Mumsema islam Arsivi

Geri git   Mumsema islam Arsivi > İbadetlerin Fazileti > İslamda İbadetlerin Fazileti > Cemaatle Namaz Kımanın Sevap ve Fazileti

Forum Alev


Namaz ve Cemaatle Namaz'ın Önemi ile ilgili Benzer Konular
3282 Kez Görüntülendi

Cemaatle Namazın Önemi
Cemaatle Namaz
Cemaatle Namaz Kılmanın Hükmü ve Önemi
Cemaatle Namaz namaz kılmanın davranışlarımız üzerine etkileri nelerdir?
Örnek Vaaz: Cemaatle Namaz Kilmanin Önemi Ve Ezana İcabet
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 20-04-2007   #1
 
Mesaj Namaz ve Cemaatle Namaz'ın Önemi


Namaz ve Cemaatle Namaz'ın Önemi Mumsema İslam Arşivi Namaz ve Cemaatle Namaz'ın Önemi
Kelime-i Şehadet’ten sonra İslam erkanının en yücesi namazdır Namaz, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in ölümü esnasında “namaz namaz” diyerek yapılmasını istediği son vasiyetidir Bazı müslümanlar, ya hükmünü bilmedikleri için ya da önemsemediklerinden ve tembelliklerinden dolayı namazı hafife alırlar Bu sebeple, bazıları vaktinin dışına geciktirir, bazıları da namazın edasında gevşek davranır Bu, o kişi için büyük bir tehlike ifade eder Çünkü namaz; İslam’ın direği, İslam ile küfrün arasını ayırıcıdır Alimler; namazı terkedenin, Allah Teâlâ’nın buyurduğu üzere, küfre düştüğünü zikretmiştir· Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse artık onlar dinde kardeşlerinizdir) Âyet, namazı terkedenin bizim kardeşimiz olmadığına delâlet ediyor


Kelime-i Şehadet’ten sonra İslam erkanının en yücesi namazdır Namaz, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in ölümü esnasında “namaz namaz” diyerek yapılmasını istediği son vasiyetidir Bazı müslümanlar, ya hükmünü bilmedikleri için ya da önemsemediklerinden ve tembelliklerinden dolayı namazı hafife alırlar Bu sebeple, bazıları vaktinin dışına geciktirir, bazıları da namazın edasında gevşek davranır Bu, o kişi için büyük bir tehlike ifade eder Çünkü namaz; İslam’ın direği, İslam ile küfrün arasını ayırıcıdır Alimler; namazı terkedenin, Allah Teâlâ’nın buyurduğu üzere, küfre düştüğünü zikretmiştir· Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse artık onlar dinde kardeşlerinizdir) Âyet, namazı terkedenin bizim kardeşimiz olmadığına delâlet ediyor

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Şüphesiz ki kişi ile şirk ve küfür arasındaki engel namazdır

Beride b el- Husayb radıyallahu anh’dan şöyle dediği rivayet edilir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim: “Bizimle onların (kafirlerin) arkasındaki ahd namazdır Kim, onu terkederse kafir olmuştur

Abdullah b Şagig dedi ki: “Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabı namazın dışında, hiç bir amelin terkini küfür görmezdi

Namazın terki şu kötü sonuçları doğurur:

1- Çocukları ve eşi üzerinden velilik hakkı düşer

2- Akrabalarından miras alamaz ve mirası alınmaz

3- Allah Teâlâ’nın (Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir Onun için bu yıllarından sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar) kavli gereğince Mekke’ye girişi haramdır

4- Kestiği hayvandan yemek caiz değildir

5- Ölünce namazı kılınmaz ve onun için mağfiret dilenmez

6- Eşi- müslüman ve namaz kılıyor ise-ondan boş düşer

7-Müslümanların mezarlıklarına gömülmez

Namazı vaktinde ve cemaatle eda etmen vaciptir Hastalık ve korkudan kaynaklanan özrün dışında (farz) namazları evinde kılman caiz değildir Allah Teâlâ buyurur ki: (Rukû edenlerle beraber rukû edin)

Allah Teâlâ cemaat namazını savaş halinde ve düşman karşısında bile vacip kılmıştır Ve eğer biri, onu terketmek için mâzur kabul edilseydi düşmana karşı saf tutanlar tek başlarına namaz kılmaları için mâzur kabul edilirdi Lakin, Allahu Teala onlara dahi cemaat namazını vacip kıldı

Allah Subhânehû ve Teâlâ şöyle buyurur: (Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı seninle beraber namaza dursunlar, silahlarını (yanlarına)alsınlar, böylece (namazı kılıp) secde ettiklerinde (diğerleri)arkanızda olsunlar Sonra henüz namazını kılmamış olan (bu) diğer grup gelip seninle beraber namazlarını kılsınlar ve onlar da ihtiyat tedbirlerini ve silahlarını alsınlar) Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre’den şöyle dediğini rivayet ederler: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “İstedim ki namazın kılınmasını emredeyim Sonra bir kişiye (imam olarak) insanlara namaz kıldırmasını emredeyim Daha sonra, yanlarında bir deste odun bulunan kişilerle (cemaatle) namaza gelmeyen bir topluluğa gideyim Ve evlerini onlarla birlikte yakayım

Müslim, Abdullah b Mes’ud radıyallahu anh’ın şöyle dediğini rivayet eder: “Gördüm ki bizim aramızda sadece nifağı bilinen münafık ya da hasta olan (cemaatle)namazdan geri kalır Eğer hasta iki kişi arasında yürüyebiliyorsa namaza gelirdi

Ve yine Müslim’de , Abdullah b Mes’ud’dan şöyle dediği rivayet edilir: “Yarın Allah’a müslüman olarak kavuşmak kimi sevindirirse bu namazları nerede nidâ edilirse kılsın Muhakkak ki Allah; nebinize, hidayete giden yolları şeriat kıldı Ve bu namazlar da hidayet yollarındandır Şayet siz, şu evinde kalanın namaz kıldığı gibi evinizde namaz kılıyorsanız nebinizin sünnetini terkettiniz Ve şayet, nebinizin yolunu terketmişseniz doğru yoldan ayrıldınız Bir kişi, abdest alır ve abdest almada itina gösterirse, sonra da bu mescidlerden bir mescide yönelirse Allah onun attığı her adımda bir sevap yazar Her adımla bir derece yükseltir ve ondan bir günah siler Gördüm ki, bizim aramızda sadece nifağı bilinen münafık (cemaatle) namazdan geri kalır Kişi, safta durması için iki kişi arasında getirilirdi

Sahih-i Müslim’de Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan şöyle dediği rivayet edilir: Âmâ bir adam dedi ki: Ey Allah’ın Rasulü! Beni mescide götürecek bir yol gösterici yok Evimde namaz kılmam için bana bir izin var mı?” Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ona dedi ki “Namaz için ezanı işitiyor musun?” Dedi ki: “Evet” (Allah Rasulü) “icabet et!” buyurdu Bu hadisi iyi düşünmek gerekir

Senin bu işe önem vermen, çabuk davranman; çocuklarına, ailene, komşularına ve diğer müslüman kardeşlerine cemaatle namazı tavsiye etmen gerekir Bunu Allah ve Rasulü’nün emrini yerine getirmek, Allah ve Rasulü’nün yasakladığı şeyden kaçınmak ve münafıklara benzemekten uzak durmak için yapmalısın Allah, bizleri sevdiği ve razı olduğu işlerde başarılı kılsın Hepimiz, nefislerimizin şerrinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız O çok cömert ve kerem sahibidir

 

fevziay isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 10-08-2007   #2
 
Standart Namaz ve Cemaat için Çalışmak


Namaz ve Cemaat için Çalışmak
Türkiye’de, beş vakit namaz kılan Müslümanların bir kısmının “Namazla ilgili birtakım hizmetler ve faaliyetler yapması gerekir
Namaz kılmak bir farz-ı ayndır Yani, her Müslümanın mutlaka yerine getirmesi, eda etmesi gereken kesin ve temel bir emirdir Namaz için çalışmak da yine farzdır Kimlere farzdır? Aklı, kültürü, ilmi, imkânı olan Müslümanlara
Böyle Müslümanlar “Biz namazımızı kılarız, vazifemizi yapmış oluruz” dememelidir Hem namazlarını kılacaklar, hem de diğer Müslüman kardeşlerinin kılması için çalışacaklar Maalesef bu çalışmaları, bu hizmetleri hakkıyla yapamıyoruz
Namaz hususunda ne gibi faaliyetler yapabiliriz?
(1) Namaza teşvik edici, çok tesirli, çok faydalı, çok kıymetli broşürler, kitapçıklar, kitaplar yayınlanmalıdır
(2) İmkânı olan Müslümanlar bu kitapları alıp “uygun bir şekilde” dağıtmalıdır
(3) Zamanımızda, hemen hemen herkesin otomobili var Bu otomobilleri gezmek, tozmak, işimize gidip gelmek, zevk ve sefa, piknik yapmak, hava atmak için bol bol kullanıyoruz Otomobillerimizle namaza gitmeliyiz Her gün olmasa bile, sabah namazlarına gitmeliyiz Böyle şeyleri kaçta kaçımız düşünüyor ve yapıyor?
(4) Namaz konusundaki propagandalar, davetler, hizmet ve faaliyetler iki türlü olur: Doğrudan doğruya ve dolaylı olarak Doğrudan doğruya yapılan propagandalar bazen reaksiyona sebep olur, olumsuz neticelenir En iyi propagandalar, dolaylı propagandalardır
(5) Cumartesi ve pazar sabahları, komşularımız ve tanıdıklarımızla daha önceden anlaşarak belli yerlerdeki camilere gitmeliyiz Namazı kıldıktan sonra, bir yerde huzur ve neşe içinde sabah kahvaltısı yapmalıyız Birtakım namaz kılmayan gençler ve çocuklar şöyle davet edilmelidir: “Yarın, sabah namazını filan camide kılacağız, sonra filan yerde kahvaltı yapacağız, senin de aramızda bulunmanı istiyoruz
(6) Kültürlü, tahsilli, makam ve mevkii sahibi temsilci Müslümanların, sık sık, ellerinden geldiği kadar farz namazları camilerde kılmaları gerekir Maalesef zamanımızda bu gibi kimselerin büyük kısmı, hele İslâmcıların hemen hemen yüzde yüzü camiye gitmiyor, cemaate katılmıyor Bu ne büyük bir eksikliktir Farz edelim, halkın sevdiği bir yazar yahut bir fikir adamı yahut tanınmış bir yüksek bürokrat, büyük bir camide halkla birlikte namaz kılıyor Onun bu hareketi, ne güzel bir teşvik olur
(7) Resmî şekilde değil, tamamen tanıdıklar ve dostlar arasında “namaz komiteleri” kurulmalıdır Kur’an-ı Kerim’de “Bizim yolumuzda cihad edenlere (cehd ve gayret sarf edenlere) biz yollarımızı gösterir, kılavuzluk ederiz” mealinde ayet bulunmaktadır Yüzde yüz, Allah rızası için namaz komitesi kurulunca, böyle hayırlı bir işe teşebbüs eden Müslümanlara ilahî ve rabbanî esintiler ve yardımlar gelir
(8) Ancak, namaz hizmet ve faaliyetleri esnasında mezhep, tarikat, cemaat, meşrep, fırka, hizip, zümre asabiyetlerinden kesinlikle uzak durulmalıdır Namaz, İslâmî bir kurumdur, binaenaleyh bir tarikata, bir cemaate veya başka bir parçaya alet edilmemelidir Namaz için çalışırken, mensubu bulunduğum tarikata da hizmet edeyim düşüncesi yanlış olur
(9) Uyanık, şuurlu, irfanlı Müslümanlar namaz için çalışırken, cemaat meselesini de ihmal etmesinler Erkek Müslümanlar için cemaat, farza-vacibe yakın bir emirdirCanım isterse tek başıma kılarım, canım isterse cemaate katılırım” düşüncesi Kur’an’a, Sünnete, Şeriata, fıkha, İslâm’ın ruhuna aykırıdır Kur’an-ı Kerim’de bize, Peygambere uymamız, itaat etmemiz emrediliyor O, farz namazları hep cemaatle kılmıştır Bir hadis-i şerifte “İçlerinde kadınlar ve çocuklar olmasaydı, cemaate gelmeyenlerin evlerini yakardım” buyurmuşlardır Cemaat, ihtiyarî (Müslümanın seçimine bırakılmış) bir şey değildir Dinsizlerin şimdiden hazırlanmış planları vardır, bekliyorlar Camilerde cemaat kalmasın ve bazılarını kapatsınlar Onlara bu fırsatı vermeyelim
(10) İslâm’daki en büyük amelî ibadet, en büyük eylem beş vakit namazdır Bunun böyle olduğu Kur’an’la, Sünnetle, icma ile sabittir Binaenaleyh Müslümanlar, namazın edası ve ikamesi (dosdoğru kılınması) işini vazifelerinin birinci maddesi olarak ele almalıdır Hiçbir tarikat, cemaat, hizib, fırka, meşreb faaliyeti, beş vakit namazdan daha önemli olamaz Zaten Ashab-ı Kiram, Tabiîn, Selef-î Salihîn, müctehid imamlar, büyük evliyaullah, kâmil mürşitler, hakikî şeyhler namazı, uygulamayla ilgili emirlerin birincisi olarak kabul etmişler, hem kendileri kılmışlar, hem de Ümmet-i Muhammed (sav)’e “Mutlaka kılın!” demişlerdir
Müslümanlar şu hususu çok iyi anlamalı ve bilmelidir: Namazı terk ederek, namazı ihmal ederek, namaz hususunda tehâvün göstererek (namazı hafife alarak) kesinlikle kurtulamazlar İyi bilinmelidir ki, Müslümanlar namazı büyük ölçüde kılsalar, fakat cemaati terk etseler yine kurtulamazlar Rasulullah Efendimiz, “Cemaat rahmet, tefrika azaptır” buyurmuşlardır
Namazın siyasetle, rejimle, laiklikle doğrudan doğruya ve dolaylı olarak bir alakası yoktur İslâm düşmanlarının namaza, cemaate, camiye kötü gözle bakmaları, onların cahilliğini, medeniyetsizliğini, zalimliğini gösterir Medenî bir dinsiz, Müslüman vatandaşının camisine, ibadetine karışmaz Ben dinsizim, onlar dindardır der, vicdanlar üzerinde terör ve baskı uygulamaz
NOT: Sırası gelmişken şu hususu da belirtmemiz gerekir:
Hiçbir işçi, memur, çalışan, namaz kılma bahanesiyle işini ve vazifesini aksatamaz Abdest almak için yirmi dakika harcayacak, namaz kılmak için yirmi dakika harcayacak, etti kırk dakika İş saatlerinde, yaz aylarında iki vakit namaz kılsa, bir buçuk saate yakın zaman harcayacak Vicdanlı bir Müslümanın bu hususta çok dikkatli olması gerekir Abdestini öğle tatilinde almalıdır, namazını da, denk geliyorsa öğle tatilinde, denk gelmiyorsa çok kısa bir zaman dilimi içinde eda etmelidir Hatta namaz için geçirdiği zamanı devlete, iş sahibine, patrona telâfi etmelidir Öyle ya, Allah için ibadet ediyor, devletten veya patrondan o zamanın ücretini alıyor Buna hakkı yoktur

 

Şem'a isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 10-08-2007   #3
 
Standart Namaz ve Cemaatle Namaz'ın Hukmu


Cemaatle Namaz'ın Hukmu

ØHanefi mezhebine göre sünnet-i müekke'de;

ØŞafiî mezhebine göre, farz-ı kifâye -sünnet-i müekke'de-;

ØMalikî mezhebine göre, sünnet-i müekke'de-farz-ı kifâye:

Ø
Hanbelî mezhebi ve Dâvud ez-Zahirî'ye göre ise; farz-ı ayın'dır

(Tecrid-i Sarih Tercümesi, II, 604)

 

Şem'a isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 10-08-2007   #4
 
Standart --->: Namaz ve Cemaatle Namaz'ın Önemi


بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ






Hamd; mülkün sahibi, günleri döndüren Allah'adır O'na hamd eder ve O'na şükrederim O'ndan izzet ve itibar dilerim
Şehadet ederim ki; Allah'tan başka ilah yoktur O; tektir ve ortağı yoktur Ve şehadet ederim ki; efendimiz, Nebimiz Muhammed (sav) O'nun kulu ve Resulüdür O; Allah'a (cc) davet etmiş ve kulları ateşten alıkoymuştur Onları; nefislerine zulmetmekten, nefislerini ilahlaştırmaktan sakındırmıştır Gece ve gündüz birbirini takip ettiği ve ağaç yaprakları düştüğü müddetçe Allah O'na, ailesine ve ashabına salât ve selam eylesin
Bundan sonra; size ve nefsime Allah'tan hakkıyla korkmayı tavsiye ederim Çünkü o, dünya ve ahirette kurtuluştur Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin)

bu gün Müslümanların (bilerek veya bilmeyerek) ehemmiyetsiz görerek, ikinci plana attığı, ka’la alınmayacak bahanelerle yerine getirmediği,

İnsanlar için en güzel örnek olan, hayatımızı o’na benzettiğimiz ölçüde Allah katında değer bulduğumuz efendimiz Hz Muhammed (sav)’in hayatı boyunca (Savaşta dahi) terk etmediği, arkadaşlarına emrettiği, yerine getirmeyenlere tehditler savurduğu,

Efendimizin en yakın arkadaşı Hz Ebubekr’in (ra) hayatı boyunca yalnız bir defa geç kaldığı, Resûlullah (sav)’i rükûda bulunca “Rabbene Lekel hamd” (Rabbimiz! Sana hamdolsun)deyince ResûlullahSemiâllahu limen hamideh” (Allah hamd edeni duyar) diye karşılık verdiği, bunu kıyamete kadar, en büyük en sevaplı ibadet olan namaz’da söylememize vesile olduğu,

Medine civarında en güzel hurma bahçesine sahip Malik b Enes (ra) bahçe ile uğraşırken, akşam namazını kaçırdığında hemen Resûlullah’a (sav) giderek “Ya Rasulellah, bu bahçe beni sünnetinden (cemaatle namazdan) alıkoydu sana veriyorum dilediğine ver” dediği,

Sevabı hesaplanamayacak kadar çok olan,
CAMİDE CEMAÂT İLE NAMAZ KILMAKTIR


Bu risaleciği okurken hayatımızda cemaatle namaza ne kadar yer verdiğimizi kontrol edelim
Bir gün biz Müslümanlar, cemaat olma şuuruna erdiğimizde bütün sıkıntıların da bittiğine şahit olacağız

Allah cümle Müslümanlara, Hz Muhammed’in (sav) ve arkadaşlarının (ranhum) ehemmiyet verdiği ölçüde Camide Cemaatle Namaz kılmaya ehemmiyet vermemizi nasip etsin ÂMİYN

mumsema

 

mumsema isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 10-08-2007   #5
 
Standart Namaz ve Cemaatle Namaz'ın Önemi


a) Cemaatle Namaz Kılmanın Fazileti İslâm dini birlik ve beraberliğe büyük önem vermiştir. Günde beş vakit namazın bir arada eda edilmesinin teşvik edilmesi, haftada bir cuma namazının ve senede iki kez olan bayram namazlarının topluca kılınmasının gerekli görülmesi, müminlerin görüşüp halleşmelerine, birbirleriyle yardımlaşmalarına vesile olmak gibi bir anlam taşımaktadır. Bu bakımdan cemaatle namaz esprisi, oluşturulmak istenen birlik ruhunun hem bir göstergesi ve hem de o birlik ruhunun sağlamlaştırıcısı ve devam ettiricisi olmaktadır. "Ve sen içlerinde olup da onlara namaz kıldıracak olursan, onlardan bir bölümü seninle birlikte namaza dursun, silâhlarını da yanlarına alsınlar" (en-Nisâ 4/102) âyetinde Allah Teâlâ cihad sırasında korkulu anlarda bile cemaatle namaz kılmayı söz konusu etmektedir. Korkulu anlarda cemaatle namaz kılmanın teşvik edilmesi, normal zamanlarda cemaate riayet edilmesinin daha öncelikli ve önemli olduğunu da belirtmiş olmaktadır. Savaş durumunda namazın, normal kılınış biçiminin dışında farklı bir şekilde kılınması, cemaatin önemi ve güvenlik gibi sebeplerle açıklanabileceği gibi, bunda sahâbenin Peygamber’le birlikte namaz kılma iştiyakının da rolü bulunmaktadır. İnsanlar Hz. Peygamber'in arkasında, iki ayrı grup halinde nöbetleşe namaz kılınca, hem cephe terkedilmemiş, hem de herkes Hz. Peygamber'in arkasında namaz kılmış olmakta ve bu suretle Hz. Peygamber'in belli bir grupla namaz kıldığı takdirde ortaya çıkması muhtemel olan yanlış anlamanın önüne geçilmiş olmaktadır. Hz. Peygamber cemaatle namazı teşvik sadedinde cemaatle kılınan namazın, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi veya yirmi beş derece daha faziletli olduğunu belirtmiştir (Buhârî, “Ezân”, 30; Müslim, “Mesâcid”, 42). Kendisi de hayatı boyunca cemaate namaz kıldırmış, hastalandığında ise cemaate katılarak Ebû Bekir'in arkasında namaz kılmıştır. Cemaatle namaz, içerdiği dayanışma ve yardımlaşma anlamı nedeniyle İslâm'ın bir şiarı ve sembolü haline gelmiştir ve vazgeçilmez bir uygulama olarak öylece devam etmiştir. Cuma namazı dışında en kuvvetli cemaat, sabah namazının cemaati, sonra yatsı namazının cemaati, sonra ikindi namazının cemaatidir. Ebû Hüreyre'den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "İnsanlar ilk safın sevabını bilselerdi, ön safta durabilmek için kura çekmekten başka yol bulamazlardı. Namazı ilk vaktinde kılmanın sevabını bilselerdi bunun için yarışırlardı. Yatsı namazı ile sabah namazının faziletini bilselerdi, emekleyerek de olsa bu namazları cemaatle kılmaya gelirlerdi" (Buhârî, “Ezân”, 9, 32; Müslim, “Salât”, 129, 131). Bir başka hadiste de "Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa, gece yarısına kadar namaz kılmış sevabını alır. Sabah namazını da cemaatle kılarsa bütün geceyi namaz kılarak geçirmiş gibi sevap alır" (Buhârî, “Ezân”, 34; Müslim, “Mesâcid”, 260) buyurmuşlardır. Safların en faziletlisi en ön saftır. Bu fazilet imama yakınlık derecesindedir. Fakat imama en yakın duran kişiler imamlığa ehil olan kişiler olmalı ki imamın abdesti bozulduğunda, hemen birini yerine geçirebilsin. b) Cemaatle Namazın Hükmü Cemaat fazileti her ne kadar bir kişiyle de olabilir ve hâne halkıyla dahi cemaatle namaz kılınabilirse de bu, camiye çıkmanın ve daha kalabalık bir cemaatte bulunmanın sevabına denk olmaz. Farz namazların cami ve mescitlerde cemaatle kılınışı İslâm dininin bir sembolü ve şiarı olduğu için bunun terk ve tatil edilmesi asla câiz görülemez. Cemaatin önemini gösteren çok sayıda hadis bulunmaktadır. Bunlardan birinde Hz. Peygamber "Üç kişi bir köyde veya sahrada bulunur ve cemaatle namaz kılınmazsa, şeytan onlara hâkim olur. Öyleyse cemaatten ayrılma. Çünkü kurt ancak sürüden ayrılan koyunu yer" buyurmaktadır (Ebû Dâvûd, “Salât”, 47). Bir diğer hadiste ise "Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ateş yakılması için odun toplanmasını emretmeyi, sonra da namaz için ezan okunmasını, daha sonra da bir kimseye emredip imam olmasını, sonra da cemaatle namaza gelmeyenlere gidip evlerini yakmayı düşündüm" (Buhârî, “Ezân”, 29, 34; Müslim, “Mesâcid”, 251-254) diyerek cemaatin topluca terkedilmesinin en ağır müeyyide uygulanmasını gerektiren yanlış bir davranış olduğunu ifade etmektedir. Cemaatle namaz kılmanın önemine dair bu ve benzeri hadislerden ve ilgili âyetlerden hareketle Hanbelîler, cemaatle namaz kılmanın erkekler için farz-ı ayın, Şâfiîler de farz-ı kifâye olduğunu söylemişlerdir. Hanefî ve Mâlikîler'e göre ise, cuma namazı dışındaki farz namazları cemaatle kılmak, gücü yeten erkekler için müekked sünnettir. Kadınların, hastaların, çok yaşlı kimselerin ve kötürümlerin ise cemaatle namaz kılmak için mescide gitmesi gerekmez. Hanefî ve Şâfiîler'e göre, cemaatin en az sayısı imam ve ona uyan olmak üzere iki kişidir. Hatta uyan kişi çocuk da olabilir. Çünkü Hz. Peygamber, teheccüd namazında çocuk yaşta olan İbn Abbas'a imamlık yapmış ve bir hadisinde "İki kişi ve daha fazlası cemaattir" (Zeylaî, Nasbü'r-râye, II, 198) buyurmuştur. c) Kadınların Mescidlere Gitmeleri ve Saf Düzeni Hz. Peygamber kadınların mescide gelebileceklerini, ancak evdeki ibadetlerinin daha üstün olduğunu çeşitli vesilelerle dile getirmiştir. Bu konuya ilişkin hadislerden bazıları şöyledir: "Kadınların mescidlere gitmesine engel olmayın. Fakat evleri onlar için daha hayırlıdır" (Müslim, “Salât”, 134-137; Şevkânî, Neylü'l-evtâr, III, 148-149). "Kadınlarınız gece mescide gitmek için sizden izin istediklerinde onlara izin verin" (Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, II, 944-945; Müslim, “Salât”, 139). "Kadınlar cemaate katılmak istedikleri zaman, koku sürünmesinler" (Müslim, “Salât”, 141-142). Hz. Peygamber döneminde kadınların sabah namazına gittiklerine dair rivayetler yanında, Hz. Peygamber'in kadınları bayram namazına katılmaya teşvik ettiğine dair rivayetler de bulunmaktadır (Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, I, 98-99; II, 222-223, 311, 510-511, 891). Bu hadislerden birinde Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Henüz kocaya gitmemiş genç kızlar, perde arkasında yaşayan kadınlar (zevâtü hudûr) ve hayızlı kadınlar evlerinden çıksınlar; hayır ve müminlerin duasına (davet) şahit olsunlar. Hayızlı kadınlar, namaz kılınan yerden uzak dursunlar" (Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, I, 234-235). Farz namazların camide cemaatle kılınması daha faziletli olmakla birlikte, klasik dönemde fitne endişesiyle kadınların camiye gitmesine pek sıcak bakılmamıştır. Ebû Hanîfe serkeşlerin, kötü niyetli kimselerin uykuda olması sebebiyle güvenlikli vakit olduğu düşüncesiyle, yaşlı kadınların sabah, akşam ve yatsı namazlarında camiye gitmelerinde bir sakınca görmemiştir. Ebû Yûsuf ve Muhammed'e göre ise yaşlı kadınlar bütün vakit namazlarında camiye gidebilirler. Sonraki Hanefî fakihlerine göre ise zamanın bozulması ve fıskın ortaya çıkması sebebiyle yaşlı da olsalar kadınların cuma ve bayram namazlarına gitmeleri mekruh görülmüştür. Şâfiî ve Hanbelîler ise, ister genç ister yaşlı olsun güzel ve gösterişli kadınların, Mâlikîler'e göre de erkeklerin ilgi duymadığı yaşlı kadınların bile cemaatle namaz kılmak üzere camiye gitmeleri mekruhtur. Günümüzde ve ülkemizde sokaklar örtülü, örtüsüz kadınlarla dolup taşmaktadır. Bu durumda örtülü kadınların camiye gelmeleri fitneye sebep gösterilemez. Aksine cemaatle namaz, çocukların eğitiminden birinci derecede sorumlu olan annelerin ve anne adaylarının dinî bilgi ve şuurlarını takviye eder. Saf Düzeni ve Kadının Namazda Erkeğin Hizasında Bulunması Kadınların cemaatle namazdaki saf düzeni ve erkeklerde aynı safta veya hizada olması, ilmihallerde "muhâzâtü'n-nisâ" terimiyle ifade edilir. İmama uyacak kişi sadece bir erkek kişi ise imamın sağına durur. Soluna ve arkasına durmak sünnete aykırı olduğu için mekruhtur. İmama uyanlar birden çok iseler imamın arkasına dururlar. İmama uyacak kişi tek kadın ise imamın arkasına durur. Cemaat çoğalıp saf teşkil edilecek ise saf düzeni, önce erkekler safı, onun arkasında çocuklar safı ve onun arkasında kadınlar safı olacak şekilde yapılır. Kadınların cemaate katılmaları durumunda saf düzenine riayet edilmesi gerektiği hususunda âlimlerin görüş birliği vardır. Buna göre kadınların, safın en gerisinde, erkeklerin varsa çocukların arkasında namaza durmaları gerektiği söylenmiştir. Bu şekildeki uygulamanın, kadınların aşağılandığı ve "ikinci sınıf" konumuna indirgendiği anl----- alınması doğru değildir. Bu uygulama ile kadınlar camilerin dışına atılmış olmadığı gibi Allah'ın huzurundan uzaklaştırılmış da değildir. Namaz nerede kılınırsa kılınsın namaz kılan kimse Allah'ın huzurundadır. Sadece herkesin anlayabileceği tabii, fıtrî birtakım sebepler yüzünden kadınların arka saflarda durması önerilmiştir. Bu şekildeki saf düzeni hem kendilerinin, hem de camideki erkek cemaatin daha huşû ve sükûn içerisinde namaz kılması için oldukça yerinde bir uygulamadır. Bu durumda kadınlar emre itaat etmiş olmaları sebebiyle ilk safın sevabından mahrum da olmazlar. Zaten cemaatle namazda ilk safın daha faziletli görülmesi, biraz da cemaatin dağınıklığını önlemeye, saf düzeninde disiplini sağlamaya mâtuf bir tedbirdir. Hz. Peygamber'in uygulamasına uygun olarak erkeklerin selâm verir vermez kalkmamaları, biraz beklemeleri yerinde olur. Ümmü Seleme'nin bildirdiğine göre, Hz. Peygamber selâm verince kadınlar, Hz. Peygamber selâmı tamamlar tamamlamaz kalkarlar; Hz. Peygamber de ağırdan alır, kalkmadan önce birazcık beklerdi (bk. Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, II, 891). Özellikle Hanefî bilginler, saf düzenine uyulmasını sağlamak ve uygunsuz durumların ortaya çıkmasını engellemek için, cemaatle kılınan namazda, kadının erkeğin hizasında durarak namaz kılması durumunda, erkeğin namazının sahih olmayacağını söylemişlerdir. Daha açık söylemek gerekirse bir kadın erkek safları arasında namaz kılacak olsa kadının iki yanındaki birer erkeğin ve kadının tam arkasındaki bir erkeğin namazı bozulur, ötekilerin namazı bozulmaz. Hanefîler'e göre bu durumda namazın bozulmasının nedeni, duruş düzeni (tertîbü'l-makam) farzının terkedilmiş olmasıdır. Nitekim imama uyan kimse imamın önüne geçecek olursa, duruş düzenini ihlâl ettiği için namazı bozulur. Cenaze namazı, mutlak namaz olmadığı için cenaze namazında kadınların erkeklerle aynı hizada bulunması namaza zarar vermez. Namazda kahkaha ile gülmek abdesti bozduğu halde, cenaze namazında gülmenin abdesti bozmaması, cenaze namazının bu özelliğiyle de bağlantılıdır. Ancak cenaze namazında da sünnet olan saf düzeni, kadınların arkada olmalarıyla gerçekleşir. Yine yönelinen cihetlerin farklı olması durumunda, Kâbe'nin içerisinde de muhâzât sorunu yoktur. Çünkü farklı yönlere yönelme durumunda muhâzât söz konusu olmaz. Duruş düzeninde kadınların yerini belirleyen "Kadınları Allah'ın koyduğu yere, arka saflara yerleştirin" (ahhirühünne, haysü ahharahünnellâh [bk. Zeylaî, II, 36]) ve "Kadınların saflarının en şerli olanı ilk saftır" (şerru sufûfi'n-nisâ evvelüha [bk. Müsned, II, 336]) gibi hadisler rivayet açısından kuvvetli olmadığı gibi, konuya delâleti de açık ve kuvvetli değildir. Hanefîler prensip olarak namazın farzlarının ancak yakîn ve kesinlik ifade eden yollarla sabit olabileceğini kabul ederken, bu muhâzât meselesinde, yani cemaatle namaza duruş düzeninin belirlenmesinde, yakîn ifade etmeyen haber-i vâhidlerle amel etmişlerdir. Çünkü duruş düzeni, cemaat namazının farzlarındandır ve cemaat namazının kendisi sünnetle sabit olmuştur. Bu bakımdan onun farzlarının kesinlik ifade etmeyen sünnetle sabit olması mümkündür. Şâfiî ise kadının erkek hizasında namaza durmasının (muhâzât) erkeğin namazına zarar vermeyeceği görüşündedir. Çünkü bu konuda söylenebilecek en ileri nokta, kadınların aynı hizada bulunmaları durumunda, saf tutmanın gerçekleşemeyeceğidir. Saf tutmanın, farz değil sünnet olduğu düşünülürse, bunun da fazla bir önemi olmadığı görülür. Mezheplerin bu konudaki görüşleri ve gerekçeleri incelendiğinde kadınların erkeklerle aynı safta bulunup bulunmayacakları konusunun esas itibariyle dinî bir mesele olmayıp, doğal ve örfî nedenlere dayandığı ve namazda huzurun sağlanmasının hedeflendiği görülmektedir. d) Cemaate Gitmemek İçin Mazeret Sayılan Haller Cemaate katılmamak şu durumlarda mubah olur: 1. Hastalık. Cemaatle namaza katılmamayı mubah kılan mazeretlerin başında hastalık gelir. Âlimler, cemaate katılmamayı mâzur gösteren hastalık için, teyemmümü mubah kılacak derecede olması şeklinde bir ölçü getirmişlerdir. Hastalık için getirilen bu ölçü, cemaatin önemini göstermesi bakımından oldukça yerindedir. Fakat bu ölçü, hastalığı sadece hasta olan kişi açısından, yani onun ayakta durmaya, yürümeye güç yetirip yetirememesi açısından değerlendirmektedir. Hastalık için ölçü getirilirken başkalarına verilecek rahatsızlık ve hastalığın yayılma riski de dikkate alınmalıdır. Meselâ nezle veya grip olan kişi, yukarıda getirilen ölçüye uymaz. Bununla birlikte nezle, grip gibi hastalıklara yakalanmış kişilerin bu halde cemaate katılmaları mekruhtur. Bu şekilde hasta olan kişilerin camiye, mescide gelmeleri, hastalık mikrobunun bulaşması riskini taşıması sebebiyle hem sağlık açısından sakıncalıdır, hem de bu şekilde hasta olan kişiler sürekli olarak öksürmek, burnu akmak, burnunu silmek gibi davranışlar göstereceğinden cemaate katılan öteki kişilerin namazda olması gereken kalp huzurunu ve sükûnunu bozarlar. Bu bakımdan, hem kendilerini hem başkalarını rahatsız edecek durumda bulunan kişilerin mescide gelmeyip, namazlarını tek başlarına kılmaları daha uygundur. Nitekim Hz. Peygamber, aynı gerekçeyle "Soğan veya sarımsak yiyen kimse evinde otursun, bizden ve mescidimizden uzak dursun" (Buhârî, “Ezân”, 160; Müslim, “Mesâcid”, 73) diyerek soğan ve sarımsak gibi ağzı kokutan ve başkalarını rahatsız eden şeyler yiyen kimselerin mescide gelmelerini yasaklamıştır. Bu yasak sadece soğan ve sarımsakla sınırlı olmayıp, cemaate rahatsızlık verecek her şeyi içine almaktadır. Cemaate katıldığı takdirde hasta olması veya mevcut hastalığının artması ihtimali bulunanlar da cemaate katılmayabilir. Ayrıca ilgilenmek durumunda olduğu ve yanından ayrıldığı takdirde durumunun kötüleşebileceğinden endişe ettiği bir hastası bulunmak da bir mazerettir. 2. Korku. Mescide gittiği takdirde malına, canına veya namusuna bir zarar gelmesinden korkan kimse de cemaate gitmemelidir. Hz. Peygamber, korku ve hastalığı cemaate katılmamayı mâzur kılan sebepler arasında saymıştır. 3. Olumsuz hava şartları. Ýnsaný meþakkate sokacak derecede yağmur, çamur, şiddetli soğuk, kar, ayaz, şiddetli sıcak, zifiri karanlık ve geceleyin şiddetli rüzgâr gibi hava şartları, vakit namazlarına olduğu gibi cuma namazına katılmamak için de bir mazerettir. 4. Abdestin sıkışık durumda olması. Böyle bir kimsenin cemaate katılması uygun değildir. Bu durum namazın huşû ve huzur içinde yapılmasına engel olduğu için esasen bu durumda iken tek başına namaz kılmak da mekruhtur. İnsanı, kalp huzurundan ve huşûdan alıkoyacak başka durumlar da aynı hükümdedir. Yolculuk hazırlığı yapmakta olma, karnın aç olup arzu edilen bir yemeğin hazır olması gibi durumlarda da, gerekli iç huzurunun sağlanması ihtimali zayıfladığından cemaate gidilmeyebilir. 5. Herkese veya toplum için yeterli olacak sayıda kimseye farz olan ilmî araştırma ve eğitim öğretimle meşguliyet de cemaate katılmamak için mazeret kabul edilmiştir. Fakat bilimsel çalışma yapan kişilerin, cemaati büsbütün terketmemesi ve mümkün oldukça cemaate katılması uygun olur. Ayrıca hazır bulunmalarını fırsat bilip, istifade etmeyi arzuladığı kimseler ile ilmî ve dinî görüş alışverişinde bulunmak da bir mazeret sayılır. 6. Bedenî ârızalar. Gözlerin görmemesi, kötürümlük, düşkün ihtiyarlık gibi haller de cemaate gitmemeyi mubah kılar. e) Bir Mescidde Cemaatin Tekrarlanması Belli bir imamı ve cemaati bulunan mahalle mescidinde ezan ve kametle birlikte cemaatin tekrarlanması mekruhtur. Çünkü normal şartlarda bir mescidde iki ayrı cemaatin oluşturulması ve bu şekilde namaz kılınması, İslâm'ın öngördüğü genel anlamdaki birliğe aykırı olduğu gibi, özelde cemaat namazıyla sağlanmak istenen cemaat şuuruna da aykırıdır. Bu anlamı içermemek ve bölünme, parçalanma ve kopma izlenimi uyan-dırmamak şartıyla ve ikinci defa ezan okumaksızın yeniden cemaat oluşturulup namaz kılınabilir. Her ne kadar, iki üç kişinin bir araya gelip cemaat oluşturabilecekleri söylenmiş ise de, bu izin mazeret sahiplerinin cemaatle namazın faziletinden mahrum kalmamaları için olup aslolan büyük çoğunlukla birlikte cemaat namazını kılmaktır ve asıl cemaat budur. f) Cemaatle Namaz Kılmanın Âdâbı Camiye giderken vakarlı olunması gerekir. Hem gösteriş izlenimi vermemek için hem de vakarın bir gereği olarak koşmadan normal bir şekilde yürünmesi uygun olur. Pek hoş olmamakla birlikte acele yürünebilir. En iyisi, cemaate katılmanın hazırlığını daha önceden yapmak ve ona göre davranmaktır. Müezzin kamet getirmeye başladığı veya namaza durulduğu sırada camiye gelen kişi, vaktin sünneti de olsa hiçbir nâfile namaz kılmadan hemen cemaate katılmalıdır. Bunun istisnası sadece sabah namazının sünnetidir. İmam selâm vermeden cemaate yetişebileceğini tahmin eden kişinin, sabah namazının sünnetini kılıp sonra imama uyması uygundur. Öğle veya cuma namazının sünnetine başladıktan sonra cemaatin farza durması veya hatibin minbere çıkması halinde iki rek‘at tamamlanınca selâm verilir. Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelîler cemaatle kılınan farzın kaçırılmasından endişe edildiği takdirde nâfile namazın hemen kesilebileceğini söylemişlerdir. Hanefîler'e göre yalnızca bir rek‘at kaçıracağını tahmin eden kimse namazı kesmeyip iki rek‘at kılarak selâm verir; üçüncü rek‘ata başlamış olan kimse de aynı şartla dört rek‘atı tamamlar. Dört rek‘atlı bir farz namazı tek başına kılmakta olan kimse, cemaatle namaz için kamet getirildiğinde henüz bir rek‘atı tamamlamamışsa hemen namazını keserek cemaate katılmalıdır; birinci rek‘atın secdesini yapmışsa, bu takdirde ikinci rek‘atı tamamladıktan sonra selâm vermek suretiyle namazını keserek cemaate katılır. Yazar Fethullah Gülen 13 Mayıs 2006 Peygamber Efendimiz (s.a.s), namazın cemaatle kılınmasına çok ehemmiyet vermiş ve her vesile ile bunu teşvik etmiştir. Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ateş yakılması için odun toplanmasını emretmeyi, sonra da namaz için ezan okunmasını, daha sonra bir kimseye emredip insanlara imam olmasını, sonra da cemaatle namaza gelmeyenlere gidip evlerini yakmayı düşündüm." hadisi O'nun cemaate verdiği önemi göstermektedir. Nitekim fukaha, bu hadisten hareketle cemaate farz, vacip ve sünnet-i müekkede hükmünü vermişlerdir. Ahmed b. Hanbel Hazretleri "Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rüku edenlerle birlikte rüku edin." (Bakara, 2/43) âyet-i kerimesi ve arz ettiğimiz hadis-i şeriften hareketle, namazın cemaatle kılınmasının farz-ı ayın olduğu hükmüne varmıştır. Şafiî fukahası, namazın cemaatle kılınmasını farz-ı kifaye olarak kabul ederken, Hanefî ve Malikîler ise sünnet-i müekkede olduğunda ittifak etmişlerdir. İnsanlığın İftihar Tablosu (s.a.s), "Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan 27 derece daha üstündür." buyurmuş ve cemaatle kılınan namazın sevap açısından daha faziletli olduğunu bildirmiştir. Sevab-ı uhrevînin umuma terettüp etmesi itibarıyla, bir ferde verilen sevaptan diğerlerinin mahrumiyeti söz konusu değildir. O sevabın tamamı, nuraniyet sırrıyla herkesin defterine işlenir. Bu hadisler, aynı zamanda bize, Allah yolunda yapılan ibadet ü taat ve seyr u sülûkteki ferdî muvaffakiyetlerin, mutlak mânâda mükâfat ve karşılık göreceğini, ancak neticede bunların yine ferdiyet plânında kalıp, hiçbir zaman cemaat hâlinde edâ edilme keyfiyetine ulaşamayacağı hakikatini öğretmektedir. Bu husus namaz, oruç, hac vs. ibadetlerde olduğu gibi, iman ve Kur'ân yolunda yapılan gayretlerde de mevzuubahistir. Ancak, devamlı olarak tek bir ferde, Allah'ın vadettiği şeylere ulaşma teminatının olmadığının da mutlak olarak bilinmesi gerekir. İnsan, iman ve Kur'ân adına tek başına harikulade bir şeyler yapsa bile bu, daima ferdiyet plânında kalır. Fakat bir iş, duygu ve düşüncede aynı değerleri paylaşan bir topluluk hâlinde edâ edildiği takdirde, iştirak-ı âmâl-i uhreviye düsturundan hareketle, o insanların her bir ferdi bu amelden kazanılan sevaptan hissedar olur. Hâsılı, asrımız kolektif şuur asrıdır ve ancak bu şuurla hareket edilerek Kafdağından ağır yükler kaldırılabilir." Hz. Ömer, sabah namazında, camide Süleyman isimli bir genci göremeyince, nerede olduğunu annesine sordu. Annesi (O, gece pek uyumaz. Teheccüd ve benzeri nafile ibâdetle meşgul olur, belki şimdi uykuya dalmıştır.) dedi, Hz.Ömer, (Eğer bütün gece uyuyup da sabah namazını cemaat ile kılsaydı daha iyi olurdu.) buyurdu. Cemaatle namaz kılmak Sünnet-i hüda, yani İslâmın şiarı olan mühim sünnettir. Cemaatle kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan 25 veya 27 derece daha faziletlidir. Cemaatle namaz kılmanın önemini bildiren hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle: (Beş vakit namazı cemaatle kılan, Sırat köprüsünü şimşek gibi geçer.) (Bir kimse, kırk gün sabah namazının ilk tekbirine yetişirse, kendisine iki berat yazılır: Cehennemden kurtuluş beratı ile münafıklıktan eminlik beratı.) (5 vakit namazı, ilk tekbire yetişerek, 40 gün cemaatle kılana cennet vacip olur.) (Cemaatle namaz için camide bekleyen, hep namaz kılıyormuş gibi sevab kazanır.) (Evi mescide uzak olanın [her adımına sevab verileceği için] sevabı daha fazladır.) (Gece kaim, gündüz saim olan cemaate gelmezse cehenneme gider.) (Ezanı duyup da cemaate gitmemek asi ve bedbaht olmaya kâfidir.) (Bir cemaat toplanıp da, bir kısmı duâ eder, ötekiler de amin derse, o duâ kabul olur.) (İmam, namazı tamamlayıp cemaate yüzünü döndürünceye kadar onunla bulunan, gece ibâdet etmiş gibi sevaba kavuşurlar.) (Namazlarını cemaatle kılanları Allahü teâlâ sever.) (En kıymetli yer mescidlerdir. Cami ehlinin en efdali, ilk girip son çıkandır. Cemaate ilk gelen ilk müslüman olan gibi kıymetlidir.) (Emekliyerek de olsa, yatsı ve sabahı cemaatle kılmaya çalışın.) (Yatsıyı cemaatle kılan, gecenin yarısını, sabahı da cemaatle kılan, gecenin tamamını ibâdetle geçirmiş olur.) (Sabah namazını cemaatle kılan Allahın himayesindedir.) (Yatsıyı cemaatle kılan kadir gecesinden hisse almış olur.) (Sabahı cemaatle kılmak, yatsıyı cemaatle kılmaktan iki misli faziletlidir.) Yatsı ve sabah Yatsı ile sabah namazını cemaatle kılmamak münafıklık alametidir. Nasıl ki, yalan söylemek münafıklık alameti ise, cemaate gelmemek de münafıklık alametidir. Bu demek, cemaate gelmiyen münafık demek değildir. Kendisinde münafıklık alametinden bir alamet var demektir. Verdiği sözde durmamak da münafıklık alametidir. Sözünde durmayana münafık denmez. Fakat münafıklık alametinden birini işlemiş olur. Bu konudaki hadis-i şeriflerin mealleri de şöyle: (Bizimle münafıkları ayıran alamet, yatsı ile sabah namazını cemaatle kılmaktır.) (Yatsı ile sabah namazını cemaatle kılmak, münafıklara çok ağır gelir. Eğer bundaki ecri bilselerdi, sürünerek de olsa, cemaate gelirlerdi.) Fıkıh kitaplarında cemaate gitmemeyi mubah kılan mazeretler vardır. Böyle bir mazereti olmadan cemaate gitmemek caiz değildir.

 

rana isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 20-10-2008   #6
 
Standart --->: Namaz ve Cemaatle Namaz'ın Önemi


Allah Razı Olsun

 

Ravya isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 10-01-2009   #7
 
Standart --->: Namaz ve Cemaatle Namaz'ın Önemi


Alıntı:
mumsema isimli üyeden

Bu risaleciği okurken hayatımızda cemaatle namaza ne kadar yer verdiğimizi kontrol edelim
Bir gün biz Müslümanlar, cemaat olma şuuruna erdiğimizde bütün sıkıntıların da bittiğine şahit olacağız


Allah cümle Müslümanlara, Hz Muhammed’in (sav) ve arkadaşlarının (ranhum) ehemmiyet verdiği ölçüde Camide Cemaatle Namaz kılmaya ehemmiyet vermemizi nasip etsin ÂMİYN


Allah(cc) razı olsun



 

miroğlu isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: cemaatle, namaz, namazin, onemi

Cemaatle Namaz Kılmak... | Cemâat Namazi

Konu Araçları


Namaz ve Cemaatle Namaz'ın Önemi ile ilgili Benzer Konular
3282 Kez Görüntülendi

Cemaatle Namazın Önemi
Cemaatle Namaz
Cemaatle Namaz Kılmanın Hükmü ve Önemi
Cemaatle Namaz namaz kılmanın davranışlarımız üzerine etkileri nelerdir?
Örnek Vaaz: Cemaatle Namaz Kilmanin Önemi Ve Ezana İcabet

Powered by vBulletin® Version 3.6.11 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forumacil | Forumalev | Dantel | Rüyatadı | Mumine | Örgü | Netalemi | Google | Şiirler | validator.w3 |

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369