|
| | #1 |
| | ![]() NATÜRELİZM 19 yüzyıl sonu ve 20 yüzyıl başında etkili olmuştur Doğa bilimlerinin, özellikle de Darwinci doğa anlayışının ilke ve yöntemlerinin edebiyata uyarlanmasıyla gelişmiştir Edebiyatta gerçekçilik geleneğini daha da ileri götüren doğalcılar, gerçekleri ahlaksal yargılardan, seçici bir bakıştan uzak bir anlatımla ve tam bir bağlılıkla anlatmayı amaçlar Doğalcılık, bilimsel belirlenimciliği benimsemesiyle gerçekçilikten ayrılır Doğalcı yazarlar, insanı ahlaksal ve akılsal nitelikleriyle değil, rastlantısal ve fizyolojik özellileriyle ele alır Doğalcı yaklaşıma göre, çevrenin ve kalıtımın ürünü olan bireyler, dıştan gelen toplumsal ve ekonomik baskılar altında ezilir, içten gelen güçlü içgüdüsel dürtülerle davranırlar Yazgılarınıbelirleyebilme gücünden yoksun oldukları için yaptıklarından sorumlu değillerdir ![]() Doğalcılığın kuramsal temelini Hippolyte Taine'in Historei de la Litterature Anglaise (İngiliz edebiyatı tarihi) adlı eseri oluşturur İlk doğalcı roman Goncourt kardeşlerin bi hizmeçi kızın yaşamını inceleyen Germinie Lacarteux adlı yapıtıdır Ama Emile Zola'nın Le Roman Experimental (Deneysel Roman) adlı eseri akımın edebi bildirgesi sayılır Zola'nın yanısıra Guy de Maupassant, J K Huysmans , Leon Hennique, Henry Ceard, Paul Alexis, Alphonse Daudet doğalcı yapıda eserler veren yazarlardır Nabizade Nazım'ın ve Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın romanlarında natüralist öğelere rastlanırSEMBOLİZM Sembolizma ve sembolizm, bir düşüncenin veya olayın sayılar ve şekillerle anlatılmasıdır Bir açıdan kullandığımız harfler ve rakamlardan tutun, etrafımızda gördüğümüz geometrik şekillerde, doğanın yarattıklarında ve oluşlarda dahi sembolizmi görebiliriz Fakat bizler genellikle bunları taşıdıkları anlamlardan çok, karşımızdakilere bildiklerimizi aktarmak içinkullanırız Oysa her harfin, rakamın, geometrik şeklin taşıdıkları anlamlar ve enerjiler vardır Sembolizmin en önemli yanı, bir sembole yüklenen anlamın yıllarca değerini kaybetmeden korunabilmesidir Fakat bunun bir kötü yanı da aynı sembole gerçek anlamından veya daha doğrusu esas kullanım amacından farklı anlamlar yüklenerek kullanılmasıdır Bu nedenle semboller ile uğraşırken dikkatli olmak ve gerçeği araştırmak gerekebilir Fakat sembollerin gerçek anlamları ne kadar saptırılmaya çalışılırsa çalışılsın mutlaka birileri tarafından hep doğru olarak bilinir ve korunur Sembolizma, fleksibilitesi ve rölativitesi nedeniyle çağlara uygun dinamizmi sayesinde temel bilgi aktarım yöntemi olarak gelişmelere hemen adapte olarak hemdemodeliğe meydan okur, hem de varlığını başarıyla korur Sırların evrensel dili olan sembolizm; gizleyerek açıklar, açıklayarak gizler İnsanlar binlerce yıldır, bir düşünceyi izah etmek için birçok yollar denemişlerdir Bir düşüncenin anlamını, kademeli şekilde insanların anlayışlarına ve olgunluklarına göre birtakım kalıplar içine koyup sunmuşlardır Özellikle ezoterik, gizli tutulması gereken birçok bilgi sembollerle anlatılmıştır Yani doğrudan doğruya bir düşünce, bir bilgi izah edilmemiş, üstü adeta örtülerek bohçalandıktan sonra aktarılmıştır![]() EMPRESYONİZM Empresyonizm, 19 Yüzyılın sonlarında Fransa'da resimde görülmüş, daha sonra edebiyat ve müzikte de etkili olmuş bir akımdır![]() Bu akımda anlam açıklığından çok kapalılık yeğlenir Dış dünyadan algılanan görüntüler ruh süzgecinden geçirildikten sonra dışa yansıtılır![]() Bu akımın edebiyattaki temsilcileri Baudlaire ve Verlaine'dir İzlenimcilik Türk edebiyatında da Ahmet Haşim, Cenap Şehabettin gibi şairlerin üzerinde etkili olmuştur![]() NEOKLASİZM Sembolizme tepki olarak doğan bir şiir akımıdır Türk edebiyatında neoklasizmin en güçlü temsilcisi Yahya Kemal Beyatlı'dır Yahya Kemal'in şiirleri, biçim yönünden eski, öz yönünden yenidirGELECEKÇİLİK 20 yüzyılın başlarında İtalya'da ortaya çıkmıştır Edebiyatta devrim ve dinamizmi vurgulayan akım olarak eğerlendirilir İtalyan şair, romancı, oyun yazarı ve yayın yönetmeni Filippo Tommaso Marinetti'nin 1909'de Paris'te Le Figaro gazetesinde yayınladığı bildiri ile ortaya çıktı Bildiride, "Bizler müzeleri, kütüphaneleri yerle bir edip ahlakçılık, feminizm ve bütün yararcı korkaklıklarla savaşacağız" deniyordu Bu geçmişin bütünüyle reddi demekti Aynı bildiride, "Biz dünyadaki gerçekten sağlıklı tek şeyi, yani savaşcı ve ölüme götüren güzel düşünceleriyüceltiyoruz" sözleri, siyasal alanda o dönemde gelişen faşizm'den yana bir tavrın da açık göstergesiydi Gelecekçiliğin kurucusu Marinette Avrupa'dan birçok yazarı etkilerdi Rusya'da Velemir Hlebinikov ve Mayakovski gelecekçiliğe yöneldi Rus gelecekçiler kendi bildirgelerini yayınladı Puşkin, Tolstoy, Dostoyevski reddedildi Şiirde sokak dilinin kullanılması istendi 1917 Ekim devriminden sonra da gelecekçi akım güçlendi Mayakovski'nin ölümüne kadar etkisini sürdürdü İtalya'daki gelecekçiler ilk şiir antolojisini 1912'de yayınladı İtalya'nın 1 Dünya Savaşı'na girmesini ve Mussolini'yi savunuyorlardı Onunla birlikte hapsedildiler Gelecekçilik faşizm ile özdeşleşti Ve 1920'lerin ortalarına doğru etkisini yitirdi Eserlerinde mantıklı cümleler kurmayı reddeden gelecekçilerin parolası, "sozcüklere özgürlük"tü Ezra Pound, D H Lawrence ve Giovanni Papini bu akımdan etkilenin yazar olarak sayılabilir Fütürizmin Türkiye'deki temsilcisi Nazım Hikmet'tirDADAİZM Jean Arp, Richard Hülsenbeck, Tristan Tzara, Marcel Janco ve Emmy Hennings'in aralarında bulunduğu bir grup genç sanatçı ve savaş karşıtı 1916 yılında Zürih'te Hugo Ball'in açtığı cafe'de toplandı Fransızca'da oyuncak tahta at anlamına gelen "Dada" akımın ismi olarak seçildi Bildirisi de burada açıklandı Bu akım, dünyanın, insanların yıkılışından umutsuzluğa düşmüş, hiçbir şeyin sağlam ve sürekli olduğuna inanmayan bir felsefi yapıdan etkilenir 1 Dünya Savaşı'nın ardından gelen boğuntu ve dengesizliğin akımıdır Kamuoyunu şaşkınlığa düşürmek ve sarsmak istiyorlardı Yapıtlarında alışılmış estetikçiliğe karşı çıkıyor, burjuva değerlerinin tiksinçliğini vurguluyorlardı Toplumda yerleşmiş anlam ve düzen kavramlarına karşı çıkarak dil ve biçimde yeni deneylere giriştiler Çıkardıkları çok sayıda derginin içinde en önemlisi 1919-1924 arasında yayınlanan ve Andre Breton, Louis Aragon, Philippe Soupauld, Paul Eluard ve Georges Ribemont-Dessaignes'in yazılarının yer aldığı Litterature'dü Dadacılık 1922 sonrasında etkinliğini yitirmeye başladı Dadacılar gerçeküstücülüğe yöneldi![]() GERÇEKÜSTÜCÜLÜK (SÜRREALİZM) Avrupa'da 1'inci ve 2'nci dünya savaşları arasında gelişti Temelde 1910'ların ortalarında akılcılığı yadsıyan ve karşı-sanat için çalışan ilk dadacıların yapıtlarından kaynaklanır 1924'te "Manifeste du Surrealisme"i (Gerçeküstülük bildirgesi) hazırlayan şair Andre Breton'a göre gerçeküstücülük, bilinç ile bilinç dışını birleştiren bir yoldur Ve bu bütünleşme içinde düşsel dünya ile gerçek yaşam "mutlak gerçek" ya da "gerçeküstü" anlamda iç içe geçiyordu Sigmund Freud'un kuramlarından etkilenin Breton için, bilinçdışı, düş gücünün temel kaynağı, deha ise bu bilinçdışı dünyasına girebilme yeteneği idi![]() Breton'un yanısıra Louis Aragon, Benjamen Peret, otomatik yazı yöntemleri üzerinde deneyler yaptılar Kendi deyimleriyle, "gerçeküstü dünyanın düşsel imgelerini geliştirmeye" başladılar Bu şairlerin dizelerindeki sözcükler, mantıksal bir sıra izlemek yerine bilinçdışı psikolojik süreçlerle bir araya geldiği için insanı irkiltiyordu Gerçeküstücülük, yöntemli bir araştırma ile deneyi ön planda tutuyor, insanın kendi kendisini irdeleyip çözümlemesinde sanatın yol gösterici bir araç olduğunu vurguluyordu 1925'ten sonra gerçeküstücüler dağılmaya, başka akımlara yönelmeye başladı Ama resimden, sinemaya, tiyatroya kadar bir çok sanat dalını derinden etkiledi Andre Breton'un yanısıra P J Jouve, Pierre Reverdy, Robert Desnos, Louis Aragon, Paul Eluard, Antonin Artaud, Raymond Queneau, Philippe Soupault, Arthur Cravan, Rene Char gerçeküstü akımın önemli isimleridir Türk edebiyatında sürrealizmin bazı özelliklerini "İkinci Yeniler"de görmekteyiz![]() HARFÇİLİK Öncülüğünü Romen asıllı şair Isidore Isou'nun yaptığı, 2'nci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan bir akımdır Şiirde en küçük birim olarak sözcükleri değil harfleri temel alır Bu yolla da yeni bir şiir ve yeni bir müzik yazmayı amaçlayan bir karşı-akım niteliğindedir İsou'ya göre, "harf olmayan ya da harf olmayacak hiç bir şey tinsel olarak da var olamaz " Harfçilik, edebiyatın yanısıra sinemayı, dansı, müziği ve resmi de etkilemiştir Çıkış noktaları, "sesleri,sözcükleri, imgeleri aynı anda topluca bir araya getirecek yeni anlatım yollarının araştırılması"dır xxxxxxis Dufrene, Maurice Lemaitre gibi şairler bu akımın önemli isimleridir![]() VAROLUŞÇULUK İlk önce varoluşçuluğu tanımlayarak başlayalım Varoluşçuluğu tanımlamak için , sözcüğün kendisinden işe başlamak gerekir Bu yeni türetilmiş sözcük “varoluş” (existence) ismin den, ilkin “varoluşsal” (existentiel) ve varoluşla ilgili “existential” sıfatları türetilerek ve daha sonra “culuk” son eki eklenerek ortaya çıkmıştır Varoluşculuk, varoluşun önceliğini ya da ilkinliğini benimseyen bir kuramdır![]()
|
| |
![]() |
| Tags: donemleri, edebiyat |
| Konu Araçları | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | son Mesaj |
| Edebiyat | ßaran | Şiir | 2 | 09-21-2008 12:07 PM |
| Simit Sattım Edebiyat Yapmadım | ßaran | Şiir | 3 | 09-21-2008 12:07 PM |
| Edebiyat-ı cedide (Servet-i fünun edebiyatı) | ßaran | Makale | 1 | 08-08-2008 14:50 PM |
| Edebiyat Neyime | ßaran | Şiir | 0 | 08-02-2008 13:46 PM |