Mumsema islam Arsivi
Anasayfa Forum Kuralları İletişim Bugünkü Mesajlar
Geri git   Mumsema islam Arsivi >
İman Bölümü
> İman Alt Başlıklar > Ahiret'e İman
Google
 
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 04-17-2007   #1
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Mar 2007
Mesaj: 112
İtibar
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı : 74
Rep Derecesi :
metin Yakında ünlü olacaktır.
metin RSS Feed
Standart Zayif Bir Zanla Bile Âhireti İnkâr Caiz Değildir



ZAYIF BİR ZANLA BİLE ÂHİRETİ İNKÂR CAİZ DEĞİLDİR
Bir kısım ahmaklar vardır ki, işleri ne kendi basiretleriyle [görüşleriyle] anlayabilirler, ne de şerîatin bildirdiğini kabul ederler Âhiret işlerinde şaşar kalırlar Onları şüphe kaplamıştır Ve bazan da şehvetlerinin galebe çalmasiyle, yaratılışlarının icabına uyarak âhireti inkâra kalkarlar Kalblerinde, bu inkâr meydana gelir, şeytan da onu arttırır Cehennemi anlatmak için bildirilenleri; insanlan korkutmak için, Cennet hakkında söylenenleri ise, asılsız tatlı hayâller şeklinde söylenmiş zannederler Bu yüzden şehvet ve arzularına uyarlar Şeriatın emir ve yasaklarını dinlemezler Şeriata uyanlara hakaret gözü ile bakarlar Şeriata uyanlar için; onlar aldanmışlardır, aldatılmışlardır, dediler Böyle bir ahmağın böyle sırlan delilleri ile anlayabilmesi mümkün müdür? O hâlde, açık bir sözle, düşünebilmesi için onu davet etmek icabeder Ve ona denir: Eğer senin zann-ı galibin bu yüz yirmi dört bin peygamberin, bütün evliya, âlim ve hakîmlerin yanıldığı, aldandığı şeklinde ise ve sen bu ahmaklığınla bu hâlleri anladınsa, elbette bu yanılman seni tutar ve gururlandırır Çünkü, âhiretin hakikatini bilmiyor, ruhanî azabı anlamıyorsun Çünkü, ruhanî olan şeylerin misalini ve şeklini hisler âleminden kabul etmiyorsun! Eğer yanılmasını caiz görüp, «İkinin birden fazla olduğunu bildiğim gibi, ruhun hakikati olmadığını biliyorum O baki olamaz, ona öldükten sonra, cismanî ve ruhanî bir rahatlık ve acı olmaz» dese, o kimsenin mizacı bozulmuştur Ona artık ümid etmemelidir O, Allahü Teâlâ´mn haklarında «Eğer onları doğru yola çağırırsan, asla hidâyete gelmezler» (1), buyurduklarından olmuştur «Bunun imkânsız olması benim için zarurî değildir Çünkü bu mümkündür Fakat pek uzaktır İşin hakikatini tamamen bilmediğim ve bu hususta zann-ı galibim olmadığı için zayıf bir zanla bütün ömrümce kendimi niçin her şeyden men edip, lezzetlerden uzak durayım» derse, cevabında deriz ki: Madem ki bugün bu kadarını söyledin, şeriatın yolunu kabul etmen akıl icabı sana lâzım oldu Çünkü tehlike büyük olduğu zaman zan zayıf olsa da ondan kaçılır Meselâ sen bir yemeği yemeye başlarken, birisi sana, bu yemekten yılan yemiştir, derse o yemeği yemezsin O kimse yalancı olsa, yemeği kendi yemek istese de yine yemezsin Fakat, sözü doğru da olabilir diye düşündüğün için, kendi kendine, eğer yemezsem, açlığa katlanmak kolaydır, yersem belki doğru söylemiştir, o zaman zehirlenirim, ölürüm dersin Bunun gibi, hasta olsan vaziyetin tehlikeli olsa, dua yazan bir kimse sana; «Bana bir dirhem gümüş verirsen, bir kâğıda sana dua yazarım ve yaptığım şeylerle iyi olursun», derse bu yazı ve şekillerin sıhhatle alâkası olmadığını bilsen de kendi kendine, «Belki doğru söylüyor, bir dirhemi elden çıkarmak bir şey değil», dersin Eğer müneccim; «Ay filân yere gelince, şu ilâcı içersen iyileşirsin», derse onun sözü ile bu sıkıntıya katlanırsın ve «Olur ki doğru söylüyor, eğer yalan söylüyorsa bu sıkıntıya katlanmak zor değildir», dersin
O hâlde, aklı olan hiçbir kimse, yüz yirmi dört bin peygamberin ve dünyanın en büyük evliya ve âlimlerinin hep birden söyledikleri sözü, bir müneccimin, muskacının ve Hıristiyan bir hekimin sözünden aşağı tutmaz Çünkü, bunların sözü ile kendine biraz eziyet veriyor ve daha büyük olan acı ve eziyetlerden kurtulmak istiyor Az olan elem ve ziyan, bir şeye nisbetle az olur Bir kimse dünyanın ömrünün ne kadar olduğunu, evveli olmayan ebedden, sonu olmayan ezele nisbetle ne kadar olduğunu düşünse, çektiği elemlerin, o büyük tehlike yanında ne kadar az kalacağını anlar Bahusus kendi kendine, «Eğer onlar doğru söylüyorkarsa ve ben böyle bir azabta kalırsam, ne yaparım? Rahatla geçirdiğim şu birkaç gün ne fayda verir Doğru söylemiş olabilir de!» diyebilir
Ebedin mânâsı şudur ki, bütün âlem buğdayla dolu olsa ve bir kuşa bir senede bir buğday tanesi yiyeceksin dense o buğday taneleri biter de, ebed yine hiç azalmaz O hâlde, bu kadar uzun bir zaman devam eden azab, ruhanî de olsa nasıl çekilebilir? Dünyanın ömrü, onun yanında ne kadar kalır ki? Hiçbir akıllı kimse yoktur ki, bu düşüncede olsun da, ihtiyat [tedbir, sakınma] yolunu ve bu tehlikeden kaçmayı ister sıkıntı ile olsun, ister zan ile olsun, lüzumlu görmesin Zira insanlar ticaret için denizlerde dolaşır, uzun yolculuklara katlanır ve çok sıkıntı çekerler Bunları zan ile yaparlar Eğer bir kimsede yakîn yoksa, zayıf bir zan da mı yoktur? O hâlde, kendine acıyorsa bunun ihtimal olmasına da ehemmiyet verir
Bunun için Emîrü´l-mü´minin Hz Ali (ra) bir dinsizle münazara ederken buyurdu ki: «Eğer senin dediğin gibi ise sen de ben de kurtuluruz Fakat bizim söylediğimiz gibi ise, biz kurtulduk ve sen düştün, ebedî azabta kaldın» Emirü´l-mü´minîn Ali´nin (radıyallahü anh) böyle söylemesi, o mülhidin [imansız, dinsiz] zayıf aklına göre konuştuğu içindir Yoksa sözünde ve itikadında şüpheli olduğu için değildir Fakat yakîn olan yolun o mülhid tarafından anlaşılamayacağını anlamıştı
O hâlde, dünyada âhiret azığıyla uğraşanlardan gayrisi gayet ahmaktır Bunun da sebebi gaflet ve düşüncesizlik Çünkü dünya şehvet ve arzuları, bunu düşünmelerine zaman bırakmıyor Yoksa, yakîn ile ve zann-ı galib [galip ihtimal] ile, hattâ zayıf bir zan ile bilenlerin hepsine, akıl icabı, o büyük tehlikeden kaçmak, emniyetli ve ihtiyatlı bir yol tutup Allahü Teâlâ´nın dilemesiyle selâmete kavuşmak vâcib olur
Müslümanlık unvanındaki kendini tanımak, Allahü Teâlâ´yı (Celle celâlühü ve azzame şânühû ve azze kibriyâühü ve la ilahe ğayruhû) tanımak, dünya ve âhireti tanımak kısımları tamam oldu
Bundan sonra Müslümanlığın şartlarına başlayacağız Inşâllahü´1-azizü vahdeh
(1) 18 ? Kehf: 57

 

metin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 11-24-2008   #2
Bilgiler
Devamlı Üye
 
Bilgiler
Üyelik tarihi: Oct 2008
Mesaj: 4,757
İtibar
Tecrübe Puanı: 48
Rep Puanı : 195
Rep Derecesi :
*hayal* ... hakkında olaganüstü bir havası var.*hayal* ... hakkında olaganüstü bir havası var.
*hayal* RSS Feed
Standart --->: Zayif Bir Zanla Bile Âhireti İnkâr Caiz Değildir



Allah razı olsun

 

*hayal* isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: , , , , , , ,

Ebedi Hayat | mesut olmanın sırrı..

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvp son Mesaj
Bile Bile Hakki Inkâr Edenlerin Durumu rana Vaaz ve Sohbet Konuları 1 10-26-2008 12:57 PM
Zayif Hadis mum Y-Z 1 07-16-2008 14:28 PM
İslamda müzik dinlemek caiz mi? Musiki caiz mi? HaYaL--- Sizden gelen sorular 9 07-14-2008 11:59 AM
Saç ektirmek caiz mi caiz değil mi? mumsema Fetvalar; bir konu hakkında verilen fetva sorusu ve cevabı 2 07-07-2008 21:45 PM
Zanla ilgili ayetler İnşirah Kur'an Arapça & Türkçe meal 1 06-21-2008 10:48 AM

Frmacil | Yudumla | Dantel | Klup | Orgu | Oya | Derya TOPlist Saat 13:27 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.6.11
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum Etiketleri

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308