Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
İslam Alimleri Bölümü
> İslam Alimleri Alt başlıklar > Diğer İslam Alimleri
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et SiteMap

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 03-16-2007   #1
Bilgiler
mum
Administrator
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: Hatay/İsk
Mesaj: 9,525
İtibar
Tecrübe Puanı: 103
Rep Puanı : 7203
Rep Derecesi :
mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.mum Çok ünlü.
mum RSS Feed
Arrow EndÜlÜs'Ün Emİrİ (valİsİ) Abdurrahman El-ĞafİkÎ



ENDÜLÜS'ÜN EMİRİ (VALİSİ) ABDURRAHMAN EL-ĞAFİKÎ


«El-Gafikî, Musa İbn Nusayr ve To-rik İbn Ziyad için, üstün gayret ve yüce gaye konusunda gerçek bir tab-lodur»[1]

Müminlerin emîri ve Hulefa-i Raşidin'in beşincisi [2] Ömer İbn Abdilaziz Selefi Süleyman İbn Abdllmelik'i kabrine koyduktan hemen sonra valâyet valilerini tekrar düşünmeye, kimini vazifeden almaya kimini de tayin etmeye başladı

Tayin ettiklerinin başında es-Semh İbn Malik el-Havlânî vardı

Endülüs'ün ve civarındaki, Fransa'dan alınmış şehirlerin valili-ğini ona vermişti

Yeni vali Endülüs'e doğru yürümeye, doğru ve hayırlı yardımcı-larını araştırmaya başladı Etrafındakilere şöyle dedi:

«Bu diyarda tabiînden herhangi biri kaldı mı?» Ona: «Evet, ey emîr!

Aramızda hâlâ mevcut olan yüce tabiî Abdurrahman İbn Abdillah el-Gafikî'dir» dediler

Daha sonra ona, Allah'ın kitabı konusundaki ilmini, Resûlüllah'ın (sav) hadislerini anlayışını, cihad meydanlarındaki tecrübesini ve şehit olma tutkusunu, dünyanın geçiciliği sebebiyle birçok şeyden uzak duruşunu anlattılar

Bu arada şunları ilâve ettiler:

«Şüphesiz o, yüce sahabî Abdullah İbn Ömer İbni'l-Hattab'la gö-rüşmüş ve ondan yeterince hadis almış ve ona uyup yolunda yürüme-ye çalışmıştır»

Es-Semh İbn Malik el-Havlânî, Abdurrahman el-Gafikî'yi görüş-meye davet etti Abdurrahman yanına gelince ona hoşgeldin deyip büyük ikram ve taltifte bulundu ve hemen yanıbaşına oturttu Ona hatırına gelen herşeyi sormak, kendisi için problem olan birçok şeyi ona danışmak, onun kapasitesini Ölçmek ve onu değelrendirmek için gündüz bir müddet onunla birlikte oturdu

Gördü ki o, hakkında anlatılanların çok üstündeydi

Ona, Endülüs'teki büyük işlerden birini yüklenmesini teklif etti

Abdurrahman ona şöyle cevap verdi:

«Ey emîr! Ben ancak halktan birisiyim Ben bu diyara müslüman hudutlanndaki kalelerden birinde beklemek için geldim

Canımı Aziz ve Celîl olan Allah'ın rızası için adadım Kılıcımı yeryüzünde Allah'ın adım yüceltmek için elime aldım

İnşaailah beni, hakka sarıldığın müddetçe, sana gölgenden daha yakın

Allah ve Resulüne itaat ettiğin sürece, ne vali ne de komutan ol-maksızın beni sana parmağından daha itaatkâr bulacaksın»

Çok geçmedi, es-Semh İbn Malik el-Havlani bütün Fransa'yla sa-vaşa

Orayı büyük islâm devletine katmaya Oradan Balkan devletlerine [3] yol bulmaya

Hz Peygamber'in (sav) müjdesini gerçekleştirmek [4] için Bal-kan devletlerinden Konstantiniyye'ye (İstanbul'a) ulaşmaya karar verdi

Bu büyük gayeyi gerçekleştirmek için ilk adım, Narbonne şehri-nin ele geçirilmesini beklemekti

Çünkü Narbonne, Endülüs'e komşu olan Fransa şehirlerinin en bü-yükferindendi

Müslümanlar Pirene dağlarından iner inmez oranın, inatçı bir zor-ba gibi karşılarında dikildiğini görmüşlerdi

Bunların üstünde o büyük Fransa'nın anahtarı ve orayı arzu eden-lerin yolu ve vasıtasıydı

Es-Semh İbn Malik el-Havlanî Narbonne şehrini kuşattı ve ha na müslüman olmalarını veya cizye vermelerini teklif etti Bu, haİkın zoruna gitti ve kabul etmediler

Üst üste onlara saldırılarda bulundu ve onlara mancınık atmaya başiadı Nihayet eski ve muhkem şehir, Avrupa'nın daha önce bir benzerine şahit olmadığı dört haftalık kahramanca savaştan sonra müslümaniarın ellerine geçti

Muzaffer komutan kalabalık ordusuyla Akitanya eyaletinin kezi Toulouse (Tulüz) şehrine yöneldi

Şehrin her tarafına mancınıklar kurdu

Oraya, Avrupa'nın daha önce bilmediği savaş malzemelerini fır-lattı

Muhkem surlarla çevrili şehir onun eline geçmek üzereyken hiç

kimsenin hesabında olmayan birşey oldu

Sözü Fransız müsteşrik Reinaud'ya bırakalım da bu savaşla ilgili

hikâyeyi bize o anlatsın

Reinaud şöyle anlatmaktadır:

«Müslümanlar zafere çok yaklaşınca Akitanya Dükü herkesi On-larla savaşa davet etmeye başladı

Adamlar çıkardı Onlar Avrupa'yı bir ucundan diğer ucuna kadar dolaştılar

Onlar, Avrupa'daki hükümdar ve idarecilere yurtlarının isqa! edîl-diğini, kadın ve çocuklarının esir edildiğini söylediler

Avrupa'daki bütün milletler ona katıldılar

Ordunun kalabalıklığı o dereceye varmıştı ki dünya daha önce böylesini duymamıştı

Öyleki ayaklarının çıkardığı tozlar Ren bölgesinde güneşin görün-mesine engel oluyordu

İki ordu birbirine yaklaşınca, sanki dağlar birbirleriyle çarpışıyor zannedildi Sonra iki taraf arasında, tarihin daha önce benzerini gör-mediği korkunç bir çarpışma oldu

Es-Semh veya daha önceki ismiyle «Zama» her tarafta askerleri-mizin önüne çıkıyor ve her yerde ordusunun önüne atılıyordu

Bu haldeyken, ona bir ok darbesi isabet etti ve atından yere yu yanandı

Müslümanlar onu yere yıkılmış olarak görünce moraileri bozuldu ve safları dağılmaya başladı

Eğer Allah'ın yardımı onlara, Avrupa'nın daha sonra Abdurrah-man e!-Gafikî diye tanıdığı dahi bir komutan vasıtasıyla yetişmeseydl,

O da, müslümanları en az zararla geri çekip İspanya'ya tekrar döndürmeseydi kalabalık ordumuzun onların tümünü yok etmesi müm-kün hale gelmişti

Ancak Abdurrahman bize yeniden hücum etmeye karar'vermiş-ti»

Ve nihayet

Karanlık gecede bulutların dolunayın üzerinden nasıl çekildiğini, Onun ışığıyla yolunu kaybedenlerin nasıl aydınlandığını, Yolunu şaşıranların onun ışığıyla yollarını nasıl bulduğunu gör-dün mü?

Böylece, Toulouse savaşı İslâm'ın eşsiz kahramanı Abdurrahman İbn Abdillah el-Gafikî'yi ortaya çıkarmıştı

Çölün ortasında ölmek üzere olan susuzlara suyun nasıl görün-düğünü,

Ondan kendilerini hayata döndürecek bir yudum suyu avuçiamak için ellerini ona nasıl uzattıklarını gördün mü?

Böylece müslüman askerleri, onun yanında kurtuluşu aramak ve memnuniyetle ona biat etmek üzere büyük komutana ellerini uzattı-lar

Hiç şüphe yok ki, Toulouse savaşı müslümanlarm Avrupa 'ya basmalarından itibaren aldıkları Mk yaraydı

Abdurrahman el-Gafikî bu yaranın merhemi, onu itinalı bir şe kilde tutan şefkatli bir el ve ona merhamet duyan büyük bir kalpti

Müslümanların Fransa'da uğradıkları büyük yenilgiyle ilgili ha-berler Şam'daki halifeyi çok üzdü

Büyük kahraman es-Semh îbn Malik el-Havlânî'nin ölümü halife-nin öç alma duygularını tutuşturdu

Halife askerlerin, Abdurrahman el-Gafikî'ye biat ettiklerini açık-lamalarını emretti

Ona, bütün Endülüs'e emîr olma görevini verdi

Komşu devlet Fransa'dan fethedilen toprakları da onun idaresine verdi

Ona, dilediği gibi hareket etme serbestliği verdi

Bunun şaşılacak bir tarafı yoktu, çünkü el-Gafikî, ağırbaşlı, tered-dütsüz, muttaki, temiz, hikmetli (bilgili) ve atılgan bir kimseydi

Abdurrahman el-Gafikî'ye Endülüs'ün idaresi verilince hemen, as-kerlerin kendilerine güvenlerini sağlamaya, şeref, güçlülük ve üstün-lük duygularını tekrar uyandırmaya ve Endülüs'teki müslüman komu-tanlarının Musa İbn Nusayr'la [5] başlayıp es-Semh İbn Malik el-Hav-lanî ile sona eren büyük gayeyi gerçekleştirmek için çalışmaya baş-ladı

Bu kahramanlar Fransa'dan İtalya ve Almanya'ya gitmek oralar-dan da Kostantıniyye'ye (İstanbul'a) geçmeye^ Akdeniz'i bir islâm göheiine getirmeye ve ona Rum denizi (Bizans denizi [6] yerine Su-riye denizi adını koymaya azmetmişlerdi

Ancak Abdurrahman el-Gafikî şuna kesin olarak inanıyordu: Bü-yük savaşlara hazırlanmak ancak nefisleri ıslah ve tezkiye etmekle başlardı

O inanıyordu ki, kaleleri içerden yarılıp tehdit edildiğinde bir mil-let zafere ulaşmadaki gayelerini gerçekleştiremezdi

Bu sebeple o, Endülüs'teki şehirleri tek tek dolaşmaya ve tellal-lara halka şöyle seslenmelerini emretmeye başladı

Kimin valiler veya kadılar hakkında yahut halktan birisi hakkın-da herhangi bir şikayeti varsa onu eınîre ulaştırsın

Bu konuda müslümanla müslüman olmayan muahid [anlaşan]'ler arasında hiçbir fark yoktu

Daha sonra şikâyetleri tek tek incelemeye, zayıfın hakkını güçlü-den, mazlumun hakkını zalimden almaya başladı

Gasbedilmiş ve sonradan yapılmış kiliseler meselesini soruştur-maya, anlaşmayla yapılanları sahiplerine geri vermeye, rüşvetle yapı-lanları yıkmaya başladı

Daha sonra tek tek memurlarının durumunu gözden geçirdi Sahtekarlığı ve doğruluktan ayrıldığı sabit olanları vazifeden uzak-laştırıp onların yerine bilgisine, tecrübesine ve doğruluğuna güvendiği kimseleri tayin etti

Herhangi bir şehre girdiğinde halkı camiye davet eder, onlara bir hitabede bulunurdu Onları cihada teşvik eder, şehitliğe, Allah'ın hoş-nutluğunu ve sevabını kazanmaya özendirirdi

Abdurrahman sözle fiili birleştirmiş, emelleri amellerle destek-lemişti

Vazifeye geldiği ilk andan itibaren malzeme ve silâh hazırlığına, sur ve kaleleri restore ettirmeye ve köprüler inşa ettirmeye başladı

İnşa ettirdiği köprülerin en büyüğü, Endülüs'ün merkezî Kurtuba şehrindeki köprüydü

Onu halkın ve askerlerin geçmeleri, şehrî ve insanları taşkından koruması için inşa ettirmişti

Bu köprü dünyanın harikalarından sayılıyordu Uzunluğu sekiz yüz, yüksekliği altmış ve eni on kulaçtı, Onsekiz kemeri ve ondokuz kulesi vardı

İspanya'da bugün hâlâ bu köprüden istifade edilmektedir

Abdurrahman el-Gafikî konakladığı her beldede, ordu komutan-larını ve halkın ileri gelenlerini toplamayı âdet edinmişti

Onları söyledikleri her şeyi pür dikkat dinler, teklif ettiklerinin hepsini kaydeder ve tavsiye ettikleri diğer şeylerden istifade ederdi

Bu toplantılarda, çok dinleyip, az konuşmayı prensip edinmişti

El-Gafikî müslümanlarm ileri gelenleriyle görüştüğü gibi, araların-da anlaşma olan zimmîlerin büyükleriyle de biraraya gelirdi

Çoğunlukla, onlara memleketleri hakkında bilmediği meseleleri ve hükümdar ve komutanların durumlarına dair zihnîni meşgul eden hususları sorardı

Bir defasında, Fransa'daki muahidlerin büyüklerinden birini çağırt-tı ve onunla çeşitli konularda konuştuktan sonra şöyle dedi:

«Sizin büyük hükümdarınız Charles (Sari) neden bizimle savaş-mıyor ve neden eyalet valilerine yardım etmiyor?»

O da söyle cevap verdi: «Ey emîr!

Sîz, bizimle yaptığınız anlaşmaya sadık kaldınız

Bize sorduğunuz konularda size doğruyu söylememiz gerekir

Büyük komutanınız Musa İbn Nusayr bütün İspanya'yı avucunun içine aldıktan sonra, Endülüs'le güzel ülkemizi ayıran Pirene dağla-rını geçmeye niyet edince, eyalet valileri ve papazlar büyük hüküm-darımıza gidip ona şöyle dediler:

Bizim ve etbamızın başına gelen bu ebedi felâket nedir ey hü-kümdarımız?

Biz müslümanları duyuyorduk

Onların bizim üzerimize doğudan sıçramalarından korkuyorduk

İşte onlar şimdi bize batıdan geldiler

Bütün İspanya'yı istilâ edip oradaki silâh ve malzemeleri ele ge-çirdiler Sayıları az olmasına ve silahları güçlü olmamasına rağmen, aramızı ayıran dağların tepelerine çıktılar

Onların çoğu, kendilerini kılıç darbelerinden koruyan bir zırh ve-ya savaş meydanlarına götüren bir attan başka birşeye sahip değil-ler»

Hükümdar onlara şöyle cevap verdi:

«Hatırınıza gelen şeyleri çok düşündüm ve uzun zaman kafa yor-dum

Bu sıçrayışlarında bu insanlara karşı durmamaya karar verdim

Çünkü onlar şu anda, önlerine çıkan herşeyi yutup beraberinde götüren ve dilediği şekilde kenara atan kükremiş sel gibiler

Gördüm ki onlar, sayı ve malzeme çokluğunu hiçe sayan bir İnanç ve niyete sahip bir millettir

Onlar, zırh ve atların yerine geçen bir iman ve azme sahipler

Ancak, elleri ganimetlerle doluncaya, evleri ve köşkleri olun-caya, uşak ve hizmetçileri çoğalıncaya ve aralarında başkan olma ya-rışına girinceye kadar onlara mühlet verin

İşte o zaman en kolay yoldan ve en az çabayla onlara gücünüz ye-ter»

Bu sözleri duyduktan sonra Abdurrahman el-Gafikî üzüntülü bir şekilde başını önüne eğdi Derin bir soluk alıp toplantıyı kesti ve:

«Hayye ale's-salâh (Haydi namaza)» dedi Çünkü namaz vakti yak-laşmıştı»

Abdurrahman el-Gafikî büyük savaşa hazırlanmak üzere tam iki yıl geçirdi

Orduyu çeşitli birliklere taksim edip askerleri savaşa hazır ha-le getirdi-

Azim ve niyetleri bileyip kalpleri onardı

İfrîkıyye [Tunus] emîrinden yardım istedi, o da Abdurrahman'a, cihad özlemiyle tutuşan ve şehitlik ateşiyle yanan seçme askerlerini yardıma gönderdi

Daha sonra hudutlardaki kalelerin komutanı Osman İbn Ebî Nü-sa'ya kendisi ordusunun tamamıyla gelinceye kadar baskın yaparak düşmanı meşgul etmesini bildiren bir haber gönderdi

Ancak bu Osman gayretli, azimli insanlar arasında adını yücel-ten her işe koşan ve başkalarını gölgede bırakan bütün emirleri kıs-kanırdı

Bunlara, onun daha önce Fransa'ya yaptığı baskınlardan birinde Akitanya dükünün kızı «Mînîn»i [7] ele geçirmiş olduğunu ilâve ede-biliriz

Bu Mînîn tam gençliğinin baharında ve mükemmel güzellikte bir genç kızdı

Güzelliğine saltanat şerefini de ilâve etmişti Asaletle saray kızlarının nazlılığını birleştirmişti Mînîn Osman'ın gönlünü çeimiş O da ona tutulmuştu

Mînîn, onun yanında hiçbir hanıma nasip olmayan bir itibara sa-hip olmuştu

Osman'ı babasıyla yaptığı savaşı durdurup barış yapmaya ikna etmişti Osman onunla Endülüs'teki garnizonlarla sının bulunan eya-letine karşı" müslümanîarın baskın yapmiyacağına dair teminat veren bir anlaşma yapmıştı

Ona, Abdurrahman el-Gafikî'nîn, kayınpederi olan Akitanya dükü-nün memleketine yürüme emri gelince, şaşırıp ne yapacağını bile-medi

Ancak çok geçmedi, vali el-Gafikî'ye emrettiği konuda danışma! ve vakti dolmadan Akitanya düküne verdiği sözü bozamıyacağmı bil-diren bir mektup yazdı

Abdurrahman el-Gafikî ona çok kızdı ve şu haberi gönderdi:

«Emîrinin haberi olmadan Fransızlara verdiğin söz ona ve müs-lüman ordularına hiçbir şeyi gerektirmez

Senin hemen tereddüt etmeden ve beklemeden emrettiğimi yeri-ne getirmen lâzım»

İbn Ebî Nüs'a emîri kararından döndürmekten ümidini kesince, olanları bildirmek ve kendini düşmanından sakınmaya davet etmek üzere kayınpederine bir elçi gönderdi

Fakat Abdurrahman eİ-Gafikî'nin casusları İbn Ebî Nüs'a'nın ha-reketlerini gözetliyorlardı Onlar emîre, Osman'ın düşmanla iiişki kurduğu haberlerini getirdiler

El-Gafikî hemen güçlü kuvvetli adamları arasından seçtiği bir bir-liği savaşa hazırladı

Tecrübeli yiğitlerden birine sancağı verdi ve ona Osman İbn Ebî

Nüs'a'yı ölü veya diri olarak getirmesini emretti

Askerler İbn Ebî Nüs'a'nın ordugâhına anî bir saldın yaptılar, son anda durumdan haberi olmasaydı onu yakalayacaklardı

Osman bazı adamları ve asla yanından ayırmadığı, dünyayı ancak onunla gördüğü güzel karısı Mînîn'le birlikte dağlara kaçtı

El-Gafikî'nin askerleri takip edip onların etrafını sardılar

Osman kendini ve hanımını aslanın yavrularını savunduğu gibi sa-vundu

Durmadan hanımının önünde mücadele etti ve nihayet öldürüldü

Bedeninde sayılamıyacak kadar kılıç darbesi ve mızrak yarası vardı

Askerler başını kestiler, prenses karısıyla birlikte onu Abdurrah-man el-Gafikî'ye gönderdiler

Osman'ın karısı Abdurrahman'ın yanına gelip onun şaşırtıcı güzel-liğini görünce, gözlerini yere indirdi ve yüzünü ondan çevirdi

Daha sonra onu hilâfet (halifelik) merkezine hediye olarak gön-derdi

Böylece güzel Fransız prensesinin hayatı Şam'daki emevî halife-sinin hareminde sona erdi[8]







--------------------------------------------------------------------------------

[1] Tarihçiler

[2] Hu!efa-i Raşidin, dörttür Bunlara Ömer İbn Abdilaziz de İlâve edilmiştir, hepsinden razı olsun

[3] Balkan devletleri: Avrupa'nın güneydoğusundaki yarımada Bugün Romanya, Arnavutluk, Yugoslavya, Bulgaristan, Türkiye ve Yunanistan'a Balkan devlet-leri denilmektedir

[4] Resûlüllah (sav) şöyle buyurmuştur; Kostantıniyye elbette fetholunacaktır Onu fetheden asker ne iyi asker, komutanı ne İyi komutandır

[5] Musa İbn Nıısayr : Fas ve Endülüs'ün fatihi

[6] Akdeniz'in bir adi da Rum denizidir (Çeviren)

[7] sMının» kelimesi arap harfleriyle yazıldığından aslını tespit mümkün olmamış-tır Özür dilerim (Çeviren)

[8] Dr Abdurrahman Re’fet el-Bâşâ, Sahabe Hayatından Tablolar, Uysal Kitabevi: 2/398-407

 

mum isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 3 Hafta önce   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Oct 2008
Mesaj: 2,155
İtibar
Tecrübe Puanı: 22
Rep Puanı : 39
Rep Derecesi :
*hayal* Seçkin bir yolda.
*hayal* RSS Feed
Standart --->: EndÜlÜs'Ün Emİrİ (valİsİ) Abdurrahman El-ĞafİkÎ



Allah razı olsun

 

*hayal* isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , , , ,

Raca İbn Hayve | Belatu'Ş-ŞÜheda SavaŞinin Kahramani Abdurrahman El-gafİkÎ

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Endülüs'ün fethi ACİLSERVİS İslam Tarihi 1 05-05-2008 13:00 PM
Abdurrahman Ibn Avf esesim Diğer Sahabeler 0 10-31-2007 22:18 PM
Harp Emiri ACİLSERVİS G-H 0 04-20-2007 02:50 AM
Cihâd Emiri ACİLSERVİS İslamda Cihad 0 04-19-2007 01:51 AM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya Yudumla TOPlist Saat 00:37 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292