![]() |
| | Konu Araçları |
| | #1 |
| | ![]() Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar?” (47 Muhammed, 18)Yani bu adamlar ansızın kıyametin kendilerine gelme-sini mi bekliyorlar? Bu vahye yönelmeyenler, hayatlarını vahiyle düzenlemeye yanaşmayanlar neyi bekliyorlar? Kıyametin gelip başlarında patlamasını mı bekliyorlar? Bu adamlar başka değil, ancak kıyamet hiç beklemedikleri bir anda beyinlerinde patlayıncaya kadar iman etmeyecekler ![]() Halbuki o kıyametin eşratı da gelmiştir Peygamberlerin tamamı gelip geçmiş, en son olarak âhir zaman Nebîsi de gelmiştir Kitab'ın ve Rasülullah'ın haber verdiği eşratın pek çoğu gerçekleşmiştir Nitekim Allah'ın Resûlü bir hadisle-rinde şehadet parmağıyla orta parmağını birleştirerek, “İş-te ben ve kıyamet böylece gönderildik,” buyurur O hal-de bu insanlar daha neyi bekliyorlar? Bu kitabı dinle-dikleri halde anlamaya yanaşmayan, onunla hayatlarını düzenlemeye ve onu hayat programı olarak kabul etme-ye yanaşmayan, kitabı dinledikleri halde hiçbir şey anla-mamış, hiçbir şey duymamış gibi davranan ve kitaba rağmen kitapsız bir hayat yaşamaya çalışan bu gafiller ne bekliyorlar? Galiba bu adamlar kıyametin gelip çat-masını bekliyorlar![]() Ama bakın Allah buyurur ki: “Kıyamet ansızın gelip çatınca, kıyametin zikrası be-yinlerinde patlayınca ibret almaya kalkışmalarının ne anlamı olacak ki? Kıyamet gelip çattıktan sonra gerçeği anlamalarının ne manası var?” Hani, “anlamaz komaz olsunlar,” diye bir söz var ya, yani ne kıymeti var bu an-lamalarının? Ne işe yarayacak ki bu anlama? Zaten zo-runlu olarak gerçekleri kabul etmek durumunda kalmış-lardır insanlar Yani böyle reddedemeyecekleri bir or-tamda bunu anlamanın ne kıymeti olacak? Çünkü artık böyle bir ortamda yapılacak iman yeis imanıdır ve on-dan sonra ne iman işe yarar, ne korunma, ne de tevbe kabul edilir![]() “Ey Muhammed! Bil ki, Allah'tan başka ilah yoktur; kendinin, inanmış erkek ve kadınların gü-nâhlarının bağışlanmasını dile Allah, gezip dolaş-tığınız ve duracağınız yeri bilir ” (47 Muhammed,19)Kıyametin gündeme gelmesinden, işte onun alâmet-leri gelmiştir, yaklaşmıştır buyurulduktan sonra, onu ge-tirecek, gerçekleştirecek yegâne İlâhın Allah olduğunu bil, bilin buyurulmaktadır Bu tıpkı Necm sûresi 57-58 âyeti gibidir:“Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır Onu Allah'tan baş-ka ortaya koyacak yoktur ” (53 Necm 57,58)O kıyamet saati yaklaşmıştır, onun alâmetleri belir-miştir buyurulduktan sonra sanki peki ne zaman? gibi bir soruya karşılık, “Allah'tan başka İlâh olmadığını bilin de böyle sizin üzerinize lâzım olmayan şeylerle uğraşmayın, sizin göreviniz kıyametin zamanını araştırıp bilmek değil, tevbe ve istiğfardır Kıyamet ne zaman gelirse gelsin önemli olan sizin ona hazır olmanız, ona hazırlık yapma-nızdır,” buyuruluyor![]() Rabbimiz, Allah'tan başka İlâh olmadığını bil, her ko-nuda Allah'tan başka söz sahibi İlâh olmadığını bilin, bu-yuruyor “Allah'tan başka İlâh olmadığını bil” dendiğine göre, demek ki mutlaka tevhid esası bilinmelidir Lâ İlâ-he illallah diyen, bu kelimeyi söyleyen bir kimse, söyle-diği bu sözle ne dediğini, neyi ikrar ettiğini, neyi kabul et-tiğini, neleri reddettiğini, hangi taahhüdün altına imza attığını bilmek zorundadır Bilmediği bir şeye insanın inanması da, onu savunması da mümkün değildir Kişi-nin inandığı dini net bir ilimle bilmesi şarttır İlim de va-hiydir, vahye dayanmayan her şey zandan ibarettir![]() Bileceğiz ki göklerde ve yerlerde yegâne söz sahibi Allah'tır Bileceğiz ki hayatımızda Allah'tan başka söz sa-hibi yoktur Allah, kendisinden başka İlâh olmayan tek İlâhtır Tüm varlıkların kulluk ipleri elinde olan, sadece kendisine ibadet edilen, sadece kendisinin sözü dinle-nen, kendisinin hayat programı program kabul edilen, göktekiler ve yerdekiler konusunda sadece kendisinin kanunları geçerli olan, herkesin kendisine boyun büktü-ğü tek varlıktır Kendisine yönelinecek, kendisine kulluk edilecek tek varlıktır O'ndan başka İlâh yoktur O'ndan başka sözü dinlenecek, O'ndan başka hatırı kazanılacak varlık yoktur İbadetin, duanın, tevekkülün sadece ken-disine yapılacağı, imdadın, yardımın sadece kendisin-den isteneceği tek varlık Allah'tır Bunu böylece bilecek ve böylece iman edeceğiz![]() Siz bilirsiniz! Eğer O'nun dışında da İlâhların, O'nun berisinde de Rabblerin varlığına inanıyorsanız, O'ndan başkalarına da kulluk yaparız, O'ndan başkalarının ha-yat programlarını da kabul ederiz diyorsanız, O'ndan başkalarından da yardım isteriz, O'ndan başkalarının önünde de eğiliriz diyorsanız, unutmayın ki sonunda dö-nüşünüz O'nadır İşin sonunda O'na döneceksiniz Hesa-bı O'na ödeyeceksiniz Sizi hesaba çekecek olan O'dur Unutmayın ki yegâne hüküm sahibi, yegâne hâkimiyet sahibi O'dur ve bu hükmünü, hâkimiyetini ölüm ötesi hayatta da devam ettirecek olan O'dur Siz bilirsiniz, ama unutmayın ki bir gün hayat bitecek, ömür tükenecek, kıyamet kopacak, imtihan için size ta-nınan süre dolacak, imtihan sonuçlarının okunma dönemi gelecek ve tüm sorumlu varlıklar hesap vermek üzere O'nun huzuruna çıkacak Yeryüzünde kendilerine geçici olarak yetki verilmiş tüm varlıkların yetkileri geri alınacak ve herkes hiçbir yardımcısı olmadan yegâne egemen olan Allah'ın huzuruna çıkarılacak Şu anda mü'minlerin ellerin-de hayat programı olan, mü'minlerin sürekli onunla bera-ber oldukları, gece-gündüz onu okuma, anlama ve yaşa-ma mücadelesi verdikleri ama kimilerinin de ondan hiç ha-berdar olmadan bu dünyadan göçüp gittikleri Allah'ın kita-bına göre yargılanacaklar Tüm insanlık bu kitapla yargıla-nacak Kitabın hakemliğiyle, Kur'an'ın hakemliğiyle kimi-leri cennete, kimileri de cehenneme gidecek :buyuruyor ki,“Ey Peygamberim! Allah'tan başka İlâh olmadığını bil ve hem kendinin hem de mü'min erkek ve kadın-ların günâhları için Rabbine istiğfar et ” Biz de hem kendimize hem de mü'min erkek-kadın kardeşlerimiz adı-na Rabbimize istiğfar edeceğiz Yani Rabbimizin Efendi-mize ve onun şahsında bizlere gösterdiği usul gereği, bizler de sadece kendimizi düşünmeyeceğiz Cennete yalnız git-me taraftarı olmayacağız Burada bizden istenen istiğfar da şöyle olacak; Rızası kazanılacak, uğrunda terlenecek, ha-yat programı sahiplenilecek Rabbimizden başka Rab ve İlâh olmadığını kabul ederek, onun dışındaki tüm sahte tanrıları, tüm yapay tanrıçaları reddederek Rabbimizin mağfiretine, bağışlamasına lâyık hale geleceğiz Bu hale geldikten sonra da dilimizle Rabbimizden mağfiret talep edeceğiz![]() Âyetin sonunda da Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Allah sizin gezip dolaştığınız yerleri ve sonunda varacağınız yeri de bilmektedir ” İlâh olanın, kendisine kulluk yapılacak olanın yaratıcı olması gerekir, bir de İlâh olanın bilgi sahibi olması gerekir O Allah ki, sizin hayatınızı nasıl düzenlemeniz gerektiğini en iyi bilendir Sizi nasıl imtihan edeceğini, size nasıl bir din göndereceğini, size ne kadar âyet göndereceğini, sizi neyle sorumlu tutacağını en güzel bilendir Mutlak bilendir O
|
| |
| İstediğini Bulamadıysanız Üye Olmadan
BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz. |
| | #2 |
| | ![]() Ebu Berze el-Eslemî'den rivayet edildiğine göre Rasülullah (s a v ) şöyle buyurmuştur:“Kıyamet günü kendisine şun-lardan hesap sorulmadıkça bir ku-lun ayakları yerinden oynamaz: Ömrünü nerede tükettiği, ilmini ne-rede kullandığı, malını nereden ka-zanıp nereye harcadığı ve bedenini nerede yıprattığı”(1) AÇIKLAMA Hadis, benzer lafızlarla aynı muhtevada Muaz b Cebel (r a ) ta-rafından mevkûf olarak da rivayet edilir Ne var ki, rivayetin muhtevası mücerret akılla idrak edilemeyecek meselelerden olması sebebiyle, merfu hükmünde değerlendirilir Ebû Hüreyre'nin Rasül-i Ekrem den rivayet ettiği şu hadis burada hatırlanmalıdır: “Kıyamet günü nimet adına kula ilk sorulacak şey ona şöyle denil-mesidir: Biz senin için bedenine sağlık ve afiyet vermedik mi, Biz se-ni soğuk suya kandırmadık mı?”(2) Hadis, ölümü ve dirilişle birlikte mahşer günü yapılacak imtihanda sorulacak sualleri hatırlamakla dün-ya-ahiret dengesinin korunması, te-fekkür-i mevt, her an ölüme ve âhi-ret hesabına hazır olunması gerek-tiği hususunda önemli bir muha-sebe ve murakabe dersi verir “Ne-rede olsanız, sağlam kaleler içinde de bulunsanız, ölüm size yine yeti-şir ”(3) ayeti ile “Ağız tadını kaçıran ölümü sıklıkla hatırlayın ve onu hiç hatırdan çıkarmayın!”(4) hadisi, ay-nı muhasebe ve murakabe dersini veren başka örneklerdir Keza, “Yaşlının kalbi, iki şeyin sevgisinde genç kalır: Tûl-i hayat (ömrün uzun olması) ve malın çok-luğu”5 hadisi de, ahir ömründe da-ha çok yaşamak ve daha çok servet kazanmak suretiyle hayatı adeta ebediyyet fikri üzerine kurmak pe-şinde olan hırslı insanların ruh hal-lerinden haberdar eder ![]() “Nimetin tam----- erişmek, İs-lam üzere ölmektir ” ve “Ha ben ölümün üzerine gitmişim, ha ölüm benim üzerime gelmiş, doğrusu umursamıyorum!”(6) diyerek, ka-bir suâli ve âhiret hesabına hazır olduğunu hissettiren ve âdeta ölü-me meydan okuyan Hz Ali'nin (v 40/ 661) bu samimi tasavvuru ve cengaver tavrı, imanının icaplarını yerine getiren bir mü'min için ölü-mün hiç de endişe mahalli olmama-sı lazım geldiğini öğretir![]() Meşhur âlim İbn Teymiyye'nin (v 728/1327) hapse mahkum edil-diği sırada düşmanlarına meydan okuyuşunun temelinde de aynı nükte saklı olmalıdır:“Düşmanlarım bana ne yapar, ne yapmak ister? Oysa ki, benim cennetim göğsümdedir Şayet çıkıp gidersem o benimle birliktedir ve benden ayrılmaz Hakikaten benim hapsim bir halvettir, katlim bir şeha-dettir, ülkemden ihraç / sürgün edil-mem ise bir seyahattir! (![]() ) Asıl mah-pus, kalbi Rabbinden hapsolunmuş adamdır Esir ise hevasının kendisi-ni esaret altına aldığı kimsedir ”(7)“Ölüm, Büyük Ergenlik'tir Fakat modern dünya için ölüm, dini bir muhtevadan yoksundur ve bunun için de Yokluk'la kaynaşmıştır Mo-dern insan ise Yokluk karşısında mefluçtur ”(8) şeklinde ifadesini bu-lan görüş de, Hz Ali'nin söz konusu tasavvur ve tavrını düşündürmesi bakımından önemlidir Gerçekten de ölüm, bir yok oluş değil, ebedî hayatın başlangıcı ve yepyeni bir süreçtir![]() Bu itibarla Müslüman, mezar taşlarında yazılı olan “Hüve'l Bâkî” (Bâki olan yalnız O'dur ) hükmü ya-nında, kendisinin fani olduğunu düşünerek ebedi hayatın başlangıcı ve yepyeni bir süreç için her an ha-zırlıklı olma mücadelesi vermeli ve şu selef sözünü hatırından çıkarma-malıdır:“Uyku hafif bir ölümdür Ölüm ise, ağır bir uykudur ”( en- Nevmü mevtün hafîfün ve'l mevtü nevmün sakîlün) 1) Tirmizi, Sıfatü'l kıyame, 1; Darimi, Mukaddime, 45; Ebu Yusuf, Kitabü'l- harac, s 4 Tirmizi, hadisin senedinin hasen- sahih olduğunu beliritr Aynı yerde hadis,merfu olarak Abdullah b Mes'ud'dan da rivayet edilir![]() 2) Yahya b Main, tarih, lll, 19![]() 3) 4 Nisa, 78 4) Tirmizi, Kıyamet, 26, Zühd, 4; Nesai, Cenaiz, 3; İbn Mace, Zühd, 31; Ahmed b Hanbel, Müsned, ll,293![]() 5) Tirmizi, Zühd, 28 Tirmizi, hadisin hasen- sahih olduğunu belirtir![]() 6) Beydavi, Emvaru't- Tenzil, l, 95 ![]() 7) İbn Kayyim, El-vabilu's-Sayyib, s 44![]() 8) Eliade, Mircea, “Dini sembolizm ve fizik ötesi endişenin değerlendirmesi”
|
| |
| | #3 |
| | ![]() Kur'an'da âhirete inanmayanların büyük bir sapıklık içinde olduklarının haber verilmesi, yaptıkları amellerin kabul edilmeyeceği ve âhi-rette kendilerini büyük bir azabın beklediğinin bildirilmesi, onların imanlarının olmadığını gösterir Zira Âhireti inkâr, Allah ve Peygam-berini de inkâr anlamı taşır Çünkü âhiretin varlığını ve âhirette olacak olan şeyleri, âhiret hallerini duyular ve akılla öğrenme imkânı yok-tur Bunlar ancak Allah ve Rasülünün haber vermesiyle bilinir Bu bakımdan âhireti kabul etmemek, onları verdikleri haberde yalanla-maktır Bu ise, Allah ve Peygamberine inan-mamak, onları inkâr etmek demektir Çünkü Allah ve Rasülüne iman, onların doğru söyle-diklerini kabul ve haber verdikleri her şeyi tasdik etmeyi gerektirir Öte yandan iman esas-larında bölünme olmayacağına göre, Allah ve Peygamberin haber verdiklerinden birini inkâr, hepsini inkâr etmek gibidir![]() Âhirete inanmanın insan için önemi büyük-tür Bu sebeple Kur'an'da âhiret hayatı çokça zikredilmekte, bazan delil ve hüccetlerle, bazen de misâller verilmek ve tasvirler yapılmak sure-tiyle âhiret, insan zihnine iyice yerleştirilmeye çalışılmaktadır![]() Zira insanın kendini bilip kendi varlığını his-settiği an cevap bulmaya çalıştığı ilk soru; "Ben neyim? Nereden geldim? Niçin geldim ve ne olacağım?" sorusudur Allah'a iman ile kâi-natın kaynağını ve kendi yaratıcısını tanıyan insan, âhirete iman sayesinde de nereye gide-ceğini ve ne olacağını öğrenir![]() Nereden gelip nereye gideceğini bilen insan, istikbâl hakkındaki endişelerden kurtulur, ken-disine bir hedef tayin eder, gayesini belirler ve kendisini bu hedef ve gayeye en iyi şekilde ulaş-tıracak sebeplere sarılır Böylece onun hayatı bir anlam kazanır, başıboşluktan kurtulur, niçin ve nasıl yaşaması gerektiğini öğrenmeye çalışır![]() Kur'an'da: "Sizi boş yere yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandı-nız?(15)" ve "İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?(16)" buyurarak insanın gayesiz ve boş yere yaratılmadığını bil-diren Allah Tealâ: "Allah'ı nasıl inkâr eder-siniz ki, siz ölü idiniz sizi O diriltti, sonra öldürecek, sonra tekrar diriltecek ve so-nunda O'na döneceksiniz (17)" buyurarak da insanın doğumundan ebedi aleme kadar ta-kip edeceği hayat yolunu çizmiştir![]() Buna göre, kendisini yaratan ve "Ben insan ve cinleri ancak bana ibadet ve kulluk etsinler diye yarattım (18)" buyuran Allah'ın buyruğuna kulak veren insan, "Beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim (yani elbette kulluk etmeliyim )(19)" der Bu gerçeği kavra-dıktan sonra Allah'ı bırakıp başka şeylere ta-panları görünce de: "O'nu (Allah'ı) bırakıp da O'ndan başka tanrılar edinir miyim ki, eğer Rahman olan Allah bana bir zarar vermek isterse o tanrıların şefaati bana fayda vermez, beni kurtaramazlar Doğru-su o taktirde apaçık bir sapıklıkta olu-rum "(20) diyerek kendisinin haklı ve inancının makul olduğunu kanıtlamaya çalışır Aynı za-manda sonunda nasıl olsa her şey Allah'a döne-cek diyerek âhiret hazırlığı yapmaya yönelir![]() Âhirete inanmayan, bu inanca sahip olma-yan ise hayatının gayesini tesbit edemediği için huzursuz olur, zulüm ve eziyete kalkışır, nefsinin her istediğini yerine getirmeye çalışır, dünyayı Cennet yapmak isterse de bunu başaramaz, ne-ticede zillete düşer Böylece hem dünyasını hem de âhiretini perişan eder![]() İnsanın bir diğer özelliği de onun yokluktan hoşlanmayıp ebedilik fikriyle ve ebedî olma ar-zusuyla yaratılmış olmasıdır Dünyada ebedi ka-lamayacağını kavrayan insanı ölüm ve yok olma korkusundan kurtaracak ve ebedî mutlu-luğu elde etmeye yöneltecek olan yine âhiret gü-nüne imandır Ahirete inanan ve "Mü'min ola-rak salih ameller işleyen kimse, haksız-lıktan ve hakkının yeneceğinden kork-maz (21)" Onun amelleri makbuldur, âhirette de kendisini azap değil, büyük bir mükâfat beklemektedir![]()
|
| |
| | #4 |
| | ![]() İmana erişmiş Müslüman'ın yapması gere-ken, her davranışın başında niyet olarak, her amelin sonunda netice olarak bir muhasebe yapma, kişinin usûl ve âdab tarzında hayatının ayrılmaz bir parçası olmalıdır Akşam yatağın-da aynı muhasebeyi, günlük bilançoyu gözü-nün önüne getirerek kâr-zarar hanesine bir göz atmak vaz geçilmez bir ilke olmalıdır![]() Hz Muhammed (s a v )'in Peygamber ola-rak gönderilişi, O'na Kur'an-ı Kerim'in verilişi en büyük kıyamet alametidir O, son Peygamber olarak gönderilmiş, O'na verilen kitaptan başka artık ne bir kitap ne de bir elçi gelecektir O halde Peygamber gelmiş, dini anlatmış, müslümanda bu Peygamberin dinini benimse-miştir Kıyamet alametlerini küçük ve büyük olarak beklemekten ziyade, kıyamet ve sonra-sına hazırlık önemlidir![]() Âhiret Hava Yolları sürekli işlemektedir Her gün binlerce yolcuyu bu hava yolu şirketi âhirete taşımaktadır Hareket yeri dünya olan bu şirketin uçakları her an kalkabilir, içinde her an siz ve biz olabiliriz Ölüm meleği Azrail (a s) yolcuyu adresten teslim almaktadır Her an çevremizde adresten teslim alınan yolcuları-mızı, sevdiklerimizi acılarla, göz yaşlarıyla, hü-zünle uğurlamaktayız Her an ölüm meleğinin veya Allah'ın kudret elinin bize ulaşmayacağını kim garanti edebilir? Bu adı geçen hava yolu şirketi biletleri sadece gidiş için kesmektedir Biletleri dönüş için kesildiği asla varit değildir Bunu da biliyoruz Ayrıca götürülen yolcunun beraberindeki eşyanın da ne olduğunu biliyo-ruz Altı metre beyaz bez, salih amel, hayırlı evlat, faydalı ilim…Bu yolculuğun huzurlu ve mutlu geçmesi için yolculuk öncesinde; Son âhir zaman Peygamberinin getirdiği dini ku-rallara, Kur'an-ı Hakim'e, sünnetin hayat veri-ci talimatlarına uyulması gerekmektedir ![]() Bu son dönüşü olmayan yolculuk için gö-revlilerce verilecek formlar da doğru ve nok-sansız doldurulmalıdır ![]() Bunlar ise : 1 Ömrünü nerede tükettin?2 Mallarını nerede harcadın?3 Allah için dünya hayatı boyunca ne yaptın? Şeklinde sorulardır Ve bunlara verilecek cevaplardır![]() Kişinin küçük kıyameti olan ölümün aka-binde, ebedi âhiret yurdunun ilk giriş kapısında kişiye üç sual sorulur ki; bu pasaport sorula-rına da doğru cevap vermek için her an hazır-lıklı olunmalıdır ![]() Bu sualler ise şunlardır: 1 Rabbin kimdir?2 Dinin hangisidir?3 Peygamberin kimdir?Kıyametin küçük alametlerini yaşadığımız bir dönemde büyük alâmetleri beklemeye ge-rek yoktur O alâmetler belirince iş işten geçmiş olur Onlar zaten yüce Mevlâmızın takdirin-dedir![]() Ribat okuyucusunun kendi kıyameti olan ölüm gelmeden yukarıda birazda somutlaştı-rarak izah etmeye çalıştığımız gerçeklere göre hayatına şekil ve düzen vermesi önemlidir Unutmayınız ki: “Hesaba çekilmeden, kendini-zi hesaba çekiniz ”
|
| |
| | #5 |
| | ![]() Bir veya birkaç gün sonra kıyametin kopacağını bilmiş olsaydık dünya hayatımızda neler değişirdi? Yaşantımızda olumlu yansımalar artar mıydı? Ce-vabımız müsbetse (evet ise), sorumuzun cevabını araştıralım: Nasreddin Hoca merhuma sormuşlar : Hocam kıyamet ne zaman kopacak? Hoca merhum her za-manki bilgeliği ve hikmetli sözleriyle cevap vermiş: “Bizim hanım ölürse küçük kıyamet kopar, ben ölürsem büyük kıyamet kopar ” Sahi, bir evin hanımı ölürse düzen alt-üst olur, o ev halkı sarsı-lır, adeta küçük kıyamet kopar Peki, kişinin kendisi ölürse, o kişinin kıyameti kopmuş olmaz mı? İnsan ölüp, dünya hayatı sona erdikten sonra artık kıya-metin kopuş zamanı onu neden ilgilendirsin? Öy-leyse dünyanın eceli olan kıyametten daha çok, kendi ecelimiz olan şahsi kıyametimizle ilgilenme-miz gerekir Dünyanın sona ermesi, kıyametin kopması ilmi ilahide mahfuzdur Bunu Allah'tan başka hiç kimse bilemez Ama şahsi kıyametimiz olan ecelimiz, ömrümüz zaman olarak çok kısa olduğu bellidir Yarına çıkıp çıkamayacağımıza dair bir garantimiz olmadığına göre, şöyle yada böyle her an gelebilir Kıyamet hâdisesinden insan nefsi dehşete kapılıyor, ürperiyor, korkuya kapılıp ibret almaya meylediyorsa; bu ibreti her an gelmesi ihti-mal dahilinde olan ecelinden, kopması muhtemel olan şahsi kıyametinden almalıdır Yani önemli olan kıyametin ne zaman kopacağı değil, insanın kıyamet için ne hazırladığıdır Peygamber Efendi-miz (s a v ) kendisine kıyametin ne zaman kopaca-ğını soran bir bedeviye verdiği cevap bunun en güzel misalidir![]() “Enes (r a)'den şöyle dediği rivayet olunmuş-tur: Bir bedevi Rasülullah (s a v )'e: “Kıyamet ne zaman kopacak?” diye sordu Efendimiz: “Kıya-met için ne hazırladın?” buyurdu, “Allah ve Ra-sülünün sevgisini” dedi Bunun üzerine Hz Pey-gamber: “O halde sen, sevdiğin ile berabersin” buyurdu Bu rivayet Müslim'indir Buhari (Edep:96) ve Müslim'in (Bir:164) rivayetlerinde, bedevinin cevabı: “Ahiret için öyle çok oruç, na-maz ve sadaka hazırlayabilmiş değilim Ancak ben Allah'ı ve Peygamberini seviyorum ” şeklin-dedir ”(1)Burada hadisten de anlaşılacağı üzere önemli olan ve dikkat çekilen nokta kıyametin ne zaman kopacağı değil, kıyamet için ne hazırlık yapıldı-ğıdır Kıyamet nasıl olsa bir gün kopacaktır Önemli olan herkesin o gün için ne hazırladığını düşünmesidir İbn-i Mes'ud (r a )'ın naklettiği bir hadis-i şerifte de şöyle buyrulur: “Kıyamet yak-laştı, biz insanlar (ölenlerden ibret almıyoruz ) kendimizi onlardan uzak görüyoruz Halbuki her an kıyamet kopacakmış gibi daima dikkatli olmalıyız ” Hâkimin rivayetinde ise şöyle buyrulur: “Kıyamet yaklaştı, insanlar ise ahireti unutarak dün-yaya düşüyorlar ve Allah'tan uzaklaşıyorlar ” (2)Gerçek işte budur Fakat insanların hayali geniş, arzu, istek ve hevesleri sonsuzdur İçinde bulundu-ğu durumu çabucak unutur; hiçbir zaman elde edemeyeceği kuruntular peşine düşer; ham ha-yallere aldanır Ömrü çok kısa olduğu halde, ger-çekleştirmek üzere, bu kısa ömre sığmayacak plan-lar yapar Bilmez ki, kendisi ölüme doğru, ahiretse kendisine doğru koşarak gelmektedir İşte içinde bulunduğumuz bu halle, bizi kuşatan gerçeği Hz Ali (r a )ne güzel dile getirir: “Dünya bir sona doğru başını alıp gitmekte, âhiret ise koşarak bize doğru gelmektedir İnsanlar arasında dünyanın da âhi-retin de isteklileri vardır Siz âhireti istemeye bakın Günü gün etmeyin Bu gün hesap günü değil, iş günüdür Ama yarın artık iş yok, yalnız hesap vardır ” (3)Birbiri ardısıra gelip giden yıllar, mevsimler, ay-lar, haftalar, günler, etrafımızda bunca olup biten-ler, her senenin geçişiyle değiştiğini gözlediğimiz aynadaki yüzümüz, dökülen saçlarımız, ağaran sa-kallarımız, titreyen elimiz, ayağımız bize bir yere doğru gittiğimizi hatırlatmaktadır Fakat gerçeklerle yüzleşmek bize zor geldiği için, amelimizden kork-tuğumuz için, çoğu zaman bu hatırlatmayı görmez-den geliriz Oysa ki bu duyarsız halimiz gerçekleri hiç değiştirmeyecektir Mutlaka herkes bir gün öle-cektir; ölen herkes de mutlaka pişmanlık duya-caktır Peygamber Efendimiz (s a v ) bu durumu şöyle beyan eder: “Öldükten sonra herkes mutlaka nadim olur ” Ashab: “Ya Rasülallah! Nedir neda-metleri?” diye sordular O da: “Ameli iyi ise, neden daha iyi ameller işleyip daha yüce ma-kamlara yükselmedim? diye Kötü ise, neden kö-tülüklerden kurtulamadım, iyi insan olamadım? diye nadim (pişman)olur ” buyurdu (4)Madem ki, ölüm kesin ve mecburi bir sondur, madem ki, hiçbir kimse nerede, ne zaman öle-ceğini bilmez ve madem ki, ölen herkes de piş-man olacaktır; o halde bu mecburi yolculuk için hazırlığı artırmak, gafil avlanmamak açısından fevkalade önemlidir Zira: “Her kul öldüğü hal (amel) üzere diriltilir ”(5) buyrularak uyarılmamız boşuna değildir Namaz kılarak camide ölmek de var, kafa çekerek meyhanede ölmek de![]() ![]() Çoluk çocuğunun nafakasını kazanırken iş başında öl-mek de var, başkasının malını gasbedip aşırırken ölmek de![]() ![]() Allah Allah diye zikrederek ölmek de var, sövüp sayarak, küfürler yağdırarak ölmek de![]() ![]() Sohbet meclislerinde salihler arsında ölmek de var, fasıklar arsında ölmek de![]() ![]() Bütün bunlar düşünülünce şahsi kıyametimiz olan ölüm gel-meden önce ona güzelce hazırlanmamız gerekti-ğini daha iyi idrak ederiz Zaten Peygamber (s a v ) Efendimizin uyarısı da bu yöndedir: “Ey insanlar! ölmeden önce gafleti bırakın Allah'a dönün, tevbe istiğfar ederek Allah'a kulluk edin Sizi oyalayıcı işleriniz çoğalmadan yararlı işler yapmaya gayret edin Çok çok Allah'ı zikredin, çok çok sadaka vererek Rabbinizle aranızı düzel-tin Rabbinizin rızasını kazanmaya çalışın Böyle yaparsanız rızkınız bol olur, kazancınız çoğalır, yar-dım görürsünüz ve eksikleriniz tamamlanır ”(6)“ Kul kusursuz olmaz ” denilmiştir Kusurların telafi yolları da gösterilmiştir O halde, şahsi kıya-metimiz olan ölüm bize gelmeden önce kusurla-rımızı telafi etmek için gayret edelim Kıyamet için ne hazırladığımızı gözden geçirelim Öteki dünyada güzel bir hal ile dirilebilmek için bu dün-yada güzel ameller işleyelim Rabbimizden af ve yardım dileyelim Selam ve dua ile![]() ![]() ![]() 1)Riyazüs-salihin; 2/561/-562;Erkam Yay ![]() 2)Tergib ve Terhib ;6/337;Merve Yay İst 19863) Riyazüs-salihin ; 3/443;Erkam Yay ![]() 4)Münziri, Tergib ve Terhib; 6/343;Kütüb-i sitte Muh ;Prof Dr İ CANAN;15/3125)Müslim;Cennet: 83;Riyazüs-salihin;1/441 6)Münziri, a g e ; 6/342![]()
|
| |
| | #6 |
| | ![]() "Size azap gelip çatmadan önce, Rabb'inize dönün ve O'na teslim olun ![]() O'na itaat edin Yoksa sonra yardım göremezsiniz " (39 Zümer, 54)Allah Teala'nın bizlere emânet olarak verdiği ömür süratle eriyor Bu emanet, ne zaman geri-ye istenecek belli değil; davet her an gerçek-leşebilir Bir gün bu hayat meydanından kuş gibi uçup gideceğiz Bu bakımdan İlâhî huzurda 'Eyvah!' deme-mek için; ömür dakikalarını ibadete çevirmeye, Cennet'e ve Cemalullah'a ulaşmaya; nefis ve malımızı Allah'a satmaya, her türlü imkânı Allah yolunda kullanmaya çalışmalıyız Dünyevî ve fanî işlerde boğulmadan, bedenî arzulara yenik düşmeden, sonsuzluk diyarına ciddi olarak tâlip olmalı ve her konuda Allah'ın rızasını esas alma-lıyız Sel gibi akıp giden hayat; geçtiği yerleri ye-şertmeli, muhtaç gönüllere âb-ı hayat sunma-lıdır Her gün takvimden bir yaprak koparırken bir günümüzün daha kayıp gittiğini üzüntü ile mü-lahaza etmeli, gelecek günlerimizi daha bir dik-katle yaşamaya azmetmeliyiz Merhameti sonsuz yüce Rabbimiz, ayağı ka-yıp düşen, günaha bulaşan kullarının günahla-rını silinebilecek bir müjde veriyor İnsan sami-mi olarak müracaat edip, Allah'tan özür dileyip günahlarına tevbe etse, Allah teala, bütün gü-nahlarını bağışlayacağını taahhüt ediyor:"De ki: "Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz Allah dilerse bütün günahları mağfiret eder Çünkü O Gafûr ve Rahîm'dir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı fazladır) " (1) Aklı başında bir kişinin bu güzel davete ica-bet edememesi kadar büyük talihsizlik olamaz Merhameti sonsuz yüce Rabbimiz, önümüz-deki mutlak tehlikeleri; ihtiyarlıkta, kabirde, sı-ratta, mahşerde hattâ huzurunda sorulacak suallere kadar - imtihana girecek bir talebeye, soruların daha evvelden verilmesi gibi - her şeyi bize haber veriyor Buna rağmen akıl, irade ve şuurunu suistimal edip, bedenî hazların esiri olarak kabri, ölümü, hesabı, muhasebeyi unu-tan insan, acınacak bir durumdadır Evet, günahıyla - sevabıyla ömrümüzün bü-yük bir kısmı geride kaldı Geçen günleri milyar-lar versek geri getiremeyiz Önemli olan, "Zara-rın neresinden dönerseniz kârdır " hesabıyla, bütün günahlara içten pişmanlık duymak, tevbe edip Cenab-ı Hakk'tan özür dilemek olmalıdır O Allah ki: "Size azap gelip çatmadan önce, Rabb'inize dönün ve O'na teslim olun O'na itaat edin Yok-sa sonra yardım göremezsiniz " (2)buyuruyor![]() İleride pişman olmak, dizini dövmek, eyvah edip çırpınmak bir şey ifade etmeyecektir O halde akıllılık bu günden tedbir almaktır Yarın çok geç kalınabilir![]() Elhasıl, emanetin ne demek olduğunu bilen bir insan, kendine emanet edilen ömrü, gelişi-güzel kullanamaz ve kullanmamalıdır Geçmi-şine bak! Nice pişman olduğun iş ve nedamet duyduğun an vardır ki, sadece üzüntüsü kalmıştır Her şeye rağmen, şu anda bile Rabb'imizin sonsuz merhamet kapısı açıktır Bunun idrakine varıp ömrümüzün geri kalanını değerlendirmek gibi elimizde bir fırsat vardır 1- (39 Zümer, 53) 2- (39 Zümer, 54)
|
| |
| | #7 |
| | ![]() Allah c c razı olsun![]()
|
| |
![]() |
| Tags: ahirete, iman, kiyamet |
| Konu Araçları | |
| |