Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
İslam Alimleri Bölümü
> İslam Alimleri Alt başlıklar > Diğer İslam Alimleri
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et SiteMap

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 03-16-2007   #1
Bilgiler
mum
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: Hatay/İsk
Mesaj: 9,527
İtibar
Tecrübe Puanı: 103
Rep Puanı : 7203
Rep Derecesi :
mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.
mum RSS Feed
Ampul Belatu'Ş-ŞÜheda SavaŞinin Kahramani Abdurrahman El-gafİkÎ



BELATU'Ş-ŞÜHEDA SAVAŞININ KAHRAMANI ABDURRAHMAN EL-GAFİKÎ


«Eğer barbar Charles Martel müsiü-manları ve onların komutanı el-Gafî-ki'yi yenmeşeydi, İspanya İslâm'dan daima istifade eder ve Avrupa'da me-deniyetin seyri sekiz asır gecikmezdi»,[1]

İngiliz şair Southy Endülüs'ün fethinden sonra Avrupa'ya akın ya-pan rnüslüman ordularını şöyle tarif etmektedir[2]

«Sayılamiyan topluluklar

Arap, Berberi, âsî Rum

Acem, kıbti ve Tatarlardan müteşekkil

Hepsi aynı sancak aitında toplanmışlar

Onları coşkun bir îman ve köklü bir asalet biraraya getiriyor

Kıvılcım gibi yanıp tutuşan bir hamiyet [3] ve insanlar arasında fark gözetmiyen dehşet verici bir kardeşlik»

«Onlar zafer sarhoşluğuyla sızdıktan sonra komutanları zafere daha çok güveniyorlardı

Onlar, önlerinde hiçbir şeyin duramadığı bu üstün güçle gurur-landılar

Ordularına yorgunluk ve bıkkınlık gelmesinin mümkün olmıyaca-ğına İnandılar

O ordular, ilk defa hareket etmiş gibi daima yanıp tutuşan genç delikanlılardı

İnandılar ki, o ordular hareket ettiklerinde, zafer ve galibiyet de onlarla birlikte yürürdü

Ve onlar daima ileriye atılacaklar

Ta ki mağlup garp şark gibi oluncaya

Muhammed'in (sav) adına saygıdan dolayı baş eğinceye kadar

Hatta hacca gidenin kuzey kutbunun en uç noktasından kalkıp

îman ayaklarıyla Arap çölündeki yakıcı kumlara basıncaya Ve Mekke'nin sert kayalarının üstünde duruncaya kadar»

Ey şair! Sen hakikatten uzak veya söylediklerinin birçoğunda ha-yal vadilerinde yolunu şaşırmış değilsin

Mücahidlerin, komuta ettiği ordular, tarif ettiğin gibi senin atak-larını battıkları cehaletten kurtarmak içindi

Onların içinde, Allah'ın desteklediği Arablar vardı Onlar size, Su-riye'den Hicaz'dan Necid'den Yemen'den Arap yarımadasın-daki her yerden rüzgâr gibi esmişlerdi

Onların içinde İslâm şerefine ulaşmış Berberîler vardı

Onlar size, Seyl-i Arim [4] gibi Atlas dağlarının tepesinden fış-kırmışlardı

Onların içinde, Kîsraların putçuiuğundan tiksinip tevhid dinine Azîz ve Hamîd olanın yoluna dönen Acemler vardı

Onların içinde, dediğin gibi, âsî rumlar vardı

Ancak onlar zulme ve karanlıklara isyan etmişler, göklerin ve ; rin nuruna sarılmışlar

Ve doğru dine kavuşmuşlardı

Onların içinde, boyunlarından, Kayserlere [5] kölelik boyundur nu kaldıran kıbtîler vardı

Çünkü onlar, analarından doğduğu gibi İslâm dairesinde hür in-sanlar olarak yaşamak istiyorlardı

Evet, Abdurrahman el-Gafikî ve Seleflerinin komuta ettikleri or-du, atalarını cahillikten kurtarmak içindi Onların içinde beyazı da var-dı, siyahı da vardı Arab da vardı, Acem de

Ancak onların hepsi islâm potasında erimişler ve Allah'ın nime-tiyie kardeş olmuşlardı

Senin dediğin gibi, onların derdi, daha önce şarkı soktukları gibi garbı da Allah'ın dinine sokmak,

Bütün beşeriyete, insanların ilâhına baş eğdirmek, İslâm nurunu sizin ova ve vadilerinize de yaymak, Onun güneşinin evlerinizin hepsinde doğmasını sağlamak,

Ve onun adaletini krallarınızla halkınız arasında eşit hale aetir-mektı

Onlar sizin hidayetinizin pahası olarak ve sizi ateşten kurtarmak için canlarını Allah'a vermeye azmetmişlerdi

Ve nihayet

İşte şimdi size bu ordunun son hikâyesi ve onun eşsiz kahrama-nı Abdurrahman İbn Abdillah el-Gafikî'yle ilgili bilgiler

Akitanya Düküne, damadı Osman İbn Ebî Nüs'a'nın öldürülmesiyle ilgili korkunç haberler ulaştı

Ona, güzel kızı Mînîn'in hazîn sonuyla ilgili haberler de ulaştı Anladı ki savaş borazanları çalmıştı

Kesin olarak inandı ki İslâm'ın aslanı Abdurrahman el-Gafikî ak-şam veya sabahleyin onun yurduna da girecekti

Topraklarının her karışını kahramanca ve yiğitçe savunmaya ha-zırlandı

Ayrıca o kızı gibi Şam'daki halifelik merkezine esir olarak götü-rülmekten veya başının bir tepsi içinde götürülüp daha önce İspanya kralı Roderic'in başı gibi Şam çarşılarında dolaştırılmasından korku-yordu

Abdurrahman el-Gafikî dükün zannını yalanlamadı

Kalabalık ordusuyla Endülüs'ün kuzeyinden kasırga gibi hareket

Sel gibi Pirene dağlarının tepelerinden Fransa'nın güneyine aktı Ordusu yüzbin kişilik mücahidden meydana geliyordu

Onların her birinin göğsünde bir aslan kalbi ve damarlarında ye-nilmeyen güçlü bir azim vardı

İslâm ordusu Rhone nehri kıyılarındaki Arles [Ar!} şehrine yönel-

İslâm ordusunun orasıyla bir hesabı vardı

Çünkü bu Arles müslümanlara cizye vermek üzere anlaşma yap-mış, es-Semh İbn Malik el-Havlânî Touiouse savaşında şehit edilip müsiümanlar onun ölümünden dolayı bir sarsıntı geçirince, Arles hal-kı isyan edip anlaşmayı bozmuşlar ve cizye vermeyi reddetmişlerdi

Abdurrahman el-Gafikî şehrin etrafına varınca, Akitanya dükü Eudes'ün kalabalık ordusunu savaşa hazır hale getirdiğini şehrin sı-nırlarına yığınak yaptığını ve şehre yürüyen islâm ordusunu püskürt-mek için harekete geçtiğini gördü

Çok geçmedi iki ordu karşı karşıya geldi

İki taraf arasında çok şiddetli bir çarpışma oldu

Bu sırada Abdurrahman el-Gafikî ordusundan, düşmanlarının ha-yatı sevdiklerinden daha çok ölümü seven birlikleri onların üzerine gönderdi

Düşmanın ayaklarını sarstı

Saflarını dağıttı

Şehre bu defada savaş yoluyla girdi

Kılıcı halkın boyunlarında çalıştırdı

Onları kırıp geçirdi

Onlardan sayılamıyacak kadar ganimet elde etti

Dük Eudes ise askerlerinden sağ kalanlarla birlikte kaçtı

Müslüman odularıyia bir defa daha karşılaşmak için hazırlık yap-maya başladı

Biliyordu ki Arles savaşın daha yolun başıydı, sonu değildi

Abdurrahman e!-Gafikî kalabalık ordusuyla Garonne nehrini geç-ti ve muzaffer birlikleri Akitanya eyaletinin sağında ve solunda dolaş-maya başladılar

Sonbaharda fırtınalar estiğinde ağaçların yapraklarının düştüğü gibi, şehirler ve köyler onların atlarının ayaklarının altına düşmeye başladılar

Müslümanlar önceki ganimetlerine daha önce hiçbir gözün gör-mediği ve hiçbir kulağın duymadığı yeni ganimetler ilâve ettiler

Akitanya dükü bu büyük orduya bir defa daha saldırmaya çalıştı ve müslümaniarla kıyasıya bir çatışmaya girdi

Fakat müslümanlar kısa zamanda onu ezici bir yenilgiye ve bü-yük bir felâkete uğrattılar Ordusunu dağıttılar Askerlerinin bir kıs-mını öldürdüler, bir kısmını esir ve mağlup ettiler

Müslümanlar daha sonra o sırada Fransa şehirlerinin en büyüğü ve Akitanya eyaletinin merkezi olan Bordeaux (Bordo) şehrine yönel-diler

Oranın idarecisiyle önceki çarpışmalardan pek geri kalmayan korkunç bir çarpışmaya giriştiler

O çarpışmada, saldıran ve savunanlar hayret ve dehşet uyandı-ran kahramanlıklar gösterdiler

Fakat büyük ve önemli olan bu şehir de kısa zamanda, daha önce düşen diğer şehirler gibi müslümanların eline düştü

Yine kısa zamanda idarecisi de öldürüldü

Müslümanlar Bordeaux'da, daha önce elde ettikleri bütün gani-metlerin yanında basit kalan ganimetlere sahip oldular

Bordeaux'un müslümanların eline geçmesi başka birçok önemli şehrin de ele geçmesini sağlamıştı

Bu şehirlerin en önemlileri Lyon, Besançon ve Le Mans'ti Hele bu Le Mans'ın Paris'ten uzaklığı yüz milden fazla değildi

Güney Fransa'nın yansının birkaç ay içerisinde Abdurrahman el Gafikî'nin eline geçmesi sebebiyle Avrupa bir uçtan bir uca sarsıl

Frenkler ani gelen bu tehlikeye karşı gözlerini açtılar

Her tarafta, doğudan gelen bu korkunç tehlikeye karşı durm gücü yeten ve yetmeyen herkesi imdada koşmaya, kılıçlar köreldi ğinde göğüsleriyle onun karşısına çıkmaya araç ve gereç bulunma dığında önündeki yolu vücutlarıyla kapatmaya çağırıyorlardı

Avrupa davetçinin davetine icabet etti

Halk, yanlarındaki ağaç, taş, kesici alet ve silahlarla birlikte Char-les Martel'in sancağı altında toplanmaya başladı

O sırada müslüman ordusu Fransa'nın nüfus bakımından en kala-balık, en muhkem ve tarihi en eski şehirlerinin başında gelen Tours şehrine ulaşmıştı

Bunlardan başka şehir; muhteşem, büyük, kıymetli ve antik eş-yalarıyla dolu kilisesiyle Avrupa şehirlerinin çoğuna karşı gururlanı-yordu

Müslümanlar bu şehri çepeçevre sardılar

Zamanı gelince yağmurun yağdığı gibi oraya yağdılar

Orayı fethetmek için canlarını ucuza sattılar

Kısa zamanda şehir Charles Martel'in gözünün önünde ve kulak fan duya duya müslümanların eline geçti

Hicretin 104 senesinin Şa'ban ayının yirmisinde, Abdurrahman e!-Gafikî kalabalık ordusuyla Poitiers [Puatie] şehrine yürüdü

Orada, Charîes Martel (Şarl Martel) komutasındaki kalabalık Av-rupa ordularıyla karşılaştı

İki taraf arasında sadece müslüman ve fenkler tarihinde değil, bütün insanlık tarihindeki önemli çarpışmalardan biri meydana geldi

Bu savaş Belatu'ş-şuheda (şehitler yolu) [6] savaşı diye meşhur olmuştur

Müslüman ordusu o sırada parlak zaferlerinin zirvesindeydi

Üzerine yağmur gibi yağan' askerlerinin ellerine bulutlar gibi yı-ğılan ganimetlerle sırtındaki yük ağırlaşmıştı

Abdurrahman el-Gafikî bu müthiş servete korku ve endişeyle bak-tı ve bunun müslümanların aleyhine olduğunu anladı

Bu malların karşılaşma anında onların zihinlerini meşgul etmiye-ceğinden ve sıkıntı anlarında onların zihinlerini dağıtmayacağından, gözlerinden birinin üzerlerine gelen düşmanda, diğer gözlerinin de el-lerindeki ganimetlerde olmamasından emîn değildi

O, askerlerine bu korkunç servetlerden kurtulmalarını emretmeye niyet eti, ancak onların bu önemli karan beğenmemelerinden ve gö-nüllerinin bu değerli hazineden kurtulmayı istememesinden korktu

Bu ganimetleri özel çadırlarda toplamaktan ve çarpışma başlama-dan önce ordugâhın gerisine koymaktan daha iyi bir çare bulamadı

İki büyük ordu, iki dağ dizisinin karşı karşıya durduğu gibi bir-kaç gün sükûnetle ve birbirlerini gözetliyerek beklediler

Orduların her biri düşmanının gücünden korkuyor ve onunla kar-şılaşmak için binlerce hesap yapıyordu

Bu halde vakit uzayınca Abdurrahman el-Gafikî adamlarının sa-vaşa atılma duygularıyla kaynadıklarını gördü Askerlerinin meziyetle-rine güveneerk ve zaferi kazanma umuduyla, kendisi saldırıya ilk baş-layan kişi olmayı tercih ettiAbdurrahman el-Gafikî süvarileriyle birilkte kartallar gibi frenk saflarına atıldı

Frenkler onların karşısında dağ gibi durdular Savaşın ilk günü birbirine denk geçti

Savaş alanına karanlığın çökmesi ancak, çarpışanları birbirinden ayırdı

Ertesi gün savaş yeniden başladı Müslümanlar Frenklere kahra-manca saldırılar yaptılar Fakat arzu ettiklerine nail olamadılar

Savaş bu şekilde uzun ve ağır, yedi gün devam etti

Sekizinci gün müslümanlar düşmanlarına bir kere daha hücum ettiler

Düşman saflarında, karanlığın arasından sabah ışığının görüldü-ğü gibi arasından kendilerine zafer görülen büyük bîr gedik açtılar

O sırada Frenk birliklerinden bir grup ganimetlerin bulunduğu ye-re saldırdı

Müslümanlar ganîmetlerinin düşmanların eline geçmek üzere ol-duğunu görünce birçoğu onları kurtarmak için geri döndüler Bu sebep-le safları yarıldı Güç ve kuvvetleri zayıfladı

Büyük komutan dönenleri geri getirmeye, saldıranları püskürtme-ye ve açılan gedikleri kapatmaya çalışıyordu

İslâm kahramanı Abdurrahman el-Gafikî, gidip gelerek ve saldı-rıp kaçarak kıratının sırtında savaş alanında dolaşırken, ona bir ok isa-bet etti Dağların tepelerinden kartalın aşağıya indiği gibi atının sır-tından indi

Ve şehit olarak savaş alanına yıkıldı

Müslümanlar bunu görünce hepsini bir korku ve endişe aldı

Düşmanın baskısı gittikçe arttı Onların gücünü ancak karanlığın çökmesi durdurabildi

Sabah olunca Charles Martel müslümanların Poitiers'den çekil-diklerini gördü

Onları takip etmeye cesaret edemedi

Eğer müslümanlan takip etseydi, yok ederdi

Onların çekilmelerinin geceleyin gizlice yapılmış bir savaş hîlesi olmasından korkmuştu

Bu büyük zaferle yetinerek mevzilerinde kalmayı tercih etti Belatu'ş-şûheda günü tarihte önemli bir gün oldu Müslümanlar o gün en üstün emellerinden birini kaybetmişti Yine o gün en büyük kahramanlarından birini kaybetmişti Uhud günündeki facia o gün yine tekrarlanmıştı [7] Bu Allah'ın yaratıkları hakkındaki sünnetidir Allah'ın sünnetinde hiçbir değişiklik göremezsin

Belatu'şşûheda günü faciasıyla ilgili haberler bütün müslüman-lan titretti

O günün dehşetinden bütün kalpler yerlerinden oynadı Ona üzülmeyen hiçbir şehir, hiçbir köy ve hiçbir ev kalmadı Onun derin yarası bugün hâlâ onlara kan ağlatmaktadır Yeryüzünde bir ınüslüman olduğu sürece kan ağlatacaktır

Bu derin yaranın sadece müsiümanların kalplerini erittiğini zan-netme, onlara bazı fernkler de katılmışlardır

Onlar atalarının Poitiers'de müslümanlara üstün gelmesini, insan-lığın başına gelen büyük bir felâket, Avrupa'nın karşılaştığı büyük bir zarar ve medeniyetin uğradığı büyük bir müsîbet olarak gördüler

Belatu'ş-şûheda faciası hakkında bunlardan bazılarının görüşleri-ni öğrenmek istersen bîr Fransız dergisinde çıkan şu yazıyı oku

«Barbar Charles Martel'in ordusu Fransa'daki ınüslüman Arap-lara galip gelmeseydi ülkemiz orta çağın [8] karanlıklarına ve batak-lıklarına düşmezdi Din ve mezhep taassubunun dahilî boğazlaşmala-rıyla karşılaşmazdık

Evet, Poitiers'de müsiümanlara bu vahşi galibiyet olmasaydı İs-panya İslâm'ın yüceliğinden ve güzelliğinden istifade etmeye devam eder, engizisyon mahkemeleri [9] denilen günahtan kurtulur ve sekiz asır medeniyetin seyri gecikmezdi

Bizim bu galibiyet hakkındaki duygu ve düşüncelerimiz ne olur-sa olsun, ilim, fen ve teknikte övünülecek bütün ilerlemelerimizi müs-lümanlara borçluyuz ^^

Biz, barbarlığın örnekleri olduğumuz sırada onların İm (olgunluğun) örnekleri olduğunu itirafa mecburuz

Bugün bizim, zamanın dönüp dolaşıp eski haline geldiğine ve müs-lümanların bu asırda, bizim ortaçağdaki halimize geldiklerine dair id-diamız bir iftiradır» [10]





--------------------------------------------------------------------------------

[1] Frenk Tarihçilerinden Biri

[2] Southy : Roderic the Last 08 the Gorths Southy'nin İspcmya'daki Got kralla-rının sonuncusu Roderic ile ilgili şiirinden alınmıştır

[3] Hamiyet: İnsanın memleketini, aile ve yakınlarını tecavüz ve hakaretten hima-ye ve muhafaza etmesi gayreti (Çeviren)

[4] Seyi-İ Arim : Silip süpürücü sel

[5] Kayser: Bizans hükümdarlarına verilen isim

[6] Belat kelimesi hakkında Prof Dr Philip K Hitti tarafından yazılıp ve Prof Dr Salih Tuğ tarafından Türkçeye çevrilen Siyasi ve Kültürel İslâm Tarihi adlı ki-taptan şu açıklamayı aktarmayı uygun buluyoruz : (Çeviren) «Belât» kelimesi, latince yahut grekçe bir kelime olan pletea veya palatium'un süryanice aracı-fığıyle arapçaya geçmiş (muarreb) bir isimdir Kelime olarak yer adı şeklinde bilhassa İspanya'da yaygındır (İdrîsî, s 32 59) Bu savaşa «Belât» adı veril-miştir Çünkü, savaşın yapıldığı alanda Romalılardan kalma taştan örme (âr-navut kaldırımı) bir yol bulunuyordu (Bkz Yuhanna incili, 19/13) MI/788 23

[7] O gün ve Uhud günündeki ganimet hırsı, müslümanların yenilmelerinin sebe-biydi

[8] Orta çağ : 476 senesinden milâdi 1500 senesine kadar serün karanlık çağlar

[9] Engizisyon mahkemeleri: Ferdinand ve Kraliçe İsabella'nın Endülüs lümanlar için kurdukları ve tarih karşısında pek çok insanî suçlar mahkemelerdir,

[10] Abdurrahman el-Gafikî ve Poİtiars savaşı hakkında geniş bilgi için aşağıdaki kaynaklara bakınız;

1 İbnu'l-Esir, v/64

2 Gazevatu'l-Arab, s 87-102

3 El-Beyanufl-Muğrib, H/26-28

4 Nefhu't-tîb, 1/111

5 Cemheratu'i-ensab, s 309

6 İbnu'l-Garazî, Ulemau'l-Endelus; s 214

7 Cezvetu'l-muktebes, s 253-255

Dr Abdurrahman Re’fet el-Bâşâ, Sahabe Hayatından Tablolar, Uysal Kitabevi: 2/408-417

 

mum isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 3 Hafta önce   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Oct 2008
Mesaj: 2,155
İtibar
Tecrübe Puanı: 22
Rep Puanı : 39
Rep Derecesi :
*hayal* Seçkin bir yolda.
*hayal* RSS Feed
Standart --->: Belatu'Ş-ŞÜheda SavaŞinin Kahramani Abdurrahman El-gafİkÎ



Allah razı olsun

 

*hayal* isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , , , ,

EndÜlÜs'Ün Emİrİ (valİsİ) Abdurrahman El-ĞafİkÎ | Muhammed Hamidullah

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Abdurrahman Tağî LeoparGS Türk İslam Alimleri 1 bir Hafta önce 02:35 AM
BedİÜzzaman Saİd-İ Nursİ: İman Kahramani İnşirah Türk İslam Alimleri 1 bir Hafta önce 02:32 AM
Abdurrahman Ibn Avf esesim Diğer Sahabeler 0 10-31-2007 22:18 PM
Abdurrahman El-Hazini LeoparGS Diğer İslam Alimleri 1 05-22-2007 01:29 AM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya Yudumla TOPlist Saat 00:48 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292