![]() |
| | Konu Araçları |
| | #1 |
| | ![]() Cennet, "örtmek, gizlemek" anlamındaki "cenn" kökünden isim olup "bitki ve ağaçları ile toprağı örten bahçe, yeşillikleri bol, sık dal ve yaprakları ile yeri gölgelendiren bağlık, bahçe" manasına gelir Peygamberlerin davetine uyarak iman edip dünya ve ahirete ait işleri, kulluk vazifelerini elden geldiği kadar güzel bir şekilde yapan temiz ve müttakî kişiler için hazırlanmış bir huzur ve mutluluk beldesidir Ahiret hayatında mü'minlerin ebedî saadet ve nimetler yurdu olan yerin bu şekilde adlandırılmasının sebebi, genel görünümüyle dünya bahçelerine benzemesi veya eşsiz nimetlerini insan idrakinden gizlemiş olması şeklinde açıklanmıştır Çoğulu cinân ve cennât'tır![]()
|
| |
| İstediğini Bulamadıysanız Üye Olmadan
BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz. |
| | #2 |
| | ![]() Cennetin İsimleri ve Tabakaları Cennet kelimesi, Kur'an-ı Kerim'de 147 defa geçmektedir İslâm literatüründe cenneti ifade etmek üzere kullanılan isimleri ve cennet tabakalarını şu şekilde sıralamak mümkündür: 1- Cennet: Ebedî saadet yurdunu ifade etmek üzere Kur'an'da, çeşitli hadislerde ve diğer İslamî eserlerde yer alan isimler içinde en çok kullanılan, içindeki bütün mekân ve imkânları kapsayacak şekilde muhtevası geniş olan bir terimdir Kur'an'da 147 yerde geçmektedir İslam literatüründe ebedî saadetle ilgili vaadler, özendirici anlatım ve tasvirler genellikle cennet ismi etrafında yoğunlaşmıştır Diğer isimler tekil olarak kullanıldığı halde, cennetin çok sayıdaki ayette çoğul şekliyle de (cennât) yer alması, saadet yurdunun belli bir bölgesinin değil; tamamının adı olduğunu gösterir![]() 2- Cennetü'n-Naîm: 13 ayette geçmektedir Arapça'da "refah, huzur, mutlu hayat" anlamına gelen nimet kelimesinden daha kapsamlı bir muhtevaya sahip olan naîm, insana mutluluk veren maddî ve manevî bütün güzellikleri ifade etmektedir Buna göre cennâtü'n-naîm; mutluluklarla dolu cennetler manasına gelir "Beni cennetü'n-naîmin vârislerinden kıl" (26/Şuarâ, 85)3- Adn cenneti: En belirgin anlamı ile ikamet etme, ikamet edilen yer demek olan adn, 11 ayette kullanılmıştır Adn'in, cennetin belli bir bölümünün adı olduğu veya çoğul şeklinde kullanılışına bakarak onun tamamını ifade eden bir isim olduğu anlaşılır "Şüphesiz ki, iman edenler ve güzel amel işleyenler yok mu, işte onlar mahlukatın en hayırlısıdır Onların Rableri katındaki mükâfatı, zemininden ırmaklar akan, içinde devamlı olarak kalacakları Adn cennetleridir Allah onlardan râzı olmuş, onlar da O'ndan râzı olmuşlardır Bu, Rabbinden korkan O'na saygı gösterenler içindir " (98/Beyyine, 7-8)4- Firdevs: Özellikle, içinde üzüm bulunan bağ bahçe anlamına gelir İki ayette geçer Firdevs, cennetin tamamını ifade eden bir isim olabileceği gibi, onun ortası, en yüksek ve en değerli bölgesinin özel adı da olabilir "Şüphesiz, iman edip güzel amel işleyenler için barınak olarak Firdevs cennetleri vardır " (18/Kehf, 107)5-Hüsnâ: İyilik yapanlara Allah tarafından daha büyük bir iyilikle karşılık verileceğini, ayrıca buna bir de ilave (ziyade) yapılacağını ifade eden Yunus 26 ayetindeki hüsnâ (daha güzel, daha iyi, en güzel, en iyi) kelimesinin cennet anlamına geldiği müfessirlerin büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir Ayetteki "ziyade"den maksat da, cennette Allah'ı görme şerefine nail olmaktır "Güzel davrananlara hüsnâ (daha güzel karşılık), bir de ziyade/fazlası vardır Onların yüzlerine ne bir toz (kara leke) bulaşır, ne de bir horluk (gelir) İşte onlar cennet ehlidirler Ve onlar orada ebedî kalacaklardır " (10/Yûnus, 26)6- Dârüs's-Selâm: Maddî ve manevî âfetlerden, hoşa gitmeyen şeylerden korunmuş olma manasındaki selâm ile dâr/yurt kelimesinden oluşan bu terkip, iki ayette cennetin adı veya tabakası olarak zikredilmiştir Cennetin esenlik yurdu olduğu şüphesizdir Gerçek esenliğin ancak cennette bulunabileceği, sonsuz hayatın, ihtiyaç bırakmayan zenginliğin, zillete yer vermeyen şeref ve üstünlüğün, eksiksiz bir sıhhatin sadece orada mevcut olduğu anlaşılır "Halbuki Allah, Dârü's-Selâm'a çağırıyor ve O, dilediği kimseleri dosdoğru bir yola hidayet buyurur " (10/Yûnus, 25)7- Dârü'l-Mukame: Asıl durulacak yer, ebedî ikamet edilecek yurt manasındaki bu terkip de cennete girenlerin Allah'a hamd ve şükür sırasında bulundukları mekân için kullanacakları bir tabir olmalıdır "O (Rab) ki lütfuyla bizi Dârü'l-Mukameye / asıl oturulacak yurda (cennete) yerleştirdi Artık orada bize ne bir yorgunluk dokunacak, ne de orada bize bir usanç gelecektir " (35/Fâtır, 35)8- Cennetü'l-Me'vâ: "İman edip güzel amel işleyenlere gelince, onlar için Me'vâ cennetleri vardır " (32/Secde, 19)Bu isimlerin dışında, "ev, konak, şehir, ülke" anlamlarına gelen "dâr" kelimesi, Kur'an'da dâru'l-huld (ebediyet / sonsuzluk yurdu), dâru'l-âhire (âhiret yurdu), âkıbetü'd-dâr, ukbe'd-dâr (dünya yurdunun sonu) terkipleriyle cennet anlamında kullanılmıştır ![]() Kur'an'da zikredilen bu isimler, cennetin tabakaları olarak da kabul edilmektedir Bu tabakalardan her birinde, mü'minlerin yaptıkları iyi işler karşılığında girecekleri veya yükselecekleri derece veya mertebeler vardır Nitekim Müslim'in Ebu Said el-Hudri'den rivayet ettiği hadiste, Allah yolunda cihad edenlerin, cihadları sebebiyle cennette yüz derece yükselecekleri, her derecenin arasının ise, yer ile gök arasındaki mesafe kadar olduğu, Hz Peygamber tarafından haber verilmektedir (Müslim, İmâre 116) Hadiste sözü edilen dereceler konusunda ise şu ihtimaller öne sürülmüştür Bu dereceleri zahiriyle anlamak mümkündür Gerçekten söz konusu derecelerin, zahirinden anlaşıldığı üzere, birbirinden daha yüksek menziller (tabakalar) olması muhtemeldir Buna karşılık, yükseklikten kasdın, cennetteki nimetlerin çokluğu, insanın veya bir başka yaratığın hiç aklına bile gelmemiş, gönlünden dahi geçmemiş iyiliklerin büyüklüğü veya çokluğu anlamında olması muhtemeldir Zira Allah Teala'nın mücahide lutfettiği iyilik veya cömertlik türleri birbirinden çok farklıdır, birbirinden üstündür Buna göre, nimetlerin fazilet (üstünlük) konusundaki farklılıkları uzaklık açısından yer ile gök arasındaki mesafe gibidir Buhari'nin bir rivayetinde Hz Peygamber, Allah yolunda savaşan mücahidler için cennette yüz derece (tabaka) hazırlandığını ve iki derecenin arasının yerle gök arası gibi olduğunu haber vermekte ve sözlerine devamla şöyle buyurmaktadır: "Allah'tan istediğiniz zaman Firdevs'i isteyin Çünkü Firdevs, cennetin ortası ve cennetin en yükseğidir Firdevs'ten cennet nehirleri doğar " (Buhâri, Cihad 4)Bütün bu ayet ve hadislerden cennetin birçok tabakası olduğu anlaşılmaktadır Bu tabakalardan bazılarının daha yüce ve nimetlerinin daha güzel veya daha efdal olması sebebiyle isimleri bize bildirilmiştir Firdevs cenneti, mertebece en yüksek olan cennet tabakasıdır![]()
|
| |
| | #3 |
| | ![]() Cennetin Tasviri Dinler tarihine dair araştırmalar, hemen her din ve inanç sisteminde ölüm sonrası hesaplaşmanın, ceza veya mükâfatın varlığının kabul edildiğini göstermiştir Genel olarak İslâm âlimlerinin cennet tasviri hakkında benimsedikleri görüş, onun mahiyetinin bilinemeyeceği şeklindedir Çünkü mü'min kullar için ahiret hayatında hazırlanmış mutluluk vesilelerinin hiç kimse tarafından tahayyül edilemeyeceğini ifade eden ayetten (32/Secde, 17) başka, kudsi hadis olarak rivayet edilen meşhur metin de bu hususu açıkça belirtmektedir: "Ben, sâlih kullarım için, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir beşer zihninin tasavvur edemeyeceği mutluluklar hazırladım " (Buhâri, Tefsir 1; Müslim, Cennet 2-5) Dünya hayatında beş duyu ve akıl alanlarındaki idrakler, tabiat şartlarıyla kayıtlı olduğuna göre naslarda geçen tasvirleri aynı şartlar çerçevesinde veya hayal gücüyle değiştirerek algılamak gerekir Nitekim bazı ayetlerde, cennet ve nimetleriyle ilgili dünya ve ahiret idrakleri arasında benzerliklerin bulunduğu ifade edilmiştir (2/Bakara, 25; 47/Muhammed, 6) İbn Abbas'tan yaygın olarak rivayet edilen "Cennette isimlerden başka dünyayı andıran hiçbir şey yoktur " (Makdisi 1/194) ifadesi, ikisi arasındaki mahiyet farklılığını belirten bir söz olsa gerektir Cennetin sekiz kapısının olduğu ilk dönemlerden beri kabul edilegelmiştir Ancak, cehenneme ait yedi kapının mevcûdiyeti Kur’ân-ı Kerim’de açıkça zikredildiği halde (Hıcr, 44) cennetin sadece kapılarının (ebvâb) bulunduğu ifade edilmiş ve sayıları hakkında herhangi bir işarette bulunulmamıştır Ancak, bazı hadis-i şeriflerde cennetin sekiz kapısı olduğu belirtilmektedir Bu hadis rivayetlerinin kapıların genişliği için verdikleri çok uzun mesafelere bakılırsa, cennet kapıları, aynı zamanda onun bölümlerini de ifade etmiş olmalıdır Nitekim bazı eserler, sekiz cennet kapısının adlarını kaydederken bazı küçük farklarla cennetin isimlerini zikretmişlerdir Sahih hadislerin belirttiğine göre, bu mekânlara belli amel sahipleri girebilecektir Mesela, namazlarını dosdoğru kılanlar namaz kapısından, cihada katılanlar cihad kapısından, Allah yolunda infak yapanlar sadaka kapısından, oruç tutanlar da “reyyân” (suya kandıran) kapısından gireceklerdir Cennet kapılarının cehenneminkinden daha fazla ve cennetin tasavvur edilemeyecek kadar geniş olması, cennet ehlinin cehennemliklerden çok olacağını gösterir Nitekim bir hadiste, cennete gireceklerin yerlerini aldıktan sonra orada yine boş yer kalacağı, bunun için Cenab-ı Hakk’ın yeniden bazı nesiller yaratıp cenneti dolduracağı ifade edilmiştir (Buhâri, Tefsir 1; Müslim, Cennet 34)Cennet, sadece bağ ve bahçelerden ibaret olmayıp bunların yanında kendilerine has maddelerden oluşan nesneleri ve tesisleri de mevcuttur İman ve salih amel sahibi kimselerin ebediyet âleminde ravzâtü’l-cennâtta (cennetlerin has bahçelerinde) yaşayacaklarını ifade eden ayette (42/Şûrâ, 22) yer alan ve sözlük anlamları bakımından her ikisi de bahçe anlamına gelen ravzât ile cennât kelimelerinden ikincisine “tesis” manasını vermek gerekir Birçok ayette sâlih mü’minlere vaad edilen cennetin çoğul şekliyle kullanıldığına bakılırsa, birden fazla tesisin bulunduğu ve her mü’mine bir mesken hazırlandığı anlaşılır Cennetin, göklerin ve yerin “arz”ı/genişliği kadar olduğunu ifade eden ayetlerin (3/Âl-i İmran, 133; Hadid, 21) tefsiri için şu farklı görüşler ileri sürülmüştür: 1- Cennetin tasavvur edilemeyecek kadar geniş olduğunu ifade eden bir benzetmedir Buna göre arz; en, yani genişlik demektir Bir alanın dar cephesini genellikle onun genişliği oluşturduğuna göre cennetin uzunluğu bu teşbih çerçevesinde çok daha fazla olacaktır 2- Cennet, dünya hayatında insanoğlu tarafından kavranabilen kâinat kadar değerlidir 3- Madde âleminin insan idrakine sunuluşu gibi cennet de onun bilgi ve idrakine sunulmuştur Bu yorumlar içinde en çok tercih edilen, birinci görüştür![]() Kur’an-ı Kerim’de cennet için “güzel meskenler” (9/Tevbe, 72; 61/Saff, 12), “üst üste kurulmuş konaklar” (39/Zümer, 20) ve “ev” (66/Tahrim, 11) kavramları kullanılmak suretiyle onun maddî manada eleman ve tesislerden oluştuğu belirtilmiştir Cennet hayatıyla ilgili bazı tasvirler de bu gerçeği vurgulamaktadır Naslardan anlaşıldığına göre cennet ehli için çadırlar da kurulacaktır (55/Rahman, 72; Müslim, Cennet 23-25) Onlar, Cuma günleri güzel kokular saçan rüzgârların estiği bir çarşıyı dolaşacaklar, bu şekilde zarafetlerine zarafet katacaklardır (Müslim, Cennet 13) Rahman suresinde, “Rabbinin huzuruna suçlu olarak çıkmaktan korkan kimseler için iki cennet (cennetân) vardır ” (55/Rahman, 46) denildikten sonra, bu cennetlerin imkânlarından bahsedilmekte, ardından, o iki cennetten başka (veya onların altında) iki cennet daha bulunduğu (55/Rahman, 62) belirtilerek bunların da benzer imkânları tasvir edilmektedir Müfessirler, bu iki (veya dört) cennet hakkında cin ve insan türlerine verilecek cennetler, iyiliklerin yapılması ve kötülüklerin terkedilmesine karşılık verilecek iki cennet, iman ve salih amel için verilecek cennet ile lutf-ı ilahi olarak fazladan ikram edilecek cennet gibi bazı yorumlar yapmışlardır Hz Peygamberimiz bir hadisinde, ahiretteki iki cennetten birinin kapkacak ve madenî eşyasının altından; diğerinin de gümüşten olacağını ifade etmiştir (Buhâri, Tevhid 34, Tefsir 1-2; Müslim, İman 296) Sonuç olarak bir mü’mine birden fazla cennetin veriliş hikmeti tam açık bir şekilde anlaşılmadığı gibi, bunların kaç tane olacağı da bilinmemektedir Dünya hayatında mü’minlerin Allah'a itaat ve bağlılıklarının aynı derecede olmadığı bilinmektedir; bunun sonucu olarak ceza ve mükâfat derecelerinin de aynı olmayacağı haber verilmektedir (4/Nisâ, 96; 8/Enfâl, 4) Bununla ilgili bir hadiste, Allah yolunda cihad edenlere hazırlanan cennetin “yüz derece” olduğu ve her derecenin gökle yer arasındaki mesafe kadar birbirinden uzak bulunduğu haber verilmiştir (Buhâri, Cihad 4; Müslim, İmâre 116) Sahip oldukları nimetler açısından farklı mekânlar olduğu anlaşılan bu derecelerin imanın hasletleri (şubeleri) kadar yetmiş küsür olacağı, bu hasletleri kendisinde toplayanların bütün dereceleri elde edeceği de söylenmiştir![]() Cennet tasviriyle ilgili hadislerin içinde Firdevs ile Adn’in özel durumları olduğu görülür Rahman suresinde ayrı ayrı tasvir edilen iki çift cennete bir açıdan açıklık getiren bir hadise göre Firdevs cennetleri dört âdet olup, ikisinin bütün süsleri ve eşyaları altından, ikisinin de gümüştendir; mü’minlerin cemâl-i ilâhi’yi müşahede edecekleri yer ise Adn’dir Cennetteki dört nehrin fışkıracağı yerin Firdevs olduğu zikredilir (Buhâri, Tevhid 22; Tirmizî, Sıfatü’l-Cennet 4)![]() Kur’an-ı Kerim’de yer alan cennet tasvirleri içinde, kelimenin çoğul olarak kullanıldığı ayetlerin ekserisinde altlarından nehirlerin aktığı ifade edilmiştir İbn Kayyim’in de belirttiği gibi bu ayetlerde geçen “taht” (alt) zarfı, cennet toprağının görünmeyen alt tabakası demek olmayıp ağaçların, binaların ve benzeri tesislerin zemini ve eteği anlamına gelir Hadis olarak da nakledilen bazı rivayetlerden faydalanan âlimler, cennetteki nehirlerin nehir yataklarında değil; yüzeyde aktıkları kanaatine varmışlardır Cennet nehirlerinin mevcudiyetini belirten ayetler, onların mahiyetleri hakkında bilgi vermezken, Muhammed suresi, 15 ayeti farklı bir tasvir yapar Buna göre cennette içimi bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları ve süzülmüş baldan ırmaklar vardır Buhari ile Tirmizi’nin birbirini tamamlar mahiyette naklettikleri bir hadis-i şerifte Hz Peygamberimiz, Firdevs’in cennetin ortasını ve üst kısmını teşkil ettiğini, dört nehrin de oradan çıktığını haber vermektedir (Buhâri, Tevhid 22; Tirmizî, Sıfatü’l-Cennet 4) Burada sözü edilen dört nehir, Muhammed suresinde anlatılan nehirler olmalıdır Öyle anlaşılıyor ki, bu özel nehirler diğer birçok ayette tekrarlanan genel nehirlerden ayrıdır Kur’an-ı Kerim’in 108 suresine adını veren ve “çok şey” anlamına gelen Kevser’den ne kastedildiği müfessirler arasında tartışmalı olmakla birlikte, Kevser’in cennetteki bir nehrin adı olduğu öne çıkar Muhtelif rivayetlerle nakledilen hadislerde Hz Peygamber, cennette Kevser isminde bir nehrin kendisine verileceğini, bu nehrin iki kenarında inciden yapılmış kubbelerin bulunacağını, akan suyunun da halis misk gibi koku salacağını beyan etmiştir (İbn Kesir II/400-407) Cenneti tasvir eden bazı ayetler, orada su pınarlarının da bulunduğunu haber verir: “Kötülüklerden korunanlar bahçelerde, gölgelerde ve pınarların başında bulunacaklardır ” (15/Hıcr, 45; 77/Mürselât, 41) Rahman ve Ğâşiye surelerinde, akan pınarlardan söz edilmekte, diğer bazı ayetlerde de cennet ehlinin bu pınarlardan su içeceği haber verilmektedir (Bkz 55/Rahman, 50, 66;88/ Ğaşiye, 12; 76/İnsan, 6, 18; 83/Mutaffifin, 28)![]() Sözlük anlamı “bağ, bahçe” olan cennette ağaçların bulunması doğaldır Çeşitli ayetlerde gölgelerden, dallardan, sarmaş dolaş olmuş koyu yeşilliklerden, meyveleri kolayca toplanabilen ağaçlardan bahsedildiği gibi, özel olarak hurma, nar, reyhan, kiraz, muz gibi ağaç ve bitkilerden de söz edilir (55/Rahman, 12, 68; 56/Vâkıa, 28-29) Buhâri ile Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste Hz Peygamber cennette, idmanlı ve hızlı bir binicisinin, gölgesinde yüz yıl koştuğu halde sonuna ulaşamayacağı kadar büyük bir ağacın bulunduğunu ifade etmiştir (Buhâri, Bed’ü’l-halk 8; Müslim, Cennet 6-8) Hadisin çeşitli rivayetlerini nakleden ibn Kesir’in Ahmed b Hanbel’den aktardığı bir rivayette söz konusu ağaç, şeceretü’l-huld olarak adlandırılmıştır Hadiste zikredilen ağacı, bir ağaç türü olarak anlamak, “yüzyıl”ı da çokluktan kinaye saymak mümkündür Daha çok halka hitap eden dinî edebî eserlerde söz konusu edilen "tûbâ ağacı"nın mevcudiyeti ise kesin değildir İman ve güzel amel sahipleri için iyi bir ebediyet hayatının hazırlandığını ifade eden ayet-i kerimedeki "tûbâ" kelimesi (13/Ra'd, 29) sözlükte "iyilik ve güzellik, iyi ve güzel karşılanan her şey" anlamına gelir Müfessirlerin bu kelimeye verdikleri yedi sekiz kadar manadan biri de tûbâ ağacıdır Fahreddin Râzi'nin de belirttiği gibi kelimeyi sözlük anlamından çıkarıp dar bir alana tahsis etmek doğru değildir Bunun yerine "ebedî saadete vesile olan her güzel şey" manası verildiği takdirde bağ, bahçe ve ağaçlar da dahil olmak üzere her imkân kelimenin kapsamına alınmış olur Bir hadislerinde Rasülullah (s a s ) cennetin gümüş ve altın kerpiçten yapıldığını, harcının misk, taşlarının inci ve yakut olduğunu, oraya girenlerin bolluk ve refah içinde, üzüntüsüz ve kedersiz yaşayacağını, ebedî kalacaklarını, ölmeyeceklerini, elbiselerinin eskimeyeceğini ve gençliklerinin yok olmayacağını ifade eder (et-Tâc, c 5, s 402)"Cennet, takva sahiplerine, uzak olmayarak yaklaştırılmıştır İşte size va'd olunan, gördüğünüz şu cennettir ki, o, Allah'a yönelen, emirlerine riâyet eden, görmediği halde Rahmân'dan korkan ve Allah'ı taatine yönelmiş bir kalple gelen kimselere aittir " (50/Kaf, 31-33)"Tevbe edenler, iyi amel ve harekette bulunanlar öyle değil Çünkü bunlar hiçbir şeyle haksızlığa uğratılmayarak cennete, çok merhametli Allah'ın, kullarına gıyaben vaad buyurduğu Adn cennetlerine gireceklerdir O'nun va'di şüphesiz yerini bulacaktır Orada boş söz değil; sadece selam duyarlar Orada sabah akşam rızıkları da ayaklarına gelecektir O, öyle cennettir ki biz ona kullarımızdan gerçekten müttakî olanları vâris kılacağız " (19/Meryem, 60-63)![]() "Adn cennetleri vardır ki altlarından ırmaklar akar Onlar orada ebedî kalıcıdırlar İşte günahlardan temizlenenlerin mükâfatı " (20/Tâhâ, 76)![]() "Canların isteyeceği ve gözlerin hoşlanacağı ne varsa, hepsi oradadır Siz de orada devamlı olarak kalacaksınız İşte bu, sizin çalıştığınız ameller sebebiyle mirasçı kılındığınız cennettir Sizin için orada çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz " (43/Zuhruf, 71-73)"İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger (Yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir Sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve oradaki ipekleri lutfeder Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar Ne yakıcı sıcak görürler orada, ne de dondurucu soğuk Ağaçlarının gölgeleri üzerine sarkar; kolayca koparılabilen meyveleri istifadelerine sunulur Yanlarında gümüş kaplar ve billur kâselerle, gümüşî beyazlıkta (billur gibi) şeffaf kupalarla dolaşılır ki (cennet sakinleri bunlara dolduracakları cennet şarabını cennetteki insanların iştahları) ölçüsünde tayin ve takdir ederler Onlara orada bir kâseden içirilir ki karışımında zencefil vardır (Bu şarap) orada bir pınardandır ki adına Selsebil denir Cennettekilerin etrafında öyle ölümsüz genç hizmetçiler dolaşır ki, onları gördüğünde kendilerini etrafa saçılmış inciler sanırsın Ne yana bakarsan bak, (yığınla) nimet ve ulu bir saltanat görürsün Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır Rableri onlara tertemiz içecekler içirir Onlara: 'İşte bu, sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer' denir " (76/İnsan, 11-22)
|
| |
| | #4 |
| | ![]() En Büyük Zevk: Cennette Allah'ın Görülmesi Mü'minler, cennette Allah'ı göreceklerdir; bu, onlar için en büyük nimet olacaktır Buna "rü'yetullah" denir Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: "O gün Rablerine bakan ışık saçan yüzler vardır " (75/Kıyâme, 22-23) Rasülullah da bir hadislerinde şöyle buyurur: "Siz gerçekten tıpkı şu ayı gördüğünüz gibi, Rabbinizi gözle (açıkça) göreceksiniz O'nu görmekte haksızlığa uğramayacak, izdihama düşmeyeceksiniz " (Buhâri, Mevâkıt 16, 26) Süheyb (r a )'in rivâyetine göre peygamberimiz (s a s ): "İyi iş ve güzel amel işleyenlere daha güzel karşılık ve bir de ziyade (Allah'ı görmek) vardır " (10/Yûnus, 26) ayetini okuduktan sonra şöyle buyurdu: "Cennetlikler cennete girdiği zaman Allah şöyle buyuracak: 'Size daha da vermemi istediğiniz bir şey var mı?' Cennetlikler de şöyle derler: 'Yüzlerimizi ak çıkarmadın mı, bizi cennete koymadın mı, bizi cehennemden kurtarmadın mı? (Bunlar yeter)' Rasulullah sözlerine devam ederek: 'Cenab-ı Hak perdeyi kaldırır, cennetliklere artık Rablerine bakmaktan daha sevimli gelecek hiçbir şey verilmiş olmaz " (Müslim'in rivayeti, et-Tâc, c 5, s 423)Mü'minlerin Allah Teala'yı cennette görmeleri, herhangi bir yön, yer ve şekilden uzak olarak vuku bulacaktır Bunun keyfiyeti bizce meçhuldür "Allah bilir" deriz Kur'an ve sünnette bildirildiği için rüyetullah'a inanırız![]()
|
| |
| | #5 |
| | ![]() Cennet Hayatı İnsanın Allah'a imana sarılıp O'na bağlanmasında, en büyük kaygı ve korkusu olan yok olmaktan kurtulma ve Allah'ın kendisine tükenmeyecek bir hayat bahşetmesi ümidinin büyük etkisi vardır Nitekim insanların kendi kendilerine yetmediklerini ve Allah'a muhtaç olduklarını, Allah'ın dilerse onları yok edip yerlerine başka varlıklar yaratabileceğini ifade eden ayetlerde (Fâtır, 15-16) bu hususa da işaret vardır Ebedî mutluluğun simgesi olan cennete kavuşma ümidi, bütün müslümanlar için hayatın birçok güçlüklerine göğüs germeyi, fedakârlık göstermeyi göze aldıran bir faktör olmuştur İlk İslam şehidleri Sümeyye - Yâsir ailesinin bu uğurda çektikleri çilelerden günümüz İslam dünyasındaki mücadelelere kadar müslümanların davranışlarında cennet idealinin en önemli etken olduğu şüphesizdir İslam dini Allah’ın seçkin kullarına nasıl bir cennet hayatı vaad etmektedir? Bu hayatın konu ile ilgili nasların birleştiği ve önemle vurguladığı iki özelliği vardır: Arzulanan her şey ve ebediyet Bir ayet-i kerimede şöyle denilmektedir: “Gönüllerin özleyeceği, gözlerin hoşlanacağı her şey orada vardır Ve siz orada ebediyen kalacaksınız ” (43/Zuhruf, 71) Dünya hayatında duyu organlarıyla algılanamayan meleklerin insanlara hizmet ettiği, onları koruduğu, Allah yolunda yürüyenler için esenlik dilediği Kur’an’ın çeşitli beyanlarından anlaşılmaktadır Ahiret âleminde melekler inançlı ve dürüst insanlara görünmeye başlayacaklar ve yeni hayata intibakları sırasında korku ve üzüntüye düşmemelerini telkin ederek onlara şöyle diyeceklerdir: “Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız Canlarınız ne isterse, gönlünüz ne dilerse burada sizin için hazırdır Bütün bunlar, merhamet eden ve bağışlayan Allah’ın bir ikramıdır ” (41/Fussılet, 30-32) Hz Peygamber, çeşitli münasebetlerle cennetteki sınırsız imkân ve mutluluklardan söz ettiğinde yanında bulunanlar zaman zaman cennette at, deve vb şeylerin de bulunup bulunmadığını sormuşlar, o da, “Allah sizi cennete koyarsa orada canınızın arzuladığı ve gözünüzün hoşlandığı her şeyi bulursunuz ” şeklinde cevap vermiştir (Tirmizî, Sıfatü’l-cennet 11) Hz Peygamber, cennet hayatının imkân ve nimetlerinin genel anlamda fevkalâde olduğunu belirtmekle birlikte ayrıntılı tasvirlere girmemiştir Cennet halkının arzu ettiği her şeyin gerçekleşeceği ilkesine karşı, “başkalarına zarar verici, erdemsiz, çelişkili oluşu sebebiyle imkânsız şeyler talep edilirse durum ne olacak?” şeklinde teorik olarak bir itiraz ileri sürülebilirse de, cennete girecek insanlar fizyolojik ve psikolojik kusurlardan arınmış olacaklarından pratikte böyle bir talebin vuku bulmayacağı açıktır
|
| |
| | #6 |
| | ![]() Cennet Nimetleri Kur’an-ı Kerim ve sahih hadislerde mevcut beyanlara dayanarak cennet nimetlerinin ana özelliklerini şu şekilde tespit etmek mümkündür: 1- Sonsuz lüks ve konfor 2- Sürekli barış ve huzur 3- Cennet ehlinin hem bedenî, hem ruhî bakımdan son derece güçlü ve yetenekli olmaları 4- Manevî tatmin (rızâ) 5- Allah’ı görmek, O’nunla konuşmak 6- Bütün bunları saran bir ebediyet![]() İnsanın irade ve tercihini kullanarak tekâmülünü sürdürebileceği yer dünya hayatıdır ve buradaki manevî tekâmül, iman ve salih amel ölçüsüne bağlanmıştır Bir bekleyiş merhalesi olan Berzah döneminden sonra başlayacak ahiret hayatında, dünya tekâmüllerini sekteye uğratmayanlar, öyle anlaşılıyor ki, fizyolojik ve psikolojik yönlerden son bir operasyon ve arındırmaya tâbi tutulduktan sonra cennete alınacaklardır Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste Hz Peygamberimiz, kıyamet günü cennet kapısını ilkin kendisinin çalacağını ve ondan önce bu kapının kimseye açılmayacağını söylemiştir (Müslim, İman 333) Cennete giriş sırasında bütün mü’minler görevli melekler tarafından karşılanacak ve melekler: “Selam olsun sizlere! Saadetler içinde olun, bir daha çıkmamak üzere cennete buyurun!” (39/Zümer, 73) diyeceklerdir Buhâri, Müslim ve Tirmizî’nin çeşitli rivayet kanallarından aktardıkları hadislere göre (Buhâri, Bed’ü’l-halk 8; Müslim, Cennet 14-22; Tirmizî, Sıfatü’l-cennet 7) mü’minler dolunay veya parlak yıldızlar gibi ışıklar saçarak cennete girecekler, orada diledikleri gibi yiyip içtikleri halde abdest bozma ihtiyacı hissetmeyecekler, sümkürüp tükürmeyeceklerdir Aldıkları gıdaların sindirimi hoş kokulu geğirti ve terden başka bir külfet getirmeyecektir Cennet halkına yorgunluk ve usanç gelmeyeceği için (35/Fâtır, 35) uykuya da ihtiyaç duymayacaklardır Cennet ehlinin imkânlarını dile getiren bir hadiste onlara şöyle nida edileceği kaydedilir: “Daima sağlıklı olacak, asla hastalanmayacaksınız; sonsuza kadar yaşayacak, hiç ölmeyeceksiniz; her an gençliğinizi koruyacak ve hiçbir zaman ihtiyarlamayacaksınız; sürekli nimetler içinde olacak ve asla güçlükle karşılaşmayacaksınız ” (Müslim, Cennet 22) Konu ile ilgili hadislerin bazı rivayetlerinde cennete girecek erkeklerin ataları Adem’inki gibi bir bünyeye sahip olacakları, hatta 60 arşın boyunda bulunacakları anlatılır Ayrıca bu erkeklerin daima 33 yaşında olmakla birlikte bıyıkları yeni terlemiş sakalsız gençler görünümü arzedeceklerinden de söz edilir Kadınların ise çok güzel tenli ve çok değerli elbiselere bürünmüş halde bulunacakları ifade edilir![]() Cennet ehlinin ruhî portreleri konusunda en çok vurgulanan özellik, onların gönüllerinde kin ve nefretin bulunmayacağı hususudur “Gönüllerindeki kini söküp atacağız” (7/A’râf, 43) şeklindeki ifadeler, cennete gireceklerin manevî bir arındırma operasyonuna tâbi tutulacağının delilidir Yine ilgili ayet ve hadislerin beyanına göre cennette kusursuz bir ahlakî hayat yaşanacak, cennetlikler arasında anlamsız ve gereksiz konuşmalar, suçlamalar olmayacak, tam bir dostluk ve kardeşlik hayatı hüküm sürecektir (15/Hıcr, 47; 56/Vâkıa, 25; Müslim, Cennet 16-17) Kötülüklerden korunmayı başaranlar meleklerden gelen iltifatlarla cennete girecekleri sırada şöyle diyeceklerdir: “Bize karşı vaadini gerçekleştirip dilediğimiz yerinde yerleşebileceğimiz cennete bizleri vâris kılan Allah'a hamdolsun!” (39/Zümer, 74) Ayetin ifade tarzından, mü’minlerin yerleşim açısından serbestlik içinde olacakları anlaşılmaktadır Rahman suresinde sözü edilen iki veya dört cennetin bir anlamı da bu olmalıdır Cennet meskenlerindeki yaygı, sergi vb ev eşyasının son derece lüks olması yanında yiyecek ve içeceklerin, ayrıca giysilerin de olağanüstü zevk verici özelliklere, temizlik ve zarafete sahip olacağı muhtelif ayetlerde yer yer ayrıntılı olarak tasvir edilir Hadislerde belirtildiğine göre cennet ehline ilk verilecek yemek, havyar ziyafetidir (Buhârî, Enbiyâ 1; Müslim, Münâfikıyn 30) Cennette ekmek, et, meyve, tatlı, ayrıca su, süt ve şarap gibi yiyecek ve içecekler mevcut olmakla birlikte, bunların dünyadaki benzerleriyle isimden başka bir münasebetinin bulunmayacağı âlimlerce belirtilir Nitekim fevkalâde zevk veren cennet şarabı kadehler dolusu içileceği halde sarhoşluk ve rahatsızlık vermeyecektir (37/Saffat, 45-47; 47/Muhammed, 15) Cennet halkının beslenme rejiminde meyvelerin önemli bir yer tuttuğu çeşitli ayetlerin beyanlarından anlaşılmaktadır![]() Cennet hayatının nimetlerini dile getiren nasların ayrıntılı anlatımları ve bunların hayal ettirdiği cismanî zevkler, bazı yabancı araştırmacıların eleştirilerine konu olmuştur Halbuki cennet hayatının nimetleri bu cismanî zevklerden ibaret değildir Cennet halkı, asıl mutluluğu manevî tatminde bulacak, onlar nefes alıp vermek kadar tabii bir şekilde Allah ile irtibat kuracak, cemalini müşahede ederek O’nunla konuşacaklardır Aradaki derin mahiyet farkına rağmen uhrevî hayat, dünya hayatına benzer şekilde devam edeceğine göre oradaki konfor da buradaki konforla bir bakıma bağlantılı olacaktır Deney dünyasından aldığı izlenimler sayesinde idrak gücüne sahip olan insana bu idrakin sınırlarını aşan kavramlarla herhangi bir konuda fikir vermek mümkün değildir Dünya hayatındaki cismanî zevklerin ruhun yücelişine engel teşkil ettiği genellikle kabul ediliyorsa da bunun uhrevî hayatta da aynı mahiyette olacağı söylenemez Çok değişik zamanlardaki çok değişik kitlelere hitap eden dinin bu dünya ile paralellik arzeden bu üslubun özendirici ve etkileyici özellikler taşıdığı da bilinen bir gerçektir![]()
|
| |
| | #7 |
| | ![]() Cennette Cinsî Zevkler "Gerçekten cennetlik olanlar, o gün eğlenceyle meşguldürler " (36/Yasin, 55)"O cennetlerde gözlerini kocalarından başkasına çevirmeyen hanımlar vardır ki, bu kocalarından önce kendilerine ne bir insan dokunmuştur, ne de bir cin " (55/Rahman, 56)"Onlar yakut ve mercan gibidirler " (55/Rahman, 58)"Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar ve dolu kadehler vardır Orada boş ve yalan söz işitmezler Bunlar Rabbinin katından hesapları karşılığı verilenlerdir " (78/Nebe', 31-36)"Cennette onlar için işlediklerine karşılık olarak sedefteki inciler gibi hûriler / ceylan gözlüler vardır " (56/Vâkıa, 22-23)"Biz hûrileri / ceylan gözlüleri (cennetlikler için) yeniden yaratmışızdır Onları, bâkire, şuh, eşlerine düşkün ve yaşıtları kılmışızdır " (56/Vâkıa, 35-37)"Ebedî gençliğe erdirilmiş genç hizmetçiler, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kâseler, ibrikler ve kadehlerle (cennetliklerin) etrafında dolaşırlar " (56/Vâkıa, 17-19)Cinsiyetin insan hayatında önemli bir yer tuttuğu şüphesizdir Kur'an'da vurgulandığı üzere (30/Rûm, 21) karşı cinsler hayatlarını birleştirmekle bedenî ve ruhî tatmin bulmaktadırlar Aynı tatminin uhrevî hayatta da devam etmesi tabiidir Cennet tasviriyle ilgili çeşitli ayet ve hadislere göre cennette hem dünya kadınları hem hûriler bulunacaktır Ayetlerde geçen "tertemiz zevceler" ifadesi (2/Bakara, 25; 3/Âl-i İmran, 15) hûrilerle birlikte dünya kadınlarını da kapsamına almaktadır Cennete giriş öncesinde mü'minlere uygulanacak bedenî ve ruhî arındırma operasyonu sonunda, kadınların cinsî hayatlarına olumsuz etki yapan, mutluluklarını bölen fizyolojik ârızaların ve ruhî depresyonların tamamen giderileceği anlaşılmaktadır Çeşitli ayet ve hadislerde cennet kadınlarının güzelliği, zarafeti ve çekiciliği konusunda canlı tasvirler mevcuttur Bir rivayette huriler, kendi ayrıcalıklarından söz edecekleri bir sırada cennetteki dünya kadınları, dünya hayatında işledikleri güzel ameller sebebiyle onlardan üstün olduklarını ifade edecekler ve onları susturacaklardır Bir erkeğin kaç eşe, özellikle kaç dünya kadınına sahip olacağı hususunda farklı görüşler ileri sürülmesine rağmen, bu konuda sahih rivayet Buhâri ile Müslim'de yer alan hadistir Buna göre cennetteki her erkeğe "zarif ve şeffaf tenli" iki kadın verilecek ve orada evlenmemiş kimse kalmayacaktır (Buhâri, Bed'ü'l-halk 8; Müslim, Cennet 14) Kadınların ikisi de hûri veya dünya kadını olabileceği gibi birinin hûri, birinin de dünyalı olması muhtemeldir "İri gözlerinin beyazı saf, siyahı koyu, gümüş berraklığında beyaz tenli kızlar" anlamına gelen hûrilerin cennet erkekleri için farklı bir yapıya sahip kılınarak yaratıldığı ve "erkeklerine düşkün, başkalarında gözü olmayan, kimse tarafından dokunulmayan, inci tenli, yakut yanaklı, yaştaş genç kızlar"gibi özelliklerle vasıflandırıldıkları çeşitli ayetlerde görülür Hûrilerin sayısı hakkında değişik ve doğrulukları sabit olmayan rivayetler mevcuttur Genel eğilim, her erkeğe dünya hanımlarından iki, hûrilerden ise birkaç tane verileceği yolundadır![]() Cennetteki cinsî hayatla ilgili tasvirlerde güzellik, çekicilik vb faktörler kadınlara nisbet edildiği halde bu tür tasvirlerin sağladığı özendirici sonuç ve avantajların genellikle erkekler için söz konusu edildiği ve kadının âdeta erkeğin zevklerini tatmin eden bir vasıta olarak gösterildiği şeklinde bir itirazın ileri sürülmesi mümkündür Arap dilinde kadınlı erkekli bir topluluğa hitap edilirken veya onlara yönelik açıklamalar yapılırken müzekker/eril sigaların kullanıldığı bilinmektedir Ayrıca hemen bütün toplumların sanat ve edebiyatlarında kadın zarafet ve câzibenin odak noktası olarak kabul edilmiş, aşk şiirleri ve diğer sanat alanlarının ana teması kadın olmuş, büyük bir çoğunlukla kadın talep eden değil; talep edilen konumunda bulunmuştur Aynı üslup ve yaklaşımın cennetteki cinsî hayatın tasvirinde de hâkim olduğu anlaşılmaktadır Kimsenin bekâr kalmayacağı cennet hayatında erkeğe -biri dünya kadını, biri de hûri olmak üzere- en az iki eş verileceği halde kadının birden fazla kocaya sahip bulunmaması da aynı temaya bağlı olmalıdır Gerçekten dünya hayatında kadın psikolojisi üzerinde sürdürülen çalışmalar, yapılan anket ve araştırmalardan onun monogam olduğu, gönül ve hayal âleminde sadece bir erkeğe yer verdiği anlaşılmıştır Bu aynı zamanda insan türünün devamını sağlayan ana rahminin korunması, dolayısıyla nesebin tayini ve neslin bekası için de gereklidir İslamiyet'te dini kabullenme ve ilahî buyrukları yerine getirme hususundaki sorumluluk ferdî/kişiseldir, kimse diğerinin dinî yükümlülüğünü taşımadığı gibi bunun olumlu veya olumsuz sonuçlarına da muhatap olmaz (35/Fâtır, 18) Ancak iman ve ameliyle cennete girmeye hak kazanmış aile fertleri arasında Allah katında değeri en üstün olanın diğerlerini yanına alabileceği kabul edilmektedir Dünyada birden fazla erkekle evlenmiş kadının cennette bunlardan hangisinin eşi olacağı meselesi ashabtan itibaren düşünülmüştür Bâkire olarak ilk evlendiği erkekle veya son kocasıyla bulunacağı şeklinde iki ayrı kanaat yanında, hadis olduğu ileri sürülen iki farklı rivayete dayanılarak huyu daha güzel olanla veya tercih edeceği bir kocasıyla beraber bulunacağı söylenmiştir (İbn Kesir, c 2, s 548) Dünya hayatında meşru evlenmelerle kurulan ailelerin cennette aynen devam etmesi nazarî/teorik olarak mümkün görülmekle birlikte cennete girmeye hak kazanamayanların, birden fazla evliliklerin durumu farklılıklar meydana getirecektir Bu bakımdan cennetteki aile hayatını dünyadakinin devamı gibi telakki etmek isabetli görünmemektedir Cennette bulunacak dünyalı kadın ve erkek kesimi arasında evlenme açısından kendiliğinden bir denkliğin oluşması muhtemeldir Bir hadiste belirtildiğine göre Allah cennet için yeniden bazı nesiller (kadın ve erkekler) yaratacaktır Kadınlı erkekli eşlerin sayısını tamamlamak ve dengeyi sağlamak için bu yeni nesillerden faydalanılması mümkündür![]()
|
| |
![]() |
| Tags: anlam, cennet, kelimesi, mahiyeti |
| Konu Araçları | |
| |