Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
Edebiyat Bölümü
> Edebiyat Bölümü Alt Başlıklar > Deneme
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 11-24-2008   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: İstanbul
Mesaj: 10,996
İtibar
Tecrübe Puanı: 113
Rep Puanı : 3961
Rep Derecesi :
LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.LeoparGS Çok ünlü.
LeoparGS RSS Feed
Ampul Gönlümüzün Gülü



Gönlümüzün Gülü




Bütün türleriyle ayrı ayrı güzelliklere tercüman olacak şekilde yaratılmış çiçekler arasında 'gül'e gösterilen alâka ve sevgi bambaşkadır Farsçada çiçek mânâsına gelen 'gul, gol' kelimelerinden dilimize bu nadide çiçeğin adı, 'gül' olarak inceltilerek geçmiştir

Tarihin ilk devirlerinden bu yana gül, el üstünde tutulmuş; gerek tezyinat ve ıtriyatta (süsleme ve kozmetik), gerekse edebiyatımızda vazgeçilmez bir unsur olmuştur

Ünlü tarihçi Herodot'a göre, Kral Midas, Perslere yenildikten sonra ülkesini terk edip Makedonya'ya göçerken güllerini de beraberinde götürmüş ve Makedonya'da yeni gül bahçeleri kurmuştur Yine, Romalılar zamanında İmparator Neron'un ziyafetlerde çok miktarda gül kullandığı ve misafirlerinin altına gülden yapılmış döşekler serdiği rivayet edilmektedir

Avrupa'da çiçeklerin kraliçesi olarak kabul edilen gül, Osmanlı saraylarının da olmazsa olmaz çiçeklerindendi Fatih Sultan Mehmet zamanında yapılan o zamanki adıyla Yeni Saray, şimdiki adıyla Topkapı Sarayı Külliyesi’ni kuzey, batı ve doğu yönünden çevreleyen Hasbahçe bölümünde, saray mutfaklarının ihtiyaçlarını karşılamak gâyesiyle kırmızı gül ve sakız gülü yetiştirilirdi Bu bölgeye verilen Gülhâne ismi bu gül bahçelerinden ötürüdür

Osmanlı döneminde Erzurum ve Van gibi Anadolu şehirlerinde gül bahçeleri ünlü idi İçerisindeki gül bahçeleri sebebiyle bugünkü Kırşehir, "Gülşehri" adını taşıyordu

Sarıyer civarında Güldere'nin bulunduğu vadi, gül bahçelerinin bolluğu sebebiyle Güller Vadisi olarak tanınmıştı İstanbul halkı buraya; dinlenmek, gül kokusunu duymak ve bülbül sesleri arasında gezinti yapmak için giderdi

19 yy'da Eyüp bostanlarında okka gülü yetiştiriliyordu Halk, reçel ve şurup yapmak için burada kurulan gül pazarına geliyordu Gülcülük, güzel sanatlardan biri olarak kabul ediliyordu

Bu dönemde yirmi beş kadar süs gülü çeşidi bulunuyordu Acem, beyaz, frenk, hafız, kan, kayısı, misk, muska, sakız, şam, yediveren vs

Güllere koku, renk veya kullanılış gâyelerine uygun olarak bir kısmına Türkçe; sarı gül, pembe gül, misk gülü, sakız gülü, yağ gülü, çit gibi isimler verilmiştir Tezyinat güllerine ise genellikle Arapça ve Farsça isimler veriliyordu Arapçada gül mânâsına gelen 'verd' kelimesi bizde de kullanılmıştır Gül-i zîbâ (süslü gül), verd-i ebyaz (beyaz gül), verd-i hândân (gülen gül), verd-i Muhammedî (Peygamber gülü) vs

Güller gün doğmadan evvel veya akşam serinliğinde toplanır, aynı gün kaynatılarak işlenmeye başlanırdı

Itriyat sahasında ise gül, kokusu ve yağı için kullanılmıştır Gül yağı, Osmanlı'da halk arasında önemli bir koku maddesiydi Gül yağı, küçük bir şişede, yelek içinde veya kuşak arasında taşınır, "Gül Muhammed'in (sas) teridir" inancıyla saç ve sakala sürülürdü

Gül yağı elde edilirken oluşan gül suyu, yan üründür Gül suyu "gülâbdân" denen özel bir ibriğe konurdu Bakırdan, camdan, gümüş kakmalı gülâbdânlar, özellikle dinî toplantılarda ve mevlitlerde gelenlere gül suyu dağıtmak için kullanılmıştır

Gül suyu ile ilgili en eski bilgi İbn-i Batuta'nın Seyahatname’sindedir Evliya Çelebi ise Edirne'de elde edilen gül suyunun bakır kazanlar içinde İstanbul'a getirildiğini ve satışı ile Edirneli hatunların ilgilendiğini yazar

Gülden gül suyu ve gül yağı dışında, güllaç (güllü aş), bir çeşit gül reçeli olan gülbeşeker, celencebin (gülbalı), güllâbiye, gül mayası, gül şerbeti, gül şurubu, gül reçeli gibi tatlı ve içecekler hazırlanırdı Bunların yapımında bilhassa kuvvetli kokusu olan kırmızı çiçekli okka gülü veya Şam gülü kullanılmıştır

Osmanlı döneminde gül Kur'ân-ı Kerim, dua kitabı, fermanlar, cilt kapakları, ağaç eşya ve mezar taşları üzerinde lâle ile birlikte süsleme motifi olarak sıkça tercih edilmiştir

Divan edebiyatında "gülden" bahsetmeyen şair yok gibidir Divan şairleri, şiirlerinde gül ile ilgili en ince hususları dahi göz ardı etmemiştir

Divan edebiyatında gülün ortaya çıkışıyla ilgili birçok rivayet vardır Folklora en çok konu olan rivayet şudur: Gülün rengi eskiden kırmızı değilmiş Bülbül güle âşıkmış Gül, kendisi için yanıp tutuşan bülbüle hiç yüz vermiyormuş Bu duruma dayanamayan bülbül gidip gülün dalına konuvermiş Dikenler bülbülün gövdesine batınca akan kanlar gülün dibine dökülmüş ve kanlar gülün köklerinden damarlarına sirayet etmiş Böylelikle gül, o günden sonra kırmızı açmaya başlamış Utanan kişinin yüzünün kızarıp gül rengini alması dolayısıyla gül daima utangaç ve haya sahibi olarak ele alınır Âşığın göz yaşları da gül renginde akar

Divan şiirinde gül, mecâzî olarak "sevgili" mânasında kullanılmıştır Gül-bülbül aşkı dillere destandır Gül, bülbülün sevgilisidir Bülbülle gül hiçbir zaman bir araya gelemez Çünkü, gül, bülbüle karşılık vermez, hattâ bülbülün feryat etmesi, gülden karşılık bulamadığı içindir Şair bunu şöyle dile getirir:
"Gel, gül, dedi, bülbül güle; gül, gülmedi gitti
Gül, bülbüle; bülbül, güle yâr olmadı gitti"

"Diken ise âşığın rakibidir Ancak gül ile diken, iyilik ile kötülük kolay ile zor, dost ile düşman vs zıtlıkların timsalidir" Şair, dikeni menzile ulaşmada aşılması gereken engelin veya cefa çekmeden sefânın olamayacağını vurgulamak için kullanır

Gül, nârindir; elden ele dolaşınca çabuk solar Gül, çekicidir ve geçicidir Bu yönüyle dünyanın çekiciliğine ve geçiciliğine benzetilir



Gül,

Cennet çiçeği olarak kabul edilir Hz İbrahim (as) ateşe atılınca Allah'ın (cc) lütfuyla ateş, gül bahçesine dönüşmüştür inancı, gülün değerine değer katmaktadır

Gülün, Anadolu insanının nezdinde de özel yeri vardır Nihat Sami Banarlı bir hatırasını şöyle nakletmektedir:
"Doğu Anadolu'nun çeşitli bölgelerinden İstanbul'a, Ankara'ya ve başka büyük şehirlere akın eden halkımız var Bunlar ailece gelip apartmanlarda kapıcılık, iç hizmetleri ve başka işler yapıyorlar

Adlarını öğreniyorum Bilhassa kadın adları dikkatimizi çekiyor: Gül, Gönlügül, Yazgülü, Gülşah, Güldalı, Güldâne, Gülizâr, Kırgülü, Gülbeyaz hattâ erkek adı olarak da bazen: Gülbey

Bu güllü isimlerin, bu Anadolu'muzu gül bahçelerine çeviren güzel adların, bu derece ısrarla niçin konulduklarını ben biliyorum Ama yine bilmezlikten gelerek soruyorum:
- Sizin oralarda gül bahçeleri çok olmalı Köy evlerinin bahçelerinde çok mu çiçek yetiştirirsiniz?

Adı, Güldalı olan kadın cevap veriyor:
- Hayır beğ, bizim oralarda çiçek bahçesi ne gezer? Biz toprağı tarla diye kullanırız

- Peki kızlarınıza bu kadar çok ve bu kadar güzel gül adlarını yoksa "gül"e hasret duyduğunuz için mi koyuyorsunuz?

- Hayır beğ, bizim hasret duyduğumuz başkadır Bizim oralarda inanılır ki gül, Hz Muhammed'in (sas) remzidir

Remz kelimesini de biliyordu Verdiği cevap, aslında benim beklediğim cevaptı İslâm dünyasında, bilhassa Müslüman Türkler arasında on dört asırdan beri, tam bir gönül temizliğiyle ve büyük aşkla sevilen bu büyük Peygamber'e (sas) alem olduğunu ve bilhassa Anadolu halkının, gül adını bunun için koyduklarını nice şehirlilerimiz bilemez; ama köylümüz bilir"

Tasavvuf edebiyatımızda gül, Hz Peygamber'dir (sas), sevgilidir Özellikle kırmızı gül denince akla Hz Peygamber (sas) gelir Rivayet odur ki, Mi'rac Gecesi, Hz Peygamber'in (sas) mübarek vücudunda oluşan terler, yeryüzüne düşünce kırmızı gül bitivermiştir

Yunus Emre ne güzel dile getirmiş:
Gül Muhammed deridür, bülbül onun yâridür
Ol gül ile ezeli cihana bile geldüm

Mevlid Kandili'nde Müslümanların birbirine kırmızı gül hediye etmesinin altında tamamen "Gül, Muhammed'in (sas) teridir" anlayışı yatmaktadır

Eskiden çeşme başlarına yazılan Su Kasidesi'nde Fuzûlî, Hz Peygamber'in (sas) güzel yüzünün, güllerin en güzeli olduğunu söylemektedir:

Suya virsün bağ-bân gül-zârı zahmet çekmesün

Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâre su

(Bahçıvan boşuna zahmet çekmesin; gül bahçesini sele versin Çünkü bin tane gül bahçesini sulasa, senin yüzün gibi bir gül açılmaz, bir gül yetiştiremez)

Gül, çok kıymetlidir Anadolu ve insanlık güle hasrettir Çünkü gül açılınca bahar gelir Dünya ve ukbaya bahar getirecek olan gül, Hz Peygamber'dir (sas)


_______________

Kaynaklar
- Prof Dr Turhan Baytop, Türkiye'deki Eski Bahçe Gülleri, s4, Kültür Bakanlığı, Ankara 2001
- Prof Dr İskender Pala, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, s 208, Akçağ Yayınları, Ankara 1995
- Nihat Sami Banarlı, Türkçe'nin Sırları, s186, Kubbealtı Neşriyat, İstanbul 1975

Melek ALTUN
Sızıntı

 

LeoparGS isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: ,

Boynumda Vefa Gerdanlığı | Uzun Bir Şarkı Gibi Yaşamak

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Medine'nin Gülü LeoparGS Na'atlar & Şiirler 13 2 Hafta önce 00:47 AM
çöl gülü Ebran Güller & Çiçekler ve Bitki Resimleri 2 10-30-2008 06:24 AM
Vuslat Gülü fevziay Dini Şiirler 2 03-31-2008 11:45 AM
Gönlümüzün Dizaynı LeoparGS Dini, Güzel Yazılar / Makaleler 0 02-09-2008 01:20 AM
GÖNLÜMÜZÜN GÜLÜ meçhul_100 Genel Resimler 1 07-24-2007 15:33 PM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 06:54 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308