Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
İslam Alimleri Bölümü
> İslam Alimleri Alt başlıklar > Diğer İslam Alimleri
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 09-30-2007   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesaj: 107
İtibar
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı : 25
Rep Derecesi :
Mucahid Seçkin bir yolda.
Mucahid RSS Feed
Standart Evrensel Bir Müslüman: Cemaleddin Afgani






Evrensel Bir Müslüman: Cemaleddin Afgani

Cemaleddin Afganî, Kasım 1838 yılında Afganistan’ın Konar vilayetinin Esedâbâd köyünde doğdu Bölgede seyitliğinden dolayı tanınan ve sevilen bir aileye mensuptur İlk eğitimini Kazvin Medresesi’de önemli bir alim olan babası Safdar’dan aldı Afganî 1849 yılında ailesi ile birlikte Tahran’a geçerek burada da ünlü Şii kelâmcısı Akâsid Sadık’tan ders aldı Buradan Şii öğretim merkezlerinden olan Irak’ın Necef kentine geçen Afganî, dört yıla yakın bir süre Şeyh Murtaza el Ensarî’den tefsir, hadis, felsefe, kelam, mantık ve usul dersleri aldı 1854 yılında Hindistan’a geçerek, önce Bombay sonra Kalküta’da pozitif bilimler üzerine öğrenim gördü

1857 yılında hac maksadıyla çıktığı seyahatte Hicaz, Mısır, Yemen, Türkiye, Rusya, İngiltere ve Fransa gibi birçok ülkeyi gezdi Bir yıl süren bu seyahatten sonra Afganistan’a geri döndü Bu seyahat boyunca bir yandan zihninde taşıdığı ıslahat düşüncesini netleştirirken, diğer yandan Batı’nın sömürgeci yüzünün çirkinliğine şahit oldu

Bu sırada Afganistan’da, vefat eden Dost Muhammed Han’ın yerine Muhammed A’zam Han geçince başbakan oldu İngilizlerin entrikasıyla Muhammed A’zam’ın iktidarı 1868 yılında Şir Ali Han’a geçince Afganî Hindistan’a geçti Burada kendisine gösterilen büyük teveccühten ve faaliyetlerinden rahatsız olan İngilizler Afganî’yi Hindistan’ı terke zorladılar

1870 yılı başlarında Mısır’a geçip burada kırk gün kaldıktan sonra İstanbul’a hareket etti İstanbul’da büyük bir hürmet ve ikram ile karşılandı Osmanlı sultanı Abdulaziz, Sadrazamlar Ali Paşa, Fuat Paşa ve diğer üst kademe siyasetçilerle tanıştı Afganca, Arapça, Farsça, Urduca ve Fransızcadan sonra İstanbul’da Türkçe de öğrendi

Afganî, burada kaldığı süre içerisinde Yüksek Maarif Şurası’na üyelik yaptı ve halka açık konferanslar verdi Aynı yıl Daru’l Fünun açılışında, müdür Tahsin Efendi’nin daveti üzerine sanat üzerine bir konferans verdi Başta dönemin Şeyhülislamı Hasan Fehmi Efendi olma üzere Afganî’nin muhalifleri, bu konuşmadaki misalleri çarpıtıp bir yaygara çıkarınca, sultanın ricası üzerine 1871 yılında tekrar Mısır’a gitti

Burada ikamet ettiği sekiz yıl içerisinde Mısır uleması üzerinde büyük fikrî ve siyasî etkisi oldu Bununla birlikte onun en büyük talebesi ve aynı zamanda arkadaşı, bu bölgedeki İslamî hareketin önemli bir şahsiyeti olan Muhammed Abduh’tur

Cemalettin Afganî, Mısır’da kaldığı sürece, başta Hidiv İsmail Paşa’yı zulmünden ve israfından dolayı uyardı, ülkenin bağımsızlığını tehlikeye soktuğu için ona muhalefet etti Afganî, fikirlerini daha etkin bir şekilde yaymak için ortaya koyduğu faaliyetleri Hidiv İsmail Paşa’nın oğlu ve ondan sonra da Hidiv olan Tevfik Paşa’nın hoşuna gitmeyince; müteakip aylarda kendisinin faaliyetlerinden rahatsız olan İngilizlerin de telkinleriyle Mısır’ı terk etmesi istendi Böylece Afganî’nin hayatının Mısır dönemi, arkasında önemli izler ve talebeler bırakarak sona erdi

1879 yılında Mısır’dan tekrar Hindistan’a geçen Afganî, İslâm aleminde büyük bir tehlike halinde yayılan materyalizm fikrine karşı Haydarabad’da Materyalizm’e Reddiye isimli bir risale yazdı

1882 yılında Mısır’da patlak veren Urabî kıyamının başarılı olması için Hindistan halkının sömürgecilere karşı isyana çağırdığı istihbaratını alan İngilizler Afganî’yi gözetim altına aldılar Bilahare isyan bastırıldıktan sonra Afganî de Paris’e geçti

Burada, Mağrib’ten Hindistan’a kadar uzanan El-Urvetü’l-Vüska isimli bir cemiyet kuran Afganî, Mısır’dan talebesi ve dostu olan, o sıralarda Beyrut’ta sürgünde bulunan Muhammed Abduh ve Mirza Muhammed Bâkır’ı Paris’e davet etti 1883 yılında Abduh’la birlikte bu cemiyetin ismi altında bir de gazete çıkarmaya başladılar Gayeleri ise müslümanların uyanmasını, Doğu’nun kendisine gelip sömürgecilerden kurtulmasını, İslâm ülkelerinde gerekli ıslahatların yapılmasını ve hilafetin canlanmasını sağlamaktı Bir süre sonra İngiltere gazetenin neşriyatının ve yaydığı fikirlerin kendi sömürge politikasına aykırı olduğuna karar vererek söz konusu gazetenin Mısır, Hindistan ve Osmanlı ülkesinde yasaklanması için girişimlerde bulundu Böylece ancak 18 sayı çıkan gazete kapanmak zorunda kaldı

Afganî, 1885 yılında İran Şahı Nasırüddin’den aldığı davet üzerine bu ülkeye gitti Ancak Şah’tan ülkede ıslahat yapmasını isteyince Şah’la ters düşen Afganî bilahare bu ülkeden ayrılarak 1886-1889 yılları arasında Rusya’da kaldı Burada kalırken, emperyalizme karşı durmanın tek yolunun İslam Birliği olduğu tezini savunan bir gazete çıkardı

1889’da ise Şah Nasırüddin’in daveti üzerine tekrar İran’a gitti ise de tenkit ve ıslahat düşüncelerinde ısrar edince Şah’la yine ters düştü Bunun sonucu olarak 1890 yılının çetin kış aylarında kuvvet zoruyla İran’dan sınırdışı edildi Osmanlı yöneticileri tarafından Basra’ya nakledildi Burada sürgün olan Caferi Müctahid eş-Şirazi’yi, İngilizlerin İran’daki tütün sömürgesine son verdiren ve ünlü ‘tömbeki’ kıyamını hazırlayan fetvayı yayınlamaya teşvik etti

Afganî, dinlenmek ve kendisine gelmek için bir süre Londra’da kaldı Londra’da şah aleyhine makaleler yazıp Ziyau’l Hafıkîyn gazetesinde yayınlamaya başladı Osmanlı sultanı II Abdülhamid’in de daveti üzerine 1892’de ikinci defa İstanbul’a geldi Hayatının bu ikinci İstanbul döneminde Afganî, geniş bir ilmî ve siyasî çevre edindi, II Abdülhamid’in de teşvikiyle Sünni-Şii diyalogu ve yakınlaşması için çaba sarf etti Lakin İran şahına yapılan suikast sonucu, Sultan Abdulhamid, Cemaleddin Afganî’nin manevra alanını son sınırına kadar daraltı

İslam Birliği düşüncesini, “Lider halife, merkez Mekke” ana sütunları üzerine kuran Cemaleddin Afganî, modern çağda İslamiyet’in yeni bir düşünce ve proje olarak ortaya konulmasında büyük çaba ortaya koydu O, hürriyet, milliyet, kendine güven ve hak-adalet konularında önemli tespitlerde bulundu İslam coğrafyasının değişik bölgesindeki diriliş hareketlerini ve bir çok önemli ismini etkiledi Bunlar arasında Yeni Osmanlılar, Jön Türkler, Mehmet Emin Yurdakul, Yusuf Akçura gibi Türkçüler, Muhammed Abduh, Reşit Rıza, Muhammed İkbal, Seyyit Bey, Mehmet Akif, Said Nursi, gibi mütefekkirler var

II Abdülhamit ise, zamanının ve ülkenin bir takım şartları gereği, fiilen olmasa da fikir planında Afgani’den etkilendi; kendisine daima hürmet etti

İslam’ın tüm ekollerinden beslenmiş, tahkik ehli bir iman ve eylem adamı olan Cemalettin Afganî, çenesinde başlayan bir boğaz kanseri sonucu 9 Mart 1897’de İstanbul’da vefat etti Nişantaşı’ndaki Şeyhler Mezarlığına defnedildi Cemalettin Afgani’yi rahmet ve dua ile anıyoruz…

 

Mucahid isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 10-14-2008   #2
Bilgiler
Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesaj: 7
İtibar
Tecrübe Puanı: 1
Rep Puanı : 15
Rep Derecesi :
rehnüma Seçkin bir yolda.
rehnüma RSS Feed
Standart --->: Evrensel Bir Müslüman: Cemaleddin Afgani



Bir kere Afgan değildir, İran'ın Ese-dâbad şehrine mensuptur Bu zat Sünnî de değildir, Şiî’dir Bu zatın bir başka özelliği de, Farmason oluşudur İstanbul'da yayınlanan "Mimar Sinan" adlı Mason dergisinde Afgani hakkında uzun bir övgü makalesi yayınlanmış bulunuyor Bugün İslam âleminde görülen, Kitabullah'ın ve Resûl Sünnetinin ruhuna muhalif nice olumsuz iş ve davranışta Afganî'nin tuzu biberi vardır Bin dört yüz yıl boyunca İslam dünyasından nice Ehl-i Sünnet müctehidleri, büyük fakihler, veliler, kâmil mürşitler, amil ve Râsih âlimler, imamlar, rehberler çıkmıştır Müslümanların bu nurlu kafileyi bırakıp da Afgani ve talebeleri gibi birkaç masonun peşine düşmesini isteyenlerde akıl mı yoktur, yoksa hüsnüniyet mi?"

IIAbdulhamid Han’ın, Efgani’yle ilgili söylediği şu sözlere bakarsak Efgani’nin nasıl birisi olduğu daha iyi anlaşılacaktır:

Hilafet’in elimde olması sürekli olarak İngilizleri tedirgin etti Blund adlı bir İngilizle Cemaleddin Efgani adlı bir maskaranın elbirliği ederek İngiliz hariciyesinde hazırladıkları bir plân elime geçti Cemaleddin–i Efgani’yi yakından tanırdım Mısır’da bulunuyordu Tehlikeli bir adamdı Bana bir ara Mehdilik iddiasıyla bütün Orta Asya Müslümanlarını ayaklandırmayı teklif etmişti; buna muktedir olamadığını biliyordum Ayrıca İngilizler’in adamı ve çok muhtemel olarak İngilizler beni sınamak için bu adamı hazırlamışlar idi Bu sefer Blund’la işbirliği yaptı Derhal reddettim
Cemaleddin Efganî, İngiliz belgelerine göre “tanrıya inanma” şartı koşan İskoç Mason Locası’na üye iken, buradan “tanrısızlık” ithamıyla kovulmuş, o da “tanrı tanımazlık”ın makbul sayıldığı Fransız Grand Orient Locası’na reis olmuştur Cemil Meriç Afgani hakkında şöyle der;

“Bizim "Büyük İslâm Birliği”nin kurucusu olarak selâmladığımız Efgani'nin Fransa'daki dostu Hıristiyan Halil Ganem'dir Sultan Abdülhamid han’ın hasm-ı biamânı(amnsız düşmanı) Ganem
Dinine ve vatanına hıyanet etmekten çekinmedi İngiliz masonları ile de işbirliği yaparak zengin oldu ise de, Osmanlı Şeyh-ül-İslamı Hasan Fehmi efendi, onun cahilliğini ve zındıklığını ortaya koymuştur
Dr Muhammed Reşad, dört yüzün üstünde önemli kaynaktan hazırladığı Efgani Etrafında Makaleler isimli kitabında özetle diyor ki:

“Çok önemli bir kaynak olan Sicilli Osmanide Efgani’nin İranlı bir Şii olduğu belirtilmektedir Manastırlı Naibi efendi ve o devrin Şeyh-ül-İslamı, büyük âlim Hasan Fehmi efendi tarafından kâfir olduğuna fetva verildi”
Gittiği her yerde, sicilli masonlar tarafından himaye görmüş, İngiliz masonları ile de işbirliği yapmıştır Birden fazla mason locasına kayıtlı olan Efgani, Mısır’daki İskoç locasından kovulmuşsa da, kendisi bizzat mason locası kurmuş, çömezleri bu locaya girmiştir Edward Brown, Efgani’nin özel mason eldiveni ile bir resmini neşretmiştir”

Efgani, hem Türkçü, hem İslamcı görünmeyi başarmıştır Mehmet Emin Yurdakul, Ziya Gökalp, A Agayef hep Efgani’den destek görmüştür Mesela M Emin Yurdakul’un, “Ben bir Türküm, dinim cinsim uludur” şiirini Efgani çok beğenmişti

O zamanki İslamcı Sebilürreşad dergisi, ırkçılığı tenkit eden makaleler neşrederken, ırkçılar da, Efgani’nin ırkçılığı öven makalesini tercüme edip yayınlayınca İslamcıların sesleri, solukları kesilmişti Efgani, makalesinde diyordu ki: Irkçılık dışında saadet yoktur İnsanları birbirine bağlıyan iki bağ vardır: Biri dil, biri de din birliğidir Dil birliği, ırk ve milliyet birliği demektir? şüphesiz, bu birliğin dünyadaki beka ve sebatı dinden daha devamlıdır
Efgani, Mısırda da Arap ırkçısıdır (Arap ırkının sınırını belirleyecek ölçü din ve mezhep değil, Araplık ölçüsüdür) demiştir II Abdülhamid Han, hatıratında diyor ki:

İstanbul yüksek İslam enstitüsü eski başkanı ve öğretim üyesi Ahmet Davudoğlu hoca da diyor ki:

1355 numara ile Şarkın Yıldızı Locasına kayıtlı bir mason olan, İslam’a duyduğu güvensizliği açığa vurmaktan çekinmeyen ve Peygamberlik sanatlardan bir sanattır diyen Efgani, bir ilim adamı değil, siyasetle uğraşan bir nankördür Fesatçılığı sezilince ulema tarafından İstanbul’dan kovulmuş, Mısır’a kaçmıştır
İlim Yayma Cemiyetinde Efgani Efsanesi üzerine bir konferans verildi Konuşmacı, Dr M Reşad, medya önüne çıkmayı sevmeyen, mütevazı genç bir araştırmacıdır Efgani Etrafında Makaleler adıyla bir kitap da neşretmişti

Konferansı da bu kitabının açıklaması mahiyetinde idi Bu kitap, 400′ün üzerinde kaynak taranarak hazırlanmış, ciddi bir eserdir

Efgani, bunca hezeyan karşısında bir misli hezeyan da kendi ilave edip şunları yazdı:

“İlmin tekamülünde İslam’ın bir mani teşkil ettiği doğru ise de, bu maninin bir gün ortadan kalkmayacağını söylemek mümkün müdür? Müslümanlığın, ilmi ve ilmi tekamülü yok etmek istediği bir gerçektir

 

rehnüma isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , , , ,

kalpten arşa yol bulanlar...! | Raca İbn Hayve

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Müslüman Bir erkekten Müslüman bir Hanima İnşirah İslamda Aile 6 3 Hafta önce 20:38 PM
Ey müslüman ! neva Konu Dışı Başlıklar 1 03-04-2008 19:57 PM
Evrensel ve Ebedi Risalet LeoparGS O'nun adına yazılanlar 1 03-04-2008 00:04 AM
ümmet bu haldeyken evrensel kutlama öyle mi? malik eşter Dini Klipler & İlahi Ezgi ve Şiir Klipleri 1 01-31-2008 12:53 PM
Evrensel Sırat Köprüsü mumsema Dini, Güzel Yazılar / Makaleler 1 08-03-2007 16:31 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 07:27 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308