Mumsema islam Arsivi

Geri git   Mumsema islam Arsivi > İman Bölümü > İman Bölümü > Ahiret'e İman

Forum Alev


ne dünyadan vazgeçebiliriz, ne ahiretten... ile ilgili Benzer Konular
422 Kez Görüntülendi

İbretli Kıssalar
Ahiretten Mektup – Yusuf Ziya Özkan
Ahiretten Mektup (İNDİR-İZLE)
Dünyadan Atasözleri
Dünyadan Esmaül Hüsna
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 15-05-2007   #1
 
Standart ne dünyadan vazgeçebiliriz, ne ahiretten...


ne dünyadan vazgeçebiliriz, ne ahiretten... Mumsema İslam Arşivi ne dünyadan vazgeçebiliriz, ne ahiretten...
Dünyayı bir denize, akıp giden ömrümüzü de bu denizde yol alan bir gemiye benzetir birçok mütefekkir Gerçekten de bizler, geleceğe doğru yol almakta bulunan ve geriye dönüşü olmayan hayat gemisine binmiş yolcular gibi değil miyiz?

Dünya denizinde seyreden biz yolcular, ancak üzerimize düşen görevleri yerine getirdiğimiz takdirde kurtuluş limanına sağsalim ulaşabiliriz Göz diktiğimiz kurtuluş limanına doğru yol alırken, birer yolcu olduğumuzu unutmamak; geminin de, denizin de ve nihayet varacağımız o limanın da sahibi olanın talimatlarına uymak vazifemiz değil mi? O talimatlar, en küçük ferdî vazifelerden, bütün insanlığı ilgilendiren en kapsamlısına kadar hayatta dengeyi murad ediyor Alabora olmamak için denge Bu denge nasıl kurulacak? Elbette, bir yanda rotamızı döndürdüğümüz o kurtuluş limanına, yani ahiret saadetine ulaşma çabasının yanında, dünya hayatımızla ilgili vazifeleri de gereğince yerine getirmekle bu denge kurulacak Dönülecek asıl yerin beka yurdu olduğunu bize sürekli hatırlatan Kur’an-ı Ke-rim’de, yeryüzüne dağılıp Allah’ın fazl u kereminden rızkımızı aramamızın da emredilmesi, işte bu sebepledir Dünya ve ahiret dengesi açısından bakıldığında, bütün insanlar üç gruba ayrılabilir: Birinci grup, sadece maddi varlığı ve dünyası için çalışanlar; ahiret hayatını tamamen ihmal eden kimselerdir Bunların kendilerini ebedi zarara uğrattıkları, ayet-i kerimeler, hadis-i şerifler ve bütün alimlerin ittifakıyla sabittir İkinci grupta bulunanlar, dünya hayatını tamamıyla ihmal ederek ifrata düşmüş olanlardır Hıristiyan ruhbanlarını andıran böyle bir hayatı İslâm’ın kesinlikle teşvik ve tasdik etmediği bilinir Üçüncü grupta ise, orta yolu tutan kimseler bulunur Bunlar, ne dünyası için ahiretini ve ne de ahireti için dünyasını bırakmayan; her iki hayatın da hakkını verenlerdir İşte dinimizin istediği hayat tarzı, yani denge budur Hayatlarında bu dengeyi bulabilen insanlar, dünyanın ahirete giden bir yol olduğunu bilen; dünya hayatı ile ahiret saadetini elde eden bahtiyarlardır Hayatı bu şuurla yaşayanların sadece ifa ettiği farizalar değil; helal rızık çabaları, yemeleri-içmeleri ve hatta uykuları bile ibadet değeri kazanır İnsanın şerefini mukaddes sayan dinimiz, geçici de olsa dünyada sefil bir hayatı mümine layık görmez Ebedi ahiret saadetine hazırlanırken dünyalık için de çalışıp, kimseye muhtaç olunmamasını ister; veren eli alan elden üstün ve hayırlı görür Dolayısıyla tembellik ve miskinlik, sadece fıtrat kanunlarına değil; aynı zamanda İslâm’a da aykırıdır Eşsiz rehber Fahr-i Alem (AS) Efendimiz, günlük hayatında bir taraftan ibadetle meşgul olurken, diğer taraftan müslümanların ve aile fertlerinin işlerini tanzim buyurur, gıda ve diğer ihtiyaçlarını temin için uğraşırlardı Bununla da kalmazlar, ihtiyaç sahiplerinin sıkıntılarını gidermek için çabalar, hastaları ziyaret eder, akraba ve dostlarının hallerini sorar, yardımcı olurlardı Bütün bunları yaparlarken, bir idareci olarak müminler arasındaki sorunları çözdüğü gibi, düşmanlar tarafından gelebilecek zararları bertaraf etmek üzere en güzel tedbirleri alırlardı Risalet vazifesinin gereği olarak da daima halkın arasında bulunur, onları irşad etmekle meşgul olurlardı Resul-i Ekrem (AS) Efendimiz’i örnek kabul ediyorsak, onun hem bu dünyayı hem de ahiret yurdunu hedef alan gayretlerini görmezden gelebilir miyiz? Ayrıca, yalnızca maddi varlığın tatminine yönelik bir hayatın bir tür hayvanlaşma anl----- geldiği; maddi varlığın göz ardı edilerek yalnızca ruhî zevkler için çabalamanın da, insanı bir hilkat garibesi durumuna getirip, bu alemde rezil ve rüsva edeceği yeterince açık değil mi? Yüce dinimiz, insanı böylesi düşüklüklerden korumak için madde ile mana, ruh ile beden, dünya ile ahiret arasında sarsılmaz bir denge kurmuştur Cenab-ı Mevlâ, bu dengeyi şöyle öğretir bize: “Allah’ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara; dünyadan da nasibini unutma Allah’ın sana iyilik ettiği gibi, sen de öylece iyilik yap Sakın yeryüzünde fesat çıkarma Doğrusu Allah, fesat çıkaranları sevmez” (Kasas/77) Rabbimizin bizzat terbiye buyurduğu o mübarek elçi de bu dengeyi şöyle anlatır: “Dünyanızı iyileştiriniz ve ahiretiniz için çalışınız” “Dünyayı hakir görmeyin Zira o, ahireti kazanmanın vasıtasıdır” “Dünya ahirete götüren bir yoldur Ey ümmetim! Siz insanlar üzerine yük olmayınız” Yazık ki tarih boyunca tasavvufun hakikatini anlamamış birçok kimse, ‘dünyada çalışmaya, yorulup terlemeye ne gerek var? Nasıl olsa dünya geçicidir Dünya için ömrü harcamaya gerek yoktur’ gibi saçma sözlerle kendilerini tembellik ve zilletin pençesine kaptırmıştır İslâm’ın emirleriyle asla bağdaşmayan bu düşünce, sahibini dünya ve ahirette perişanlıktan başka nereye götürebilir? Son birkaç asırdan beri müslümanların büyük sıkıntı ve ızdıraba uğramalarının birçok sebebinden biri de, tembellik ve vurdumduymazlıktır Maddi-manevi sonsuz zenginliklere sahip bulunmasına rağmen, bu zenginliklerin kendisine verilmiş bir emanet olduğu şuurundan uzaklaşan İslâm dünyası, bu gafletin ve tembelliğinin bedelini halen ödemekte Oysa İslâm, tamamıyla faaliyettir Dünya ve ahiret için faydalı çalışmalar bütünüdür Miskinliğin, tembelliğin, dünyadan kopmanın İslâm’da yeri yoktur Zaten dünyası için gevşeklik gösteren, büyük ihtimalle ahiretini de ihmal etmez mi? Gavs-ı Bilvanisi (KS) Hazretleri bir sohbetlerinde: “Siz kişinin dünya çalışmasına bakınız Eğer dünyası için çalışkan, mahir biriyse ahireti için de öyledir Dünyanın pehlivanı, ahiretine de pehlivandır” buyuruyorlar Evet; dünyada tek bir müslüman kalsa dahi, onun görevi muntazam ve dürüst bir şekilde dünyası ve ahireti için çalışmak, Allah’ın emrine uyarak dünyayı mamur etmek, iyilikleri yayıp, insanlar arasında hayrın hakim olmasını sağlamaktır “Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik-güzellik ver, ahirette de iyilik-güzellik ver Bizi cehennem ateşinden koru” (Bakara/201) Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun

 

helen isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 24-11-2008   #2
 
Standart --->: ne dünyadan vazgeçebiliriz, ne ahiretten...


Allah razı olsun

 

Fatımatüz`Zehra isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 04-05-2009   #3
 
Standart --->: ne dünyadan vazgeçebiliriz, ne ahiretten...


Cezekallahu hayran
Allah hayırlı mükâfaat versin

 

LeyL! isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: ahiretten, dunyadan, vazgecebiliriz

Ebedi Hayat | Zayif Bir Zanla Bile Âhireti İnkâr Caiz Değildir

Konu Araçları


ne dünyadan vazgeçebiliriz, ne ahiretten... ile ilgili Benzer Konular
422 Kez Görüntülendi

İbretli Kıssalar
Ahiretten Mektup – Yusuf Ziya Özkan
Ahiretten Mektup (İNDİR-İZLE)
Dünyadan Atasözleri
Dünyadan Esmaül Hüsna

Powered by vBulletin® Version 3.6.11 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forumacil | Forumalev | Dantel | Rüyatadı | Mumine | Örgü | Netalemi | Google | Şiirler | validator.w3 |

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369