Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet etmektir” buyuruyorGölgeler: Sıcağın alnında yanan bir kişi için rahatlığı ne ile anlatabilirsiniz? Ona serin bir gölgelikten bahsedersinizŞöyle yüksek bir yerde rüzgarın hafif estiği söğüt ağacının altı gibi kutuplarda titreyen bir müslümana serin bir yerden bahsetsen belki dinlemez bile Rahmetin lapa lapa kar gibi yağdığını bahsetseniz, bizler için bir anlamı olabilir ama Afrika’da yaşayanlara rahmet sağanak halde inen bir yağmur gibi anlatılırsa kulaklar kabarır“Önceki resullerden sana bahsettiklerimiz olduğu gibi, bahsetmediklerimizde oldu” (Nisa, 164) Kur’an’da bahseden 25 Peygaberden önce de Peygamberler indi Çin’e, Endenozya’ya, uzaklardaki bir adaya gidip görülme imkanı bulunmayan ülkelerdeki Peygamberlerden bahsetmek, belki dinleyenler için bir ütopyadan ileri gitmeyebilirdi Ama bir İbrahim (as), İsmail (as), İshak (as), Musa (as), Süleyman (as), Yakub (as) Ortadoğu’ya gidip bu insanların yaşadıkları yerleri, yaptıkları binaları görmek mümkün Muhatabımıza anlatılan şeylerin umumun ve onun aklına uygun olması, aklından uzak olsa da diğer gerçeklerin varlığı onu inanmaya itecektirBizler, Türkçe’de güzel ve iri gözü temsil için “sıpa gözlü” tabirini kullanırız Belki de adada yaşayıp balıkçılıkla geçinen bir toplum için “uskumru gibi bir göz” makbuldur velhasılHadislerde: “Hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir kalbin (aklın)de tasavvur edemeyeceği” bir cennet insanlara anlatılır Belki de cennette ifade edilen külgeler, meyveler, ırmaklar ve huriler bizlerin bu dünyadaki zevk anlayışımız bunlar olduğu için temsil edilmiştirEvet cennet vardırEvet ırmaklar, külgeler, huriler vardır, ama biz bunların keyfiyetini idrak edemeyiz Bekleyip göreceğiz inşaallah“Kimin kalbinde zerre kadar iman varsa cennete girecektir” (Buhari-ilim) Şu kesindir ki: “Razı oldunuz mu (kullarım)?” diye sual buyurunca, cennet ehli: “Hiçbir yarattığına vermediğin şeyleri bize verdin Bizlere ne oluyor da razı olmayalım” diyecekler (Buhari-6183, Müslim-2829) Cennet ehli yiyecek, içecek ama tuvalet ihtiyacı olmayacakBunlar misk kokusu gibi bir koku ile vücuttan çıkacakCennet, güzel hurilerinden tek bir tanesi yeryüzüne indirilse yer ve sema onun ışığıyla aydınlanıp, onun güzel kokusuyla dolacak (Buhari ve Müslim) Unutmayın ne kadar güzel düşünürseniz düşünün, hiç bir kalp onu tasavvur edemeyecekYedi adet (kat) cennet vardır Firdevs, Adn, Huld, Naim, Me’va, Darusselam, Darulcelal Bazıları ise dört tane olduğunu, bazısının bazısına bağlantısı olduğunu söylediEmekli ve ihtiyarların cennete giremeyeceğini de unutmayalım Çünkü kaç yaşında olursanız olun orada otuz yaş civarında, güzel, has, parlak bir cemalde olacağızHepimizi Alacak mı? Geçmiş insanlara nazaran kıyamete daha yakın olduğumuzu, şu zamanlarda insan, çevresindeki İslam düşmanlarına bakıp, “cehennem bunlar ve bunlardan önceki Firavunlar, Nemrutlar ve ateşe lâyık olan herkes cehenneme sığacak mı” diye düşünürken, Hazreti Allah cehenneme sorar: “Doldun mu?” (helimtele’ti) Cehennem cevaben: “Daha var mı ya Rab?” (hel min mezid) diyecekMustazaflar, üzülmeyiniz cehennem pek genişAteş: Dünya ateşi gibi bir ateş değil Bin sene kızartılmış, bin sene beyazlamış ve bin sene de kararmış bir ateş (hadislerdeki tabir) Kafiri sıkıca saracak bir azapAllah’ın, zalimi zulmuyle bırakması makul müdür? Buhari, Müslim ve Tirmizi rivayetinde Numan bin Beşir Efendimizden şöyle duyduğunu söyler: “Kıyamet gününde ateş ehlinden bir insan için en hafif azap topuklarına konan ufak bir parça ateşten dolayı beyninin kanaması” İçecek olan irin, kan vesair şeylerden bahsetmeye tahammülüm kalmadıCebinde taşıdığı çakmakla bir haram gördüğünde elinin altına tutup pek de sıcakmış diye haramdan imtina eden akıllı insanlar gördüm İnsan bütün ciddiyetiyle kendini haramlardan muhafaza etmeye çalışmalıdır Zira bu işin şakası yokÖlen Çocuklar: Müslümanların büluğa ermeden ölen çocuklarının cennete gireceği, cehennemi görmeyeceği söylenilir Zirâ onlar mükellef değildirler Kafirlerin büluğa ermeden ölen çocukları konusunda ise uzun tartışmalar olmuturEn iyi hüküm veren ise Hazreti Allah’tırArş: Büyük bir cisimdir ve Allah’ın yaratması ile var olmuşturÜzerine oturmak için yaratılmamıştır“Ve o arşı azimin de rabbidir” Keyfiyetini en iyi yaratan bilirKürsü: Büyük bir cisimdir Ama arş kadar büyük değildir Kürsi de üzerine oturulmak için yaratılmamıştır Keyfiyetini en iyi Yaratan bilirKalem: Allah’ın yarattığı diğer bir cisimdir İbni Abbas (Allah ondan razı olsun) der ki: “Allah ilk önce kalemi yaratmış ve ‘yaz’ demiştir ‘Ne yazayım’ sorusuna ‘kaderi yaz’ denilmiş ve kalem kıyamete kadar olacak şeyleri yazmıştır” “Nun, kaleme ve yazdıklarına yemin olsun” Levh: Allah’ın yarattığı bir cisimdir ki, kalem ona, Allah’ın kudretiyle meleklerin vasıtası olmadan yazar Keyfiyetini en iyi bilen O’durAllah Azze ve Celle, Cenneti, cehennemi arşı kürsüyü, kalemi, levhi ihtiyacı olduğu için yaratmamıştır Muhakkak ki, onun hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı gibi herşeyin de ona ihtiyacı vardır Bunları yaratmasının sebebini ise en iyi Yaratan bilirEy kulu olmakla iftihar ettiğimiz Rabbim! Görmediğimiz halde Senin ve elçinin bize bildirmesinden dolayı cennete, cehenneme levh’e, arşa, kürsüye, kaleme tam bir kalp mutmainliği ile iman eyledik Bizler, hakkındaki rahmetinden de ümitvarız Rahmetini bizden eksik eyleme (Amin)