|
| | #1 |
| | ![]() Bir semt pazarına doğru; güneşin cemalini göstermeye başladığı bir anda yola çıkmak sonra bir pazar yerinde bir aşağı bir yukarı yüzlerce defa gidip gelmek Sırtında bir boş kefenin eşliğinde Pazarın bir başından diğerbaşına doğru giderken sebze , meyve ve diğer pazar ahalisinin çalışmasına şahitlik etmek Bir attar tezgahını baştan aşağı süzmek Sonra bir kadının aldığı eşyayı tarif ettiği yere kadar kaç paraya taşıyacağı soruya vereceği cevabın anlam derinliğinde kaybolmak Sırtındaki kefe ve içindeki aşyaların agırlığından ziyade istediği paranın hak ile zulmet safları arasında hangi safta olduğunun muhakemesi ile kendinden geçmek Bazen hakkın saffında olmuş olmanın sevinci ile coşmak hemen ardından ya değilse diye nefsi ile kavgaya tutuşmak Sonra tekrardan pazar yerinde bir aşağı bir yukarı onlarca defa gidip gelmek Bir baş sogan ve iki sıcak ekmek ile bir domatesi alıp herdefasında başka birisi ile karnını doyurmaya çalışmak ve her defasında onlarla konuşup bir bahane bulup dertlerini dinlemek sonra bir aşağı bir yukarı doğru pazar içinde giderken o dertlerin ağırlığına omuz vermek Akşamın olması ile pazar tezgahlarının altında kalmış üç beş ezik domatesi toplayan insanların fakirliği ile kahrolmak Ve gecenin ilerleyen anlarında yanlız yaşadığı evde sabahlara kadar dinlediği dertlerle bir o derde bir bu derde omuz vermek Sonra o dertlerin ağırlığı ile Bİ'takat düşmek Sonra yolda karşılaştığı sarı saçlı, çakır gözlü ,yanagı gamzeli; henüz üç dört yaşında saçları tel tel örülü bir kız çocuğunun bir pazar yerinde gördüğü o kumaştan yapılmış bebeğe içten en samimi hissiyatlarla arzuladığını gözlemelemek Ayağında derisi soluk bir çift yırtık papucuna gözlerinin takılıp kalmasına şahit olmak Sonra yanına yaklaşıp küçük adın ne sualine verdiği cevap -Benim adım "SILA" sözcüğü ile belki latin harflerinin tarifte acziyete düşeceği kaç bin yıllık bir hasretin vuslatı misali ;kulağın içinde kaç yıllardır bir çocuğun çığlığına hasret duran bir çekicin örsün özengiyi kucakladığına şahit olmak Sonra küçük çok mu begendin o bebeği sorusuna içinin en ücra köşesinde duran bir ahın ardından gelene ile başlayan bir sözcüğün kısık bir ses ile ifşası Ve sonra "babana dersin alır küçük, üzülme" sözüne verdiği cevap ;belki memleketim bitlisin türünlerinin hepsinin bir araya gelip sarılacağı bir ciğaranın ulaşabileceği ciğerin en ucra köşesinden fersah fersah ötesinden gelen bir ahın ardına saklanmış babam yok ki kelamı ile perişanlık kelamının yanında ağrı dağı kesileceği belki denklemlerin veya enigma şifrelerinin yakınından geçemeyeceği bir bilinmezlik Belki akşama değin sırtında bulunan kefe ile pazarın bir başından diğer başına kaç yüz defa içini tıka basa doldurupta taşıdığın yüklerin altında yorulan bir bedenin yüz binlerce defa böyle bir iş fiiliyle ulaşamayacağı bir yorgunluğun yüreğinin bir anda beyin kas hücrelerinin algılaması ile düştüğü bir perişanlık ve yorgunluk Bazen bir elifin yanlızlığına omuz verirken bazen sol ayağı topal bir karıncanın haca varma arzusu ile yola çıktığının bilinci ve yolda giderken o topal ayağının kızgın güneş altında yerde sürmesi ile beliren izin düşünceleriyle Bİ'takat düşmek Sonra sırtındaki kefe ile yola ilk çıktığın Ankara koca tepe camisi avlusundan içeriye girmek Sonra kıyamdan rukuya , rukudan secdeye degin uzanan bir yolun sonu olan secdede göz yaşları ile ıslanmış bir halı motifine başkoymak Bir büyük davaya baş koymak Bir annenin tek yavrusunun şahadetinin acısına omuz verirken ağlamak Belki uzak bir dağ köyünde bir gaz lambasının titrek alevinin mahsumluğuna kederine omuz vermek Bir elifin mahsumluğuna yanlızlığına omuz verirken kahrolmak Bir yetim çocuğum garipliğine omuz vermişken Kalbinin bu yükün altında ezildiğine şahit olup kendinden geçmek Sonra tekrardan kendine gelmek bir kaç dakika sonra Bir aşığın maşuğuna olan Hasret'iM'e omuz vermek ve bu yükün ağırlığı ile Bİ'takat düşüp kendinden geçmek Sonra kendine tekrardan gelip yollara düşmek Belki dünyadan güneşe kadar uzanacak bir yolda dur durak bilmeden kafanın içinde bir birinden farklı yüz milyarlarca insanın yüz milyarlarca derdine bir nebbze olsun omuz vermenin arzusu ve düşünceleri ile yürümek Sonra bir hiçlik kavramının büyüklüğü , ihtişamı önünde el pençe divan durmak Sonra vardığı pazar yerinde Göz ferleri uykunun hasreti zirvelerde kapanması ile vuslatın olacağı bir on onbirinde bir çocuğun fakirlikten fukaralıktan bir pazar yerinde domates limon veya maydanoz diye bağırdığına şahit olmak Belki yol ustünde bir demirci ustasının yanında bir araba tamircisinin yanında üstü başı kir pas içinde ellerine vede tırnak arasına bulaşan kirlerden zerre kadarının dahi ulaşmadığı bir küçücülk bir yüreğin çalıştığına şahit olmak ve bu mahsum ve fakirliğe bazen dalıp gittiği o herhangi bir düşün ağırlığına omuz vermek ve kendinden geçirecek kadar Bİ'takat düşmekYürümek dur durak bilmeden yürümek sonra Bir dağ köyüne varmak Memleketim bitlisin o teknolojik hizmetlerinden mahrum bırakılmış mutki ilçesindeki herhangi bir köye gitmek Hizmetten yoksun olan bir beldeye varırken sıcak temmuz ayında topraktan fışkıran hakkın bir rahmet deryasının buz gibi suyundan kana kana içmek sonra çeşmeye doğru yönelen bir cobanın sürüsünü otlatışını temaşe etmek Yaklaştıkça beliren bir yüzün uzamış ve biri birine girmiş saç sakal ile arakası yırtık bir kara lastik ayakkabı motifini süsleyen yakasındaki bit ile omuz verilecek bir biçareliğe omuz verme siluleti karşında iken istanbulun metropolinde Ak merkezli , istinye parlı , cevahirli, kanyonlu onlarca alış veriş merkezi içersindeki insanlık rasındaki bir Bahtsızlığın hor görülmenin ve mahrumyetin altında inleyen insanların iniltilerinin sızısına kalbinin dayanamayıp kendinden geçmesine şahit olmak Sonra bayıldığını fark edipte "bir şey" !!!!! olmuş olmanın telaşesi ile garip bir cobanın köy ahalisine telaşlı telaşlı bir lisan ile bağırdığına şahit olmak Sonra o fekir vede fukara köylülerin evlerinde bulunan mevcut üç şey ile bana doğru koşmasına şahit olmak Kimisi evinde bulunan o üç şeyden biri olan yavan ekmek ile bir diğeri Bir avuç tuz ile bir diğeri Katıksız bir testi süt ile yardım telaşesine düştüğüne şahit olmak Ve her birisinin getirdiği ortak şeyin büyüklüğü ile kendinden geçmek Herbirisinin diğerinin getirdiğinden haberi olmadan getirdiği gögüslerinin çeperinde sakladıkları o muazzam içten samimi yardım etme arzusu insani erdemler ve Hz Adem as Hz Muhammed (sav) efendimize ki canı cananımızın yoluna feda olacağı o yer ile göğün yaradılışına sebebiyet arz eden o kutlu kişinin emaneti ve islamın ruhunda var olan yardım kelamının fiiliyatı ve bu fiilyatın dağlar gibi burada dik durduğunu fark edip bu kervanın bir neferi olma sevdasına düşmeyi arzularken bu aziz insanlardan sadece biri olma cüretinde bulunmuş olmanın agır yükünü düşlerken Bİ'takat düşmek Belki bir pazar yerinde satılan onlarca eşya ve nesne arasında her birisinden gizli alınan o herbir derde omuz verip bu ırak bir dağ köyünde baş etmeyi düşlerken Hakkın kudreti ile bir birinden tamamen ayrı bir boyutun kapısının aralanması ile bir başka derde kedere omuz vermeyi nasiplenme Şükür ve tevazu lafzının devleştiği mana derinliğinin hakkına bir nebze kavuşmaya yaklaştığı bir köyde o insanlar arasında biraz daha durup kirli nefesi ile tenefüs edip bu büyük insanlık anıtları önünde ders almak Sonra kaf dağı arasında aradığı omuz verilecek her bir derdin ve kederin mihenk taşı olacak bir acziyetin kendi benliğinde olduğunun farkındalığına varmak sonra acziyeti ile Bİ'takat düşmek Susuzluktan çatlamış bir tarlayı süren bir ırgatın alın terini silerken şükür edişine şahit olmak Tütün demetlerinin her birisini kuruması için örüp astıkları o kamışın her bir örgüsünde hakkı zikredildiğine şahit olup Şatafat ve gösteriş kelamlarının karşılıksız kadığı bir beldede olmanın masut ve bahtiyarlığı ile şükür secdesine kapanmak Sonra ilk köye girildiğinde omuz verilecek dertler, acılara omuz vermek arayışı içinde iken uzaklarda aradığı bir garipliği benliğinde taşıdığının farkındalığına varmak Koca bir ömürü bunu fark edemeden geçirmiş olmanın kederi ile Bİ'takat düşmek Sonra tekrardan şehri istanbula dönmek BE'dualarınızda ve nefret hissiyatlarınızda olmamak ümidi ve arzusu ile Şemsettin tan
Konu Bİtakat tarafından (3 Hafta önce Saat 17:57 PM ) değiştirilmiştir.. |
| |
| | #2 |
| Üye ![]() | ![]() Umarım beğeni anlayışınız ile örtüşür
|
| |
| | #3 |
| Üye ![]() | ![]() 2 kısımKalbinin ilk günden beri nizamsız olan halinin en zirvelerini yaşadığı bir anda hayata veda etmek yanında taşıdığın o defterinde omuz vermiş olduğun her bir derdin tanımına ait bir cümle ve her birisinde olan ortak kelime olan hasret ve dağların özğürlüğünü sembolize eden kır çiçeklerinin solgun ve bir okadar mahçup resmi Kimi zaman hayata duyulan ince bir sitemin ikrarı Kimi yerde insanlığa duyulan acıma hissiyatının aksi Belki en çok hakkın kulu olma şerefi Ama her halde zalime olan öfke ve nefretten bir kaç satırda bulunur![]() son kelam "Benim mundarlığım senin acziyetin ve kedinin iftirasından ibarettir" Şemsettin tan Sonra bir mahşer meydanında kızgın güneşin altında mahkeme olmak Utanılacak hiç bir şeyi yapmayışın hakkı ile başlar dik Ve dünyada omuz vermil olduğun bir bin derdin desteği arkanda iken mahkeme olmak Hani cennete veya cehennemde olmak için değil doğru olduğu için bu dertlere omuz vermiş olmak Sonra belki o kulagın içinde kaç bin yıldır bir çocuğun çığlığına hasret duran çekicin örsün özenginin belki hakkın rahmettinin tecelisi ile o sımsıcak mahşer meydanında henüz 7-8 yaşlarında bir saçları tel tel örülü bır kız çocuğunun ellinde bir testi su ile bana doğru yürüdüğünü farkl ederken ya rab bir daha şu mahşer meydanında alda kurtar canımı diye dua ederken içinden küçügün bir bardak suyu bana uzattığını fark etmek susuzluktan her bir hücren kavrulmuşken O saçları tel tel örülü kız çocuğuna küçük yanlış getirdin annene babana vermelisin derken ![]() Küçüğün cc senin dünyada iken bir cocuga olan özlemine mukabil bu dünyada beni senin cocuğun kıldı demesiyle kalbinin bu kelimelere dayanamayıp mahşer meydanında kalbinin çat diye çatlamasına şahit olup Bİ'takat düşmek Sonra kendine gelip baş ucunda mahsun garip bir şekilde bekleyen o saçları tel tel örülü kız çocuğunun elindeki testi ile yanı başımda durduğuna şahit olmak O çocuğun içinde yanıp tutuşan baba özlemlerini fark edip bir yetimin mahsumluğuna çaresizliğine omuz verme derdi ile Bitakat düşüşün ödülünün hakkın mahşer meydanında susuzluktan insanların inim inim inlerken sadece küçükken bu dünyadan göçmüş çocukların anne ve babalarına mahşer meydanında su taşıdığı bir diyarda hakkın o mahsumların gariliğine omuz verişin mükafatını görüp Bİtakat düşmek Şemsettin tan
|
| |
![]() |
| Tags: bitakat, dusmek |
| Konu Araçları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | son Mesaj |
| İşi düşmek | mum | Deyimler, özdeyişler ve Anlamları | 0 | 10-05-2008 13:59 PM |
| Not düşmek | Gülehasret | Deyimler, özdeyişler ve Anlamları | 0 | 10-05-2008 13:12 PM |
| Derdine düşmek | dilek | Deyimler, özdeyişler ve Anlamları | 0 | 10-04-2008 20:05 PM |
| Öne düşmek | Yusuf | Deyimler, özdeyişler ve Anlamları | 0 | 10-04-2008 18:39 PM |
| Can kaygısına düşmek | dilek | Deyimler, özdeyişler ve Anlamları | 0 | 10-04-2008 15:38 PM |