etti Kursun kalesine defnedildi Burası Kahire dışında Babu’l Kırafe’dedir Her an kendilerinden ilim içmete olduğumuz bizlere bırakmış olduğu mirasıyla, aramızda yaşamaya devam etmektedir
Allah Teala (cc) Suyuti’ye rahmet eylesin Kıyamette amellerini defterinekoysunve bizi de onun vesilesiyle mükafatlandırsın son sözümüz, alemlerin rabbı olan Allah’a (cc) hamdetmek ve peygamberlerin en şereflisine salut-u selam getirmektir

 

İnşirah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-01-2008   #3
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 10,052
İtibar
Tecrübe Puanı: 104
Rep Puanı : 3504
Rep Derecesi :
İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.İnşirah Çok ünlü.
İnşirah RSS Feed
Standart --->: İmam Suyuti’nin Hayatı



Celaleddin Suyuti ( 1445-1505 m)

İslam alimlerinin büyüklerindendir Risâle-i Nur'da kendisinden, "uyanık iken, çok defa peygamber sohbetine mazhar olan" (Sözler, s 451), ve "Sahih Hadislerin elmaslarını, diğer sözlerden ve mevzuattan ayrıştıran" (Mektubat, s 114) şeklinde sözedilir Asıl adı Abdurrahman'dır Celaleddin lakabı babası tarafından kendisine verildi Künyesi, Celaleddin Ebü'l-Fazl Abdurrahman bin Kemaleddin Ebi Bekr bin Muhammed el-Huzayri es-Süyutî el-Şafii şeklindedir

Abdurrahman, 1445 yılında Mısır'ın Esyut şehrinde doğdu Süyutî lakabının sebebi doğduğu bu yerden kaynaklanmaktadır Babası Kemaleddin Ebi Bekr, Şafii mezhebi fıkıh alimlerindendir; ayrıca başka ilimlerde de önemli bir yeri vardır Abdurrahman, henüz altı yaşında iken babası vefat etti Babasının sadık dostlarından Kadı İzzeddin Ahmed bin İbrahim Kinani himayesinde yetişti Bu hocası tarafından kendisine Ebü'l-Fazl künyesi verildi

Abdurrahman, çok sayıda eser okudu Genç yaşta tefsir, hadis, fıkıh, nahv, meani, beyan, bedi, lügat ve daha bir çok dalda ihtisas sahibi oldu İlk eserini on yedi yaşında yazdı Hadis ve Arapça ilimler alanında zamanın önemli alimlerinden kabul edilen Takiyüddin Şibli el-Hanefi'den dört yıl boyunca ders aldı Yine allamelerden Muhyiddin Kafiyeci'nin yanında on dört yıl kaldı Hocasından, tefsir, usul, Arapça, meani ve diğer alanlarda dersler alarak icazet (diploma) aldı

Kısa zamanda şöhret sahibi oldu Derslerini takib eden talebelerinin yanında bazı müderrisler de iştirak etti Özellikle hadis konusunda uzmanlaştı ve bu alanda verdiği fetvalar büyük kabul gördü Kuvvetli hafızaya sahip olması, eserleri çok kısa sürede okuyup içeriklerine hakim olması, sorulan her soruya cevap vermesine imkan sağladı Hatta bir eserle ilgili olarak sorulan soruya, kaçıncı sayfa ve satırda olduğunu bilecek ve gösterecek şekilde bir nimete mazhar oldu İki yüz bin hadis ezberledi

Genç yaşta Şam, Hicaz, Yemen, Hindistan ve Sudan'ı gezdi Hac farizası için gittiği Mekke'de bir süre kaldı Bunların dışında Dimyat, Feyyun ve İskenderiye gibi Mısır'ın bazı bölgelerini de dolaştı

Hadis alanında önemli bir birikime sahip olduktan sonra ders vermeye başladı Hocalığının yanında bir çok eser de yazdı Ömrünün sonuna kadar eser yazmaya devam etti Bu maksatla Nil Nehri adacıklarından biri olan Er-Ravza'daki evinde adeta inziva hayatı yaşayarak eser yazdı Eserlerine kaydedeceği Hadis-i Şerifleri mana aleminde Peygamber Efendimizin (asm) tasdikine sunduktan sonra yazdı

Süyutî'nin hadis ilmindeki vukufiyetine ve ehil kişiliğine Risâle-i Nur'da da işaret edilmektedir Bediüzzaman, Mucizat-ı Ahmediye Risâlesi'nde hadislerin nasıl bir süzgeçten geçtiğini, İslam alimlerinin ne kadar hassas davrandıklarını ve başta mezhep imamları olmak üzere asırlar boyunca bu alanda yapılan titiz çalışmayı örnekleriyle aktarmaktadır Bu bağlamda, " keşif ehlinin tasdikiyle, yetmiş defa Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın görünüp, yakaza halinde (uyku ile uyanıklık arası) onun sohbetiyle müşerref olan Celâleddin Süyutî gibi allâmeler ve muhakkikler, sahih hadislerin elmaslarını, diğer sözlerden ve mevzuattan ayrıştırdılar" ifadelerine yer vermektedir Akabinde, "İşte, bahsedeceğimiz hadiseler, mucizeler, böyle elden ele -kuvvetli, emin, müteaddit ve çok, belki hadsiz ellerden- sağlam olarak bize gelmiş" demektedir (Mektubat, s 114) Bu ifadelerle, Süyutî'nin hadis konusunda yapmış olduğu tebrike şayan çalışmasına işaret edilmektedir

Süyutî, tasavvuf alanında da önemli bir yere sahiptir Büyük velilerin sahabelere yetişememesinin izahı yapılırken, Risâle-i Nur'da kendisinin adı da geçmektedir: "Peygamber sohbeti öyle bir iksirdir ki, bir dakikada ona mazhar bir zât, senelerle seyr ü sülûka karşılık hakikatin nurlarına mazhar olur Çünkü, sohbette insibağ (boyanış) ve inikâs (yansıma) vardır Mâlûmdur ki, in'ikâs ve tebâiyetle (tabi olmakla) , o nur-u âzam-ı nübüvvetle beraber en azîm bir mertebeye çıkabilir Nasıl ki, bir sultanın hizmetkârı ve onun tebâiyeti ile, öyle bir mevkie çıkar ki, bir şah çıkamaz"

"İşte şu sırdandır ki, en büyük velîler Sahabe derecesine çıkamıyorlar Hattâ, Celâleddin-i Süyûti gibi uyanık iken, çok defa Peygamber sohbetine mazhar olan velîler, Resûl-i Ekrem (asm) ile yakazaten görüşseler ve şu âlemde sohbetine müşerref olsalar, yine Sahabeye yetişemiyorlar Çünkü, Sahabelerin sohbeti, Hz Muhammed'in peygamberliği (asm) nuruyla, yani nebî olarak onunla sohbet ediyorlar Evliyâlar ise, peygamberin ölümünden sonra Resûl-i Ekremi (AS) görmeleri, Hz Peygamber'in velilik (asm) nuruyla sohbettir Demek, Resûl-i Ekrem'in (AS) onların nazarlarına görünüp tezâhür etmesi, Hz Peygamber'in veliliği (asm) cihetindedir, peygamberlik itibâriyle değil Mâdem öyledir; peygamberlik derecesi velilik derecesinden ne kadar yüksek ise, o iki sohbetten o derece yararlanmak lâzım gelir" (Sözler, s 451)

Süyutî'nin isminin zikredildiği konulardan birisi de, eskiden kahinlik adı verilen ve günümüzde medyumluk olarak devam eden, insanlara çok büyük zararlar verebilen meslekle ilgilidir Bu meslek felsefe kökenli, olup iman ehline büyük zarar verebilmekte suistimallere uğramaktadır Bu konudaki bir doğruya on yanlış ifade katılmakta ve doğru-yanlış birbirinden ayırt edilememektedir Bir ölçü olmadığından ötürü kötü ruhlu ve şeytanlara yardım eden cinniler, bu işle meşgul olanların kalbine ve İslamiyet'e zarar verebilmektedir Çünkü, maneviyat adına İslam hakikatleri ve genel kurallara aykırı haberler verilmekte, kötü ruhlar kendilerini iyi ruh olarak lanse etmektedirler Dolayısıyla kendilerini büyük veli zanneden kimseler, İslam esaslarına aykırı sözler sarf edip gerçekleri değiştirmek suretiyle bazı safdilleri kandırabilmektedirler:

"Evet, dinden gelmeyen, belki felsefenin hassasiyetinden gelen Ruh Çağırma da, hem hakikate aykırı, hem edebe aykırı bir harekettir Çünkü a'lâ-yı illiyyînde (cennetin en yüce yeri) ve kutsal makamlarda olanları Aşağıların aşağısı hükmündeki masasına ve yalanların yeri olan oyuncak tahtasına getirmek tam bir ihanettir ve bir hürmetsizliktir Âdetâ bir padişahı kulübeciğine çağırıp getirmek gibidir Belki ayn-ı hakikat ve edep ve hürmet ve istifade odur ki, Celâleddin-i Süyûtî, Celâleddin-i Rumî ve İmam-ı Rabbânî gibi zatların seyr ü sülûk-u ruhanîleri gibi seyr ü sülûk ile yükselerek o kudsî zatlara yanaşmak ve istifade etmektir" (Emirdağ Lahikası, s 379-380)

Süyutî, ilmi kariyerinin yanında örnek ahlakı ile de herkesin sevgisini kazandı Kimseden ihsan ve hediye talep etmediği gibi kabul de etmedi Çok büyük geçim sıkıntısı çektiği zaman, çok zengin olan kütüphanesinden bazı kitapları satma pahasına da olsa hediye kabul etmemeyi tercih etti 1505 yılında Mısır'da vefat ederek Hakk'ın rahmetine kavuştu Türbesi, Kahire'de Babü'l-Karafe civarındadır

Eserleri

Celaleddin Süyutî, muhtelif ilim dallarında altı yüze yakın eser yazdı Eserlerinin önemli bir kısmının derleme olması ve değişik kaynaklardan aldıklarını aktarması, çalışmalarına bir eksiklik getirmediği gibi, bazı konuların günümüze kadar ulaştırılıp insanların istifadesine sunulmasında önemli katkısı oldu Hemen her konuda eser yazdı Eserlerini; Kur'anî ilimler, hadis, fıkıh, dil ve edebiyat, usul beyan ve tasavvuf, muhtelif meseleler olmak üzere altı sınıfa ayırdı

Tercümanü'l-Kur'an fi-tefsirü'l-müsned, Kitabü'l-Dürre'l-Mansur, Lübabü'l-nukul fi ashabü'l-nüzul kaleme aldığı tefsir kitaplarındandır Yeni Asya Neşriyatı tarafından da (muhtasarı, tercüme ve şerhi ) yayınlanan Camiü's-Sağîr adlı hadis külliyatı İslami eserler arasında ehemmiyetini asırlarca korumuş ve korumaya devam etmektedir Özellikle Osmanlı uleması bu esere büyük alaka göstermiştir El-Müzhir fi ulumü'l-üga adlı eseri, dil bilgisi ve lügat çalışması ile ilgili alanlar için zengin muhteviyatlı ve ansiklopedik bir eserdir

Süyutî, Bunların dışında tarih, ahlak, tıp ve daha bir çok alanda önemli eserler vücuda getirerek büyük bir miras bırakmıştır

 

İnşirah isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , ,

imam şamil......! | Salyan Akıyor Farkında Mısın..?

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
İmam-ı Nevevi nin hayatı ve eserleri ReLaW Arap İslam Alimleri 2 3 Hafta önce 11:03 AM
İmam Malik Mezhebi, Metodu, ve Hayatı mumsema Fıkhi Mezhepler 53 11-23-2008 02:10 AM
İmam Ebu Hanîfe rh.a. ve zühd hayatı musab ebubekir Arap İslam Alimleri 1 06-27-2008 14:53 PM
İmam Azam Mezhebi, Metodu, ve Hayatı mumsema Fıkhi Mezhepler 19 03-26-2008 18:23 PM
Kur’ân-ı Kerim’de Dünya Hayatı İnşirah Kur'an ile ilgi yazılar & Makaleler 2 10-07-2007 17:29 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 06:56 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308