Mumsema islam Arsivi

Geri git   Mumsema islam Arsivi > İman Bölümü > İman Bölümü > Ahiret'e İman

Forum Alev


Kabir Hayatı Var mıdır? ile ilgili Benzer Konular
1228 Kez Görüntülendi

Morgda bekletilen ceset nasıl kabir azabı görecektir? Kabir azabı var mıdır, varsa bu
kitap: kabir hayatı imam gazalı.. Ölüm ve Sonrası/ Kabir- Kıyamet- Ahiret Hayatı
ölüm ve sonrası kabir hayatı ve kabir azabı
Kabir hayatı ve mezarlıklar
Kabir azabı kabir hayatı
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 13-06-2008   #1
 
Standart Kabir Hayatı Var mıdır?


Kabir Hayatı Var mıdır? Mumsema İslam Arşivi Kabir Hayatı Var mıdır?
عن هانئ مَوْلى بن عفّانِ قال: ]كَانَ عُثْمَانُ رَضِيَ اللّهُ عَنه إذَا وَقَفَ عَلى قَبْرٍ بَكى حَتَّى يَبُلَّ لِحْيَتَهُ؛ فَقِيلَ لَهُ: تَذْكُرُ الْجَنَّةَ وَالنَّارَ فََ تَبْكِى، وَتَذْكُرُ الْقَبْرَ فَتَبْكِي؟ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ # يَقُولُ: الْقَبْرُ أوَّلُ مَنْزِلٍ مِنْ مَنَازِلِ اŒخِرَةِ فإنْ نَجا مِنْهُ فَمَا بَعْدَهُ أيْسَرُ، وإنْ لَمْ يَنْجُ مِنْهُ فَمَا بَعْدَهُ أشَدُّ مِنْهُ وَقالَ #: مَا رَأيْتُ مَنْظَراً قَطُّ إَّ وَالْقَبْرُ أفْظَعُ منْهُ[زاد رزين، قال هانئٌ: سَمِعْتُ عُثْمَانَ رَضِيَ اللّهُ عَنه يَنْشُدُ: فإنْ تَنْجُ مِنْهَا تَنْجُ مِنْ ذِي عَظِيمَةٍ، وإَّ فإنِّي َ اخَالُكَ نَاجِياً أخرجه الترمذي»الفَظِيعُ« الشديد الشنيع

5492- Hâni Mevla Osman İbnu Affan (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz Osman (radıyallahu anh), bir kabrin üzerinde durunca sakalı ıslanıncaya kadar ağlardı Kendisine: "Cenneti ve cehennemi hatırladığın vakit ağlamıyorsun, fakat kabri hatırlayınca ağlıyorsun!" dediler Bunun üzerine: "Çünkü Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim
"Kabir, ahiret menzillerinin birinci menzilidir Kişi ondan kurtulabilirse, ondan sonrakiler daha kolaydır Ondan kurtulamazsa ondan sonrakiler bundan daha zordur, daha şediddir"
Hz Osman devamla Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şu sözünü de nakletti:
"(Ahiret aleminden gördüğüm) manzaraların hiçbiri kabir kadar korkutucu ve ürkütücü değildi!"
Rezin şu ziyadeyi kaydetti: "Hâni der ki: "Hz Osman (radıyallahu anh)'ın şu beyti inşa ettiğini işittim:
"Eğer ondan necat buldunsa, büyük musibetten kurtuldun,
Aksi halde senin kurtulacağını hayal etmem" [Tirmizî, Zühd 5, (2309)]

وعن علي رَضِيَ اللّهُ عَنه قال: ]مَازِلْنَا نَشُكُّ في عَذَابِ الْقَبْرِ حَتّى نَزَلَ: ألْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ حَتّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ[ أخرجه الترمذي

5493- Hz Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Şu ayet ininceye kadar kabir azabından şüphelenmeye devam etmiştik (Mealen): "Sayınızın çokluğuyla övünmek sizi oyaladı Öyle ki, kabirleri ziyaret ettiniz" [Tirmizî, Tefsir -Tekasür, (3352)]

ـ5494 ـ3ـ وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنها: ]أنَّ يَهُودِيَّةً دَخَلَتْ عَلَيْهَا فَذََكَرَتْ عَذَابَ الْقَبْرِ فَقَالَتْ: أعَاذَكِ اللّهُ مِنْ عَذَابَ الْقَبْرِ فَسَألَتْ عَائِشَةُ رَسُولَ اللّهِ # عَنْ عَذَابِ الْقَبْرِ فَقَالَ: نَعَمْ، إنَّ عَذَابَ الْقَبْرِ حَقٌّ وَإنَّهُمْ يُعَذَّبُونَ فِي قُبُورِهِمْ عَذَاباً تَسْمَعُهُ الْبَهَائِمُ؛ قَالَتْ: فَمَا رَأيْتُهُ بَعْدُ صَلّى صََةً إَّ تَعَوَّذَ فيهَا مِنْ عَذَابَ الْقَبْرِ[ أخرجه الشيخان والنسائي

5494- Hz Aişe (radıyallahu anhâ)'nin anlattığına göre, bir Yahudi kadın, yanına girdi Kabir azabından bahsederek:
"Seni kabir azabından Allah korusun!" dedi Aişe de Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a kabir azabından sordu Aleyhissalâtu vesselâm:
"Evet, kabir azabı haktır Onlar kabirde azap çekerler, onların azabını hayvanlar işitir!" buyurdu Hz Aişe der ki:
"Bundan sonra Aleyhissalâtu vesselâm'ın namaz kılıp da, namazında kabir azabından istiaze etmediğini hiç görmedim" [Buhârî, Cenaiz 89, Müslim, Mesacid 123, (584); Nesâî, Cenaiz 115, (4, 104, 105)]


ـ5495 ـ4ـ وعن ابن عبّاسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنهما قال: ]مَرَّ رَسُولُ اللّهِ # عَلى قَبرَيْنِ فقَالَ: إنَّهُمَا لَيُعَذَّبَانِ، وَمَا يُعَذَّبَانِ في كَبِيرٍ ثُمَّ قَالَ: بَلى، أمَّا أحَدُهُمَا فَكَنَ يَمْشِى بِالنَّمِيمَةِ، وأمَّا اŒخَرُ فَكَانَ َ يَسْتَتِرُ مِنْ بَوْلِهِ ثُمَّ دَعَا بِعَسِيبٍ رَطَبٍ، فَشَقَّهُ اثْنَيْنِ، فَغَرَسَ عَلى هَذَا وَاحِداً، وَعَلى هذَا وَاحِداً ثُمَّ قَالَ: لَعَلَّهُ أنْ يُخَفِّفَ عَنْهُمَا مَالَمْ يَيْبَسَا[ أخرجه الخمسةقوله: »وَمَا يُعذّبَان في كبيرٍ« أي في كبير فعله عليهما لو أراد أن يفعه»والعَسيبُ« من سعف النخل ما بين الكرب ومنبت الخوص، وما عليه من الخوص فهو سعف، والجريد السعف أيضاً

5495- İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah
(aleyhissalâtu vesselâm) (bir gün) iki kabre uğradı ve:"(Bunlarda yatanlar) azab çekiyorlar Azabları da büyük bir günahtan değil" buyurdular Sonra sözlerine şöyle devam ettiler:
"Evet! Biri, nemimede (laf getirip götürmede) bulunurdu Diğeri de idrar sıçrantısına karşı korunmazdı" Aleyhissalâtu vesselâm sonra yaş bir hurma dalı istedi, ikiye böldü Birini birinin üzerine dikti, birini de öbürünün üzerine dikti Sonra da:
"Belki bunlar yaş kaldıkça azapları hafifler!" buyurdular" [Buhârî, Vudu 55, 56, Cenaiz 82, 89, Edeb 46, 49; Müslim,Taharet 111, (292); Tirmizî, Taharet 53, (70); Ebu Davud, Taharet 11, (20, 21); Nesâî, Taharet 27, (1, 28-30)]

وعن ابن عمر رَضِيَ اللّهُ عَنهما قالَ: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: إذَا مَاتَ أحَدُكُمْ عُرِضَ عَلَيْهِ مَقْعَدُهُ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ، إنْ كَانَ مِنْ أهْلِ الْجَنَّةِ فَمِنْ أهْلِ الْجَنَّةِ، وَإنْ كَانَ مِنْ أهْلِ النَّارِ فَمِنْ أهْلِ النَّارِ فَيُقَالُ: هذَا مَقْعَدُكَ حَتّى يَبْعَثَكَ اللّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ[ أخرجه الستة إ أبا داود

5496- İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Sizden biri ölünce, kendisine akşam ve sabah (cennet veya cehennemdeki) yeri arzedilir Cennet ehlinden ise, (yeri) cennet ehlinin (yeridir), ateş ehlinden ise (yeri) ateş ehlinin (yeridir) Kendisine:
"Allah seni kıyamet günü diriltinceye kadar senin yerin işte budur!" denilir" [Buhârî, Cenaiz 90, Bed'ül-Halk 8, Rikak 42, Müslim, Cennet 65, (2866); Muvatta, Cenaiz 47, (1, 239); Tirmizî, Cenaiz 70, (1072); Nesâî, Cenaiz 116, (4, 107)]

وعن زَيْدِ بن ثابتٍ رَضِيَ اللّهُ عَنه قال: ]بَيْنَا رَسُولُ اللّهِ # في حَائِطٍ لِبَنِي النَّجَّارِ، وَنَحْنُ مَعهُ إذْ حَادَتْ بِهِ بَغْلَتُهُ فَكَادَتْ تُلْقِيهِ، وإذا أقْبُرٌ: سِتّةٌ أوْ خَمْسَةٌ فَقَالَ #: مَنْ يَعِْرفُ أصْحَابَ هذِهِ الْقُبُورِ؟ فَقَالَ رَجُلٌ: أنَا قَالَ: مَتَى مَاتُوا؟ قَالَ: في الشِّرْكِ قَالَ: إنَّ هذِهِ ا‘ُمَّةَ تُبْتَلَى في قُبُورِهَا فَلَوَْ أنْ َ تَدَافَنُوا فَدَعَوْتُ اللّهَ أنْ
يُسْمِعَكُمْ مِنْ عَذَابِ القَبْرِ الّذِى أسْمَعُ مِنْهُ ثُمَّ قَالَ: تَعَوَّذُوا بِاللّهِ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ قَالُوا: نَعُوذُ بِاللّهِ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ قَالَ: تَعَوَّذُوا بِاللّهِ مِنْ عَذَابِ الْنَّارِ قَالُوا: نَعُوذُ بِاللّهِ مِنْ عَذَابِ النَّارِ قَالَ: تَعَوَّذُوا بِاللّهِ مِنَ الْفِتَنِ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ قَالُوا: نَعُوذُ بِاللّهِ مِنَ الْفِتَنِ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ قَالَ: تَعَوَّذُوا بِاللّهِ مِنْ فِتْنَةِ الْدَّجَّالِ قَالُوا: نَعُوذُ بِاللّهِ مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ[ أخرجه مسلم


5497- Zeyd İbnu Sabit (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), bizimle birlikte, Benî Neccar'a ait bir bahçede bulunduğu sırada bindiği katır, onu aniden saptırdı, nerdeyse (sırtından yere) atacaktı Karşımızda beş veya altı kabir vardı Aleyhissalâtu vesselâm:
"Bu kabirlerin sahiplerini bilen var mı?" buyurdular Bir adam:
"Ben biliyorum!" deyince, (aleyhissalâtu vesselâm):
"Ne zaman öldüler?" dedi Adam:
"Şirk devrinde" deyince Aleyhissalatu vesselam:
"Bu ümmet kabirde fitneye maruz kılınacak Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım şahsen işitmekte olduğum kabir azabını size de işittirmesi için Allah'a dua ederdim" buyurdular ve sonra şunları söylediler: "Kabir azabından Allah'a sığının!" Oradakiler:
"Kabir azabından Allah'a sığınırız!" dediler Aleyhissalâtu vesselâm:
"Cehennem azabından da Allah'a sığının!" dedi"Cehennem azabından Allah'a sığınırız" dediler
"Fitnelerin açık ve kapalı olanından Allah'a sığının!" dedi
"Açık ve kapalı her çeşit fitneden Allah'a sığınırız!" dediler
"Deccal'ın fitnesinden Allah'a sığının!" buyurdu
"Deccal'ın fitnesinden Allah'a sığınırız!" dediler" [Müslim, Cennet 67, (2867)]

وعن أبي أيُّوبَ ا‘نْصَارِي رَضِيَ اللّهُ عَنه قال: ]خَرَجَ رَسُولُ اللّهِ # بَعْدَمَا غَرَبَتِ الشَّمْسُ فَسَمِعَ صَوْتاً فَقَالَ: يَهُودُ تُعَذَّبُ في قُبُورِهَا[ أخرجه الشيخان والنسائي

5498- Ebu Eyyub el-Ensârî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Güneş battıktan sonra, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) çıkmıştı, bir ses işitti: "Bu, kabirlerinde azab çeken Yahudiler(in sesidir)!" buyurdular" [Buhârî, Cenaiz 88; Müslim, Cennet 69, (2869); Nesâî, Cenaiz 114, (4, 102)]

وللنّسائي عن أنسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنه: ]أنَّ النَّبِيَّ # سَمِعَ صَوْتاً مِنْ قَبْرٍ فَقَالَ: مَتى مَاتَ هذَا؟ قَالُوا: مَاتَ في الْجَاهِلِيّةِ فَسُرَّ بذلِكَ وَقَالَ: لَوَْ أنْ َ تَدَافَنُوا لَدَعَوْتُ اللّهَ أنْ يُسْمِعَكُمْ عَذَابَ الْقَبْرِ[

5499 - Nesâî, Hz Enes (radıyallahu anh)'ten naklediyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir kabirden bir ses işitmişti: "Bu ne zaman öldü? (bileniniz var mı?)" buyurdular
"Cahiliye devrinde!" dediler Bu cevaba sevindi ve:
"Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım kabir azabını size de işittirmesi için dua ederdim" buyurdular" [Müslim, Cennet 68, (2868); Nesâî, Cenaiz 114, (4, 102)]

 

rana isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 13-06-2008   #2
 
Standart --->: Kabir Hayatı Var mıdır?


KABİR HAYATI
Dünya hayatından sonra, ahiret hayatından da önce fakat ahiret hayatı içinde ele alınması gereken bir başka hayat daha vardır ki o da kabir hayatı veya "Âlem-i Berzah"denilen hayattır Berzah, asıl manasında iki şey arasında bulunan engel, ayırıcı sınır demektir Bu kelime Kur'an'ın "el-Mü'minûn, 23/100; er-Rahmân, 55/20; el-Furkan, 25/53" ayetlerinde "iki şey arasındaki engel" manasında kullanılmıştır
Râgıp, el-Müfredât adlı eserinde şöyle der: "Berzah; ahirette insan ile yüksek menzillere ulaşması arasındaki engeldir Bu kelime, el-Beled, 90/11 ayetindeki "el-Akabe" kelimesine işarettir Ayetin meâli şöyledir: "Fakat o, (hedefe varmak, yapılan iyiliklere teşekkür etmek için) sarp yokuşu geçemedi" Ayette bildirilen engeli ise ancak sâlihler aşabilir Berzah'ın ölüm ile kıyâmet arasındaki engel olduğu da söylenir
İnsan için üç hayat vardır:
Dünya hayatı: Ruhun cesetle birlikte yaşadığı içinde bulunduğumuz hayat
Berzah hayatı: Ruh, dünyada iken içinde bulunduğu cesetten ayrılmış, azab yahutta nimet içinde müstakil hale gelmiştir
Ahiret hayatı: Ruhların dünyada iken içinde oldukları cesetlere dönmeleri ile meydana gelen son hayat Görüldüğü gibi Berzah hayatı, birinci hayat ile ikinci hayat arasındadır Dünya hayatı çalışma, Ahiret hayatı ise çalışmanın karşılığını görme hayatıdır Bu ikisi arasındaki hayat da, beklemekten ibaret olan Berzah hayatıdır (Âli İmrân, 3/185)
Ölüm anında, ruhlar cesetten ayrılırken rahmet veya azab melekleri vasıtasıyla onlara, hallerine uygun durumlar gösterilir:
"Melekler, o kâfirlerin yüzlerine ve arkalarına vura vura: "Tadın Cehennem azabını " diyerek canlarını alırken bir görmeliydin" (el-Enfâl, 8/50, el-En'âm, 6/93-94) Ayetlerde bildirilen azab, ölüm anında kâfir ve günahkârlara yapılan azabtır
Ahmed İbn Hanbel'in Müsned'inde (IV/288, 397) yer alan rivayetlere göre Hz Peygamber şöyle buyurmuştur: "Mümin kul, dünyadan ayrılmak üzere ve ahirete yöneldiği anda ona semadan beyaz yüzlü melekler iner Yüzleri sanki güneş gibidir Yanlarında Cennet kefenlerinden ve kokularından vardır Onun görebileceği yere otururlar Ölüm meleği gelir, baş tarafına oturur ve şöyle der: "Ey güzel ruh, çık ve Rabbi'nin rızasına ve mağfiretine gel " O da, ağızdan damlayan bir damla gibi çıkar Kâfir kul dünyadan ayrılmak ve ahirete yönelmek üzere olunca, yanında kaba bir elbise olan siyah yüzlü bir melek gelir, onun görebileceği bir yerde oturur, şöyle der:
"Ey çirkin ruh, haydi çık, Rabb'inin öfkesine ve gazabına gel Ruh cesedden korkarak ve güçlükle ayrılır"
Ölümden sonra berzah âleminin ikinci makamı olan kabir hayatı başlar Kabirde ilk zamanlarda ruh cesetle birlikte bulunurlar, beraber azab ve mükâfat görürler Daha sonra ruh cesetten ayrılır ve müstakil olur Peygamberimiz (sas)'in ifadesine göre; "Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçe, yahut Cehennem çukurlarından bir çukurdur " (Tirmîzî, Kıyâme, 26) Ruhun cesetle birlikte kabirde azap ve mükâfat görmeşinin bir benzeri, hepimizin zaman zaman gördüğümüz acı veya tatlı rüyalardır ki kişi kendisini sonsuz nimetler veya azap içinde görür de bunlar ancak uyanmakla sona erer
Kabir hayatı hakkında Peygamberimiz (sas) şöyle buyuruyor: "Ölüm meleği Mümin kulun ruhunu aldığı zaman melekler onu, göz açıp kapayacak kadar ölüm meleğinin elinde bırakmazlar Onu alır, bu kefene koyarlar Ondan, yeryüzünde bulunan mis kokusu gibi bir koku çıkar Onu melekler arasından geçirirken: "Bu güzel ruh nedir?" derler Dünyada iken söylenen en güzel ismini söyleyerek: "Falan oğlu falandır" derler Dünya semasına ulaşıncaya kadar çıkarırlar Nihâyet Cenâb-ı Allah: "Kulumu 'İlliyyine' yazınız " buyurur Bu, Cennet'in en yüksek derecesidir "Ben onu yeryüzündeki cesedine iade edeceğim" İki melek yanına gelir ve: "Rabbin kimdir?" derler Ruh:
"Rabbim Allah'tır " der Onlar:
"Dinin nedir?" derler Mümin ruh:
"Dinim İslâm 'dır " der Onlar:
"Bunları sana bildiren nedir?" derler O da:
"Allah'ın kitabını okudum, ona inandım ve tasdik ettim" der
Bunun üzerine semadan bir ses gelir:
"Kulum doğru söyledi Cennet'te makamını hazırlayınız Onun için Cennet'ten bir kapı açınız der " (et-Terğîb ve't-Terhîb,III 369)'teki bir hadiste kâfir kulun ruhunun berzah hayatı hakkında Peygamber Efendimiz (sas) şöyle buyurmaktadır: "Ölüm meleği kâfir kulun ruhunu aldığı zaman, melekler bu ruhu onun elinde göz açıp kapayıncaya kadar bırakmazlar Onu hemen kalın bir elbiseye koyarlar Ondan yer yüzünde bulunan leş kokusu gibi bir koku çıkar Onu semaya yükseltirler Meleklerin yanından geçerken: "Bu kötü ruh kimindir?" derler Melekler, en kötü ismini söyleyerek: "Falan oğlu falandır" derler Onun için semanın kapısını açmasını isterler, fakat açmazlar" Bu esnada Peygamberimiz (sas) şu ayeti okudu: "Onlara gök kapıları açılmaz (ruhları göğe yükselmez) ve deve iğnenin deliğinden geçinceye kadar (hiçbir zaman) Cennet'e giremezler" (el-A'raf, 7/40) Allah: "Onun kitabını en aşağı makama yazınız" der Sonra onun ruhu uzaklaştırılır Peygamberimiz (sas) sonra şu ayeti okudu: "Kim Allah'a ortak koşarsa o, sanki gökten düşmüş de kendisini kuş kapıyor veya rüzgâr onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir " (el-Hacc, 22/31) Ruhu cesede iade olunur da iki melek (Münker ve Nekir*) gelir, yanına oturur ve:
"Rabbin kimdir?" derler O da:
"Şey şey, bilmiyorum,"der Onlar:
"Dinin nedir?" derler, o da:
"Şey şey, bilmiyorum,"der Onlar:
"Size kim peygamber olarak gönderildi? Peygamberiniz kimdir?" derler:
"Şey şey, bilmiyorum,"der Bunun üzerine semadan bir ses
"Yalan söyledi, Cehennem'deki yerini hazırlayınız" der Onun için Cehennem'e bir kapı açarlar Cehennem'in harareti ve kokusu gelir, kabri daralır ve onu sıkıştırır Çirkin yüzlü ve kötü elbiseli bir adam gelir ve ona şöyle der:
"Sana yazıklar olsun, va'd olunduğun gün işte bu gündür " Kâfir ruh ona:
"Sen kimsin? Çirkin yüz kötülük getirdi," der O da:
"Ben senin çirkin amelinim" der Bunun üzerine:
"Rabbim, kıyameti koparma" der Sonra kör, sağır, dilsiz ve elinde balyoz olan birisi gelir Elindeki bu balyozu bir dağa vursa toprak olur, ona bir vurur, toprak oluverir Sonra onu Allah eski haline getirir, tekrar bir daha vurur Öyle bir çığlık atar ki insanlar ve cinlerden başka her şey duyar "
Ruh, kabirde sorulan suallere verdiği cevaplara göre ya İlliyyîne* ya da Siccîn'e* gönderilir Burada, yeniden diriltilecekleri güne kadar emaneten dururlar Yeniden dirilme gününde ise Allah'ın emri ile tekrar cesetlere girerler İyi, kötü, bütün ruhların kendi kabirleriyle alâkaları vardır Bu alâka ile ziyaretçilerini tanırlar Nimetlerin lezzetlerini, yahutta cehennem'in acısını yanlarında hissederler Şehidlerin ruhları ise yeşil kuşlar gibi Cennet'lerde otlar ve Arş'ın altında asılı bulunan kandillere sığınırlar,(en-Nisâ, 4/169) Ayette Allah yolunda öldürülen şehidlerin, gerçekte, ölü olmadıkları, Allah katında Cennet nimetleriyle rızıklandırıldıkları bildirilmektedir Ayrıca şehid ruhlarının, Cennet'te kendilerine yapılan ikramlar nedeniyle, bir daha Allah yolunda öldürülebilmek için ruhlarının cesetlerine iade edilmesini istedikleri bildirilmektedir {Salih-i Müslim, VI, 38; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dili Kur'an Dili, II, 1229)

 

zahid89 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 13-06-2008   #3
 
Standart --->: Kabir Hayatı Var mıdır?


kabir hayatını ancak sapıklar inkar edersiz ne yapmaya çalışıyorsunuz açın bir kitabur ruhu okuyun ibni kayyımı çok seversiniz zannımca işiniz gücünüz fitne fesad ortalığı karıştırmak biraz sizi aklı selime davet ediyorum kaldırın gözünüzden at gözlüklerinizi

 

zahid89 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 13-06-2008   #4
 
Standart --->: Kabir Hayatı Var mıdır?


Alıntı:
zahid89´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
kabir hayatını ancak sapıklar inkar edersiz ne yapmaya çalışıyorsunuz açın bir kitabur ruhu okuyun ibni kayyımı çok seversiniz zannımca işiniz gücünüz fitne fesad ortalığı karıştırmak biraz sizi aklı selime davet ediyorum kaldırın gözünüzden at gözlüklerinizi
siz bana akil veremesiniz, Kabir Hayatini inkar eden yok!!!!

 

rana isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 23-06-2008   #5
 
Standart --->: Kabir Hayatı Var mıdır?


Allah cc Razı Olsun azra

 

ßaran isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-11-2008   #6
 
Standart --->: Kabir Hayatı Var mıdır?


Kabir hayatı diye bir şey yokBir tek ayet gösteremezsiniz

Kabirdekiler ölüdürler,ölünün hayatı varsa o ölü değildir

Hayat sahibi ise neden ölü diyoruz ve toprak altına gömüyoruz,bırakın toprağın üstünde yaşasın

 

zeygue isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-11-2008   #7
 
Standart --->: Kabir Hayatı Var mıdır?


Alıntı:
Kabir hayatı diye bir şey yokBir tek ayet gösteremezsiniz
Tek kaynak Kur'an diyenlerdenmisin zeygue? konuda verilen delilleri kabul etmemenin nedeni nedir?

Alıntı:
493- Hz Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Şu ayet ininceye kadar kabir azabından şüphelenmeye devam etmiştik (Mealen): "Sayınızın çokluğuyla övünmek sizi oyaladı Öyle ki, kabirleri ziyaret ettiniz" [Tirmizî, Tefsir -Tekasür, (3352)]

ـ5494 ـ3ـ وعن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنها: ]أنَّ يَهُودِيَّةً دَخَلَتْ عَلَيْهَا فَذََكَرَتْ عَذَابَ الْقَبْرِ فَقَالَتْ: أعَاذَكِ اللّهُ مِنْ عَذَابَ الْقَبْرِ فَسَألَتْ عَائِشَةُ رَسُولَ اللّهِ # عَنْ عَذَابِ الْقَبْرِ فَقَالَ: نَعَمْ، إنَّ عَذَابَ الْقَبْرِ حَقٌّ وَإنَّهُمْ يُعَذَّبُونَ فِي قُبُورِهِمْ عَذَاباً تَسْمَعُهُ الْبَهَائِمُ؛ قَالَتْ: فَمَا رَأيْتُهُ بَعْدُ صَلّى صََةً إَّ تَعَوَّذَ فيهَا مِنْ عَذَابَ الْقَبْرِ[ أخرجه الشيخان والنسائي

5494- Hz Aişe (radıyallahu anhâ)'nin anlattığına göre, bir Yahudi kadın, yanına girdi Kabir azabından bahsederek:
"Seni kabir azabından Allah korusun!" dedi Aişe de Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a kabir azabından sordu Aleyhissalâtu vesselâm:
"Evet, kabir azabı haktır Onlar kabirde azap çekerler, onların azabını hayvanlar işitir!" buyurdu Hz Aişe der ki:
"Bundan sonra Aleyhissalâtu vesselâm'ın namaz kılıp da, namazında kabir azabından istiaze etmediğini hiç görmedim" [Buhârî, Cenaiz 89, Müslim, Mesacid 123, (584); Nesâî, Cenaiz 115, (4, 104, 105)]

 

mumsema isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla
Tags: hayati, kabir, midir, var

Zaman Saati Çaldığı An | Doğumdan Sonra Hayat Varmı?

Konu Araçları


Kabir Hayatı Var mıdır? ile ilgili Benzer Konular
1228 Kez Görüntülendi

Morgda bekletilen ceset nasıl kabir azabı görecektir? Kabir azabı var mıdır, varsa bu
kitap: kabir hayatı imam gazalı.. Ölüm ve Sonrası/ Kabir- Kıyamet- Ahiret Hayatı
ölüm ve sonrası kabir hayatı ve kabir azabı
Kabir hayatı ve mezarlıklar
Kabir azabı kabir hayatı

Powered by vBulletin® Version 3.6.11 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forumacil | Forumalev | Dantel | Rüyatadı | Mumine | Örgü | Netalemi | Google | Şiirler | validator.w3 |

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369