![]() |
| | Konu Araçları |
| | #15 |
| | ![]() KURAN'DA BAHSEDİLEN Enaniyetli İnsanların Lideri: "Şeytan" Şeytanın büyüklenmesi ve bundan dolayı Allah'ın rahmetinden kovulması Kuran'da insanlara ibret olarak anlatılmıştır Bu kitabın girişinde de değindiğimiz gibi, Allah Hz Adem'i yaratmış ve meleklere ona secde etmelerini emretmiştir Melekler Allah'ın emrini yerine getirirken cinlerden olan İblis Hz Adem'e secde etmemiştir Kendisinin insandan daha üstün bir yaratık olduğunu öne sürmüş, enaniyeti nedeniyle itaatsiz bir tavır göstermiştir Bu tavrı da Allah'ın huzurundan kovulmasına neden olmuştur![]() Kuran'da şeytan kıssasında, İblis'in Allah'a isyanının sebebi şöyle bildirilir: (Allah) Dedi: 'Sana emrettiğimden seni secde etmekten alıkoyan neydi?' (İblis) Dedi ki: 'Ben ondan daha hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise çamurdan yarattın ' (Araf Suresi, 12) İblis kendisinin daha üstün bir varlık olduğunu öne sürerek insana secde etmeyi reddeder Ancak isyanını dayandırdığı temel son derece çürüktür Kendisinin ateşten, insanın ise çamurdan yaratıldığını belirtir ve ateşin çamura göre daha üstün bir madde olduğunu öne sürer Yani kibirlenmesinin bütün nedeni iki madde arasındaki fiziksel yapı farkıdır Ancak yapıları ister çamur, ister ateş olsun İblis'i de, insanı da Allah yaratmıştır Yaratılmış bir varlığın kendisini yaratanın emrine, yaratıldığı maddeyi öne sürerek isyan etmesi hem büyük bir akılsızlık hem de büyük bir nankörlüktür![]() Bunun yanı sıra, İblis'in kendini üstün gördüğü nokta dikkatlice incelenirse, zahiren bile ne kadar yanıldığı, zannının ne kadar yanlış olduğu kolayca görülür Belki görünüşte ateş topraktan daha parlaktır, daha göz alıcıdır fakat bunun yanında toprak birçok mineral ve zenginlik içerir Bütün değerli maddeler, cevherler toprakta gizlidir Toprak -Allah dilemedikçe- kolay kolay bozulmaz, yok olmaz, ancak ateş bir anda sönebilir Ayrıca toprağın bir başka üstün özelliği daha vardır; ateşin üzerine atıldığında ateşi söndürür![]() Bütün bunların ötesinde zaten Allah'ın verdiği bir hükmün sorulması hangi nedenle olursa olsun söz konusu olamaz Ancak İblis'in taşıdığı şiddetli enaniyet aklını kullanamamasına ve tüm varlıkları yaratan Allah'ın üstün kudretini kavrayamamasına, gerektiği gibi takdir edememesine sebep olmuştur Bu akılsızlığının bir sonucu olarak da basit bir fiziksel farklılık aldanmasına yeterli olmuştur Enaniyetinden kaynaklanan bu aldanış, Allah'ın huzurunda olmasına, cennetteki güzelliği ve cehennemdeki azabı bilmesine rağmen kendisini yaratanın emrine isyan etmesi sonucunu doğurmuştur:Hani meleklere "Adem'e secde edin "demiştik İblis'in dışında hepsi secde etmişlerdi Demişti ki : "bir çamur olarak yarattığın kimseye ben secde eder miyim?" (İsra Suresi, 61)Ayetteki son ifade, İblis'in ne denli büyük bir gurur taşıdığının çok açık bir göstergesidir Başka bir kimsenin yüceltilmesi, kendisinin ise geri planda kalması hatta o kimseye secde etmesinin istenmesi, onun o ana kadar içinde gizlediği büyüklük hissini, gururunu açığa çıkarmış, gözler önüne sermiştir Bu ruh halinin kendisine verdiği şuursuzluk içinde Allah'ı gereği gibi takdir edemez Bu tavrına karşılık Allah Kuran'da şeytana şöyle buyurur:(Allah) Dedi ki: "Ey İblis iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?" (Sad Suresi, 75) Şeytanın kendisini yükseltmek için yaptığı isyan tersine dönmüştür Allah onu -onun batıl yoluna uyan tüm enaniyet sahiplerine bir ibret olarak- alçaltmış ve cennetten kovmuştur:(Allah) dedi: "Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak oradan çık Andolsun onlardan kim seni izlerse cehennemi sizlerle dolduracağım (Araf Suresi, 18)Ayetlerden anladığımız kadarıyla şeytanın yapmış olduğu en büyük akılsızlık, kendi bozuk mantığı ile yorumlar üretmesi ve bunları doğru olarak benimsemesidir Bu mantık bozukluğu, şeytanın izine uymuş ve "şeytan enaniyeti" taşıyan her kişide rastlanan temel özelliklerden biridir Kibirin, kişiyi ne derece kör edebildiği, şeytanın ve ona uyanların kendilerini yaratan sonsuz kudret sahibi Allah'a karşı isyan etmelerinden açıkça anlaşılmaktadır Olayları tek bir bakış açısıyla, kendi çıkarı ve hoşnutluğu çerçevesinde değerlendiren kişinin kalp gözünün tamamen kapanması çok doğaldır Böyle kişiler herşeyi olduğundan farklı algılamaya, tersine yorumlamaya başlarlar
|
| |
| İstediğini Bulamadıysanız Üye Olmadan
BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz. |
| | #16 |
| | ![]() Şeytanın İnsanları Kışkırtması Şeytanın bozuk mantığına göre onun küçük düşmesine neden olan varlık insandı O da Allah'ın huzurundan ayrılmadan önce bu duruma düşmesine neden olan insanı kendisi gibi saptırıp intikam almak için Allah'tan süre istemişti Böylece kıskandığı, kendisinden üstün olmasını istemediği insanı çok çeşitli yöntemlerle doğru yoldan saptıracak, Allah'a karşı büyüklenmesine neden olacaktı Kendisi aşağılanmışken insanın üstün olması onun enaniyetine çok ağır gelecek bir durumdu Kuran'da yer alan şeytan kıssasında bu olay şu şekilde anlatılmıştır:(Allah) Dedi: "Sana emrettiğimden seni secde etmekten alıkoyan neydi? (İblis) Dedi ki: "Ben ondan daha hayırlıyım beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın ![]() (Allah): "Öyleyse oradan in büyüklenmen senin hakkın olmaz hemen çık Gerçekten sen küçük düşenlerdensin "O da: "(İnsanların) dirilecekleri güne kadar beni gözle(yip ertele)" dedi ![]() (Allah) "Sen gözlenip-ertelenenlerdensin " Dedi ki: "Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka Senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım; Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın " (Araf Suresi, 12-17)Bu olaydan sonra İblis'in insana karşı verdiği mücadele başladı İblis kendisine tanınan süre içinde insanları Allah'ın doğru olan yolundan engelleyecek, bunun için de her yolu deneyecek ve insanların çoğunu kendisine uyduracaktı Nitekim Kuran'da bize insanların çoğunun gerçekten ona uydukları ve bundan dolayı aşağıların aşağısına konuldukları bildirilir O tarihten sonra İblis insan neslinden pek çok kişiyi kandırdı ve kendi safına çekti Kendi türünden olan cinlerden de pek çok yandaşı oldu![]() İblis'in yandaşı olan bu cinler ve insanlar da onun sahip olduğu "şeytan" sıfatını taşırlar "Şeytan", uzak olmak kökünden gelen bir kelimedir ve büyüklenerek Allah'ın rahmetinden kovulup uzaklaştırılmış her azgın-günahkar olan kulun sıfatıdır Bu cin ve insanlar, İblis'in yolunu izler, kendileri büyüklenerek saptıkları gibi başka insanları da saptırmaya çalışırlar Kuran'da bu cin ve insan şeytanlardan şöyle bahsedilmektedir:Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak Bir de ahirete inanmayanların kalpleri ona meyletsin de ondan (bu yaldızlı ve içi çarpık sözlerden) hoşlansınlar ve yüklenmekte olduklarını yüklenedursunlar (Enam Suresi, 112-113)Şeytanın enaniyeti aynı zamanda, onun saptırdığı, kendine bağladığı ve kendine benzettiği kimselerin de en büyük alametidir Enaniyet şeytanın mührü, imzası gibidir Kendi kontrolü altına aldıklarını, kendine bağladıklarını bununla damgalar Görüldüğü gibi, enaniyeti yüzünden Allah'ın huzurundan kovulmuş olan şeytanın söz konusu hastalığı insanlar için büyük bir tehlike arz etmektedir Çünkü şeytan insanı kendisine yakın kılmak için öncelikle kendi hastalığını insanlara bulaştırmaya çalışır Gurur hastalığına yakalanan kimsenin aklı örtülür, şuuru kapanır, kalp gözü körelir Bu nedenle Kuran'da, müminler şeytanın tam aksi olarak alçakgönüllü olmaları konusunda teşvik edilmişlerdir:![]() ![]() İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır, artık yalnızca O'na teslim olun Sen alçak gönüllü olanlara müjde ver (Hac Suresi, 34)Şeytanın etkisi farklı şekillerde ortaya çıkabilir Bilindiği gibi şeytan Allah'ın kendine verdiği şeyleri O'na yakınlaşmak ve şükretmek için kullanacağı yerde bunlarla azgınlaşmıştır Allah'ın sadece dilemesiyle kendisini yok edebileceğini düşünmeden Allah'ın emrine başkaldırmıştır Bu özellik şeytana tabi olanlarda çok çeşitli şekillerde görülebilir Örneğin bir insan zahiren dine hizmette bulunmuş olabilir Ama bu hizmeti, yalnızca kendisine Rabbimiz tarafından lütfedilmiş, sonucunda O'nun rızasını kazandıracak bir imkan olarak değerlendirmelidir Aksi halde Allah'ın kontrolü dışında kendi başına bir başarı kazandığını düşünmesi ve bununla övünmesi yanlış olacaktır Çünkü elde ettiklerini kendinden bilmek ve özellikleriyle gurura kapılıp övünmek şeytana ve ona tabi olanlara ait bir niteliktir Nitekim sahip olduğu zenginliği kendi kişisel özelliğinin bir sonucu sayan, bununla gururlanıp "![]() ![]() bu bende olan bilgi dolayısıyla bana verildi![]() ![]() " (Kasas Suresi, 78) diyen Karun azgınlığı nedeniyle Allah'ın şiddetli bir cezayla karşılık verdiği önemli bir örnektir Şeytanın kendisini fark ettirmeden insana çok sinsice yaklaşacağı unutulmamalıdır Şeytan gerektiğinde aceleci davranmayabilir Kendini üstün görme telkinini insanlara uzun vadede birçok farklı olay için yavaş yavaş yapabilir Eğer kişi bu yönteme karşı çok uyanık olmazsa bu telkinlerin etkisi zamanla katlanarak büyür Örneğin kazanılan küçük bir başarının arkasından şeytan mutlaka telkin yapmak isteyecektir Bu telkin insanlara çok dikkat çekici ifadeler kullandırtmayabilir; "Bu işi ben yaptım ben çok başarılıyım" gibi ifadeleri açıkça söyletmeyebilir Ancak şeytanın taktiği, açıkça söyletmek yerine bu hissi kalbe vererek yavaş yavaş içten etki etmeye çalışmaktır Eğer kişi, başarının tek sahibinin Allah olduğunu kalben hissetmezse, şeytanın aralıksız fısıltıları, telkinleri sonucunda başarı sahibinin kendisi olduğuna zamanla inanmaya başlar![]() Bu ruh hali devam ederse kibir insanın kişiliğine yerleşir Artık yalnızca kendi "bildiğini okuyan", kendi "başına buyruk", aklını diğer insanların akıllarından üstün gören bir insan ortaya çıkar Kişinin içindeki kendini üstün görme fısıltısı sesini yükseltir Bu psikolojiye giren kimsenin ruhunda zamanla çok ciddi yaralar oluşur Bir süre sonra kalbi Allah'ın ayetlerine karşı duyarsızlaşır Nitekim Kuran'da ancak büyüklük taslamayanların Allah'ın ayetlerine iman edebilecekleri bildirilmiştir: Bizim ayetlerimize ancak kendilerine hatırlatıldığı zaman hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayanlar (müstekbir olmayan) iman eder (Secde Suresi,15)
|
| |
| | #17 |
| | ![]() Şeytana Uyanların Sonları Büyüklenmeye yatkın, kibirli karakter gösteren kimseler üzerinde şeytanın etkisi büyüktür Allah'ın gücünü tanıyabilecek bir imana ve akla sahip olmayan kişiler -ki Kuran'da bunların "insanların çoğu" olduğu bildirilmiştir- şeytanın adımlarına uymuş ve onun "fırkası" (grubu) olmuşlardır Ayette bu insanlardan şöyle bahsedilmektedir:Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur İşte onlar, şeytanın fırkasıdır Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir (Mücadele Suresi, 19)Onun peşinden gidenler ve ona aldananlar en büyük şaşkınlığı elbette ahirette yaşayacaklardır Çünkü hem cehennemle karşılaşacaklar, hem de şeytan orada onları yalnız bırakacaktır O zaman şeytanın boş bir vaadde bulunduğunu ve sözlerinin bir aldatmadan başka bir şey olmadığını göreceklerdir Ama artık çok geç olmuştur; çünkü şeytanın yalan söylediği ortaya çıkmıştır ve onları cehennem azabı beklemektedir:İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: "Doğrusu , Allah size gerçek olan va'di va'detti Ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın Ben sizi kurtaracak değilim, siz de beni kurtaracak değilsiniz Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azab vardır " (İbrahim Suresi, 22)
|
| |
| | #18 |
| | ![]() FİRAVUN Firavun Kuran'da Allah'a karşı olan kibiri ve büyüklenmesiyle ismi geçen kişilerden bir diğeridir Kuran'da insanlara ibret olarak gösterilen Firavun'u sadece -tek bir kişi olarak- şahsıyla değerlendirmek bu konuyu dar kapsamlı görmemize sebep olur Firavun'un Kuran'da anlatılan kıssasını çok yönlü değerlendirmekteki asıl amaç, ayetlerde bahsi geçen Hz Musa'nın karşısındaki Firavun'la ilgili bilgi vermekle beraber, enaniyetli insanlarda yaygın olarak görülen "Firavun karakteri"nin de tarifini yapmaktır![]() Tarihte bu karaktere sahip, bilinen ve bilinmeyen pek çok insan çıkmıştır Bu karakter aslında halka da yabancı değildir Halk arasında kibiriyle ünlü, azgın kişilere "Firavun gibi" benzetmesi yakıştırılır Şimdi Kuran'da bahsedilen Firavun ve ailesinin konumuna bakalım : Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi Onlar Rablerinin ayetlerini yalanladılar; Biz de günahları dolayısıyla onları helak ettik Firavun ordusunu suda boğduk Onların tümü zulmeden kimselerdi (Enfal Suresi, 54)Firavun'un da ondan önce helak edilen diğer kavimlerin de ortak özellikleri enaniyet sahibi olmalarıdır İçlerindeki büyüklük arzusu Allah'ın elçisini tanımalarını ve ona itaat etmelerini engellemiştir Tabii ki bu davranışları hem dünyada hem de ahirette azaba uğramalarına neden olmuştur Firavun'un enaniyetini anlatırken hem Kuran'da bahsedilen kavimlerle, hem tarihteki enaniyetli insanlarla ve hem de günümüzle bağlantı kurmak, konunun öneminin anlaşılmasına yardımcı olacaktır![]() Firavun ve çevresinin Allah'ın elçisine karşı gösterdikleri tavır, bütün sapkın kavimlerde görülmüştür Bu insanları Allah'ı ve elçisini tanımayacak kadar büyük bir kibir kaplamış, öyle ki bu, elçilerle ve Allah'ın ayetleriyle alay etmeye kadar varmıştır Bu durum ayetlerde şöyle haber verilmektedir:Andolsun, Biz Musa'yı, Firavun ve onun 'önde gelen çevresine' ayetlerimizle gönderdik O da dedi ki: 'Gerçekten ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim ' Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar (Zuhruf Suresi, 46-47)Firavun'un en belirgin özelliklerinden biri de, lideri şeytan gibi zahiri değerlere önem vermiş olmasıdır Kendi yanlış ölçüleriyle ve bozuk mantık yapısıyla olayları akılcı değerlendirememiş, dolayısıyla da Hz Musa'nın üstünlüğünü kavrayamamıştır Çünkü ona göre üstünlüğün ölçüsü dünyevi birtakım değerler (mal, güç, iktidar)dir Firavun'un bu bozuk bakış açısı Kuran'da şöyle tarif edilmiştir:Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı: dedi ki: Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz? Yoksa ben, şundan daha hayırlı değil miyim ki, o, aşağı (sınıftan) bir zavallı ve neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir Bu durumda (eğer doğruysa), üzerine altından bilezikler atılmalı ya da yakınında yer almış vaziyette onunla birlikte melekler gelmeli değil miydi?" (Zuhruf Suresi, 51-53)Bu ayetlerde dikkat çekilen hususları maddelendirecek olursak, şunları görürüz: 1 Firavun için büyüklük ölçüsü takva değil, mal ve mülkçe üstün olmaktı Ayrıca soyluluk da önemliydi![]() 2 Seçimin Allah'a ait olduğunu kavrayamadığı için Hz Musa'nın elçi olarak gönderilmesi ona ağır gelmişti![]() 3 Hz Musa'yı kendince küçümsemiş, aşağı sınıftan olduğunu söylemiş ve konuşma şeklindeki kusuru öne sürmüştü Nitekim herkeste kendince küçümsenecek bir yön bulmak, enaniyetli insanların en belirgin özelliklerindendir 4 Firavun'un ölçüsü mal, mülk ve güç olduğundan elçi geldiğinde yanında buna dair özellikler veya mucize olarak melekler olmasını beklemişti![]() Firavun Hz Musa'ya Karşı Kendini YüceltmeyeÇalışmıştır: Kuran'da Hz Musa ile Firavun arasında geçen bir diyalog şöyle bildirilmektedir:İsrailoğullarını bizimle birlikte göndermen için (sana geldik ) (Firavun) Dedi ki: Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi? Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin, sen nankörlerdensin (Musa) Dedi ki: Ben onu yaptığım zaman şaşkınlardandım (Şuara Suresi, 17-20)Yukarıdaki ayetlerde Firavun'un enaniyetinin farklı bir çıkış şeklini görüyoruz Hz Musa onu Allah'ın emirlerine uymaya davet ettiğinde hemen cahiliye metodlarını kullanmış, onu minnet altında bırakmak istemiştir Çocukken Hz Musa'yı yetiştirip büyüttüğünü, ona emeği geçtiğini, bu nedenle kendisine borçlu olduğunu söylemiştir Hemen arkasından geçmişte -daha dinden sorumlu olmadığı cahiliye döneminde- istemeyerek yapmış olduğu bir hatayı öne sürmüştür Böylece sözde Hz Musa'yı minnet altında bırakacak kendisini halkına karşı yüceltmeye çalışacaktır![]() Firavun'un Büyüklük İsteğiyle Hz Musa'yıÖldürmeye Çalışması: Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim de o (gitsin) Rabbine yalvarıp-yakarsın Çünkü ben, sizin dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum Musa dedi ki: "Gerçekten ben, hesap gününe iman etmeyen her mütekebbirden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sığınırım " (Mümin Suresi, 26-27)Firavun öylesine kibirliydi ki ancak Hz Musa'yı öldürünce nefsi yatışacaktı Bu kibirli tavrı aynı zamanda Allah'a karşı bir isyan niteliğindeydi Aslında Hz Musa'nın üstün olduğunu biliyor bu nedenle ona haset ediyor ve öldürüp kavminin gözünde tek hakim olmak istiyordu Hz Musa ise, Firavun'un azgınlığı karşısında en güzel tavrı göstermiş ve Allah'a sığınmıştır![]() Ayette Firavun'un müstekbirliğine dikkat çekilirken, hesap gününe iman etmemesinin üzerinde de durulmuştur Eğer bir insan Allah'ın gönderdiği kitapları ve hem de elçileri vasıtasıyla varlığını bildirdiği hesap gününe iman etmiyorsa bu, kişinin azgınlığını ve kibirinin ne kadar büyük olduğunu göstermektedir Ancak bu tip kibirli kişiler büyüklenmelerinin cezasını ahirette en ağır şekilde göreceklerdir Firavun'un da göreceği gibi![]() ![]() ![]()
|
| |
| | #19 |
| | ![]() Firavun'un İlahlık İddiası Firavun (alayla) dedi ki: "Ey Haman, bana yüksek bir kule bina et, belki o yollara ulaşabilirim Göklerin yollarına, Böylelikle Musa'nın ilahına çıkabilirim Çünkü ben onun yalancı olduğunu sanıyorum İşte Firavun'a kötü ameli böyle çekici kılındı ve yoldan alıkonuldu Firavun'un hileli-düzeni, yıkım ve kayıpta olmaktan başka (bir şey) olmadı (Mümin Suresi, 36-37)Firavun dedi ki: "Ey önde gelenler, sizin için benden başka ilah olduğunu bilmiyorum ![]() ![]() " (Kasas Suresi, 38) Firavun ayetlerde bildirilen ifadeleriyle ve Allah'a karşı olan mücadelesiyle çok çirkin ve akılsızca bir cesaret göstermiştir Ayrıca yanlış zannıyla Allah'ı sadece göklerin Rabbi olarak değerlendirmiştir Oysa Allah göklerin, yerin ve bu ikisi arasındaki herşeyin Rabbidir; ancak Firavun bunu takdir edememiştir Firavun -kendince- yerde ilahlığını ilan ettiği için, Allah'ın varlığını kabul ettiği takdirde kendi gücünün, hakimiyetinin bir anlamı kalmayacaktır Bu nedenle Allah'ı sadece göklerin ilahı, hakimi olarak göstermek istemiştir Ancak Mümin Suresi'ndeki ayetlerde ifade edildiği gibi bu tavrı ona yıkım ve kayıp getirmiştir Firavun bu yıkımı görene kadar azgın enaniyeti sebebiyle büyüklenmeye ve ilahlık iddiasını sürdürmeye devam etmiştir Hatta çevresindekilerin ve Hz Musa'nın, bu iddiasını kabul etmeleri için zor kullanmayı, tehditler savurmayı da sürdürmüştür Bu durum ayetlerde şöyle haber verilmektedir:Firavun dedi ki: "Alemlerin Rabbi nedir? Dedi ki: "Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan herşeyin Rabbidir Eğer 'kesin bilgiyle inanıyorsanız" (böyledir) Çevresindekilere dedi ki: İşitiyor musunuz? (Musa): Dedi ki: O sizin de Rabbiniz, geçmişteki atalarınızın da Rabbidir (Firavun) Dedi ki: Şüphesiz size gönderilmiş bulunan elçiniz, gerçekten bir delidir Eğer aklınızı kullanabiliyorsanız, O, doğunun da, batının da ve bunlar arasında olan herşeyin de Rabbidir" dedi (Musa) (Firavun) dedi ki: Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım " (Şuara Suresi, 23-29)Bu ayetlerde de Firavun'un ilahlık iddiaları ve Allah'a karşı yürüttüğü mücadelesi görülmektedir Firavun önce Allah hakkında art niyetli bir soru sormuştur Enaniyeti öylesine kuvvetlidir ki baştan Hz Musa'nın vereceği her cevabı reddetme niyetindedir Hangi delili görürse görsün Allah'ın büyüklüğünü kabul edemeyecek haldedir Hz Musa onun sorularına cevap verince, yani Allah'ın hem geçmiştekilerin hem de o dönemde yaşayan herkesin Rabbi olduğunu söyleyince, Firavun'un enaniyeti daha da artmıştır Bu azgınlığının sonucunda, kendisine gönderilen elçiyi delilikle suçlamış, arkasından da onu hapse atmakla tehdit ederek yıldırmaya çalışmıştır Hz Musa ile bir mücadele içine girmiştir ancak sadece müminlere has olan berrak akla sahip olmadığı için en önemli şeyi unutmuştur: Hz Musa'nın destekleyicisinin kendisi (Firavun) ve sahip oldukları da dahil olmak üzere herşeyin tek sahibinin Allah olduğunu![]() ![]() ![]()
|
| |
| | #20 |
| | ![]() Firavun'un Enaniyeti Mucizeleri Görmesini Engelliyor Hz Musa Firavun'a Allah'ın varlığını, birliğini anlatınca, onun ilk koşulu bir mucize göstermesini istemek olmuştu Kendi bilgin büyücülerine güvenen Firavun, bütün insanları bir yerde toplayarak herkesin huzurunda iki tarafın da kendi büyülerini göstermesini istedi Hz Musa'nın mucizesi büyücülerin sihirlerini yok edince de Firavun yenilmiş oldu Ancak bu durum karşısında baş eğmesi gerekirken enaniyeti daha da arttı![]() Hz Musa'nın mucizesinin büyücülerin sihirlerini sonuçsuz çıkarması üzerine, Firavun'un yakınında bulunan ve büyücülerin en üstünleri olan bu kişiler bile gerçeği görüp Allah'a iman ettiler Ancak bu durum Firavun'un katılaşmış kalbini hiç etkilemedi, üstelik azgınlığı katlanarak arttı ve böylece şiddet kullanmaya karar verdi:Ve sihirbazlar secdeye kapandılar Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler Musa'nın ve Harun'un Rabbine![]() Firavun: "Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Mutlaka bu, halkı burdan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz Muhakkak ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi idam edeceğim " (Araf Suresi, 120-124)
|
| |
| | #21 |
| | ![]() Firavun'un İbret Verici Sonu Firavun, yeryüzündeki enaniyetli insanların en önde gelenlerinden biridir Ancak azgınlıkta kendisine şeytanı örnek almıştır Nitekim Firavun da kılavuzu olan şeytan gibi yaptıklarının sonucunu görülmemiş bir aşağılanma ile almıştır Üstelik bu öylesine bir aşağılanmadır ki sadece kendi nesline karşı küçük düşmemiş, Allah onu kıyamete kadar tüm insanlık için bir ibret vesilesi kılmıştır Kuran'da Firavun'un ibret verici sonu şu şekilde bildirilir: Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğullarının kendisine inandığı (ilahtan) başka ilah olmadığına inandım ve ben de Müslümanlardanım" dedi Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz) Gerçekten insanlardan çoğu, Bizim ayetlerimizden habersizdirler (Yunus Suresi, 90-92)Tam ölüm anında hiçbir kurtuluş yolunun olmadığını ve ölümden kaçamayacağını anlayan Firavun Allah'a tevbe etmiş ancak bu tevbesi kendisine fayda vermemiştir O, Allah'ı ve elçisini tanıyabilecekken, kendisine gerçekler tebliğ edildiği ve mucizeler de gösterildiği halde büyüklenmiş ve diretmiştir Böbürlenmesi ve üstünlük iddiası onu böyle bir davranışa getirmiş, kendisine karşı büyüklendiği Allah'a son anda tevbe etmesi de fayda vermemiştir![]() Burada bir noktaya dikkat etmek gerekir Firavun'un inkarının temel nedeni, enaniyetidir İman etmek için gerekli olan delilleri görmediği ya da anlamadığı için değil, iman etmek gururuna ağır geldiği için inkarda diretmiştir Örneğin büyücülerinin Hz Musa'nın üstünlüğünü ve doğruluğunu kabul ederek Allah'a iman etmeleri, onun için büyük bir delildi Hz Musa'nın mucizeleri de çok büyük birer delil hükmündeydi Bunları gören bir insanın hemen Allah'a iman etmesini gerekirdi![]() Firavun ise normal mantıkla düşünemiyordu, çünkü gururu aklını örtmüştü Büyücüler iman ettiğinde, "burada gerçekten bir olağanüstülük var" diye düşünmedi Onu etkileyen tek şey, büyücülerin kendisinden izin almadan böyle bir şey yapmış olmalarıydı Bu nedenle hür bir akılla değil de gururunun baskısıyla düşünüyordu ve bu nedenle ölüm ona gelip de gururu kırılana kadar inkar etti![]() Firavun'un inkarına neden olan bu durum, aslında her inkar eden kişi için geçerlidir İnkarlarının temeli, yeterli delil görmeyişleri değil, gururları nedeniyle kendilerine yaptıkları baskıdır Nitekim Kuran'da bu insanlar şöyle bildirilmektedirler:Ayetlerimiz onlara, gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: "Bu, apaçık olan bir büyüdür " Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak (Neml Suresi, 13-14)
|
| |
![]() |
| Tags: enaniyeti, seytanin |
| Konu Araçları | |
| |